Üniversite 1088’den, Archiginnasio 1563’ten

Bologna Üniversitesi’nin geçmişi geleneksel olarak 1088 yılına kadar götürülüyor ve kurum Batı dünyasının en eski üniversitesi olarak anılıyor.

Ancak bugün ziyaret edilen Palazzo dell’Archiginnasio, üniversite kadar eski değil.

Bina 1562–1563 yıllarında, Bologna’daki üniversite eğitimini tek ve görkemli bir merkezde toplamak amacıyla Kardinal Carlo Borromeo ve Pier Donato Cesi’nin girişimiyle, mimar Antonio Morandi tarafından yaptırıldı.

Archiginnasio’nun akademik dünyası iki ana gruba ayrılmıştı: hukuk öğrencilerinin Legistisi ile tıp, felsefe, matematik ve doğa bilimlerini kapsayan Artisti.

Dolayısıyla Archiginnasio yalnızca eski bir üniversite sarayı değildi.

Tıp, bu yapının asli disiplinlerinden biriydi.

Bologna’da öğrenciler yalnızca öğrenci değildi

Bologna Üniversitesi’nin erken tarihini bugünkü üniversitelerden ayıran en ilginç özelliklerden biri öğrencilerin sahip olduğu güçtü.

Öğrenciler örgütleniyor, öğretim üyeleriyle anlaşmalar yapıyor, derslerin yürütülmesinde söz sahibi oluyor ve üniversite hayatının yönetimine doğrudan katılabiliyordu.

Başka şehirlerden ve ülkelerden gelen öğrenciler ise kendilerini korumak ve temsil etmek amacıyla Nationes adı verilen topluluklar oluşturdu.

Bunları bugünkü anlamda “ülke kulüpleri” olarak düşünmek doğru değil.

Çünkü modern ulus devletlerin çoğu henüz ortaya çıkmamıştı. Bir natio; öğrencinin geldiği bölge, dili, coğrafi kökeni veya kültürel çevresi temelinde oluşabiliyordu.

Fransızlar, İngilizler, İspanyollar, Almanlar, Polonyalılar, Macarlar ve Avrupa’nın başka bölgelerinden gelen öğrenciler Bologna’daki bu olağanüstü uluslararası dünyanın parçalarıydı.

Duvarlardaki yaklaşık 6 bin arma: Yüzlerce yıllık öğrenci sicili

Archiginnasio’ya giren ziyaretçiyi ilk şaşırtan şeylerden biri duvarlardır.

Koridorlarda, merdivenlerde, kemerlerin altında ve salonların çevresinde binlerce renkli arma görülür.

Günümüze yaklaşık 6 bin arma ulaşmıştır. Archiginnasio’nun bu dekorasyonu, günümüze ulaşan en büyük duvar heraldik komplekslerinden biri kabul edilir.

Armalarda öğrencilerin veya öğrenci temsilcilerinin isimleri, geldikleri yerler ve mensup oldukları natio ile ilgili bilgiler bulunur.

Bu nedenle popüler anlatılarda söylendiği gibi “üniversiteye öğrenci gönderen her ülkeye duvardan ayrı bir bölüm verilmişti” demek tam olarak doğru değildir.

Gerçek bundan daha ilginçtir:

Archiginnasio’nun duvarları, yüzyıllar boyunca Bologna’ya dünyanın farklı bölgelerinden gelen öğrencilerin dev bir görsel hafızasına dönüşmüştür.

Bugünkü öğrenci bilgi sistemlerinde tuttuğumuz isim, memleket ve mensubiyet bilgilerinin yüzyıllar önce taş ve sıva üzerine resmedilmiş karşılığı gibidir.

Peru’dan Bologna’ya: İlk “Amerikalı” öğrencinin izi

Bu uluslararası öğrenci hikâyelerinin en dikkat çekicilerinden biri Diego de León Garavito’ya aittir.

Garavito İspanyol dünyasına mensuptu ancak Lima, Peru’da doğmuştu.

