Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesinde gerçekleştirilen araştırmada, 86 intörn hekimin sekiz haftalık acil tıp stajı sonrasında sanal hasta senaryolarındaki tanı ve vaka yönetimi performansının yükseldiği belirlendi. Doğru son tanı oranı yüzde 85,7'den yüzde 98,4'e çıkarken genel vaka yönetimi puanı 69,2'den 83,4'e ulaştı.

KTÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı araştırmacılarının yürüttüğü ve Trabzon Üniversitesinden akademisyenlerin de katkı sunduğu çalışma, 21 Ekim 2026'da uluslararası hakemli BMC Medical Education dergisinde yayımlandı.

Araştırmanın dikkat çekici yönü, sanal hasta teknolojisinin yalnızca öğrencilere eğitim vermek amacıyla değil, klinik staj boyunca kazanılan becerileri değerlendirmek için kullanılması oldu.

86 İntörn Altı Farklı Acil Vakayla Karşılaştı

Araştırmaya tıp fakültesinin son sınıfında öğrenim gören 86 intörn hekim katıldı.

Öğrencilerin klinik performansı, sekiz haftalık acil tıp stajından önce ve sonra Full Code adlı ekran tabanlı sanal hasta platformuyla değerlendirildi.

Her öğrenci altı farklı acil vaka kategorisinden birer senaryoyla karşılaştı.

Senaryolar kardiyak acilleri, solunum sistemi acillerini, abdominal acilleri, merkezi sinir sistemi acillerini, dahili acilleri ve diğer acil durumları kapsıyordu.

Öğrencilerden sanal hastanın klinik bulgularını değerlendirmeleri, gerekli incelemeleri belirlemeleri, tanıya ulaşmaları ve uygun müdahale ile hasta yönlendirme kararlarını vermeleri istendi.

Platform, öğrencilerin yalnızca doğru tanıya ulaşıp ulaşmadığını değil, vaka yönetiminin farklı aşamalarındaki performanslarını ve karar verme sürelerini de kaydetti.

Sekiz haftalık klinik stajın ardından aynı öğrenciler yeniden değerlendirildi.

Tanı Doğruluğu Yüzde 98,4'e Yükseldi

Araştırmada staj öncesi ve sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında dört önemli değişim görüldü.

Genel vaka yönetimi puanı 69,2'den 83,4'e yükseldi.

Doğru son tanı oranı yüzde 85,7'den yüzde 98,4'e çıktı.

Hastanın sonraki bakım sürecine ilişkin doğru yönlendirme kararlarının oranı yüzde 70,5'ten yüzde 93'e ulaştı.

Hasta yönetimi kararına kadar geçen ortalama süre ise 399 saniyeden 336 saniyeye geriledi.

Böylece öğrencilerin sanal vakalarda yönetim kararına ulaşma süresi ortalama 63 saniye kısaldı.

Bu değişikliklerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bildirildi.

Ancak sonuçlar gerçek hastalardaki tanı doğruluğunu değil, bilgisayar ortamında oluşturulmuş klinik senaryolardaki performansı yansıtıyor.

En Büyük Gelişme Müdahale Aşamasında Görüldü

Araştırmacılar öğrencilerin yalnızca toplam başarı puanlarını değil, klinik karar verme sürecinin farklı aşamalarını da değerlendirdi.

Altı değerlendirme alanının beşinde anlamlı puan artışı görüldü.

En yüksek artış, 17,9 puanla müdahale aşamasında kaydedildi.

Hastanın klinik durumunun stabilize edilmesine ilişkin değerlendirmede ise 9,6 puanlık gelişme bulundu.

Buna karşılık sistem sorgulama aşamasındaki 2,7 puanlık değişim istatistiksel olarak anlamlı değildi.

Acil vaka kategorileri arasında da farklılıklar görüldü.

En yüksek puan artışı kardiyak acillerde, en düşük artış ise merkezi sinir sistemi acillerinde kaydedildi.

Bu sonuçlar, öğrencilerin sanal hasta yönetimindeki gelişiminin bütün klinik alanlarda aynı düzeyde olmadığını gösterdi.

Sanal Hasta Eğitimden Çok Ölçme Aracı Olarak Kullanıldı

Sanal hasta teknolojileri tıp eğitiminde genellikle klinik vaka çözme, hasta değerlendirme ve karar verme becerilerinin geliştirilmesi amacıyla kullanılıyor.

KTÜ araştırmasının farklı yönü ise bu teknolojinin mevcut klinik eğitimin sonuçlarını ölçmek için kullanılması.

Araştırmada sanal hasta platformu, sekiz haftalık acil tıp stajının yerine geçmedi. Öğrenciler staj öncesinde ve sonrasında aynı standartlaştırılmış senaryolar üzerinden değerlendirildi.

Bu ayrım tıp eğitimi açısından önemli.

Çünkü klinik stajlarda her öğrencinin karşılaştığı hasta sayısı ve vaka çeşitliliği aynı olmayabiliyor.

