TÜRKİYE'DE 422 HASTAYLA ARAŞTIRMA: SAĞLIK BİLGİSİ HEKİM İLETİŞİMİNİ ETKİLİYOR MU?
Türkiye'de 12 aile sağlığı merkezinde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, kronik hastalıkları bulunan bireylerin sağlık okuryazarlığı, tedaviye uyumu ve hekimleriyle iletişimlerine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Hitit Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi bağlantılı akademisyenlerin 422 yetişkin hastayı kapsayan çalışmasında, katılımcıların yaklaşık yüzde 80'inin sağlık okuryazarlığının yetersiz veya sorunlu düzeyde olduğu belirlendi.
Uluslararası hakemli BMC Primary Care dergisinde 5 Kasım 2026 tarihinde yayımlanan araştırma, bir gün sonra İngilizce bilim yayını Scienmag'da da haberleştirildi.
Araştırmada, sağlık okuryazarlığı ve tedaviye uyum düzeyleri yüksek olan hastaların hekimleriyle iletişimlerini daha etkili değerlendirdikleri saptandı. İnternetten edindikleri sağlık bilgilerinin tedavi kararlarını etkilediğini belirten katılımcılarda ise hekim iletişimine ilişkin değerlendirme puanları daha düşük bulundu.
Ancak araştırma, bu ilişkilerin neden-sonuç bağlantısı taşıdığını kanıtlamıyor.
TÜRKİYE'DE 12 AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNDE İNCELENDİ
Araştırma, 23 Haziran ile 13 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye'deki 12 aile sağlığı merkezinde gerçekleştirildi.
Çalışmaya en az bir kronik hastalığı bulunan 422 yetişkin dahil edildi.
Katılımcıların ortanca yaşı 48 olarak hesaplanırken yüzde 55,5'ini kadınlar oluşturdu.
Araştırma grubunda en sık bildirilen kronik hastalıklar şöyle sıralandı:
Hipertansiyon: Yüzde 54
Diyabet: Yüzde 38,2
Astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH): Yüzde 34,4
Bazı katılımcılarda birden fazla kronik hastalık bulunduğundan bu oranların toplamı yüzde 100'ü aşıyor.
Çalışmada hastaların sağlık bilgilerine ulaşabilme, bu bilgileri anlayabilme ve kullanabilme düzeyleri ile tedaviye uyumları ve hekimleriyle iletişimlerine ilişkin değerlendirmeleri standart ölçeklerle ölçüldü.
HASTALARIN YAKLAŞIK YÜZDE 80'İNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI SORUNU
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, sağlık okuryazarlığı düzeylerine ilişkin sonuçlar oldu.
Katılımcıların:
Yüzde 14,7'sinde yetersiz sağlık okuryazarlığı,
Yüzde 64,9'unda sorunlu sağlık okuryazarlığı,
Yüzde 20,4'ünde yeterli sağlık okuryazarlığı saptandı.
Böylece araştırmaya katılan hastaların yüzde 79,6'sı, kullanılan ölçeğe göre sağlık okuryazarlığı açısından yetersiz veya sorunlu kategorisinde yer aldı.
Bu sonuçlar, sağlık bilgilerinin anlaşılması ve değerlendirilmesinde önemli güçlükler bulunabileceğine işaret ediyor.
Ancak söz konusu oran Türkiye'deki bütün kronik hastaların veya genel nüfusun sağlık okuryazarlığı düzeyini göstermiyor. Bulgular yalnızca araştırmaya katılan 422 kişilik örneklemi temsil ediyor.
SAĞLIK OKURYAZARLIĞI NEDİR?
Sağlık okuryazarlığı, bireyin sağlığıyla ilgili bilgilere ulaşabilmesi, bu bilgileri anlayabilmesi, güvenilirliğini değerlendirebilmesi ve sağlık kararlarında kullanabilmesi olarak tanımlanıyor.
Örneğin bir hastanın ilaç kullanım talimatlarını anlaması, kan tahlili sonuçları hakkında doğru sorular sorabilmesi veya internette karşılaştığı bir sağlık iddiasının güvenilirliğini değerlendirebilmesi sağlık okuryazarlığıyla ilişkili.
Bu beceri yalnızca kişinin eğitim düzeyiyle sınırlı değil.
Hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının bilgileri anlaşılır bir dille sunması, sağlık sisteminin erişilebilirliği ve hastaya verilen yazılı materyallerin açıklığı da sağlık okuryazarlığını etkileyebilen unsurlar arasında bulunuyor.
Özellikle diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları gibi uzun süreli takip gerektiren durumlarda sağlık bilgilerinin doğru anlaşılması önem taşıyor.