Archiginnasio’nun tarihçesinde Bologna Üniversitesi’ne devam eden ilk “Amerikalı” öğrenci olarak anılır.

Buradaki “Amerikalı” sözcüğü elbette bugünkü Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığı anlamında değildir.

Kastedilen, Amerika kıtasında doğmuş olmasıdır.

Garavito’nun Kardinal Benedetto Giustiniani onuruna yaptırdığı fresk bugün hâlâ Archiginnasio’nun giriş tonozunda görülebilmektedir.

Dolayısıyla hikâyenin doğrusu “ilk Amerikalı öğrenci geldiğinde Amerika için ayrı bir duvar yapıldı” değildir.

Asıl hikâye daha etkileyicidir:

17. yüzyılda Lima’da doğmuş bir öğrenci okyanusu aşarak Bologna’ya geliyor ve dört yüz yıl sonra bile izi üniversitenin duvarlarında yaşamaya devam ediyor.

Polonyalı Kopernik neden “Alman” öğrenciler arasındaydı?

Nationes sisteminin bugünkü vatandaşlık anlayışıyla okunamayacağını gösteren en güzel örneklerden biri Nicolaus Copernicus.

Kopernik 1473’te Toruń’da, bugünkü Polonya topraklarında doğdu.

1496 sonlarında Bologna’ya geldi ve 6 Ocak 1497’de üniversiteye kaydoldu.

Fakat bugün Polonyalı olarak bildiğimiz Kopernik, Bologna’da Alman öğrenci topluluğuna kaydedilmişti.

Bu bir tarih hatası değildi.

Çünkü “natio”, bugünkü pasaporttaki milliyet hanesinin karşılığı değildi.

Kopernik Bologna’ya esas olarak kilise hukuku okumaya gelmişti. Burada astronom Domenico Maria Novara ile çalışmaya başladı ve gökyüzü gözlemlerine katıldı.

Daha sonra geliştireceği astronomik düşüncenin önemli hazırlık dönemlerinden biri Bologna’da geçti.

Hikâyenin tıpla da bağlantısı vardır. Kopernik daha sonra İtalya’da, Padua’da tıp eğitimi aldı.

Ancak önemli bir ayrıntıyı belirtmek gerekir:

Archiginnasio binası Kopernik Bologna’dayken henüz yapılmamıştı.

Dolayısıyla onu “Archiginnasio öğrencisi” olarak göstermek yanlış olur. Kopernik, daha sonra Archiginnasio’nun duvarlarında görünür hale gelecek uluslararası Bologna öğrenci geleneğinin erken ve çok ünlü bir temsilcisidir.

İspanyol öğrenciler için 14. yüzyılda kolej

Bologna’nın yabancı öğrenciler için taşıdığı önem Archiginnasio’dan da eskiydi.

Bunun en güçlü örneklerinden biri Collegio di Spagna, yani İspanyol Koleji’dir.

  1. yüzyılda Kardinal Egidio de Albornoz tarafından İspanyol öğrencilerin Bologna’da eğitim görmesini desteklemek amacıyla kurulan kolej, kentin uluslararası üniversite hayatının en önemli tarihî kurumlarından biri haline geldi.

Archiginnasio’nun ünlü iç avlusunun mimarisinde de Bologna’daki üniversite kolejlerinin, özellikle İspanyol Koleji geleneğinin etkisi görülür.

Bugün “uluslararası öğrenci hareketliliği” olarak tanımladığımız olgunun çok eski bir biçimi, Bologna sokaklarında yüzyıllar önce zaten yaşanıyordu.

Şimdi üst kata çıkalım: İnsan bedeni sahnede

Archiginnasio’nun tıp tarihi açısından en çarpıcı bölümü üst katta yer alıyor.

Adı:

Teatro Anatomico — Anatomik Tiyatro.

“Tiyatro” sözcüğü burada mecaz değil.

Salon gerçekten bir tiyatro düzeninde tasarlanmış.

Ortada insan kadavrasının yerleştirildiği disseksiyon alanı, çevresinde yükselen ahşap sıralar ve karşı tarafta profesörün kürsüsü bulunuyor.

