Türkiye'de 16 hastanenin katılımıyla gerçekleştirilen bilimsel araştırma, enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatırılan yaşlı hastalarda klinik kötüleşme riskinin değerlendirilmesine ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu. Yaşları 65 ve üzerinde olan 151 hastanın incelendiği çalışmada, Klinik Kırılganlık Ölçeği'nin 28 günlük olumsuz sonuçları ayırt etmede yaygın kullanılan bir başka kırılganlık ölçeğinden daha başarılı olduğu belirlendi.

Araştırma, uluslararası hakemli bilimsel dergi BMC Geriatrics'te 31 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı.

Türkiye'nin farklı bölgelerindeki enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlarının katkısıyla yürütülen çalışmada, hastaların yalnızca kronolojik yaşlarının değil, genel fiziksel ve işlevsel durumlarının da kısa dönem klinik sonuçlarla ilişkisi değerlendirildi.

16 HASTANEDE 265 YETİŞKİN DEĞERLENDİRİLDİ

İleriye dönük gözlemsel araştırmaya toplam 265 yetişkin hasta dahil edildi.

Katılımcıların 151'i 65 yaş ve üzerindeyken 114'ü daha genç hastalardan oluşuyordu.

Araştırmanın temel konusu olan kırılganlık değerlendirmeleri, yalnızca 65 yaş ve üzerindeki 151 hastada gerçekleştirildi.

Hastalar enfeksiyon hastalıkları servislerinde yatarken iki farklı kırılganlık ölçeğiyle değerlendirildi ve 28 gün boyunca klinik sonuçları takip edildi.

Araştırmacılar, bu süre içerisinde hastaların taburcu olup olmadığını, yoğun bakımda bulunup bulunmadığını, hastanede yatışlarının devam edip etmediğini ve ölüm durumlarını kaydetti.

151 HASTANIN 18'İNDE OLUMSUZ SONUÇ GÖRÜLDÜ

Araştırmanın temel sonlanım noktası, 28 gün içerisinde ortaya çıkan üç farklı olumsuz durumun birlikte değerlendirilmesiydi.

Bu durumlar; hastanın 28 gün içerisinde yaşamını yitirmesi, 28. günde yoğun bakımda bulunması veya aynı tarihte normal serviste yatışının devam etmesi olarak tanımlandı.

İncelenen 151 yaşlı hastanın 18'inde, yani yüzde 11,9'unda bu birleşik olumsuz sonuç ortaya çıktı.

Yedi hasta ilk 28 günde yaşamını yitirdi. Altı hasta 28. günde yoğun bakımdaydı. Beş hastanın ise normal serviste yatışı devam ediyordu.

Diğer 133 hasta, 28 günlük değerlendirme süresi içerisinde hayatta ve taburcu edilmiş durumdaydı.

Bu ayrım önemli. Araştırmadaki 18 olumsuz sonucun tamamı ölüm anlamına gelmiyor.

KLİNİK KIRILGANLIK ÖLÇEĞİNDE BELİRGİN FARK

Bilim insanları, ilk olarak Klinik Kırılganlık Ölçeği adı verilen değerlendirme yönteminin sonuçlarını inceledi.

Bu ölçek; kişinin hareket kabiliyetini, günlük yaşam faaliyetlerinde ne kadar yardıma ihtiyaç duyduğunu, mevcut hastalıklarını ve genel işlevsel durumunu birlikte değerlendiriyor.

Bir ile dokuz arasında puanlanan ölçekte yüksek puanlar daha ileri kırılganlık düzeyine işaret ediyor.

Araştırmada beş ve üzerindeki puanlar kırılganlık olarak sınıflandırıldı.

Bu yönteme göre 151 hastanın 87'sinde kırılganlık saptandı.

Kırılgan olarak sınıflandırılan 87 hastanın 16'sında, yani yüzde 18,4'ünde, 28 günlük olumsuz sonuç gelişti.

Kırılgan kabul edilmeyen 64 hastanın ise yalnızca ikisinde, yani yüzde 3,1'inde aynı sonuç görüldü.

Gruplar arasındaki yaklaşık 15,3 yüzde puanlık farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulundu.

Bu bulgu, hastaneye yatış sırasında daha yüksek kırılganlık düzeyi gösteren yaşlılarda kısa dönem klinik sorunların daha sık görüldüğünü ortaya koydu.

İKİNCİ ÖLÇEKTE SONUÇLAR NASIL DEĞİŞTİ?

Araştırmada karşılaştırılan diğer yöntem FRAIL Ölçeği oldu.

Beş soruluk bu değerlendirme; yorgunluk, merdiven çıkma güçlüğü, yürüme zorluğu, mevcut hastalıklar ve istemsiz kilo kaybı gibi özelliklere dayanıyor.