Bir intörn kardiyak acillerle daha sık karşılaşırken başka bir öğrenci farklı klinik tablolar üzerinde daha fazla deneyim kazanabiliyor.

Standartlaştırılmış sanal hasta değerlendirmeleri ise öğrencilerin belirli klinik problemler karşısındaki kararlarını karşılaştırılabilir koşullarda inceleme olanağı sunabiliyor.

Böylece yalnızca öğrencinin hangi bilgiyi hatırladığı değil, simüle edilmiş bir hastayı nasıl yönettiği de değerlendirilebiliyor.

Klinik Eğitimde Hangi Beceriler Ölçülmeli?

Tıp fakültelerinin son sınıfında gerçekleştirilen intörnlük eğitimi, öğrencilerin hekimlik mesleğine hazırlanmasında önemli bir aşama.

Bu dönemde öğrencilerin bilgi düzeylerinin yanında klinik değerlendirme, müdahale planlama ve hasta yönetimi becerilerinin de geliştirilmesi hedefleniyor.

Ancak yazılı sınavda doğru yanıtı seçebilmek ile acil bir hastada doğru klinik kararı verebilmek aynı beceri değil.

Sanal hasta uygulamaları bu iki değerlendirme alanı arasında tamamlayıcı bir yöntem sunabilir.

Örneğin öğrencinin kardiyak acili tanıması kadar, hangi incelemeleri istediği, hangi müdahaleleri seçtiği ve hastanın sonraki bakımını nasıl planladığı da değerlendirilebilir.

Bu yaklaşım, eğitimcilerin öğrencilerin güçlü yönlerini ve geliştirilmesi gereken becerilerini daha ayrıntılı incelemelerine yardımcı olabilir.

Bununla birlikte sanal hasta puanlarının gerçek klinik yeterliği ne ölçüde yansıttığının ayrıca doğrulanması gerekiyor.

KTÜ'nün Simülasyon Altyapısı

Karadeniz Teknik Üniversitesi, İyi Hekimlik Uygulamaları ve Tıbbi Simülasyon Merkezi (MEDSİM) aracılığıyla hekim adayları ve sağlık çalışanlarına yönelik uygulamalı eğitimler yürütüyor.

Merkezde acil vakalara müdahale, resüsitasyon, travma yönetimi ve farklı klinik becerilere ilişkin simülasyon eğitimleri gerçekleştiriliyor.

Üniversitenin yeni araştırması ise bu alandaki çalışmalarına farklı bir boyut ekliyor.

Çünkü çalışmanın merkezinde yeni bir simülasyon cihazının tanıtılması değil, intörn hekimlerin klinik staj öncesi ve sonrasındaki performansının sayısal göstergelerle değerlendirilmesi bulunuyor.

Bu yaklaşım, Türkiye'deki diğer tıp fakülteleri için de araştırılabilecek bir ölçme ve değerlendirme modeli sunuyor.

Sanal Hastadaki Başarı Gerçek Hastaya Yansır mı?

Araştırmanın sonuçları dikkat çekici olmakla birlikte önemli sınırlılıkları bulunuyor.

Çalışma tek merkezde, 86 intörn hekimle gerçekleştirildi.

Öğrencilerin performansı staj öncesinde ve sonrasında ölçüldü ancak kontrol grubu kullanılmadı.

Ayrıca iki değerlendirmede aynı sanal vakaların kullanılması, öğrencilerin önceki deneyimlerine bağlı aşinalık etkisi oluşturmuş olabilir.

Bu nedenle performans artışının tamamının sekiz haftalık klinik stajdan kaynaklandığı kesin olarak söylenemiyor.

Araştırmada gerçek hastalardaki tanı doğruluğu, tıbbi hata oranları veya hasta güvenliği sonuçları da ölçülmedi.

Dolayısıyla yüzde 98,4'lük doğru tanı oranı, gerçek acil servis hastalarındaki başarıyı değil, araştırmada kullanılan sanal hasta senaryolarındaki sonucu ifade ediyor.

KTÜ araştırmasının tıp eğitimine sunduğu önemli katkı, klinik stajlarda kazanılan becerilerin standart senaryolarla nasıl izlenebileceğine ilişkin somut veriler ortaya koyması.

Yapay zekâ üniversiteleri değiştiriyor: Kadrolar ve bölümler nasıl etkilenecek?
Yapay zekâ üniversiteleri değiştiriyor: Kadrolar ve bölümler nasıl etkilenecek?
İçeriği Görüntüle

Gelecekte farklı tıp fakültelerinde yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar, bu tür değerlendirmelerin gerçek klinik yeterliği ne ölçüde yansıttığını ve öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarını belirlemede nasıl kullanılabileceğini daha açık biçimde gösterebilir.

KAYNAKLAR

1. Karaman T. ve arkadaşları. Medical interns’ performance on screen-based virtual patient assessments before and after an emergency medicine internship. BMC Medical Education. 21 Ekim 2026. DOI: 10.1186/s12909-026-10679-9.