Bugün gördüğümüz Anatomik Tiyatro 1637 yılında Antonio Paolucci, namıdiğer Il Levanti tarafından anatomi dersleri için tasarlandı.

Antik Mısırlılar Yaralara Neden Bal Sürüyordu?
Antik Mısırlılar Yaralara Neden Bal Sürüyordu?
İçeriği Görüntüle

Ancak Bologna’da insan bedeni üzerinde anatomi öğretiminin tarihi bu salondan yaklaşık üç yüz yıl daha eskiydi.

1315: İnsan bedeni yeniden ders kitabına dönüşüyor

Bologna tıp tarihinin en önemli isimlerinden biri Mondino de’ Liuzzi.

Mondino’nun 1315 yılında Bologna’da gerçekleştirdiği halka açık insan disseksiyonu, Orta Çağ Avrupa’sındaki anatomi eğitiminin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir.

Bir yıl sonra tamamladığı Anathomia adlı eseri sonraki yüzyıllarda Avrupa anatomi eğitimini derinden etkiledi.

O dönemin anatomi dersi bugünkü tıp fakültelerindeki kadavra laboratuvarlarından oldukça farklıydı.

Profesör yüksek bir kürsüde oturuyor ve anatomik metni okuyordu. Kadavranın açılmasını bir yardımcı gerçekleştiriyor, başka bir görevli ise anlatılan anatomik yapıları izleyicilere gösteriyordu.

İnsan bedeni artık yalnızca hakkında konuşulan bir nesne değildi.

Dersin merkezindeki gerçek anatomi atlasına dönüşmüştü.

Anatomi yalnızca ders değildi, seyrediliyordu

Bologna’daki anatomik disseksiyonları bugünün kapalı anatomi laboratuvarları gibi düşünmemek gerekir.

Bu etkinlikler özellikle kış aylarında ve Karnaval döneminde gerçekleştiriliyordu. Soğuk hava, modern koruma yöntemlerinin bulunmadığı bir dönemde kadavranın daha uzun süre incelenebilmesini sağlıyordu.

Zaman içinde disseksiyonlar yalnızca tıp öğrencilerinin katıldığı teknik dersler olmaktan çıktı.

Akademisyenler, kentin ileri gelenleri, yabancı ziyaretçiler ve davetliler de anatomik gösterileri izleyebiliyordu.

Böylece anatomi belirli dönemlerde bilimsel eğitim ile kamusal gösterinin kesiştiği sıra dışı bir etkinliğe dönüştü.

“Anatomik Tiyatro” adı da burada gerçek anlamını kazanıyor:

İnsan bedeni yalnızca incelenmiyor; anatomi aynı zamanda seyrediliyordu.

Kadavralar avluda disseke edilmiyordu

Archiginnasio hakkında aktarılan popüler hikâyelerden biri disseksiyonların binanın avlusunda gerçekleştirildiği yönündedir.

Bu anlatı doğru değildir.

Archiginnasio döneminin asıl disseksiyon mekânı üst kattaki Anatomik Tiyatro idi.

Anatomik Tiyatro yapılmadan önce Bologna’da farklı ve zaman zaman geçici mekânlar kullanılmıştı.

Fakat Archiginnasio’nun avlusunda gerçekten çok ilginç başka bir tıp etkinliği düzenleniyordu.

Avluda hazırlanan “her derde deva”: Theriaca

Archiginnasio’nun avlusundaki en renkli tıbbi törenlerden biri Theriaca, yani tiryak hazırlanmasıydı.

Yaklaşık 50 farklı bileşenin bir araya getirilmesiyle hazırlanan bu karmaşık karışımın, özellikle zehirlenmelere ve zehirli hayvan ısırıklarına karşı olmak üzere çok sayıda hastalıkta etkili olduğuna inanılıyordu.

Hazırlanması yalnızca kapalı bir eczacılık işlemi değildi.

Kamusal bir törene dönüşebiliyordu.