FRAIL Ölçeği'ne göre hastaların 102'si, yani yüzde 67,5'i kırılgan olarak sınıflandırıldı.

Bu gruptaki 102 hastanın 16'sında, yüzde 15,7 oranında, 28 günlük olumsuz sonuç görüldü.

Kırılgan kabul edilmeyen 49 hastanın ise ikisinde, yüzde 4,1 oranında, olumsuz sonuç gelişti.

İki grup arasında sayısal farklılık bulunmasına rağmen bu karşılaştırma araştırmada kullanılan istatistiksel anlamlılık sınırına ulaşmadı.

Ancak bir yöntemde anlamlı ilişki bulunması, diğerinde bulunmaması tek başına yöntemlerin birbirinden üstün olduğunu göstermiyor.

Araştırmacılar bu nedenle iki ölçeğin ayırt etme gücünü doğrudan karşılaştıran ayrı analizler gerçekleştirdi.

HANGİ ÖLÇEK DAHA İYİ SONUÇ VERDİ?

İki ölçeğin 28 günlük olumsuz sonuçları birbirinden ayırt edebilme performansı AUC adı verilen istatistiksel ölçütle değerlendirildi.

958 Bin Hastanın Verileri İncelendi: Kadın Hekim Grubunda Ölüm Oranı Daha Düşük
958 Bin Hastanın Verileri İncelendi: Kadın Hekim Grubunda Ölüm Oranı Daha Düşük
İçeriği Görüntüle

AUC değeri, bir değerlendirme yönteminin olumsuz sonuç yaşayacak kişilerle yaşamayacak kişileri ayırt etme becerisini gösteriyor.

Değerin 0,5'e yakın olması ayırt etme gücünün düşük, 1'e yaklaşması ise daha yüksek olduğunu ifade ediyor.

Araştırmada Klinik Kırılganlık Ölçeği'nin AUC değeri 0,823 olarak hesaplandı.

FRAIL Ölçeği'nin AUC değeri ise 0,696 bulundu.

İki değer arasındaki farkı doğrudan değerlendiren istatistiksel analizde Klinik Kırılganlık Ölçeği lehine anlamlı farklılık saptandı.

Bu sonuç, incelenen hasta grubunda Klinik Kırılganlık Ölçeği'nin 28 günlük olumsuz sonuçları daha iyi ayırt edebildiğini gösterdi.

Bununla birlikte 0,823 değeri, yöntemin hastaların yüzde 82,3'ünde gelecekte ne olacağını kesin olarak bildiği anlamına gelmiyor.

Ölçeğin tek başına güvenilir bir kişisel risk tahmin sistemi olarak kullanılabilmesi için daha kapsamlı doğrulama gerekiyor.

YAŞ VE İLAÇ KULLANIMI HESABA KATILDI

Araştırmacılar, kırılganlıkla kötü klinik sonuçlar arasındaki ilişkinin diğer hasta özelliklerinden etkilenip etkilenmediğini de inceledi.

Bu amaçla yaş, cinsiyet ve düzenli olarak beş veya daha fazla ilaç kullanımı istatistiksel analizlere dahil edildi.

Bu değişkenler dikkate alındığında Klinik Kırılganlık Ölçeği'ne göre kırılgan kabul edilmek, 28 günlük birleşik olumsuz sonuçla anlamlı biçimde ilişkili kalmaya devam etti.

Düzeltilmiş odds oranı 5,99 olarak hesaplandı.

Ancak bu değer, her kırılgan yaşlı hastanın ölüm riskinin altı kat arttığı veya sonuçların kesin olarak tahmin edilebildiği anlamına gelmiyor.

İncelenen sonuç yalnızca ölüm değil; yoğun bakımda bulunma ve uzamış hastane yatışını da kapsıyordu.

Üstelik 18 olumsuz olay üzerinden elde edilen istatistiksel tahminin güven aralığı genişti.

Dolayısıyla ilişkinin büyüklüğü konusunda önemli bir belirsizlik bulunuyor.

EN SIK HANGİ ENFEKSİYONLAR GÖRÜLDÜ?

Araştırmacılar yaşlı hastaların hastaneye yatış nedenlerini de değerlendirdi.

151 yaşlı hastanın 46'sında idrar yolu enfeksiyonu bulunuyordu. Bu hastalar grubun yüzde 30,5'ini oluşturdu.

Cilt ve yumuşak doku enfeksiyonları 22 hastada, toplum kökenli zatürre ise 16 hastada görüldü.

Kateterle ilişkili enfeksiyonlar, diyabetik ayak enfeksiyonları ve hastane kaynaklı zatürre de araştırmada yer alan diğer hastalıklar arasındaydı.

