Cerrahi müdahalelerin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Antik Çağlarda trepanasyon, ilk sütur örnekleri, yara bakımı gibi cerrahi müdahaleler zamanla yerini modern ve minimal invazif yöntemlere bırakmıştır.

Plastik cerrahi ise zamanla ruhuyla şekillenen ve her geçen gün gelişen estetik algısı ile paralel olarak tıbbın şüphesiz en dinamik ve en yaratıcı alanlarından biri olmuştur. M.Ö. 700 yılı civarında Hintli cerrah Sushruta ile başlayan plastik cerrahi bilimi, bugün yeni teknolojilerin yarattığı devinimle hız kesmeden gelişimine devam etmektedir. Biz de bugün bu alanın gelişiminde en önemli isimlerden birinin hayatını ve cerrahiye katkısını derledik.

Takvimimizi biraz geriye sarıyor ve 1545 yılının kış aylarına çeviriyoruz. Rönesansın ilk yarısının neredeyse bittiği, orta çağdan kalan karanlığın dağıldığı ama din ve bilimin kıyasıya çarpışmaya devam ettiği, ‘’eşikte’’ geçen o günlerde Bologna adı verilen bir Kuzey İtalya şehrinde dünyaya gözlerini açar Gaspare Tagliacozzi. Doğduğu dönem tıbbın ve pozitif bilimlerin yeni filizler verdiği ama kilisenin hala dogmalar üzerinden egemenlik kurmaya çalıştığı çatışmalı bir dönemdir. Öyle ki bir yanda tıp dünyasının tartışmasız en önemli isimlerinden Andreas Vesalius, modern anatominin başlangıç noktası eseri ‘’ De humani corporis fabrica’’ yı yayımlayalı iki sene olmuştur fakat bir yandan kilise rekonstrüktif cerrahi uygulamaları, Tanrı’nın ilahi yaratımına hakaret içeren bir müdahale olarak görmekte ve ‘’lanetlemekte’’dir.

Bu çatışmalı dünyaya gözlerini açan Tagliacozzi’yi genç yaşlarda etkileyen ve onu Bologna Tıp Okulu’na sokan en önemli toplumsal konulardan birinin hiç şüphesiz frengi olduğunu söyleyebiliriz. Penisilinin keşfinden çok önce Avrupa’yı kasıp kavuran bu hastalık antibiyotik olmadığı için birçok hastada ileri evrelere varıp ‘’ semer burun’’ denen ve burun sırtının çökmesine neden olan bir deformiteye neden oluyordu. Bu deformite hastaların damgalanmasına neden olmakla kalmayıp tıbbi bir yardım almalarına da engel oluyordu çünkü o zamanki toplumsal ve dini inançlar bu hastalığın Tanrıdan gelen bir ceza olduğunu ve kesinlikle müdahale edilmemesi gerektiğini savunuyordu. Tagliacozzi ise her şeyden önce bir hekim gibi yaklaştı mevzuya. Toplumun ‘’ilahi ceza’’ dediği şeye ‘’hastalık’’ dedi. Ona göre ortada bir hasta varsa ona yardım edilmeliydi.

Resim: Tagliacozzi’nin bir portresi

Yaşamının erken evrelerinde onu tıp dünyasıyla tanıştıran hümanist ruhu, tıp lisansını aldıktan hemen sonra atandığı ‘’cerrahi profesörlüğü’’ görevinde de en büyük eşlikçisi olacaktı. 1570 yılında cerrahi profesörlüğe başlayan Tagliacozzi, 1586’da Girolamo Mercuriale’e yazdığı bir mektupta geliştirmek üzere olduğu rinoplasti tekniğinin endikasyonlarını ve uygulama adımlarını kısaca anlattı. Bu mektupta yazdığı şeyler dönemin hekimlerinin doğrularıyla çelişmekteydi. Tagliacozzi yanıldıklarını söyledi ve ilk kez 1587’de kendi tekniğiyle bir rinoplasti operasyonunu gerçekleştirdi. Mektupta yazdıkları burun, kulak ve dudakların rekonstrüksiyonu için endikasyonları sağlam bir bilimsel temele oturtması açısından onun modern plastik cerrahide bir ilk olmasını sağlamıştı. Uyguladığı yöntem ise flep cerrahisinin temelini atmasını sağlamış ve onu tıp dünyasında bir ‘’ilk’’ olmaktan da öteye taşımıştı.

