Dünya genelinde tip 1 diyabetle yaşayan insanların sayısı önümüzdeki yıllarda belirgin biçimde artabilir.

Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneğinin 2026 yıllık toplantısında sunulmak üzere hazırlanan yeni modelleme çalışmasına göre tip 1 diyabetle yaşayan kişi sayısının 2025’te tahmini 9,4 milyondan 2049’da 12,1 milyona yükselmesi bekleniyor.

Bu yaklaşık 2,7 milyon kişilik veya yüzde 29’luk artış anlamına geliyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor:

Bu rakamlar gelecekte kesin olarak gerçekleşecek vaka sayıları değil, epidemiyolojik bir modelin ürettiği projeksiyonlar.

Araştırmanın sonuçları 28 Ağustos 2026’da erken kongre duyurusu olarak paylaşıldı. Çalışmanın 28 Eylül–2 Ekim 2026 tarihlerinde Milano’da düzenlenecek Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği yıllık toplantısında sunulması planlanıyor.

Sonuçlara ilişkin hakemli tam makale henüz yayımlanmış değil.

Yıllık Yeni Vakalardaki Artış Yüzde 29 Değil

Toplam tip 1 diyabetli kişi sayısındaki yüzde 29’luk artış kolayca yanlış anlaşılabilir.

Araştırmacıların kullandığı DIAMOND-T1D modeline göre dünyada bir yılda ortaya çıkan yeni tip 1 diyabet vakalarının:

2025’te 530 bin 24’ten

2049’da 605 bin 58’e

çıkması öngörülüyor.

Bu yaklaşık yüzde 14’lük artışa karşılık geliyor.

Dolayısıyla:

“Tip 1 diyabet vakaları yüzde 29 artacak”

şeklindeki genel ifade bilimsel olarak doğru değil.

Yüzde 29’luk tahmin, tip 1 diyabetle yaşayan toplam kişi sayısına; yüzde 14’lük tahmin ise yıllık yeni vaka sayısına ilişkin.

Bu ayrım çalışmanın doğru yorumlanması açısından kritik önem taşıyor.

Peki Toplam Sayı Neden Daha Hızlı Artabilir?

Tip 1 diyabetle yaşayanların toplam sayısındaki artışın yalnızca hastalığın daha sık ortaya çıkmasıyla açıklanması beklenmiyor.

Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten beta hücrelerine zarar verdiği kronik otoimmün bir hastalık.

İnsüline erişim, glukoz takibi ve diyabet bakımındaki gelişmeler, tip 1 diyabetli bireylerin daha uzun süre yaşayabilmesine katkıda bulunuyor.

Bu nedenle bir toplumda tip 1 diyabetle yaşayan insanların sayısının artması her zaman yalnızca:

“Daha fazla insan hastalanıyor.”

Sperm Sayısı ve Kalitesini Destekleyen 8 Günlük Alışkanlık
Sperm Sayısı ve Kalitesini Destekleyen 8 Günlük Alışkanlık
İçeriği Görüntüle

anlamına gelmiyor.

Daha fazla kişinin tanı alması ve hastalıkla daha uzun süre yaşayabilmesi de prevalansı, yani belirli bir zamanda tip 1 diyabetle yaşayan toplam kişi sayısını artırabiliyor.

En Büyük Göreli Artış Düşük Gelirli Ülkelerde Bekleniyor

Modelin dikkat çekici sonuçlarından biri ülkeler arasındaki farklılıklar.

Tip 1 diyabetle yaşayan insanların büyük bölümünün yüksek ve orta gelirli ülkelerde bulunmaya devam etmesi bekleniyor.

Buna karşılık en büyük göreli prevalans artışının düşük gelirli ülkelerde görülebileceği tahmin ediliyor.

Araştırmacılar, bu değişimde özellikle:

  • insüline erişimin iyileşmesinin,

  • glukoz takibinin yaygınlaşmasının,

  • daha fazla hastanın tanı almasının,

  • tip 1 diyabetli kişilerin daha uzun yaşamasının

rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Dolayısıyla düşük gelirli ülkelerde tip 1 diyabetle yaşayanların sayısının artması yalnızca hastalığın yükündeki artışı değil, bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimin iyileşmesini de yansıtabilir.

Tanzanya’da Sayı Yaklaşık İkiye Katlanabilir

Araştırmada verilen örneklerden biri Tanzanya.

Model, ülkede yıllık yeni tip 1 diyabet vakalarının:

2025’te 3 bin 275’ten

2049’da 6 bin 177’ye

çıkabileceğini öngörüyor.

Tip 1 diyabetle yaşayan toplam kişi sayısının ise yaklaşık:

19 bin 101’den 39 bin 673’e

yükselmesi bekleniyor.

Mutlak rakamlar bazı yüksek gelirli ülkelerden daha düşük olsa da göreli artış oldukça yüksek.

