Kan Tahlili Sonuçları Bekleme Süresinden Etkilenebilir: Yeni Araştırmanın Bulguları
Kan tahlilinde ölçülen değerler, bazı durumlarda kanın alındıktan sonra ne kadar bekletildiğine ve hangi sıcaklıkta saklandığına bağlı olarak değişebiliyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesinde gerçekleştirilen yeni bir araştırma, rutin kan testlerinde kullanılan bazı parametrelerin bekleme süresi uzadıkça farklı sonuçlar verebildiğini ortaya koydu.
Scientific Reports dergisinde 14 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan araştırmada, 32 sağlıklı gönüllüden alınan kan örnekleri farklı sıcaklıklarda saklanarak belirli aralıklarla analiz edildi. Bulgular, özellikle bazı hemogram ve biyokimya parametrelerinin zaman ve sıcaklık koşullarından etkilendiğini gösterdi. Ancak bu durum bütün kan testlerinin aynı sürede bozulduğu veya geciken her sonucun yanlış olduğu anlamına gelmiyor.
32 Gönüllünün Kan Örnekleri Dört Farklı Zamanda İncelendi
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde yürütülen araştırmaya 16 kadın ve 16 erkek olmak üzere 32 sağlıklı gönüllü katıldı.
Araştırmacılar, gönüllülerden alınan kan örneklerinde 27 biyokimyasal parametre ile 26 hemogram parametresini değerlendirdi.
Örnekler iki farklı sıcaklık koşulunda saklandı:
- Oda sıcaklığı: 18–24 derece
- Soğuk ortam: 4 derece
Kan örnekleri başlangıç ölçümünün ardından 4, 8 ve 24 saatlik bekleme sürelerinde yeniden analiz edildi.
Böylece aynı kişilere ait örneklerde hem zamanın hem de saklama sıcaklığının test sonuçlarını nasıl etkilediği karşılaştırıldı.
24 Saat Bekleyen Kan Örneklerinde Hangi Değerler Değişti?
Araştırmanın dikkat çekici bulguları, oda sıcaklığında 24 saat bekletilen örneklerde ortaya çıktı.
Başlangıç ölçümleriyle karşılaştırıldığında:
- Hematokrit (HCT) değerinde yüzde 7,61 artış,
- Ortalama eritrosit hacminde (MCV) yüzde 7,51 artış,
- Eritrosit dağılım genişliğinin standart sapma değerinde (RDW-SD) yüzde 15,95 artış,
- Ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonunda (MCHC) yüzde 7,11 azalma görüldü.
Bu parametreler, tam kan sayımında kırmızı kan hücrelerinin özelliklerini değerlendirmek için kullanılıyor.
Örneğin hematokrit, kan hacminin ne kadarının kırmızı kan hücrelerinden oluştuğunu gösterirken MCV, bu hücrelerin ortalama büyüklüğünü ifade ediyor.
Araştırmada gözlenen değişimler, kan örneği alındıktan sonra hücresel özelliklerin ölçüm koşullarından etkilenebileceğini gösteriyor.
Ancak bu yüzdeler, kişilerin gerçek sağlık durumlarının 24 saat içinde aynı oranda değiştiğini göstermiyor. Değişiklikler laboratuvar ortamında bekletilen örneklerin ölçümlerinde saptandı.
Trigliserit ve Demir Bağlama Kapasitesinde de Değişim Görüldü
Bekleme süresinden yalnızca hemogram parametreleri etkilenmedi.
Araştırmada bazı biyokimyasal test sonuçlarında da ölçülebilir farklılıklar tespit edildi.
Oda sıcaklığında 24 saat bekletilen örneklerde trigliserit düzeyi başlangıca göre yüzde 14,75, toplam demir bağlama kapasitesi ise yüzde 11,15 arttı.
Aynı örneklerin 4 derecede saklandığı koşullarda trigliserit değerinde yüzde 11,55, toplam demir bağlama kapasitesinde yüzde 8,86 artış görüldü.
Trigliserit, kandaki yağ türlerinden biridir ve metabolik sağlık değerlendirmesinde kullanılır. Toplam demir bağlama kapasitesi ise demirin kanda taşınmasıyla ilişkili bir laboratuvar parametresidir.
Bu sonuçlar, bazı biyokimyasal ölçümlerin örneklerin saklanma koşullarından etkilenebileceğine işaret ediyor.
Bununla birlikte araştırmada saptanan değişimlerin tamamının hastalarda tanı veya tedavi kararını değiştirecek düzeyde olduğu gösterilmiş değil.
Kan Örneklerini Soğukta Saklamak Her Zaman Daha mı İyi?
Araştırmada 4 derecede saklanan örneklerde, kırmızı kan hücreleriyle ilişkili bazı parametrelerin oda sıcaklığına kıyasla daha az değiştiği gözlendi.
Buna karşılık bütün parametreler soğuk ortamda aynı ölçüde korunmadı.
Örneğin ortalama trombosit hacmi (MPV), oda sıcaklığında 24 saat sonunda yüzde 4,85 artarken 4 derecede saklanan örneklerde yüzde 6,85 arttı.
