İleri derecede görme kaybına yol açabilen kalıtsal retina hastalıklarında dikkat çekici bir klinik gelişme yaşandı. Bilim insanları, görmesini büyük ölçüde kaybetmiş retinitis pigmentosa hastalarında gen tedavisi ile özel ışık uyaran gözlüğünü bir araya getiren optogenetik yaklaşımın sonuçlarını açıkladı.

New England Journal of Medicine’da yayımlanan Faz 1/2 çalışmaya ileri retinitis pigmentosa nedeniyle körlük düzeyinde görme kaybı bulunan 10 kişi katıldı.

Çalışmanın temel amacı tedavinin güvenliğini değerlendirmekti. Bununla birlikte araştırmacılar görsel işlevde de dikkat çekici sinyaller elde etti.

10 hastanın 6’sında ışık duyarlılığı arttı

Araştırmada 10 katılımcının altısında yapılan testlerde ışık duyarlılığında klinik açıdan anlamlı artış saptandı.

Davranışsal görme testlerini tamamlayan sekiz hastanın dördünde ise özel gözlük kullanılırken bazı görsel görevlerde olumlu değişiklikler görüldü.

Hastalar nesneleri algılama, yerini belirleme veya dokunma ve çizgilerin yönünü ayırt etme gibi görevlerle değerlendirildi.

Bu sonuçlar normal görmenin geri geldiği anlamına gelmiyor.

Araştırmacılar elde edilen görsel kazanımları, ileri düzey retina dejenerasyonunda bazı görsel işlevlerin yeniden oluşturulabileceğine ilişkin erken klinik kanıt olarak değerlendiriyor.

Retinanın sağlam kalan hücreleri kullanılıyor

Retinitis pigmentosada temel sorun, ışığı algılayan fotoreseptör hücrelerinin zaman içerisinde kaybedilmesi.

Optogenetik yaklaşım ise kaybolmuş fotoreseptörleri yeniden oluşturmak yerine retinada hayatta kalan başka hücreleri ışığa duyarlı hale getirmeyi hedefliyor.

GS030 adı verilen deneysel tedavide hastanın bir gözüne AAV tabanlı bir gen tedavisi uygulanıyor.

Genetik materyal, retinanın sağlam kalan ganglion hücrelerine ışığı algılayabilen proteinlerin üretim talimatını taşıyor.

Böylece normalde doğrudan ışığa duyarlı olmayan bu hücrelerin ışıkla uyarılabilir hale getirilmesi amaçlanıyor.

Özel gözlük neden gerekiyor?

Tedavinin ikinci parçasını özel olarak geliştirilmiş ışık uyarım gözlüğü oluşturuyor.

Gözlük çevredeki görüntüyü algılıyor ve gen tedavisiyle ışığa duyarlı hale getirilen retina hücrelerinin algılayabileceği biçimde ışık sinyallerine dönüştürüyor.

Başka bir ifadeyle sistem iki parçalı çalışıyor.

Gen tedavisi retinayı ışığa yanıt verebilir hale getirirken, gözlük çevredeki görüntünün uygun ışık sinyallerine çevrilmesini sağlıyor.

Bu nedenle mevcut yaklaşım klasik anlamda yalnızca “bir gen iğnesiyle görmenin geri getirilmesi” şeklinde değerlendirilmemeli.

Beyinde de görsel sinyaller görüldü

Araştırmacılar katılımcıların bir bölümünde yüksek yoğunluklu EEG kayıtları da gerçekleştirdi.

Kayıtlarda optogenetik uyarıyla oluşan görsel bilgilerin beynin görme merkezine ulaştığıyla uyumlu değişiklikler saptandı.

Bu bulgu, hastaların testlerde gösterdiği performansın yalnızca tesadüfi davranışlardan kaynaklanmadığı ve görsel sistemde gerçek bir sinyal oluşturulabildiği düşüncesini destekliyor.

Gözlükle eğitim de önemli olabilir

Çalışmada dikkat çeken ayrıntılardan biri de gözlüğün kullanım süresiydi.

Özel cihazla daha fazla eğitim yapan katılımcıların nesne algılama testlerinde daha iyi performans gösterme eğiliminde olduğu bildirildi.

Bu durum tedavinin yalnızca retina üzerinde gerçekleşen biyolojik değişiklikten ibaret olmayabileceğini düşündürüyor.

Beynin yeni görsel bilgiyi öğrenmesi ve yorumlaması için rehabilitasyon sürecinin de önemli olması mümkün.