ABD’de Yarım Milyondan Fazla Ek Kişi Tip 1 Diyabetle Yaşayabilir

Model yüksek gelirli ülkelerde de önemli artışlar öngörüyor.

ABD’de tip 1 diyabetle yaşayan kişi sayısının:

2025’te 1 milyon 492 bin 825’ten

2049’da 2 milyon 55 bin 235’e

çıkabileceği tahmin ediliyor.

Bu, yarım milyondan fazla ek kişiye karşılık geliyor.

Birleşik Krallık için tahmin:

313 bin 725’ten 420 bin 551’e

yükseliş yönünde.

İtalya’da ise tip 1 diyabetle yaşayanların sayısının:

205 bin 499’dan 239 bin 145’e

çıkabileceği hesaplanıyor.

Bu yaklaşık yüzde 16’lık artış anlamına geliyor.

Buna karşılık birçok yüksek gelirli ülkede yıllık yeni vaka sayısının 2025 ile 2049 arasında görece daha sınırlı değişmesi bekleniyor.

Bu durum da toplam hasta sayısındaki artışın yalnızca yeni tanılarla açıklanamayacağını gösteriyor.

Çocuklar ve Gençler Önemli Bir Pay Taşıyor

Tip 1 diyabet sıklıkla çocukluk ve gençlik dönemiyle ilişkilendirilse de hastalık her yaşta ortaya çıkabiliyor.

Modelin 2025 tahminlerine göre 0–19 yaş grubu küresel yıllık yeni tip 1 diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 42’sini oluşturuyor.

Bu oran:

  • yüksek gelirli ülkelerde yaklaşık yüzde 37,

  • düşük gelirli ülkelerde yaklaşık yüzde 49

olarak tahmin edildi.

Dolayısıyla yeni vakaların önemli bir bölümü çocuk ve ergenlerde görülse de tip 1 diyabeti yalnızca “çocukluk çağı diyabeti” olarak tanımlamak doğru değil.

Araştırmacılar Tahmini Nasıl Yaptı?

Projeksiyonlarda DIAMOND-T1D adı verilen epidemiyolojik model kullanıldı.

Modelin geliştirilmesine Danimarka’daki Steno Diabetes Center Odense’den Prof. Anders Green liderlik etti.

DIAMOND-T1D modeli;

  • mevcut tip 1 diyabet insidans verilerini,

  • nüfusun yaş dağılımını,

  • hastaların sağkalımını,

  • yaşa özgü yeni vaka oranlarını,

  • tip 1 diyabete bağlı mortalite varsayımlarını,

  • insülinin ülkelerde hangi tarihlerde kullanıma girdiğini

birlikte değerlendiriyor.

Modelin dikkat çekici özelliklerinden biri ülkeler arasındaki tarihsel insülin erişimi farklılıklarını da hesaba katmaya çalışması.

Model, Danimarka ve İskoçya’daki nüfus temelli kayıtlarla karşılaştırılarak doğrulandı.

Neden Bazı Önceki Tahminlerden Daha Düşük?

Araştırmacılar kendi tahminlerinin T1D Index ve Global Burden of Disease gibi bazı diğer küresel tahminlerden daha düşük olduğunu da belirtiyor.

Bunun temel nedenlerinden biri DIAMOND-T1D modelinin özellikle:

ileri yaşlarda ve düşük-orta gelirli ülkelerde tip 1 diyabetli bireylerin sağkalımı konusunda daha ihtiyatlı varsayımlar kullanması.

Bu farklılık önemli.

Çünkü dünya genelinde tip 1 diyabetle yaşayan insanların gerçek sayısını tahmin etmek sanıldığından daha zor.

Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde uzun dönemli kayıt sistemleri, yeni vaka verileri ve ölüm oranlarına ilişkin bilgiler sınırlı olabiliyor.

“Tip 1 Diyabet Yüzde 29 Artacak” Demek Neden Eksik?

Araştırmanın en önemli ayrımlarından biri burada ortaya çıkıyor.

Yüzde 29 artacağı öngörülen:

tip 1 diyabetle yaşayan toplam kişi sayısı.

Yıllık yeni vaka sayısındaki beklenen artış ise:

yaklaşık yüzde 14.

Üstelik toplam hasta sayısındaki büyümenin bir bölümünün daha uzun yaşam süresi ve tedaviye erişimdeki gelişmelerle ilişkili olabileceği düşünülüyor.

Bu nedenle araştırma:

“Bir kişinin tip 1 diyabete yakalanma riski dünya genelinde yüzde 29 artacak.”

sonucunu vermiyor.

Aynı şekilde 2049 için açıklanan rakamların kesin olarak gerçekleşeceği de söylenemez.

Modelin En Büyük Sınırlılığı Ne?