Yaşlı katılımcıların yüzde 96'sında en az bir kronik hastalık bulunuyordu.

Hipertansiyon yüzde 70,9, diyabet yüzde 45,7 ve koroner arter hastalığı yüzde 35,1 oranında saptandı.

Bu sonuçlar, enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatırılan yaşlıların önemli bir bölümünde birden fazla sağlık sorununun birlikte bulunduğunu gösteriyor.

Ancak araştırma, bu hastalıkların tek başına 28 günlük olumsuz sonuca neden olduğunu ortaya koymuyor.

KIRILGANLIK NEDEN YAŞTAN FARKLI BİR KAVRAM?

Kronolojik yaş, bir insanın doğumundan itibaren geçen süreyi gösteriyor.

Kırılganlık ise kişinin hastalıklar ve fiziksel stres karşısındaki dayanıklılığını etkileyen işlevsel ve biyolojik özelliklerle ilişkili.

Aynı yaştaki iki kişinin hareket kabiliyeti, kas gücü, zihinsel işlevleri, kronik hastalık yükü ve günlük yaşam bağımsızlığı birbirinden farklı olabiliyor.

Bu nedenle tıpta kırılganlık değerlendirmesi, özellikle ileri yaşta kapsamlı hasta değerlendirmesinin önemli bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Klinik Kırılganlık Ölçeği'nin fiziksel hareketliliğin yanı sıra bilişsel işlevler ve günlük yaşamda bağımlılık durumunu da değerlendirmesi, araştırmada gözlenen farklılığı kısmen açıklayabilir.

Bununla birlikte araştırmacılar başka bir olasılığa da dikkat çekti.

Ölçekler hastaların enfeksiyon öncesindeki durumlarına göre değil, aktif hastalık sırasında uygulandı.

Dolayısıyla ağır enfeksiyon nedeniyle geçici olarak yürüyemeyen veya günlük işlerini yapmakta zorlanan bir hasta, hastalık öncesine göre daha kırılgan değerlendirilebilmiş olabilir.

Bu durum özellikle Klinik Kırılganlık Ölçeği'nin sonuçlarını etkilemiş olabilir.

16 HASTANELİ ARAŞTIRMADA FARKLI KURUMLAR BULUŞTU

Araştırma, Yozgat Şehir Hastanesinden Hilal Ekici'nin de aralarında bulunduğu geniş bir bilimsel ekip tarafından yürütüldü.

Çalışmanın yazarları arasında Zeynep Türe, Sabahat Çağan Aktaş, Sabahat Çeken, Müge Ayhan, Ayşe Sağmak Tartar, Sevil Alkan Varoğlu, Behice Kurtaran ve Gülden Eser Karlıdağ gibi farklı merkezlerde görev yapan araştırmacılar yer aldı.

Yozgat Şehir Hastanesi, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi bağlantılı araştırma hastaneleri, çalışmadaki kurumsal iş birliğine katkı sağladı.

Araştırma, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki hastalardan veri toplanması bakımından önemli olmakla birlikte katılımcı sayısının merkezler arasında eşit dağılmaması ve bazı merkezlerde olumsuz sonuç görülmemesi analizlerin gücünü sınırladı.

ARAŞTIRMA HASTANELERDE NEYİ DEĞİŞTİREBİLİR?

Çalışmanın bulguları, enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatırılan yaşlılarda klinik değerlendirmeye kırılganlık bilgisinin eklenmesinin yararlı olabileceğini düşündürüyor.

Ancak bu çalışmada herhangi bir tedavi yöntemi değiştirilmedi ve kırılganlık değerlendirmesine göre düzenlenen bir bakım programının hastaların iyileşmesini hızlandırıp hızlandırmadığı araştırılmadı.

Ayrıca toplam 18 olumsuz sonucun bulunması, iki ölçeğin performansına ilişkin tahminlerde belirsizlik yaratıyor.

Araştırmacılar, elde edilen sonuçların daha geniş hasta gruplarında ve farklı klinik ortamlarda doğrulanması gerektiğini belirtti.

Çalışmanın ortaya koyduğu temel sonuç, enfeksiyon nedeniyle hastanede tedavi gören yaşlı hastalarda fiziksel ve işlevsel kırılganlığın 28 günlük klinik sonuçlarla ilişkili olduğu ve bu ilişkiyi değerlendirmede kullanılan ölçeklerin performansının farklılaşabildiği oldu.

KAYNAKLAR

1. Ekici H, Türe Z, Aktaş SÇ ve arkadaşları. Comparison of the Clinical Frailty Scale and the FRAIL Scale for predicting short-term outcomes in older adults hospitalized with infectious diseases: a multicentre prospective study. BMC Geriatrics. 31 Ekim 2026. DOI: 10.1186/s12877-026-08634-w.