El ve ayak terlemesiyle başlayan çalışmalar daha sonra koltuk altı hiperhidrozuna uzanırken, araştırmalarda terleme miktarında dikkat çekici düşüşler bildirildi.

Araştırmalar 1990’lı yıllara uzanıyor

Prof. Dr. Yunus Karakoç’un hiperhidroz konusundaki akademik çalışmaları tek bir klinik araştırmadan oluşmuyor.

Karakoç, yüksek lisans ve doktora dönemlerinden itibaren doğru elektrik akımının hiperhidroz üzerindeki etkilerini araştırdı. Daha sonraki yıllarda gerçekleştirilen klinik araştırmalarda ise iyontoforez olarak bilinen yöntemin özellikle el ve ayak terlemesi üzerindeki etkisi incelendi.

İyontoforez, düşük düzeyli elektrik akımının genellikle su aracılığıyla cilde uygulanmasına dayanıyor. Cerrahi işlem veya enjeksiyon gerektirmeyen yöntemin ter bezlerinin çalışmasını geçici olarak baskılayabildiği düşünülüyor. Etkinin kesin biyolojik mekanizması ise tamamen açıklığa kavuşmuş değil.

112 hastalık çalışmada dikkat çeken sonuç

Karakoç ve çalışma arkadaşlarının 2002 yılında International Journal of Dermatology’de yayımlanan araştırmasına idiyopatik hiperhidrozu bulunan 112 hasta dahil edildi.

Hastalara musluk suyu iyontoforezine dayanan doğru elektrik akımıyla sekiz seans uygulama yapıldı.

Araştırmada el terlemesinin hastaların yüzde 81,2’sinde kontrol altına alınabildiği bildirildi.

Ancak araştırmanın önemli bir başka sonucu daha vardı.

Tedaviye yanıt veren hastalardaki ilk remisyon süresi ortalama yaklaşık 35 gündü.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi COP31’de: İki Projesi Uluslararası İklim Zirvesine Kabul Edildi
Sağlık Bilimleri Üniversitesi COP31’de: İki Projesi Uluslararası İklim Zirvesine Kabul Edildi
İçeriği Görüntüle

Bu sonuç, iyontoforezin hiperhidrozu kalıcı biçimde ortadan kaldıran bir tedaviden ziyade düzenli uygulamayla terlemeyi kontrol altında tutabilecek bir yöntem olduğunu gösteriyor.

Plasebo araştırması yapıldı

Karakoç ve arkadaşları 2004 yılında bu kez yöntemin oluşturduğu etkinin plaseboyla açıklanıp açıklanamayacağını araştırdı.

Palmoplantar hiperhidrozu bulunan 15 hastanın avuç içlerine önce düşük düzeyli alternatif akım uygulanarak plasebo uygulaması gerçekleştirildi.

Başlangıçta sağ elde ölçülen ter miktarı saatte 3,12 gramdı. Plasebo uygulamasından sonra bu değer saatte 3,08 gram olarak ölçüldü. Başka bir ifadeyle anlamlı bir değişiklik oluşmadı.

Hastalara daha sonra gerçek doğru elektrik akımı uygulandığında ise sağ eldeki ter miktarı saatte 0,38 grama kadar geriledi. Sol elde de benzer sonuç elde edildi.

Araştırma küçük bir hasta grubunda gerçekleştirilmiş olsa da objektif ter ölçümlerinin kullanılması, yöntemin etkisinin yalnızca plaseboyla açıklanamayacağını destekleyen önemli bulgulardan biri oldu.

Elektrik akımının yönü bile araştırıldı

Araştırma ekibi daha sonra oldukça ilginç bir sorunun peşine düştü:

Elektrik akımının hangi kutbu terlemeyi daha fazla etkiliyor?

2006 yılında yayımlanan çalışmada palmoplantar hiperhidrozu bulunan 12 hastanın bir eline anodal, diğer eline katodal akım uygulandı.

