Sağlık Eğitiminde Yeni Dönem: Yapay Zekâ ve Akreditasyon Konuşuldu
Sağlık Bilimleri Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TSEDAD) toplantısı, yükseköğretimde değişen eğitim anlayışı, kalite güvencesi ve akreditasyonun geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu.
“Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlığıyla düzenlenen toplantıda; tıp eğitimi başta olmak üzere sağlık programlarında kalite kültürünün güçlendirilmesi, yapay zekânın eğitim süreçlerine etkisi, esnek öğrenme modelleri, klinik yeterliklerin ölçülmesi ve sürekli kalite güvencesi başlıkları ele alındı.
Çok sayıda üniversite, bakanlık teşkilatı ve 17 farklı ilden temsil ağına sahip olan TSEDAD’ın; sağlık eğitimi, kalite güvencesi ve akreditasyon alanında Türkiye genelinde güçlü bir paydaş yapısını bir araya getirdiği vurgulandı.
Toplantının açılış konuşmaları, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl tarafından yapıldı. Programda; iki dönem Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü yapan, 2018-2022 yılları arasında Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve 2022-2026 döneminde Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü olarak görev alan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Rektör Aydın: Tıp ve Sağlık Eğitiminde Kalite, Hasta Güvenliğiyle Doğrudan İlişkili
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, toplantının açılışında yaptığı değerlendirmede, yükseköğretimin yalnızca akademik programların güncellenmesiyle değil; öğrenme biçimlerinin, kalite güvence süreçlerinin, ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin ve kurumsal iş birliklerinin yeniden ele alınmasıyla güçlü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti.

Aydın, tıp ve sağlık eğitiminin niteliğinin yalnızca akademik başarı göstergeleriyle değil, mezunların sahada ortaya koyduğu klinik yeterlik, etik sorumluluk ve hasta güvenliğine katkıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sağlık alanında eğitim veren kurumların sorumluluğunun diğer yükseköğretim alanlarına göre daha doğrudan toplumsal sonuçlar ürettiğine dikkat çeken Aydın, mezunların bilgi, beceri, klinik muhakeme, etik tutum ve toplumsal sorumluluk bakımından güçlü biçimde yetiştirilmesinin önemini vurguladı.
Yapay zekâ, dijitalleşme ve veri temelli eğitim yönetiminin üniversiteler için yeni imkânlar sunduğunu belirten Aydın, bu teknolojilerin doğru kullanılması hâlinde öğrenci gelişiminin daha yakından izlenebileceğini, öğrenme eksiklerinin daha erken fark edilebileceğini ve programların daha hızlı iyileştirilebileceğini kaydetti.
Aydın, buna karşın yapay zekânın tıp ve sağlık eğitiminde insan muhakemesinin yerine geçecek bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Yeni dönemde öğrencilerin yalnızca dijital araçları kullanabilen değil; bu araçların ürettiği bilgiyi sorgulayabilen, doğrulayabilen, etik sınırları bilen ve nihai kararı mesleki sorumlulukla verebilen sağlık profesyonelleri olarak yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sağlık Bilimleri Üniversitesinin sağlık eğitimi alanındaki geniş birikimi, uygulama odaklı yapısı ve farklı kurumlarla kurduğu güçlü iş birliği zeminiyle bu dönüşüm sürecine katkı sunmayı önemsediklerini dile getiren Aydın, toplantının yükseköğretimde ortak aklın geliştirilmesi açısından değerli olduğunu belirtti.
Erdöl: Sağlık Eğitiminde Kalite Kültürü İnsan Merkezli Olmalı
SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, açılış konuşmasında tıp ve sağlık eğitiminin insan hayatına doğrudan temas eden özel bir sorumluluk alanı olduğunu belirtti.
Erdöl, sağlık alanında yetiştirilen her öğrencinin yalnızca mesleki bilgiyle değil; etik duyarlılık, insani sorumluluk, iletişim becerisi ve topluma hizmet bilinciyle donatılması gerektiğini ifade etti.
Yükseköğretimde kalite kültürünün sağlık eğitimi açısından ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Erdöl, akreditasyon süreçlerinin kurumlara yalnızca standartları hatırlatan teknik bir mekanizma değil; eğitimin niteliğini sürekli geliştiren, öğrenci kazanımlarını görünür kılan ve mezunların topluma katkısını güçlendiren bir rehber niteliği taşıdığını kaydetti.
Erdöl, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sağlık eğitimine yeni imkânlar sunduğunu ancak bu dönüşümün merkezinde insanı, hasta güvenliğini ve etik sorumluluğu korumanın vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin eğitim süreçlerinde destekleyici rol üstlenebileceğini ifade eden Erdöl, tıp ve sağlık alanında nihai sorumluluğun insan aklında, vicdanında ve mesleki muhakemesinde kalması gerektiğine dikkat çekti.
Erdöl, TSEDAD çatısı altında yürütülen kalite ve akreditasyon odaklı çalışmaların, Türkiye’de sağlık eğitiminin ortak standartlar etrafında güçlenmesine ve kurumlar arası deneyim paylaşımının artmasına katkı sunacağını ifade etti.
Elmas: Değişim, Kalite ve Akreditasyon Birlikte Ele Alınmalı
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlıklı sunumunda yükseköğretimde yaşanan dönüşümün yalnızca teknolojik gelişmelerle sınırlı olmadığını; eğitim modellerinden kalite güvence sistemlerine, ölçme ve değerlendirme süreçlerinden akreditasyon yaklaşımına kadar bütüncül bir değişimi zorunlu kıldığını ifade etti.