HEKİMLE İLETİŞİMDE EN GÜÇLÜ İLİŞKİ TEDAVİYE UYUMDA
Araştırmacılar, hastaların sağlık okuryazarlığı ile tedaviye uyum düzeylerinin hekimleriyle iletişimlerini nasıl değerlendirdikleriyle ilişkisini istatistiksel yöntemlerle inceledi.
Yaş, cinsiyet ve çeşitli klinik özelliklerin de dikkate alındığı analizlerde hem sağlık okuryazarlığının hem de tedaviye uyumun hekim iletişimine ilişkin olumlu değerlendirmelerle bağlantılı olduğu görüldü.
Tedaviye uyum için hesaplanan standartlaştırılmış ilişki katsayısı 0,448, sağlık okuryazarlığı için ise 0,196 olarak bulundu.
Bu sonuçlar, kullanılan istatistiksel modelde tedaviye uyumun hekim iletişimi değerlendirmeleriyle daha güçlü bir ilişki gösterdiğine işaret ediyor.
Ancak bu bulgu, tedaviye uyumun hekim iletişimini doğrudan iyileştirdiği veya iyi iletişimin mutlaka tedaviye uyumu artırdığı anlamına gelmiyor.
İlişkinin yönü ve olası nedenleri için farklı araştırma yöntemlerine ihtiyaç bulunuyor.
İNTERNETTEN ALINAN SAĞLIK BİLGİLERİ DİKKAT ÇEKTİ
Araştırmanın önemli sonuçlarından biri de internet üzerinden edinilen sağlık bilgileriyle ilgili oldu.
İnternetten ulaştıkları bilgilerin tedavi kararlarını etkilediğini bildiren hastaların, hekimleriyle iletişimlerinin etkililiğine ilişkin puanları diğer katılımcılara göre daha düşük bulundu.
Bu ilişki, diğer demografik ve klinik değişkenler dikkate alındığında da istatistiksel anlamlılığını korudu.
Ancak araştırma internetten sağlık bilgisi edinmenin doğrudan hekim-hasta iletişimini bozduğunu göstermiyor.
Ayrıca internet kullanan bütün hastalarda benzer bir sorun bulunduğu da söylenemez.
Çalışmada değerlendirilen durum, internetten edinilen bilgilerin hastaların tedavi kararlarını etkilemesiyle ilgiliydi.
Araştırma sonuçları, dijital sağlık bilgilerinin hekimle birlikte değerlendirilmesinin ve hastaların merak ettikleri konuları açıkça sorabilmesinin önemini gündeme getiriyor.
KRONİK HASTALIK SÜRESİ DE İLETİŞİMLE İLİŞKİLİ BULUNDU
Çalışmada on yıldan uzun süredir kronik hastalıkla yaşayan katılımcıların, hekimleriyle iletişimlerinin etkililiğine ilişkin puanlarının daha yüksek olduğu da belirlendi.
Bu sonuç, uzun süreli hastalık deneyiminin sağlık sistemiyle iletişime ilişkin bazı becerilerle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.
Ancak araştırma, hastalık süresi uzadıkça iletişimin kendiliğinden iyileştiğini kanıtlamıyor.
Hastaların önceki sağlık hizmeti deneyimleri, takip sıklıkları ve bireysel özellikleri gibi farklı etkenler de sonuçlarda rol oynayabilir.
ARAŞTIRMA HASTALARIN HEKİMLERİYLE İLETİŞİMİNİ NASIL ÖLÇTÜ?
Araştırmada hekim-hasta iletişimi doğrudan ses veya görüntü kayıtları üzerinden değerlendirilmedi.
Bunun yerine katılımcıların hekimleriyle iletişimlerinin ne kadar etkili olduğunu düşündüklerini ölçen standart bir anket kullanıldı.
Dolayısıyla sonuçlar, doktorların iletişim becerilerine ilişkin bağımsız bir performans puanı veya sağlık kuruluşlarının hizmet kalitesini gösteren doğrudan bir ölçüm olarak yorumlanmamalı.
Araştırma hastaların kendi algılarına dayanan değerlendirmeleri ele alıyor.
Bu ayrım, bilimsel sonuçların doğru anlaşılması bakımından önem taşıyor.
TÜRK ÜNİVERSİTELERİNDEN DÖRT ARAŞTIRMACI
Çalışma, Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Ankara Üniversitesi bağlantılı dört araştırmacı tarafından hazırlandı.
Araştırmanın yazarları Gülay Yılmazel, İbrahim Doğan, Hilal Demirhan Keleş ve Emre Keleş.
Gülay Yılmazel ve Emre Keleş halk sağlığı ve hemşirelik alanlarıyla, İbrahim Doğan ve Hilal Demirhan Keleş ise sağlık yönetimiyle ilişkili akademik birimlerde görev yapıyor.