Yedi uygulamanın ardından anodal akım verilen ellerde terleme miktarında anlamlı azalma görülürken katodal tarafta aynı düzeyde anlamlı azalma saptanmadı.

Araştırmacılar bu bulgular doğrultusunda daha fazla terleyen el veya ayağın başlangıçta anodal elektroda bağlanmasının yararlı olabileceğini değerlendirdi. Hasta sayısının küçük olması nedeniyle bu sonucun daha büyük araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.

Çalışmalar koltuk altı terlemesine taşındı

Karakoç’un araştırmalarının dikkat çekici aşamalarından biri koltuk altı hiperhidrozuna yönelik geliştirilen uygulama oldu.

2019 yılında Serpil Şener ve Yunus Karakoç imzasıyla yayımlanan klinik çalışmada primer aksiller hiperhidrozu bulunan 60 hasta incelendi.

Araştırmada koltuk altına uygun biçimde tasarlanmış SweatCureR isimli özel bir iyontoforez modülü kullanıldı. Çalışmada cihaz için TR 2012 10825 B patent numarası da bildirildi.

Hastalara yaklaşık bir aylık dönemde toplam 10 uygulama yapıldı. Her koltuk altına 20 dakika olmak üzere toplam uygulama süresi 40 dakika olarak belirlendi. Elektrik akımı hastaların toleransına göre ayarlandı ve 7 mA ile sınırlandırıldı.

Terleme yoğunluğunda yaklaşık yüzde 70 azalma

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu koltuk altı terleme miktarında görüldü.

On uygulamanın ardından terleme yoğunluğundaki medyan azalmanın yaklaşık yüzde 70 olduğu bildirildi. Hiperhidroz şiddetini değerlendirmek için kullanılan HDSS skorlarında da anlamlı iyileşme gözlendi.

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Araştırmadaki “yüzde 70” rakamı hastaların yüzde 70’inin iyileştiği anlamına gelmiyor. Bu değer, çalışmada ölçülen terleme yoğunluğundaki medyan azalmayı ifade ediyor.

Bu nedenle sonucu “tedavi yüzde 70 başarılı” şeklinde yorumlamak bilimsel olarak doğru değil.

Hastalarını Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kabul ediyor

Prof. Dr. Yunus Karakoç, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı hiperhidroz ve iyontoforez uygulamalarını klinik alanda da sürdürüyor.

Karakoç, aşırı terleme şikâyeti bulunan hastalarını İstanbul’daki Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kabul ederek değerlendiriyor ve uygun görülen hastalara tedavi uyguluyor.

Tedavi öncesinde aşırı terlemenin görüldüğü bölge, şiddeti ve hastanın klinik durumu değerlendirilirken, iyontoforezin uygun olduğu hastalarda uygulama planı buna göre oluşturuluyor.

Böylece Karakoç’un yaklaşık 30 yılı aşan hiperhidroz araştırmaları yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmıyor; araştırmaların ortaya koyduğu bilgi ve deneyim klinik uygulamada hastaların tedavisine de yansıyor.

Yan etkiler de araştırıldı

İyontoforez cerrahi olmayan bir yöntem olmasına rağmen tamamen yan etkisiz değil.

60 hastalık koltuk altı çalışmasında 29 hastada geçici cilt irritasyonu veya küçük veziküller görüldü. Bir hastada ise kalıcı noktasal pigmentasyon bildirildi.

Yan etkilerin büyük bölümünün hafif ve geçici olması dikkat çekse de bu sonuçlar yöntemin tıbbi değerlendirme ve uygun uygulama koşulları altında kullanılmasının önemini gösteriyor.

İyontoforez yeni veya deneysel bir yöntem değil

Karakoç’un çalışmalarını değerlendirirken önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor.

İyontoforez, hiperhidroz tedavisi için Karakoç tarafından ilk kez keşfedilmiş bir yöntem değil. Özellikle avuç içi aşırı terlemesinde uzun süredir kullanılan tedavi seçeneklerinden biri.

