CWTS Leiden Ranking 2025’te Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında dünyada 84’üncü, Türkiye’de 1’inci olan SBÜ; URAP’ın farklı sağlık alanlarındaki dereceleri ve Shanghai Ranking’deki konumuyla bilimsel üretimde uluslararası ölçekte görünür bir üniversite haline geldi.

İstanbul ve Ankara’dan Türkiye’nin farklı şehirlerine; Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu ve Güneydoğu Asya’ya uzanan yapılanması ise SBÜ’yü klasik kent üniversitesi anlayışının ötesine taşıyor. Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde temelleri atılan bu özgün model, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde bilimsel kalite, uluslararasılaşma ve küresel sağlık eğitimi hedefleriyle yeni bir safhaya taşınıyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin bugünkü kurumsal tarihi 15 Nisan 2015’e uzanıyor. Ancak üniversitenin taşıdığı miras çok daha eski.

Modern Türk tıbbının temellerini teşkil eden Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile Gülhane’nin köklü sağlık eğitimi geleneğini aynı kurumsal çatı altında buluşturan SBÜ, modern yükseköğretim yapılanmasını tarihî birikim üzerine inşa etti.

Bugün ortaya çıkan yapı, yalnızca büyük bir üniversitenin değil; eğitim, klinik uygulama, araştırma ve uluslararası sağlık iş birliklerini aynı model içerisinde bir araya getiren çok merkezli bir sağlık temalı devlet üniversitesinin hikâyesini anlatıyor.

Leiden’da Türkiye 1’incisi, dünyada ilk 100’de

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin bilimsel üretimde ulaştığı düzeyi ortaya koyan en güçlü göstergelerden biri CWTS Leiden Ranking 2025 sonuçları oldu.

SBÜ, Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında istikrarlı bir şekilde yükselerek dünya 84’üncülüğüne ulaştı ve Türkiye’de 1’inci sıradaki yerini korudu.

Üniversite yalnızca sağlık bilimlerinde değil, tüm bilim dallarının birlikte değerlendirildiği genel sıralamada da dünya 302’ncisi ve Türkiye 1’incisi oldu.

Bu sonuç, üniversitenin sağlık alanındaki bilimsel üretiminin artık yalnızca Türkiye ölçeğinde değil, dünyanın önde gelen üniversiteleriyle aynı tabloda değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Henüz 2015 yılında kurulmuş bir üniversitenin on yıl içinde Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında dünyanın ilk 100 kurumu arasına girmesi, SBÜ’nün kuruluşundan itibaren oluşturduğu araştırma ve klinik eğitim kapasitesinin geldiği noktayı göstermesi bakımından özellikle önem taşıyor.

URAP’ta sağlık bilimlerinin farklı alanlarında güçlü tablo

SBÜ’nün akademik performansı tek bir sıralamayla sınırlı değil.

URAP 2025–2026 alan sıralamalarında üniversite, sağlık bilimlerinin farklı disiplinlerinde Türkiye’nin üst sıralarında yer aldı.

En çarpıcı sonuç Oftalmoloji alanından geldi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi bu alanda Türkiye 1’incisi ve dünya 98’incisi oldu.

Cerrahide Türkiye 1’inciliği ve dünya 255’inciliği, Pediatride Türkiye 2’nciliği ve dünya 158’inciliği, Tıp ve Sağlık Bilimlerinde Türkiye 2’nciliği ve dünya 345’inciliği, Diş Hekimliğinde ise Türkiye 3’üncülüğü ve dünya 173’üncülüğü elde edildi.

Farmakolojide Türkiye 4’üncülüğü, Psikoloji ve Bilişsel Bilimlerde Türkiye 5’inciliği, Onkolojide Türkiye 6’ncılığı da SBÜ’nün akademik üretiminin sağlık bilimlerinin farklı disiplinlerine yayıldığını gösterdi. Bu dereceler yüklenen metinde de alan alan yer alıyor.

Böylece SBÜ, Leiden’da Biyomedikal ve Sağlık Bilimlerinde dünya 84’üncülüğü, URAP’ta Oftalmolojide dünya 98’inciliği ile iki ayrı akademik değerlendirmede dünya ilk 100’üne giren sonuçlara ulaştı.

Shanghai Ranking’de 601–700 bandı

Dünyanın en bilinen akademik sıralamalarından Academic Ranking of World Universities-Shanghai Ranking de SBÜ’nün uluslararası görünürlüğünün bir başka göstergesi.

