“Telefon artık sadece bir iletişim aracı değil; gün boyu elimizden düşmeyen bir temas yüzeyi.”
Bugün etrafımıza baktığımızda manzara tanıdık. Otobüste, işte, okulda, evde…
Telefonlar elimizin doğal uzantısı haline geldi. Gün içinde yüzlerce kez dokunuyoruz. Ama neredeyse hiç düşünmüyoruz.
Oysa enfeksiyon hastalıkları açısından bakıldığında telefonlar, modern hayatın en sessiz temas yüzeylerinden biri.
“Enfeksiyonlar bağırarak gelmez; dokunarak gelir.”
Telefonlar cepten çıkıyor, masaya konuyor, tekrar ele alınıyor. Yüzümüze yaklaşıyor, kulağımıza değiyor. Eller yıkanıyor ama birkaç saniye sonra yine aynı ekrana dokunuluyor.
Burada mesele steril bir hayat sürmek değil. Mesele, temas zincirini fark etmek.
COVID döneminde bunu kısa süreliğine öğrendik. Yüzümüze dokunmamayı, ellerimizi yıkamayı, teması azaltmayı… Pandemi geride kaldı ama temas alışkanlıklarımız kaldığı yerden devam etti. Virüsler de.
“Pandemi geçti, temas bitmedi.”
Bugünün dünyasında temas sadece tokalaşmakla olmuyor. Ekranla oluyor. Telefonla oluyor.
Bu durum sadece sezgisel bir gözlem değil. Bilimsel veriler de bunu destekliyor.
PubMed’de yer alan çok sayıda çalışmada, cep telefonlarının yüzeylerinde bakterilerin ve virüslerin saatler hatta günler boyunca canlı kalabildiği gösterilmiş durumda. Sağlık çalışanlarında yapılan çalışmalarda ise telefonların, çapraz bulaş açısından potansiyel bir ara yüz olduğu vurgulanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), enfeksiyonların yayılımında sık dokunulan yüzeylerin önemine dikkat çekiyor. Kapı kolları, masa yüzeyleri, musluklar sayılıyor; ama telefonlar çoğu zaman bu listenin dışında kalıyor. Oysa gün içinde en sık temas edilen nesnelerden biri.
“Ellerimizi yıkıyoruz, sonra telefonu alıyoruz. Döngü baştan başlıyor.”
El hijyeni hâlâ temel korunma yöntemi. Ama tek başına yeterli değil. Temiz eller, kirli yüzeylerle temas ettiğinde denge bozuluyor.
Buradan büyük yasaklar çıkarmaya gerek yok.
Telefonu hayatımızdan çıkarmamız gerekmiyor.
Sadece birkaç basit alışkanlık yeterli:
- Telefonların düzenli aralıklarla temizlenmesi
- Özellikle hasta olunan dönemlerde telefon hijyeninin ihmal edilmemesi
- Telefon–yüz temasının farkında olunması
Bunlar küçük önlemler.
Ama enfeksiyonlar zaten küçük tekrarlar üzerinden yayılıyor.
“Aşılar, el hijyeni ve yüzey temizliği; ayrı ayrı küçük, birlikte güçlü.”
Bugün enfeksiyon riskini konuşurken havayı, kalabalıkları, kapalı alanları sayıyoruz.
Ama elimizdeki ekrana bakmayı unutuyoruz.
Oysa bazen enfeksiyon kapıda değildir.
Masada da değildir.
Bazen,
“AVUCUMUZDA”dır.