Türk Tabipleri Birliği (TTB), Mersin’de 1 Ekim 2026 tarihinde gözaltına alınan kişilerin adli muayene ve kontrolleri için hekimlerin gözaltı merkezleri ve karakollarda muayene yapmaya zorlandığını bildirdi. Uygulamaya tepki gösterilen açıklamada, hekimlerin mesleki bağımsızlığının korunması ve insan onuruna uygun muayene koşullarının sağlanması istendi.

Adli Tıp Uzmanları Derneği, TTB İnsan Hakları Kolu ve TTB Merkez Konseyi imzasıyla yayımlanan açıklamada, “İnsan Hakları İhlalleri ile İlgili Hekim Tutum Belgesi” yeniden hatırlatıldı.

MERSİN’DEKİ UYGULAMAYA İTİRAZ

TTB, kendilerine ulaşan bilgilere dayanarak Mersin İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğünün, gözaltındaki kişilerin adli muayenelerini gözaltı merkezlerinde ve karakollarda yaptırmak üzere hekimleri zorladığını belirtti.

Açıklamada bu uygulamanın ulusal mevzuata ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası belgelere aykırı olduğu savunularak, “Meslektaşlarımızın gözaltı merkezlerinde adli muayeneye zorlanması kabul edilemez” denildi.

Hekimliğin mesleki değerlerinin, bağımsızlığının ve özerkliğinin korunması gerektiğini vurgulayan kuruluşlar, muayene ve bakım koşullarının insan onuruna uygun biçimde düzenlenmesini istedi.

“MUAYENE, BASKININ HİSSEDİLMEDİĞİ SAĞLIK ORTAMINDA YAPILMALI”

Ortak açıklamada, gözaltı muayenelerinin kişilerin tutulduğu yerlerde değil; hekimliğin bilimsel standartlara ve evrensel etik ilkelere göre uygulanabildiği, resmî otoritenin baskısının hissedilmediği bir sağlık ortamında yapılması gerektiği belirtildi.

Görüşme ve muayenede mahremiyetin esas olduğu vurgulandı. Değerlendirmelerin güvenlik görevlilerinin bulunmadığı, kelepçe ve göz bağı gibi kısıtlayıcı araçların kullanılmadığı koşullarda gerçekleştirilmesi istendi.

Açıklamada Dünya Tabipleri Birliğinin Tokyo, Hamburg ve hekimlerin mesleki bağımsızlığına ilişkin bildirgelerine de atıf yapıldı. Etik ilkelere aykırı davranmaya zorlanan hekimlerin desteklenmesinin meslek örgütlerinin sorumlulukları arasında olduğu ifade edildi.

BASKI VE UYGUNSUZ KOŞULLARIN BİLDİRİLMESİ ÇAĞRISI

Sağlık kuruluşları dışında tıbbi değerlendirme yapmaya veya adli rapor düzenlemeye çağrılan hekimlerin, bağlı bulundukları sağlık kuruluşunu ve tabip odasını derhal bilgilendirmeleri istendi.

Hekimin baskı ya da güvenliğine yönelik tehdit altında muayeneye zorlanması durumuna ilişkin hatırlatmalara da yer verildi. Muayene ortamının koşullarının, ortamda bulunan kişilerin kimlik bilgilerinin ve değerlendirme sırasında yaşanan güçlüklerin ayrıntılı biçimde kaydedilmesi gerektiği belirtildi.

ONAM, AYRINTILI MUAYENE VE EKSİKSİZ KAYIT VURGUSU

Yayımlanan on maddelik hatırlatmada, görüşme ve muayene öncesinde kişinin onamının alınması gerektiği ifade edildi. Onam verilmemesi durumunda ise gerekçenin ve muayenenin yapılamadığının kayıt altına alınması istendi.

Kişinin yakalanma anından itibaren yaşadıklarının kendi anlatımıyla kaydedilmesi; tehdit, hakaret, fiziksel veya psikolojik şiddet ile uyku, su ve gıdadan yoksun bırakılma iddialarının öyküye geçirilmesi gerektiği belirtildi.

Muayenenin yalnızca dile getirilen yakınmalarla sınırlı tutulmaması, fiziksel değerlendirmenin yanında ruhsal değerlendirmenin de yapılması vurgulandı. Görüşme ve muayenenin başlangıç ve bitiş saatlerinin ayrı ayrı yazılması; saptanan bulguların ayrıntılı biçimde belgelenmesi istendi.

GEREKTİĞİNDE ADLİ TIP UZMANI DEĞERLENDİRMESİ

Açıklamada, öykü ve muayene bulgularının gerektirdiği tetkik ve konsültasyonların istenmesi gerektiği de kaydedildi.

Kişinin anlatımı ile saptanan bulgular arasındaki uyumun değerlendirilmesine dikkat çekildi. Bu değerlendirmede güçlük yaşayan hekimlerin, adli tıp uzmanından konsültasyon istemesi önerildi.

Kuruluşlar, gözaltındaki kişilerin muayenelerinin ve düzenlenecek raporların tıbbi etik ile İstanbul Protokolü ilkelerine uygun olması gerektiğini vurguladı.

TSEDAD Program Değerlendiricisi Başvuru Süresini Uzattı
TSEDAD Program Değerlendiricisi Başvuru Süresini Uzattı
İçeriği Görüntüle