Böylece aynı binada tıp tarihinin iki farklı yüzü yan yana bulunuyordu:

Bir tarafta insan bedeninin doğrudan incelenmesine dayanan anatomi…

Diğer tarafta onlarca maddeden hazırlanan ve geniş bir tedavi gücüne sahip olduğuna inanılan geleneksel bir ilaç.

Archiginnasio, modern tıbbın bir anda ortaya çıkmadığını; eski inanışlarla yeni gözlem yöntemlerinin uzun süre yan yana yaşadığını gösteren olağanüstü bir mekândır.

Profesörün kürsüsünü iki “derisi yüzülmüş adam” taşıyor

Anatomik Tiyatro’nun en unutulmaz ayrıntılarından biri profesör kürsüsünün iki yanında bulunuyor.

Kasları tamamen ortaya çıkarılmış iki insan figürü…

Bunlara Gli Spellati, yani “Derisi Yüzülmüşler” deniyor.

1734 yılında Ercole Lelli tarafından yapılan bu figürler hem sanat eseri hem de anatomik öğretim modeli niteliğinde.

Kürsünün üst kısmında ise daha küçük fakat unutulmaz başka bir ayrıntı bulunuyor.

Anatomiyi temsil eden kadın figürüne kanatlı bir çocuk geleneksel olarak bir çiçek sunmuyor.

Bir femur kemiği uzatıyor.

Archiginnasio’da dekorasyon bile anatomi anlatıyor.

Duvarlarda Hipokrat, Galen ve elinde burun tutan cerrah

Anatomik Tiyatro’nun ahşap duvarlarında 12 ünlü hekimi temsil eden heykeller bulunuyor.

Hipokrat ve Galen’in yanı sıra Mondino de’ Liuzzi, Marcello Malpighi, Costanzo Varolio ve Giulio Cesare Aranzio gibi önemli isimler burada yer alıyor.

Bir heykel ise diğerlerinden hemen ayrılıyor:

Gaspare Tagliacozzi.

Tagliacozzi, 16. yüzyılda Bologna’da çalışan cerrah ve anatomistlerden biriydi. Özellikle burun ve yüz rekonstrüksiyonu üzerine geliştirdiği yöntemlerle plastik ve rekonstrüktif cerrahi tarihinin erken öncüleri arasında yer aldı.

En çok kullandığı yöntemlerden birinde hastanın kolundan hazırlanan deri flebi burun bölgesine taşınıyordu.

Anatomik Tiyatro’daki Tagliacozzi heykelinin elinde bir burun tutmasının nedeni de budur.

Bugünkü Anatomik Tiyatro onun ölümünden sonra yapılmış olsa da Bologna, ünlü cerrahını salonun tıp tarihi hafızasına dahil etmiştir.

Aşağıda kadavra, yukarıda yıldızlar

Anatomik Tiyatro’da yalnızca duvarlara değil, tavana da bakmak gerekir.

  1. yüzyıldan kalma ahşap tavanda 14 takımyıldız ve merkezde Apollo yer alır.

Bu yalnızca dekoratif bir tercih değildi.

O dönemde insan bedeni ile gök cisimleri arasında ilişkiler bulunduğuna inanılıyor; bazı hastalıkların, tedavilerin ve cerrahi girişimlerin zamanlamasında astrolojik düşünceler etkili olabiliyordu.

Astroloji Bologna’daki akademik hayatın bir parçası olarak 17. yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürdü.

Ortaya tıp tarihinin en etkileyici görüntülerinden biri çıkıyor:

Aşağıda insan bedeni gözlem için açılıyor.
Yukarıda aynı beden yıldızlarla ilişkilendiriliyor.

Bilimsel gözlemle eski tıbbi inanışların henüz tamamen birbirinden ayrılmadığı bir çağ.

Luigi Galvani de burada tez savundu

Archiginnasio’nun tıp tarihindeki önemi anatomiyle sınırlı değil.

  1. yüzyılda sahneye Luigi Galvani çıkıyor.