Büyük trombosit oranını gösteren P-LCR değerinde de her iki sıcaklık koşulunda artış belirlendi.
Bu bulgular, bütün kan örneklerinin otomatik olarak soğutulmasının en doğru yöntem olduğu şeklinde yorumlanmamalı.
Farklı testlerin ihtiyaç duyduğu saklama ve taşıma koşulları birbirinden ayrılabiliyor. Laboratuvarların hangi örneği hangi sıcaklıkta ve ne kadar süreyle saklayabileceğini, ilgili testin doğrulanmış çalışma prosedürlerine göre belirlemesi gerekiyor.
Aile Sağlığı Merkezlerinde Alınan Kanlar Açısından Neden Önemli?
Araştırmanın üzerinde durduğu başlıca konulardan biri, aile sağlığı merkezlerinde alınan kan örneklerinin merkezi laboratuvarlara ulaştırılması süreci.
Birçok sağlık kuruluşunda kan örnekleri alındıkları yerde analiz edilmiyor. Örneklerin toplanması, taşınması ve laboratuvarda işleme alınması arasında belirli bir süre geçebiliyor.
Bu süreçte taşıma sıcaklığı, bekleme süresi ve örneklerin uygun şekilde hazırlanması testlerin güvenilirliği açısından önem taşıyor.
Dünya Sağlık Örgütünün laboratuvar kalite yönetimine ilişkin rehberlerinde de örneklerin uygun sıcaklık koşullarında ve belirlenen süreler içinde laboratuvara ulaştırılması gerektiği vurgulanıyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin araştırması, rutin hemogram ve biyokimya testlerinde bu koşulların neden dikkatle izlenmesi gerektiğine ilişkin yeni deneysel veriler sunuyor.
Kan Tahlili Sonucunun Geç Çıkması, Örneğin Bozulduğu Anlamına Gelir mi?
Kan verme işlemi ile örneğin analiz edilmesi arasındaki süre, sonuçların hastaya bildirilmesine kadar geçen toplam süreyle aynı değil.
Bir kan örneği kısa sürede analiz edilmiş ancak raporun onaylanması veya sisteme aktarılması daha sonra gerçekleşmiş olabilir.
Dolayısıyla hastanın tahlil sonucunu ertesi gün görmesi, kan örneğinin bir gün boyunca analiz edilmeden bekletildiğini göstermez.
Aynı şekilde bir örneğin birkaç saat beklemesi de bütün test değerlerinin mutlaka hatalı olacağı anlamına gelmez.
Önemli olan, hangi testin yapıldığı, örneğin hangi koşullarda saklandığı ve laboratuvarın o test için belirlediği kabul edilebilir sürelerdir.
Araştırma Kan Testleri İçin Kesin Bir Bekleme Sınırı Belirledi mi?
Çalışma, bütün kan testlerinin kaç saat içinde analiz edilmesi gerektiğini belirleyen yeni bir klinik standart ortaya koymadı.
Araştırmacılar, belirli koşullarda ölçülen istatistiksel değişimlerin doğrudan klinik açıdan kabul edilebilir saklama süreleri olarak yorumlanamayacağını belirtti.
Araştırmanın önemli sınırlılıklarından biri, yalnızca 32 sağlıklı gönüllünün örneklerinin incelenmiş olması.
Farklı hastalıkları bulunan kişilerde, farklı ölçüm cihazlarında ve farklı örnek taşıma sistemlerinde benzer sonuçların elde edilip edilmeyeceğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Ayrıca ölçülen bir değerin istatistiksel olarak değişmesi, mutlaka yanlış tanıya veya hatalı tedavi kararına yol açacağı anlamına gelmiyor.
Araştırmacılardan Kan Tahlillerinin Güvenilirliğine Katkı
Çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesinden Adem Yağan, Zozan Akpolat, Duygu Korkmaz Yalçın, Hilal Şahin, Musa Yağan, Mehmet Emin Doğan, Zelal Yayla Kalay, Ümit Soylu ve Şeyma Zeynep İncecik tarafından gerçekleştirildi.
Araştırma, kan tahlillerinin yalnızca laboratuvar cihazlarının doğruluğuna değil, örneklerin analiz öncesinde nasıl korunduğuna da bağlı olduğunu gösteren bilimsel bulgulara katkı sağladı.
Elde edilen sonuçlar, özellikle aile sağlığı merkezleri ile merkezi laboratuvarlar arasında yürütülen kan örneği taşıma süreçlerinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek yeni veriler ortaya koyuyor.
TIBBİ UYARI
Kan tahlilinde beklenmeyen bir sonuçla karşılaşılması, tek başına örneğin bekleme süresinden etkilendiğini göstermez. Sonuçlar hastanın klinik durumu ve laboratuvar koşullarıyla birlikte hekim tarafından değerlendirilmelidir. Gerekirse testin tekrarlanmasına sağlık profesyoneli karar verir.
KAYNAKLAR
Scientific Reports — Effects of storage temperature and delayed analysis on routine biochemical and haematological test results — 14 Ekim 2026
Dünya Sağlık Örgütü — Laboratory Quality Stepwise Implementation: Monitor transportation of samples