Görme tamamen geri gelmedi

Sonuçları değerlendirirken çalışmanın sınırlarını korumak gerekiyor.

Tedavi hastaların normal görmesini geri kazandırmadı.

Yüzleri ayrıntılı biçimde tanıma, küçük yazıları okuma veya sağlıklı bir retinanın sağladığı yüksek çözünürlüklü görüş gibi fonksiyonlardan söz edilmiyor.

Çalışma yalnızca 10 kişiyle gerçekleştirildi ve temel olarak güvenliği değerlendirmek üzere tasarlandı.

Bu nedenle altı hastada görülen ışık duyarlılığı artışı ve davranış testlerindeki iyileşmeler henüz kesin etkinlik kanıtı olarak değerlendirilemez.

Güvenlik açısından ne bulundu?

Araştırmanın temel sonlanım noktası güvenlikti.

Gözle ilişkili yan etkilerin büyük bölümü hafif veya orta düzeydeydi.

Şiddetli olarak sınıflandırılan tek göz olayı ise uygulanan tedavinin ardından dakikalar içerisinde düzeldi.

Araştırmacılar çalışma ilacı veya göze yapılan enjeksiyonla ilişkili sistemik ciddi bir yan etki bildirmedi.

2021’de tek hastayla başlayan yol

Optogenetik yaklaşım ilk kez 2021 yılında aynı araştırma hattındaki bir hastanın bazı nesneleri algılayabilmesiyle büyük ilgi görmüştü.

Yeni çalışma, bu yaklaşımın yalnızca tek bir olağanüstü vakaya ait olup olmadığını değerlendirmek açısından önemli.

İlk kez tedavi edilen daha geniş hasta grubunun sonuçlarının birlikte yayımlanması, optogenetik görme restorasyonunun klinik gelişiminde yeni bir aşama anlamına geliyor.

Retinitis pigmentosa neden zor bir hastalık?

Retinitis pigmentosa tek bir hastalık değil, çok sayıda farklı genetik bozukluğun yol açabildiği kalıtsal retina hastalıkları grubunu ifade ediyor.

Hastalıkla ilişkili 100’den fazla gen bulunuyor.

Bu nedenle yalnızca belirli bir genetik mutasyonu düzeltmeye yönelik klasik gen tedavileri tüm hastalar için uygulanabilir değil.

Optogenetiğin en dikkat çekici taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.

Yaklaşım hastalığa neden olan genetik mutasyonu doğrudan düzeltmek yerine, ileri evrede bile hayatta kalabilen retina hücrelerini yeniden işlevlendirmeyi amaçlıyor.

Bu nedenle teorik olarak farklı genetik nedenlerle görmesini kaybeden daha geniş bir hasta grubunda kullanılabilme potansiyeli taşıyor.

Sırada daha büyük çalışmalar var

GS030 henüz onaylanmış bir tedavi değil.

Beyin MR’ında beyaz lekeler ne anlama gelir? Nedenleri ve önemli işaretler
Beyin MR’ında beyaz lekeler ne anlama gelir? Nedenleri ve önemli işaretler
İçeriği Görüntüle

Çalışmanın araştırmacıları elde edilen sonuçların keşif niteliğinde olduğunu ve daha büyük klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğini özellikle vurguluyor.

Önümüzdeki aşamalarda yanıt veren hastaların hangi özellikleri taşıdığı, görsel kazanımın ne kadar sürdüğü, eğitim süresinin sonuçları nasıl etkilediği ve sistemin daha yüksek çözünürlüklü görsel algı sağlayıp sağlayamayacağı araştırılacak.

Bugünkü sonuçlar körlüğün tedavi edildiğini göstermiyor.

Ancak retina ileri derecede hasar gördükten sonra bile sağlam kalan sinir hücrelerinin genetik olarak ışığa duyarlı hale getirilebilmesi ve oluşan sinyalin beyne ulaştırılabilmesi, görme restorasyonu araştırmaları açısından önemli bir klinik eşik oluşturuyor.

TIBBİ UYARI

Optogenetik GS030 tedavisi halen deneysel bir gen tedavisidir ve rutin klinik kullanım için onaylanmamıştır. Retinitis pigmentosa veya başka bir kalıtsal retina hastalığı bulunan kişilerin mevcut takip ve tedavilerini bu araştırmalar nedeniyle değiştirmemeleri gerekir.

KAYNAKLAR

New England Journal of Medicine — Optogenetic Therapy for Restoring Aspects of Visual Function, 2026

Institute of Molecular and Clinical Ophthalmology Basel — GS030 PIONEER klinik çalışma sonuçları, 2026