CİMER üzerinden öğretmenleri hakkında şikâyette bulunan bir öğrencinin iddialarının gerçeği yansıtmadığı tespit edilince mahkeme, öğrenciye 1 yıl 15 gün hapis cezası verdi. Karar, CİMER başvurularında şikâyet hakkı ile iftira suçu arasındaki hukuki sınırı yeniden gündeme taşıdı.

CİMER’e Asılsız Şikâyet Suç mu? Öğrenciye Hapis Cezası Verildi

Son Dakika | Üsküdar Belediyesi’ne Operasyon: Başkan Sinem Dedetaş Gözaltına Alındı
Son Dakika | Üsküdar Belediyesi’ne Operasyon: Başkan Sinem Dedetaş Gözaltına Alındı
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yapılan başvurular, vatandaşların kamu kurumlarına şikâyet, talep, bilgi edinme, görüş ve önerilerini iletebildiği resmi hak arama yolları arasında yer alıyor. Ancak bu başvuru yolunun, gerçek dışı iddialar veya kişileri hedef alan asılsız suçlamalar için kullanılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabiliyor.

Bu konuda dikkat çeken bir karar, CİMER üzerinden öğretmenleri hakkında şikâyette bulunan bir öğrenciyle ilgili davada verildi. Edinilen bilgilere göre olay, bir öğrencinin iki öğretmeni hakkında CİMER’e başvuruda bulunmasıyla başladı. Başvuruda yer alan iddialar üzerine öğretmenler hukuki süreç başlattı ve konuyu yargıya taşıdı.

Mahkeme sürecinde yapılan incelemeler, toplanan deliller ve taraf beyanları doğrultusunda öğrencinin öğretmenlerine yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığı değerlendirildi. Yargılama sonucunda mahkeme, başvuruda yer alan ifadelerin iftira niteliği taşıdığı kanaatine vardı.

Karar doğrultusunda öğrenci hakkında 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmedildi. Ayrıca yargılama sürecine ilişkin 45 bin TL tutarındaki mahkeme masraflarının da öğrenci tarafından karşılanmasına karar verildi.

Söz konusu karar, CİMER başvurularının hukuki sınırını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlara göre CİMER’e başvuru yapmak tek başına suç değil; aksine vatandaşların idareye ulaşmasını sağlayan önemli bir hak arama mekanizması. Ancak bir kişi hakkında bilerek gerçek dışı suç, usulsüzlük veya disiplin yaptırımı gerektiren fiil isnat edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu’ndaki iftira suçu gündeme gelebiliyor.

TCK 267’ye göre iftira suçu, bir kişinin işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla isnat edilmesi ve bu yolla hakkında soruşturma, kovuşturma ya da idari yaptırım uygulanmasının amaçlanması halinde oluşuyor. Bu nedenle yalnızca adli suç isnatları değil, disiplin veya idari yaptırım doğurabilecek gerçek dışı beyanlar da hukuki sorumluluk doğurabiliyor.

Hukukçular, idari makamlara yapılan başvurularda kişilere yönelik somut isnatlarda bulunulmasının bazı şartlarda iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ancak bunun için ifadelerin gerçek ve somut olaylara dayanması, başvuru konusuyla bağlantılı olması ve kişilik haklarını hedef alan karalama amacı taşımaması gerekiyor.

Bu nedenle CİMER’e yapılan başvurularda, kesin suçlayıcı ifadeler yerine olayın tarihini, yerini, varsa belge ve tanıklarıyla birlikte anlatılması; “incelenmesini arz ederim” şeklinde ölçülü bir başvuru dili kullanılması öneriliyor.

Karar, kamu görevlilerine ya da başka kişilere yönelik asılsız ihbar ve şikâyetlerin yalnızca idari bir başvuru olarak kalmayabileceğini, şartları oluştuğunda ceza davasına ve maddi yükümlülüklere dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Kaynaklar

  1. Türk Ceza Kanunu, Madde 267
  2. Türk Ceza Kanunu, Madde 128
  3. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun
  4. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi başvuru esasları
  5. Tıbbiye Bülteni arşiv haberi