Karakoç’un araştırmalarının dikkat çeken yönü; doğru akım uygulamasının nicel ter ölçümleriyle incelenmesi, plasebo etkisinin araştırılması, anodal ve katodal akım arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi ve koltuk altı hiperhidrozu için özel bir uygulama modülünün geliştirilmesi.

Bağımsız bilimsel araştırmalar ne söylüyor?

İyontoforez üzerine yapılan bağımsız sistematik incelemeler, özellikle avuç içi hiperhidrozunda yöntemin gerçek bir etkisinin bulunduğunu destekliyor.

Kanıta dayalı kapsamlı incelemelerde musluk suyu iyontoforezinin palmar hiperhidrozda klinik olarak anlamlı ter azalması sağlayabildiği belirtiliyor.

İncelenen araştırmalarda kısa süreli tedavi sonrasında ter üretiminde yaklaşık yüzde 30 ile yüzde 90 arasında değişen azalmalar bildirilmiş durumda.

Ancak etkinin devam ettirilmesi için belirli aralıklarla tekrar uygulamalarına ihtiyaç duyulabiliyor.

Koltuk altında kanıt daha sınırlı

Bilimsel açıdan önemli ayrımlardan biri ise el ve koltuk altı hiperhidrozu arasındaki kanıt düzeyi.

El hiperhidrozunda iyontoforez konusunda farklı araştırmalar bulunmasına karşın koltuk altı hiperhidrozunda bilimsel kanıt daha sınırlı.

Bu nedenle Karakoç ve Şener’in 60 hastalık SweatCureR araştırması dikkat çekici sonuçlar ortaya koysa da tek başına yöntemin koltuk altı hiperhidrozundaki kesin etkinliğini kanıtlamıyor.

Sonuçların daha geniş hasta gruplarında, bağımsız araştırma ekiplerince yürütülen kontrollü çalışmalar ve uzun dönem takiplerle desteklenmesi bilimsel kanıtı güçlendirebilir.

“Kesin çözüm” değil, terlemeyi kontrol etmeye yönelik tedavi

Mevcut bilimsel veriler ışığında iyontoforezi “aşırı terlemeye kesin çözüm” olarak tanımlamak doğru değil.

Özellikle el hiperhidrozunda terlemeyi önemli ölçüde azaltabildiğini destekleyen bilimsel veriler bulunuyor. Ancak etkinin korunabilmesi için çoğu hastada idame uygulamalarına ihtiyaç duyulabiliyor.

Koltuk altı hiperhidrozundaki sonuçlar ise umut verici olmakla birlikte bilimsel kanıt düzeyi el hiperhidrozundaki kadar güçlü değil.

Prof. Dr. Yunus Karakoç’un çalışmalarını dikkat çekici hale getiren nokta yalnızca tek bir yüksek oran değil.

Yaklaşık üç on yılı aşan araştırma sürecinde aynı bilimsel soru; terlemenin objektif olarak ölçülmesinden plasebo kontrollü araştırmalara, elektrik akımının yönünün incelenmesinden koltuk altına özel bir uygulama modülünün geliştirilmesine kadar farklı aşamalarda ele alındı.

Bugün ise bu uzun araştırma birikiminin klinik uygulamayla devam etmesi, bilimsel çalışmalar ile hasta tedavisi arasındaki bağlantıyı tamamlıyor.

Tıbbi Uyarı

Aşırı terleme bazen başka hastalıklar veya kullanılan ilaçlarla ilişkili olabilir. Yeni başlayan, gece ortaya çıkan, tüm vücudu etkileyen veya başka belirtilerin eşlik ettiği aşırı terlemede nedenin belirlenmesi için hekime başvurulmalıdır. İyontoforez de herkes için uygun olmayabileceğinden tedavi kararı hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.

Kaynaklar

International Journal of Dermatology — Karakoç ve arkadaşları, 2002, 2004, 2006.

BioMed Research International — Şener ve Karakoç, 2019.

Systematic Evidence-Based Review of Treatments for Primary Hyperhidrosis.

Interventions for Hyperhidrosis in Secondary Care: Systematic Review.