Bazen hayatta öyle bir an oluyor ki, sadece susmak ve gözlerini kapatıp açtığında her şeyin yoluna girdiğini görmek istersin. Ama hayat her zaman bize istediğimiz her şeyi vermez, bu da insanın umudunu kaybetmesi ya da her şeyin daha iyi olmayacağı anlamına gelmez.
Evet , doğru duydunuz, benim de küçük hikayem böyle başladı.
Belirttiğim gibi, bir kalp atışının bana verdiği mutluluk, doktor olmamın temel sebebi oldu.
“Doktor” kelimesini duyduğumda, artık gözlerimin gördüğü zor anlar beni korkutmuyor, aksine daha iyi ilerlemem için bana güç veriyordu. Doktor olmak ne kadar zor olsa da, bir o kadar onurlu ve sorumluluk gerektiren bir meslektir. Onur ve sorumluluk kelimeleri...
Oldukça derin ve tek yolu olan bir virajın yeni başlangıcıdır. Tıpkı doktorluk gibi...
Doktorluk mesleği , benim hayatımın virajının yeni bir başlangıcı oldu. Ailem için, geleceğim için, yeni bir nefes için...
Bu hayatta her kesin bir amacı ya da bir dönüm noktası vardır. Beni de bu mesleğe bağlayan, birine yeni bir nefes, yeni bir yaşam mutluluğu verebilme isteği oldu.
Sorumluluk...
Tam da bu kelime, bu anda hayatıma daha güçlü bir şekilde girdi. Çünkü daha parlak başarılar elde etmek ve sevdiklerimi koruyabilmek için sorumluluk sahibi olmak zorundayım.
Bazen doktorluk sadece ilaçlarla değil, aynı zamanda kelimelerle hastanın kalbine dokunabilmektir. Çünkü hasta olan insanların umutları her geçen gün bir az daha azalır. Onların kalplerine her geçen gün sönmekte olan ışığı yeniden yakmak ve onları hayata bağlamak bir doktor için tarifsiz bir mutluluktur. Doktorda bu mutluluğu yaşayabilmek ve hastayı hayata döndürebilmek için eğitimli ve deneyimli olması gerekir. Doktorun atması gereken adım bazen ani ola bilir, ancak o bu adamı en doğru şekilde atmalıdır. Çünkü atılan her adım, hastanın geleceği ve hayatta kalması için son derece önemlidir.
Hastalarla birlikte onların yakınları ve sevdikleri de aynı duyguları yaşar, aynı çaresizlikle, her gün sanki bir inançla yeni bir yolun açılmasını beklerler. Sonuç olarak: Hastane koridorlarında yorgun ama bir o kadar umutla bekleyen insanlar...
Hastanın kalp ritminin monitörde değişmesiyle birlikte kalplerinde oluşan korku ve endişe...
Bir gün iyileşip onlara yeniden katılma ve mutlu olma umuduyla doğmuş kısa süreli küçük bir gülümseme...
Bütün bunlar , ne kadar zor görünseler de, maalesef hayatın acı gerçekleridir. Ne kadar zor görünseler de, bu gerçeklerle mücadele etmek ve onları aşmak mümkündür.
Sadece inanmak, sabırlı olmak ve umut beslemek, kalbin atışı kadar sarsılmaz bir güçtür. Hayat hiç birimize kusursuz bir gelecek vaat etmez, ama bu geleceği beyazlaştırmak,
düşüp-kalkarak, öğrenerek beyazlatmak kendi ellerimdedir- tıpkı benim “ beyaz önlüğüm” gibi. Bu umutla, bu coşkuyla, her gün kararlı ve kendinden emin adımlarla yürüyeceğim. Her gün doğan parlak bir güneş gibi parlayacağım- “ beyaz önlüğüm” ve ben!