Galvani tıp ve cerrahi eğitimi aldıktan sonra anatomi ve fizyoloji alanında çalıştı.

1762 yılında tezini Archiginnasio’da halka açık biçimde savundu.

Daha sonra sinir ve kas dokularının elektriksel uyarılması üzerine yaptığı kurbağa deneyleriyle elektrofizyoloji tarihinin temel isimlerinden biri haline geldi.

Bugün Archiginnasio’nun hemen önündeki meydanın Piazza Galvani adını taşıması da bu bilimsel mirasın şehirde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Türk öğrenciler: Tarihî duvarda değil, bugünün Bologna’sında

Türkiye açısından bu hikâyeyi aktarırken dikkatli olmak gerekiyor.

Archiginnasio’nun bilinen tarihsel kayıtlarında Osmanlı veya Türk öğrenciler için ayrı bir “Türk natiosu” ya da özel bir Türk duvar bölümü doğrulanmış değildir.

Bu nedenle geçmişe ait böyle bir hikâye üretmek doğru olmaz.

Fakat günümüzde tablo oldukça farklıdır.

Bologna Üniversitesi’nin 2025/2026 akademik yılı yeni kayıt verilerine göre Türkiye’den 206 öğrenci üniversiteye kaydoldu.

Türkiye böylece Çin, İran, Kamerun ve Romanya ile birlikte yeni uluslararası öğrenciler arasında sayısal olarak en büyük topluluklardan biri oldu.

Bu veri Archiginnasio’nun yüzlerce yıllık hikâyesine güzel bir devamlılık kazandırıyor.

Bir zamanlar Peru’dan, Polonya’dan, İspanya’dan, Almanya’dan, İngiltere’den ve Avrupa’nın başka bölgelerinden gençler Bologna’ya geliyordu.

Bugün onların arasına Türkiye’den gelen öğrenciler de güçlü biçimde katılıyor.

Bologna’nın uluslararası öğrenci geleneği değişmiş olabilir; özü ise şaşırtıcı biçimde aynı kalmış durumda.

1944’te Anatomik Tiyatro neredeyse yok oldu

Archiginnasio’nun bugün ayakta bulunması bile başlı başına bir tarih hikâyesidir.

29 Ocak 1944’te, II. Dünya Savaşı sırasında Bologna’ya düzenlenen hava saldırısında Anatomik Tiyatro’nun bulunduğu bölüm ağır hasar gördü.

Salon büyük ölçüde yıkıldı.

Fakat özgün heykeller ve bazı tarihî parçalar enkazdan kurtarıldı.

Savaş sonrasında tiyatronun ahşap kaplamaları özgün tasarıma uygun şekilde yeniden yapıldı ve kurtarılan eski heykeller kendi yerlerine yerleştirildi.

Bu nedenle bugün ziyaret edilen Anatomik Tiyatro yalnızca 17. yüzyılın değil, aynı zamanda savaş sonrası kültürel restorasyon tarihinin de bir parçasıdır.

Üniversite ayrıldı ama tıp binayı tamamen terk etmedi

Archiginnasio 1803 yılında üniversitenin ana binası olma görevini bıraktı.

1838’den itibaren yapı kütüphane olarak kullanılmaya başlandı.

Fakat tıpla bağı tamamen kesilmedi.

Binanın zemin katındaki bazı eski salonlar bugün Bologna Mediko-Cerrahi Cemiyeti tarafından kullanılmaya devam ediyor.

Anatomik Tiyatro ise her yıl dünyanın farklı bölgelerinden gelen ziyaretçilere Avrupa tıp eğitiminin geçmişini anlatmayı sürdürüyor.

Sekiz yüzyıl sonra yabancı öğrenciler hâlâ Bologna’da

Nationes artık yok.

Duvarlara yeni öğrenci armaları çizilmiyor.

Ama Bologna’nın uluslararası öğrenci geleneği sona ermiş değil.

Üniversitenin güncel kurumsal verilerine göre Bologna Üniversitesi’nin 97.235 öğrencisi bulunuyor; bunların 11.302’si uluslararası öğrenci.