İbrahim Doğan'ın ayrıca Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı bağlantısı bulunuyor.
Araştırma, Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulunun 22 Haziran 2026 tarihli onayıyla gerçekleştirildi.
BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Araştırmacılar, kronik hastalık yönetiminde hastaların sağlık bilgilerini daha iyi anlayabilmesini ve tedaviye katılımını destekleyecek uygulamalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Özellikle aile sağlığı merkezlerinde tıbbi bilgilerin sade bir dille aktarılması, ilaç kullanım talimatlarının anlaşılır biçimde açıklanması ve hastaların soru sormasının teşvik edilmesi önem taşıyor.
Hastanın kendisine verilen bilgiyi doğru anlayıp anlamadığının kontrol edilmesi de iletişimin niteliğini geliştirmeye yardımcı olabilir.
Bu amaçla sağlık çalışanları, hastadan verilen bilgiyi kendi sözleriyle açıklamasını isteyebilir.
Bu yaklaşım, hastayı sınamak yerine sağlık çalışanının açıklamasının yeterince anlaşılır olup olmadığını değerlendirmeye yöneliktir.
Kronik hastalıkların uzun süreli yönetiminde sağlık okuryazarlığını destekleyen programların geliştirilmesi, sağlık hizmetleri açısından üzerinde durulması gereken alanlar arasında bulunuyor.
ARAŞTIRMANIN SINIRLARI NELER?
Çalışma kesitsel bir araştırma olarak tasarlandı. Başka bir ifadeyle hastaların sağlık okuryazarlığı, tedaviye uyumu ve iletişim değerlendirmeleri belirli bir dönemde ölçüldü.
Bu nedenle bir değişkenin diğerine doğrudan neden olduğu sonucuna ulaşılamıyor.
Katılımcılar Türkiye'deki 12 aile sağlığı merkezinden seçildiği için sonuçların bütün ülkeye genellenmesi de mümkün değil.
Ayrıca hekim iletişiminin etkililiği hastaların kendi değerlendirmelerine dayanıyor.
Araştırma tedavi başarısı, hastaneye yatış, ölüm oranı veya tıbbi komplikasyonlar gibi klinik sonuçları doğrudan incelemedi.
Bununla birlikte çalışma, kronik hastalık yönetiminde sağlık bilgilerini anlama, tedaviye uyum ve hekimle iletişim arasındaki ilişkilerin anlaşılmasına katkı sağlıyor.
HASTALAR İÇİN HANGİ DERSLER ÇIKARILABİLİR?
Araştırma, hastaların hekimleriyle kurdukları iletişimde sağlık bilgilerini anlamalarının ve tedavi sürecine katılmalarının önemli olabileceğine işaret ediyor.
İlaçların nasıl kullanılacağı, olası yan etkiler, kontrol muayeneleri ve tedavinin hedefleri gibi konularda soruların açıkça dile getirilmesi, hastaların kendi sağlık durumlarını anlamalarına yardımcı olabilir.
İnternetten veya sosyal medyadan edinilen bilgiler ise bilimsel güvenilirlik açısından değerlendirilmeli ve mevcut tedaviyi değiştirmeden önce ilgili sağlık uzmanıyla görüşülmeli.
Türk araştırmacıların çalışması, kronik hastalıklarda etkili sağlık hizmetinin yalnızca doğru tanı ve tedaviyle sınırlı olmadığını; hastanın bilgileri anlayabilmesi ve sağlık çalışanlarıyla nitelikli iletişim kurabilmesinin de önemli olduğunu gündeme taşıyor.
TIBBİ UYARI
Bu haber gözlemsel bir araştırmanın bulgularını aktarmaktadır. Sonuçlar, herhangi bir iletişim yönteminin veya sağlık okuryazarlığı müdahalesinin kesin klinik yarar sağladığını kanıtlamaz.
Diyabet, hipertansiyon, KOAH ve diğer kronik hastalıkları bulunan kişiler ilaçlarını veya tedavi planlarını internette okudukları bilgilere dayanarak değiştirmemelidir.
Tedaviyle ilgili belirsizliklerde aile hekimine veya hastayı takip eden ilgili uzman hekime başvurulmalıdır.
KAYNAKLAR
1. Yılmazel G., Doğan İ., Demirhan Keleş H., Keleş E. Associations of Health Literacy and Patient Adherence with Perceived Effectiveness of Patient–Physician Interaction Among Patients with Chronic Diseases in Primary Care. BMC Primary Care, 5 Kasım 2026.
2. Scienmag. Health Literacy and Adherence Linked to Perceived Doctor Interaction Effectiveness. 6 Kasım 2026.