Çalışmanın temel sınırlılıklarından biri, dünya genelindeki tip 1 diyabet verilerinin aynı kalitede olmaması.

Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde:

  • ulusal kayıt sistemleri sınırlı olabiliyor,

  • yeni vaka verileri eksik kalabiliyor,

  • ölüm oranları kesin olarak bilinmeyebiliyor,

  • insüline erişim bölgeler arasında ciddi farklılık gösterebiliyor.

Bu nedenle model bazı ülkelerde doğrudan gözlemsel veriler yerine varsayımlara daha fazla dayanmak zorunda kalıyor.

Sonuçların ayrıca henüz hakemli tam makale olarak yayımlanmadığı ve kongrede sunulacak erken araştırma verilerine dayandığı da göz önünde bulundurulmalı.

Bu nedenle projeksiyonlar kesin gelecek rakamları olarak değil, sağlık politikası ve kaynak planlaması için kullanılabilecek epidemiyolojik senaryolar olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye İçin Ne Söylenebilir?

Araştırmanın erken açıklamasında çeşitli ülkeler için örnek tahminler veriliyor.

Ancak açıklanan veriler arasında Türkiye’ye özgü doğrulanabilir 2049 projeksiyonu bulunmuyor.

Bu nedenle küresel yüzde 29’luk artışı doğrudan Türkiye’ye uygulayarak Türkiye için tahmini hasta sayısı üretmek bilimsel olarak doğru olmaz.

Araştırmacılar DIAMOND-T1D modelinin ilerleyen dönemde kullanıcıların temel değişkenleri değiştirerek ülke bazlı senaryolar oluşturabileceği açık erişimli bir sisteme dönüştürülmesini planlıyor.

Tip 1 Diyabet ile Tip 2 Diyabet Aynı Değil

Diyabet haberlerinde en sık yapılan hatalardan biri tip 1 ve tip 2 diyabetin birbirine karıştırılması.

Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin insülin üreten pankreas beta hücrelerine saldırdığı otoimmün bir hastalık.

Tip 2 diyabette ise insülin direnci ve zaman içinde gelişebilen insülin üretim yetersizliği ön planda.

Bu nedenle obezite, sağlıksız beslenme veya fiziksel hareketsizlik gibi tip 2 diyabetle güçlü biçimde ilişkili faktörler üzerinden tip 1 diyabetteki küresel değişimi açıklamak doğru değil.

Tip 1 diyabetin ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın yanı sıra çeşitli çevresel faktörlerin rol oynayabileceği düşünülüyor. Ancak hastalığın neden bazı kişilerde geliştiğine ilişkin mekanizmalar tamamen açıklanmış değil.

Asıl Sorun Daha Fazla İnsana Yaşam Boyu Bakım Gerekecek Olması

2049 tahmininin sağlık sistemleri açısından önemli tarafı yalnızca 12,1 milyon rakamı değil.

Tip 1 diyabet yaşam boyu:

  • insülin,

  • düzenli glukoz takibi,

  • diyabet eğitimi,

  • tıbbi izlem,

  • akut ve kronik komplikasyonların önlenmesi

gerektiren bir hastalık.

Model doğru çıkarsa, dünya sağlık sistemlerinin 2049’da bugüne kıyasla yaklaşık 2,7 milyon daha fazla tip 1 diyabetli kişinin yaşam boyu bakım ihtiyacını karşılaması gerekecek.

Özellikle düşük gelirli ülkelerde temel sorun yalnızca hastalığın görülmesi değil, tanı sonrasında gerekli tedavi ve takibe kesintisiz erişimin sağlanması.

Sonuç

DIAMOND-T1D modeli, dünya genelinde tip 1 diyabetle yaşayan kişi sayısının 2025’te tahmini 9,4 milyondan 2049’da 12,1 milyona çıkabileceğini öngörüyor.

Bu yaklaşık yüzde 29’luk artış anlamına geliyor.

Ancak aynı dönemde yıllık yeni vaka sayısındaki artışın yaklaşık yüzde 14 olması bekleniyor.

Aradaki fark önemli.

Gelecekte daha fazla insanın tip 1 diyabetle yaşıyor olması yalnızca daha fazla yeni vaka ortaya çıkmasından değil, hastaların daha uzun yaşamasından ve tedaviye erişimdeki gelişmelerden de kaynaklanabilir.

Bu nedenle araştırmanın temel mesajı:

“Tip 1 diyabet yüzde 29 daha sık görülecek”

değil;

“Tip 1 diyabetle yaşayan toplam insan sayısı 2049’a kadar yaklaşık yüzde 29 artabilir.”

Kaynaklar

  • European Association for the Study of Diabetes — DIAMOND-T1D araştırması, EASD Annual Meeting 2026 erken araştırma duyurusu, 28 Ağustos 2026.

  • World Health Organization — Global Diabetes Compact.