2024/2025 akademik yılında ayrıca binlerce yabancı öğrenci değişim programları kapsamında Bologna Üniversitesi’ne geldi.

Yüzlerce yıl önce duvarlara arma bırakan yabancı öğrencilerin yerini bugün Erasmus öğrencileri, uluslararası lisans ve yüksek lisans öğrencileri ile araştırmacılar aldı.

Temel fikir ise değişmedi:

Dünyanın farklı yerlerinden gençler Bologna’ya öğrenmeye gelmeye devam ediyor.

Archiginnasio bugün hâlâ yaşayan bir mekân

Palazzo dell’Archiginnasio bugün Bologna’nın merkezinde, Piazza Galvani 1 adresinde bulunuyor.

2026 yılı güncel ziyaret bilgilerine göre bina pazartesiden cumartesiye açık; Anatomik Tiyatro’nun ziyareti için çevrim içi rezervasyon gerekiyor.

Binanın bir bölümü tarihî kütüphane olarak kullanılmaya devam ettiği için bütün salonlar turistik ziyarete açık değil.

Bu nedenle Archiginnasio yalnızca içine girilip fotoğraf çekilen tarihî bir yapı değil.

Yüzlerce yıllık akademik hayatını farklı bir biçimde sürdürmeye devam eden yaşayan bir bilim ve kültür mekânı.

Bu bina aslında ne anlatıyor?

Archiginnasio’ya yalnızca “eski bir üniversite binası” olarak bakmak büyük bir eksiklik olur.

Duvarlarına bakarsanız uluslararası eğitimin tarihini görürsünüz.

Peru’da doğmuş öğrenciyi…

Polonyalı olduğu halde Alman öğrenci topluluğuna kaydolan Kopernik’i…

İspanyol öğrenciler için kurulmuş yüzlerce yıllık koleji…

Ve bugün Bologna Üniversitesi’ne Türkiye’den gelen yüzlerce öğrenciyi…

Üst kata çıkarsanız tıp tarihini görürsünüz.

Ortada kadavra…

Yukarıda profesör…

Çevrede öğrenciler ve davetliler…

Kürsünün yanında kasları ortaya çıkarılmış insan heykelleri…

Tavanda yıldızlar…

Duvarlarda Hipokrat, Galen, Malpighi ve elinde bir burun tutan Tagliacozzi…

Avluya indiğinizde ise yaklaşık elli bileşenden hazırlanan ve bir zamanlar pek çok hastalığa çare olduğuna inanılan theriaca ile karşılaşırsınız.

Bütün bunlar aynı binada.

Archiginnasio’yu benzersiz kılan da budur.

Burası modern tıbbın geçmişini kusursuz ve doğrusal bir ilerleme hikâyesi olarak anlatmaz.

Tam tersine;

gözlemle inanışın, bilimle gösterinin, anatomiyle astrolojinin, üniversiteyle şehir hayatının ve dünyanın farklı coğrafyalarından gelen öğrencilerin yüzyıllar boyunca nasıl yan yana yaşadığını gösterir.

Belki de Archiginnasio’da insanı en çok etkileyen düşünce şudur:

Bir zamanlar dünyanın farklı köşelerinden gelen öğrencilerin yürüdüğü koridorlarda bugün hâlâ onların isimleri duruyor.

Aynı binanın üst katında ise insan bedeni yüzyıllar önce bir kitap gibi açılıyordu.

Bologna’da tıp yalnızca anlatılmadı.
Görüldü, tartışıldı, seyredildi ve insan bedeninin üzerinde yeniden öğrenildi.

Kaynaklar

Palazzo dell’Archiginnasio – Biblioteca Comunale di Bologna
Alma Mater Studiorum – Università di Bologna
University of Bologna Historical Archive
University Museum Network – Università di Bologna
Bologna Üniversitesi güncel öğrenci istatistikleri
Mondino de’ Liuzzi ve Bologna anatomi geleneği üzerine hakemli tıp tarihi ve anatomi literatürü