Shanghai Ranking 2025 sonuçlarında Sağlık Bilimleri Üniversitesi 601–700 bandında yer alarak Türkiye’den listeye giren üniversiteler arasında 2’nci oldu. 2026 ShanghaiRanking kurumsal profilinde de üniversite yine 601–700 dünya bandında gösteriliyor.

Shanghai değerlendirmesinin Nobel ve Fields ödüllü mezun ve akademisyenler, yüksek atıf alan araştırmacılar, Nature ve Science yayınları ile uluslararası indekslerdeki bilimsel üretim gibi uzun vadeli akademik göstergeleri dikkate aldığı düşünüldüğünde, henüz genç bir kurum olan SBÜ’nün bu banttaki konumu ayrıca anlam taşıyor.

İstanbul ve Ankara’dan Türkiye’nin sağlık merkezlerine uzanan ağ

SBÜ’nün ölçeğini yalnızca uluslararası sıralamalardaki derecelerle anlatmak eksik kalıyor.

Üniversitenin Türkiye içindeki yapılanması da klasik kampüs modelinden farklı.

İstanbul’daki Hamidiye Külliyesi ve Ankara’daki Gülhane Külliyesi iki ana akademik merkezi oluştururken; Adana, Bursa, Erzurum, İzmir, Kayseri ve Trabzon Tıp Fakülteleri Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılan tıp eğitimi ağının önemli parçalarını oluşturuyor. Üniversitenin 2026–2027 akademik takviminde bu altı şehirdeki tıp fakültelerinin tamamı ayrı akademik birimler olarak yer alıyor.

Bu modelin en ayırt edici yönlerinden biri, tıp eğitimini güçlü bir klinik hizmet altyapısıyla buluşturması.

Şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ve yüksek ihtisas merkezleri; öğrencilerin ve akademisyenlerin doğrudan sağlık eğitimi ve hizmet sunumunun içerisinde yer aldığı geniş bir eğitim ve araştırma ekosistemi oluşturuyor.

Böylece SBÜ’nün coğrafi büyüklüğü yalnızca kampüs ya da bina sayısıyla değil, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki sağlık hizmeti kapasitesini akademik bilgi üretimiyle buluşturabilmesiyle anlam kazanıyor.

Bir üniversiteden fazlası: Dünyaya yayılan sağlık eğitimi ağı

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ni Türkiye yükseköğretim sistemi içerisinde farklılaştıran en önemli unsurlardan biri ise yurt dışı yapılanması.

SBÜ’nün uluslararasılaşma modeli yalnızca yabancı öğrenci kabulüne, Erasmus hareketliliğine veya üniversiteler arası protokollere dayanmıyor. Üniversite, farklı ülkelerde fakülte, yüksekokul ve akademik birimler üzerinden doğrudan eğitim yapılanmaları oluşturuyor.

Üniversitenin güncel kurumsal bilgilerine göre yurt dışı yapılanması Somali, Sudan, Özbekistan, Suriye, Filipinler, Filistin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna-Hersek ve Kırgızistan’a uzanıyor.

Özbekistan: Buhara’dan Semerkant ve Taşkent’e

SBÜ’nün yurt dışındaki en kapsamlı yapılanmalarından biri Özbekistan’da bulunuyor.

Buhara İbni Sina Tıp Fakültesi, Buhara İbni Sina Diş Hekimliği Fakültesi, Buhara İbni Sina Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu üniversitenin Buhara’daki akademik varlığını oluşturuyor.

Buna Semerkant Tıp Fakültesi ve Taşkent Hemşirelik Fakültesi de ekleniyor. Üniversitenin güncel akademik yapısında bu birimler resmen listelenirken, 2026–2027 akademik takviminde Buhara’daki fakülteler ile Semerkant Tıp Fakültesi için ayrı eğitim takvimleri bulunuyor.

Bu yapı, SBÜ’nün Orta Asya’da yalnızca akademik protokol yapan değil, sağlık insan gücünün yetiştirilmesine doğrudan katkı sağlayan bir üniversite modeli oluşturduğunu gösteriyor.

Somali: Mogadişu’da sağlık eğitimi ile sağlık hizmeti aynı zeminde

Afrika’daki önemli merkezlerden biri Somali-Mogadişu.

SBÜ bünyesinde burada Somali Mogadişu Recep Tayyip Erdoğan Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bulunuyor. Üniversitenin Somali Külliyesi, Mogadişu Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerleşkesi içerisinde konumlanıyor.

Bu model, sağlık eğitiminin klinik hizmet ortamıyla doğrudan temas halinde verilmesine imkân sağlayarak SBÜ’nün Türkiye’de uyguladığı eğitim-hastane bütünleşmesinin uluslararası bir örneğini oluşturuyor.