Tagliacozzi’nin kendi adını verdiği ve rinoplasti açısından devrim sayılabilecek bu yöntemden biraz bahsedelim:

Tıp biliminde kendi damarı olan ve haliyle kendi kendine beslenebilen doku parçasına ‘’flep’’ deriz. Flep cerrahisi de bu özellikleri taşıyan bir dokunun başka bir bölgeye naklini içerir. Rezeksiyon, enfeksiyon, ağır yaralanma sonucu olan defektler bu yöntemle düzeltilebilir. Tagliacozzi’nin tekniği ve operasyonlarının temeli de hastanın kolunun iç kısmından alınan bir flep parçasının yüzdeki bir bölgenin rekonstrükte edilmesi amacıyla kullanımına dayanıyordu fakat Tagliacozzi deri parçasını direkt alıp hastanın yüzüne dikmiyordu. Önce flepi yani koldaki deriyi (besleyici tabaka ile beraber) opere ediyor ve yeni bir kan akışına hazır hale getiriyordu. Bu hazırlık sürecinden sonra flepi yüzde rekonstrükte edilecek bölgeye taşıyor, iki dokunun kaynaması için hastayı sabitliyordu. Yani cerrahi bir yama değil cerrahi bir düzenek hazırlıyordu.

Resim: Tagliacozzi’nin cerrahi düzeneği

Her ne kadar Tagliacozzi 1570-1580 yılları arasında birçok başarılı operasyon gerçekleştirmiş, birçok frengili hastaya estetik ve toplumsal açıdan kabul gören bir yüze sahip olmaları için yardım etmiş olsa da en büyük başarısı 1597’de Venedik’te yayımladığı ‘’ De Curtorum Chirurgia’’ isimli eseri olarak söylenir. Bu eser bu devrimci cerrahın yıllar süren deneyimlerini içerir ve oldukça ilginç özelliklere sahiptir.

Resim: Tagliacozzi’nin eseri De Curtorum Chirurgia

Örneğin:

- O dönemlerde bir eser yayımlanırken kraliyet ailesinin koyduğu kurallara itaat etme zorunluluğu ve çok sayıda başka kısıtlamalar sebebiyle bu eserde hiçbir vaka ya da olgu doğrudan aktarılamamıştır ama eser tüm bu kısıtlamalara rağmen bu reformist cerrahın ne kadar deneyimli olduğunu gözler önüne seren birçok bilimsel öğeyle doludur.

- Antisepsi ve anestezinin olmadığı bir dönemde -ki çoğu cerrah için bu dönemler ‘’karanlık dönemler’’ olarak ifade edilebilir- hastalarını enfeksiyondan kaybetmemesi ve görece başarılı operasyonlara imza atması onu yeterince başarılı bir cerrah yapmıştı zaten fakat deneyimlerini görselleştirip kalıcı bir hale getirmesi tıp dünyası için başlı başına bir devrim sayılır. Eserin her bölümü yapılan operasyonlarda kullanılan prosedürlerin, cerrahi aletlerin eksiksiz resimleriyle sonlanır.

- Kendisi doku reddinden ilk kez bahseden hekimdir. Rekonstrükte edilecek yüz kısmına hasta dışında bir vericiden alınan bir doku parçası yerleştiğinde dokunun çürüyüp düştüğünü gözlemlemiştir. Bu durum da onu sadece otolog nakiller yapmak durumunda bırakmıştır. Doku reddi kavramının ortaya atılması bakımından da bir ilk konumunda olan Tagliacozzi, tarihin gördüğü en iyi gözlem yapan ve en titiz cerrahlardan biri olmuştur.

Tüm bu başarıların sonunda, 1599’da Bologna’da ölen Tagliacozzi ölümünden sonra dini gerekçelerle süslenmiş bir itibar infazına da kurban gitmiştir. Ölümünden sonra tıp dünyasına olan tüm katkıları göz ardı edilmiş, mezarı açtırılmış ve arkasından da ismine ‘’ Tanrı’nın eserine müdahale etme’’ suçlamaları yöneltilmiştir. Ölümünün ardından plastik cerrahi sanatı iki asır sürecek bir duraklama dönemine girmiştir.

Ölümünden uzun bir süre sonra iade-i itibarı yapılan Tagliacozzi’nin heykeli 17.yüzyılda inşa edilen Bologna Üniversitesi'nin ünlü Anatomik Tiyatrosunda (Teatro Anatomico) yer almıştır. Heykele yakından bakıldığında elinde bir burun tuttuğunu görürüz...

Resim: Tagliacozzi’nin Bologna Üniversitesindeki heykeli

Kaynakça:

Thomas, J. H. (1997). [Review of the book De Curtorum Chirurgia Per Insitionem, by G. Tagliacozzi]. British Journal of Plastic Surgery, 50(3), 221–222.