Elmas, üniversitelerin değişen öğrenci profili, dijitalleşme, yapay zekâ teknolojileri ve iş gücü piyasasının yeni beklentileri karşısında daha esnek, izlenebilir ve öğrenen yapılar hâline gelmesi gerektiğini belirtti.
Yükseköğretimde kalite güvencesinin yalnızca belirli dönemlerde hazırlanan raporlar veya kurum ziyaretleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Elmas, eğitim süreçlerinin sürekli izlenen, veriye dayalı ve iyileştirmeye açık bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti.
Sunumda, esnek öğrenme modelleri, mikro-yeterlikler, önceki öğrenmelerin tanınması, kısa süreli sertifika programları ve kişiselleştirilmiş eğitim imkânlarının yükseköğretimin yeni döneminde daha fazla önem kazanacağı değerlendirildi.
Yapay Zekâ Eğitimde Destek Aracı, Kararda İnsan Denetimi Olmalı
Toplantının öne çıkan başlıklarından birini yapay zekânın öğrenme, öğretme ve değerlendirme süreçleri üzerindeki etkisi oluşturdu.
Yapay zekâ teknolojilerinin dil, içerik üretimi, veri analizi, görsel tanıma ve karar destek sistemleri gibi alanlarda hızla gelişmesinin, klasik sınavlara ve notlara dayalı değerlendirme sistemlerini yeniden tartışmaya açtığı ifade edildi.
Yapay zekânın öğrenciye kişiselleştirilmiş öğrenme desteği sunabileceği, klinik senaryoların çeşitlendirilmesine katkı sağlayabileceği, ölçme-değerlendirme süreçlerinde veri analizi imkânı oluşturabileceği ve akademik programların güçlü ya da gelişmeye açık yönlerinin daha görünür hâle gelmesine yardımcı olabileceği belirtildi.
Bununla birlikte yapay zekâ destekli sistemlerin tıp ve sağlık alanında hatasız kabul edilemeyeceği; bu nedenle öğrencilerin yapay zekâ çıktısını sorgulama, kaynak doğrulama, klinik bağlamı değerlendirme ve etik sorumluluk bilinciyle karar verme becerilerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Toplantıda, yapay zekâ çağında sağlık eğitiminin temel hedeflerinden birinin de yalnızca teknolojiyi kullanan değil; teknolojiyi doğru yorumlayan, denetleyen ve insan yararına yöneten sağlık profesyonelleri yetiştirmek olduğu ifade edildi.
Akreditasyon, Tıp Eğitiminde Güven ve Standart Kültürünü Güçlendiriyor
Toplantıda, tıp eğitimi başta olmak üzere sağlık programlarında akreditasyonun yalnızca kurumsal bir belge alma süreci olarak görülmemesi gerektiği vurgulandı.
Akreditasyonun; eğitim programlarının hedefleri, öğrenme çıktıları, klinik uygulama imkânları, ölçme-değerlendirme yöntemleri ve sürekli iyileştirme mekanizmaları açısından güvence sağlayan önemli bir kalite aracı olduğu belirtildi.
Tıp eğitiminde kalite güvencesinin, öğrencinin mezuniyet öncesi dönemde hangi bilgi, beceri ve tutumları kazandığının somut kanıtlarla izlenmesini gerektirdiği ifade edildi. Bu kapsamda klinik beceri eğitimleri, hasta başı uygulamalar, simülasyon merkezleri, vaka temelli öğrenme, profesyonel davranış değerlendirmeleri ve nesnel yapılandırılmış klinik sınavların önemi öne çıktı.
Sağlık eğitiminin yalnızca tıp fakülteleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekilen toplantıda; diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik, fizyoterapi, beslenme ve diyetetik, sağlık yönetimi ve diğer sağlık programlarında da kalite güvencesinin ortak bir kurumsal kültüre dönüşmesi gerektiği değerlendirildi.
Kalite, Mezunun Sahadaki Yetkinliğiyle Ölçülmeli
Toplantıda, sağlık programlarının akreditasyonunda ders sayısı ve eğitim süresinden ziyade mezunun gerçek klinik ortamda ne yapabildiğine odaklanılması gerektiği ifade edildi.
Klinik yeterliklerin yalnızca çoktan seçmeli sınavlarla ölçülemeyeceği; hasta başı gözlem, simülasyon, vaka çözümü, sözlü sınavlar, klinik portfolyolar, beceri uygulamaları ve profesyonel davranış değerlendirmeleri gibi birden fazla doğrudan kanıtla desteklenmesi gerektiği belirtildi.
Yapay zekâ ve dijital sağlık becerilerinin de tıp ve sağlık eğitiminin temel mesleki yeterlikleri arasında yer alması gerektiğine dikkat çekildi.
Bu kapsamda mezunlardan yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanmalarının değil; bu sistemlerin önerilerini değerlendirmeleri, olası hataları fark etmeleri ve nihai klinik kararı kendi mesleki muhakemeleriyle verebilmeleri beklendiği vurgulandı.
Toplantıda ele alınan yaklaşımların, TSEDAD tarafından ilan edilmiş yeni bir akreditasyon standardı olmadığı; yükseköğretim, tıp eğitimi ve sağlık eğitiminin geleceğine ilişkin değerlendirme ve öneriler niteliği taşıdığı özellikle belirtildi.
Programın soru-cevap bölümünde rektörler, rektör yardımcıları, dekanlar ve öğretim üyeleri görüşlerini paylaşarak, yönelttikleri sorular ve yaptıkları değerlendirmelerle toplantıya katkı sundu.