Bosna-Hersek’te Saraybosna: Balkanlar’a yeni akademik köprü

Üniversitenin Balkanlardaki yapılanması da yeni bir boyuta ulaştı.

SBÜ’nün güncel akademik yapılanması içerisinde Saraybosna Uluslararası Tıp Fakültesi ve Saraybosna Uluslararası Diş Hekimliği Fakültesi yer alıyor. 2026 YKS döneminde bu fakültelere öğrenci yerleştirilmesine ilişkin üniversite tarafından ayrıca duyuru yayımlandı.

Bu açılım, İstanbul ve Ankara’daki tarihî tıp eğitimi birikiminin Balkanlar’daki akademik ortaklıklarla yeni bir eğitim hattına taşınması anlamına geliyor.

Çocuk sağlığı araştırmalarında 7 Türk üniversitesi dünyada ilk 250’de
Çocuk sağlığı araştırmalarında 7 Türk üniversitesi dünyada ilk 250’de
İçeriği Görüntüle

Sudan, Bangsamoro, Kudüs, KKTC ve Kırgızistan

Uluslararası yapılanma bu merkezlerle de sınırlı değil.

Sudan’da Hartum Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Nyala Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Filipinler’de Bangsamoro Sultan Kudarat Sağlık Bilimleri Fakültesi üniversitenin kurumsal yapılanması içerisinde yer alıyor. SBÜ’nün resmî sayfası ayrıca Filistin-Kudüs, KKTC ve Kırgızistan yapılanmalarını da yurt dışı külliyeleri arasında gösteriyor.

Bu geniş coğrafya, SBÜ’nün uluslararasılaşmayı “öğrenci hareketliliği” kavramının ötesinde ele aldığını ortaya koyuyor.

Üniversite bir taraftan Türkiye'ye uluslararası öğrenci çekerken, diğer taraftan eğitimi bulunduğu coğrafyaya götüren bir model geliştiriyor.

Sağlık eğitiminin yanında bir sağlık diplomasisi modeli

SBÜ’nün yurt dışı yapılanmasının dikkat çeken başka bir yönü de akademik eğitimin uluslararası ilişkiler ve sağlık diplomasisiyle birlikte ilerlemesi.

2026 yılında gerçekleştirilen SBÜ Senato toplantısında YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar; özellikle Buhara, Suriye, Somali, Saraybosna ve Kudüs’teki faaliyetleri vurguladı. Toplantıya Somali, KKTC, Filistin, Suriye, Özbekistan, Kırgızistan ve Bosna-Hersek’te ortak eğitim yürütülen üniversitelerin rektörleri de çevrim içi katıldı.

Bu tablo, üniversitenin farklı coğrafyalardaki varlığının tek yönlü bir eğitim ihracından ibaret olmadığını; yerel üniversitelerle ortaklık, akademisyen yetiştirme, öğrenci eğitimi ve bilimsel iş birliğini içeren çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.

Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde atılan temeller

Bugünkü yapıyı değerlendirirken Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin kuruluş dönemini ayrı tutmak mümkün değil.

Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde, üniversitenin yalnızca yeni bir devlet üniversitesi olarak değil, sağlık eğitimine özgü farklı bir kurumsal model olarak yapılanmasının temelleri atıldı.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’nin tarihî mirasının yeniden üniversite hayatının merkezine alınması, Gülhane gibi Türk tıp tarihinin temel kurumlarından birinin aynı akademik çatı altında konumlandırılması, Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle bütünleşen klinik eğitim yaklaşımı, Türkiye’nin farklı şehirlerine yayılan fakülteler ve yurt dışı akademik açılım; bu kuruluş vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturdu.

Dolayısıyla bugün dünya sıralamalarında karşılığını bulan bilimsel kapasite, yalnızca son birkaç yılın ürünü değil; 2015’te başlayan kurumsal inşa sürecinin üzerine eklenen yılların akademik birikiminin sonucu.

Kurucu vizyonun en önemli kazanımlarından biri de SBÜ’nün daha başlangıç aşamasında kendisini yalnızca Türkiye’ye öğrenci yetiştiren bir üniversite olarak tanımlamaması; sağlık bilimleri alanındaki bilgi birikimini uluslararası coğrafyalara taşıyan bir misyon üstlenmesiydi.

Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde yeni hedef: Etki alanını büyütmek

Bu kurumsal miras, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde bilimsel etkinin artırılması ve uluslararası ağın yeni coğrafyalara taşınması hedefleriyle devam ediyor.

