Açıklanamayan kilo kaybıyla sağlık kuruluşuna başvuran kişilerde kanser riskinin daha doğru belirlenmesine yönelik yeni bir araştırma, rutin kan testlerinin geçmiş sonuçlarının da klinik değerlendirmede yararlı olabileceğini ortaya koydu.

Oxford Üniversitesi araştırmacıları, İngiltere'de birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran 275 bin 234 kişinin elektronik sağlık kayıtlarını değerlendirdi. Çalışma, tek bir kan testinin kanseri teşhis edip edemeyeceğini değil, tekrarlanan testlerdeki değişimlerin mevcut değerlendirmeye ek bilgi sağlayıp sağlayamayacağını araştırdı.

Tek sonuç yerine zaman içindeki değişim incelendi

Hekimler rutin kan testlerini değerlendirirken sonucun laboratuvarın referans aralığının içinde veya dışında bulunmasını dikkate alıyor. Yeni araştırmada ise farklı bir yöntem kullanıldı.

Araştırmacılar 26 rutin kan testinin geçmiş sonuçlarını inceleyerek değerlerin zaman içindeki değişimini hesapladı. Ardından bu yaklaşımın kanser riskini ayırt etme performansı, test sonucunun yalnızca normal veya anormal kabul edildiği yöntemle karşılaştırıldı.

Çalışmada 26 testin 20'sinde, yani yaklaşık yüzde 77'sinde, zaman içindeki değişimin kullanıldığı yaklaşımın kanser riskini ayırt etme performansının tek bir normal-anormal değerlendirmesinden daha yüksek olduğu belirlendi.

Bu sonuç, kişinin geçmiş laboratuvar verilerinin bazı durumlarda mevcut test sonucuna ek bilgi sağlayabileceğini düşündürüyor.

CRP değerindeki değişim öne çıktı

Araştırmada incelenen göstergeler arasında C-reaktif protein de yer aldı. CRP, vücutta iltihabi süreçlerin değerlendirilmesinde kullanılan ve birçok farklı durumda değişebilen bir kan değeridir.

CRP'nin zaman içindeki değişimi kullanıldığında kanser için pozitif öngörü değeri yüzde 11,9 olarak hesaplandı. Yalnızca yüksek CRP sonucunun dikkate alındığı değerlendirmede ise bu oran yüzde 8,2 oldu.

Bu bulgu, yüksek CRP'nin kanser anlamına geldiğini göstermiyor. Enfeksiyonlar ve iltihabi hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda durum CRP düzeyini etkileyebilir. Araştırmada incelenen konu, açıklanamayan kilo kaybı bulunan kişilerde CRP'nin zaman içindeki seyrinin risk değerlendirmesine ek katkısıydı.

Bazı kan değerlerinde kanser türlerine göre farklılık görüldü

Araştırmacılar genel kanser riskinin yanı sıra belirli kanser türleriyle ilişkili kan testi eğilimlerini de değerlendirdi.

Beyaz kan hücresi ve nötrofil değerlerindeki değişimlerin akciğer kanseri açısından ek bilgi sağlayabildiği; kırmızı kan hücreleri, hematokrit ve trombosit-lenfosit oranındaki değişimlerin ise prostat kanseriyle ilişkili risk değerlendirmesinde öne çıktığı bildirildi.

Tip 2 Diyabette Böbrekleri Hangi İlaçlar Daha İyi Koruyor? Albuminüri Önemli Olabilir
Tip 2 Diyabette Böbrekleri Hangi İlaçlar Daha İyi Koruyor? Albuminüri Önemli Olabilir
İçeriği Görüntüle

Bu ilişkiler tanı anlamına gelmiyor. Kan değerlerindeki değişikliklerin kanser dışında çok sayıda nedeni bulunuyor.

Normal aralıktaki sonuç da geçmiş değerlerle birlikte değerlendirilebilir

Çalışmanın klinik açıdan öne çıkan yönlerinden biri, bir laboratuvar değerinin yalnızca belirlenen referans sınırlarını geçip geçmediğine odaklanmaması.

Bir kişinin test sonucu laboratuvarın normal kabul ettiği sınırlar içerisinde kalabilirken önceki değerlerine göre belirgin biçimde değişmiş olabilir.

Araştırma, özellikle açıklanamayan kilo kaybı gibi kanser açısından araştırılması gerekebilen bir belirti bulunduğunda bu değişim eğiliminin ek bilgi taşıyabileceğine işaret ediyor.

Ancak çalışma, referans aralığındaki her değişikliğin hastalık belirtisi olduğu anlamına gelmiyor.

Kan testi tek başına kanser tanısı koymuyor

Araştırmanın sonuçları rutin kan testlerinin tek başına kanser tanısında kullanılabileceği şeklinde yorumlanmamalı.

Çalışma gözlemsel sağlık kayıtlarına dayanıyor ve kan testlerindeki değişimlerle daha sonra belirlenen kanser riski arasındaki ilişkileri inceliyor. Bulgular neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor.

Açıklanamayan kilo kaybının da kanser dışında çok sayıda nedeni bulunuyor. Tiroid hastalıkları, sindirim sistemi sorunları, enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, bazı ilaçlar ve ruhsal durumlar istemsiz kilo kaybıyla ilişkili olabiliyor.

Araştırmanın klinik açıdan asıl mesajı, açıklanamayan kilo kaybı bulunan kişilerde mevcut kan sonucunun geçmiş sonuçlarla birlikte değerlendirilmesinin risk sınıflandırmasını geliştirme potansiyeli taşıması.

Bu yaklaşımın günlük sağlık hizmetlerinde nasıl kullanılabileceğinin ve kanser tanısında gecikmeyi azaltıp azaltamayacağının belirlenmesi için ek araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.

Tıbbi uyarı: Kan testlerindeki değişiklikler tek başına kanser tanısı koydurmaz ve birçok farklı sağlık durumundan kaynaklanabilir. Açıklanamayan, istem dışı veya devam eden kilo kaybı yaşayan kişilerin kendi laboratuvar sonuçlarından hastalık çıkarımı yapmak yerine sağlık profesyoneline başvurması gerekir.

Kaynaklar

• PLOS Medicine – açıklanamayan kilo kaybı bulunan hastalarda rutin kan testlerinin zaman içindeki değişimleri ve kanser riskine ilişkin araştırma

• Oxford Üniversitesi Nuffield Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Bölümü – kan testi eğilimleri ve kanser riskinin belirlenmesine yönelik araştırma

• İngiltere Klinik Uygulama Araştırma Veri Bağlantısı – birinci basamak elektronik sağlık kayıtları