Aydın döneminde üniversitenin dünya sıralamalarındaki konumunun güçlendirilmesi, bilimsel yayın kalitesinin yükseltilmesi, araştırma kapasitesinin geliştirilmesi, Türkiye’deki klinik eğitim ağının daha etkin kullanılması ve yurt dışı akademik yapılanmanın sürdürülebilir hale getirilmesi ana çalışma başlıkları arasında öne çıkıyor.

Bu dönemin dikkat çekici gelişmelerinden biri de SBÜ’nün uluslararası akademik görünürlüğünü yalnızca mevcut “gönül coğrafyası” ile sınırlamayıp daha geniş küresel ağlara taşıma arayışı.

Üniversite 2026 yılında NAFSA'nın uluslararası eğitim buluşmasında Türkiye Pavilyonu'nda yer aldı. Prof. Dr. Aydın burada SBÜ’yü, “gönül coğrafyamızın da sağlık temalı yükseköğretim vizyonunu temsil eden güçlü bir yükseköğretim kurumu” olarak tanımladı; gerçekleştirilen temasların ortak programlar ve yeni uluslararası iş birlikleri için zemin oluşturacağını ifade etti.

Rektör Aydın: “Maziyi ihya, âtiyi inşa”

Leiden Ranking 2025 sonuçlarının ardından Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın yaptığı değerlendirme, üniversitenin yeni dönem yaklaşımını da ortaya koydu.

Aydın, dünya 84’üncülüğü ve Türkiye 1’inciliğinin akademisyenlerden araştırmacılara, öğrencilerden çalışanlara kadar üniversite camiasının ortak emeğinin sonucu olduğunu vurguladı ve şu ifadeyi kullandı:

“Maziyi ihya, âtiyi inşa vizyonuyla yoluna emin adımlarla devam edecek.”

Aydın’ın Shanghai Ranking 2025 sonrasında açıkladığı hedef ise daha ileri bir perspektife işaret ediyor. Rektör Aydın, SBÜ’nün uzun vadeli hedefini dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmek olarak ortaya koyarken; bilimsel üretkenlik, uluslararası rekabet gücü ve yetişen mezunların akademik etkisinin bu yolculuğun temel unsurları olacağını belirtti.

Bu yaklaşım, üniversitenin önündeki yeni dönemin yalnızca ölçek büyütme dönemi olmayacağını; nicelikten niteliğe, uluslararası varlıktan uluslararası etkiye geçişin hedeflendiğini gösteriyor.

Hedef artık yalnızca büyümek değil, dünya ölçeğinde kalıcı olmak

Sağlık Bilimleri Üniversitesi açısından gelinen noktada asıl soru artık üniversitenin ne kadar büyük olduğu değil, oluşturduğu bu büyük akademik ekosistemin dünya bilimine ne ölçüde kalıcı katkı sunacağı.

Leiden’da Biyomedikal ve Sağlık Bilimlerinde dünya 84’üncülüğü ve Türkiye 1’inciliği, URAP’ta Oftalmolojide dünya 98’inciliği ve Türkiye 1’inciliği, farklı tıp alanlarında elde edilen dereceler ve Shanghai Ranking’de 601–700 dünya bandındaki konum, bu yolculuğun mevcut seviyesini gösteriyor.

Ancak SBÜ’nün belki de daha önemli gücü, bu akademik performansı Türkiye’nin farklı şehirlerindeki tıp fakültelerinden Buhara’ya, Semerkant’a, Mogadişu’ya, Çobanbey’e ve Saraybosna’ya uzanan geniş bir eğitim coğrafyasıyla birleştirebilmesi.

Bir tarafta 1903’e uzanan Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne mirası ve Gülhane; diğer tarafta dünya sıralamalarında ilk 100 hedefi, uluslararası araştırma ağları ve farklı kıtalarda yetiştirilen sağlık profesyonelleri bulunuyor.

Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde atılan temeller üzerinde yükselen Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde bu mirası daha yüksek bilimsel etkiye ve daha geniş bir küresel erişime dönüştürmeyi hedefliyor.

2015’te başlayan kurumsal yolculuğun on yıl içinde dünyanın ilk 100’üne uzanan akademik sonuçlar üretmesi önemli bir eşikti.

Şimdi önündeki hedef daha büyük:

Türkiye’nin sağlık bilimlerindeki birikimini yalnızca dünyaya taşıyan değil, dünya biliminde yön veren; bulunduğu her coğrafyada kalıcı akademik kapasite oluşturan bir üniversite olmak.

Maziyi İhya, Âtiyi İnşa.