Kronik spontan ürtiker tedavisi için geliştirilen yeni nesil anti-IgE antikoru CUE-221, randomize Faz II çalışmasında dikkat çekici sonuçlar verdi. Antihistaminik tedaviye rağmen hastalığı kontrol altına alınamayan kişilerde en yüksek CUE-221 dozunu alanların yüzde 54’ünde 12. haftada kurdeşen tamamen ortadan kalktı.

Plasebo grubunda aynı sonuca ulaşanların oranı yüzde 11’de kaldı. Bununla birlikte CUE-221 henüz onaylanmış bir ürtiker tedavisi değil. Bulgular şirket tarafından açıklanan topline Faz II verilerine dayanıyor ve çalışmanın tam sonuçları henüz hakemli bilimsel makale olarak yayımlanmış değil.

Kronik spontan ürtiker nedir?

Kronik spontan ürtiker, bilinen belirgin bir dış tetikleyici olmaksızın tekrarlayan kurdeşen, kızarıklık ve yoğun kaşıntıyla seyreden inflamatuvar bir deri hastalığı.

Belirtilerin altı haftadan uzun sürmesi veya tekrar tekrar ortaya çıkması kronik hastalık açısından temel özelliklerden biri.

Tedavide genellikle ikinci kuşak H1 antihistaminikler kullanılıyor. Ancak bazı hastalarda uygun antihistaminik tedaviye rağmen belirtiler yeterince kontrol altına alınamıyor.

Bu hastalarda IgE’yi hedefleyen biyolojik tedaviler dahil daha ileri tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.

CUE-221 nedir?

CUE-221, daha önce UB-221 adıyla da geliştirilen insanlaştırılmış IgG1 sınıfı deneysel bir anti-IgE monoklonal antikor.

IgE, alerjik hastalıkların biyolojisinde önemli rol oynayan bir immünoglobulin.

CUE-221 serbest IgE’yi güçlü biçimde nötralize etmek üzere tasarlandı. Ancak geliştiricileri ilacın mevcut bazı anti-IgE tedavilerinden farklı ikinci bir özelliğinin bulunduğunu belirtiyor.

Antikor, IgE’nin B hücrelerinin yüzeyindeki CD23 reseptörüne bağlanabilmesini koruyacak şekilde tasarlandı. Bu mekanizmanın yeni IgE üretimini azaltabileceği düşünülüyor.

Dolayısıyla CUE-221’in yalnız dolaşımdaki serbest IgE’yi azaltmak değil, yeni IgE üretimini de baskılamak üzere çift mekanizmayla çalışması hedefleniyor.

FDA’dan Meme Kanserinde Yeni Onay: Hastalık İlerlemeden Geçen Süre İkiye Katlandı
FDA’dan Meme Kanserinde Yeni Onay: Hastalık İlerlemeden Geçen Süre İkiye Katlandı
İçeriği Görüntüle

Ancak bu mekanizmanın mevcut tedavilere karşı klinik üstünlük sağlayıp sağlamadığı henüz doğrulanmış değil.

Çalışmaya 145 hasta katıldı

Faz II çalışma Çin’de gerçekleştirildi.

Araştırmaya H1 antihistaminik kullanılmasına rağmen hastalığı yeterince kontrol altına alınamayan orta-ağır kronik spontan ürtikerli toplam 145 hasta dahil edildi.

Çalışma çok merkezli, randomize, çift kör, plasebo ve aktif karşılaştırıcılı olarak tasarlandı.

Katılımcılar beş gruba ayrıldı.

CUE-221 gruplarında ilaç dört haftada bir 4 mg/kg, 2 mg/kg veya 1 mg/kg dozlarında deri altından uygulandı.

Bir grup dört haftada bir plasebo aldı.

Aktif karşılaştırma grubundaki hastalara ise dört haftada bir 300 mg omalizumab uygulandı.

Tedavi dönemi 16 hafta sürdü. Hastalar tedavi bittikten sonra 20 hafta daha takip edilerek toplam 36 haftalık değerlendirme yapıldı.

En yüksek dozda yüzde 54 tam kurdeşen düzelmesi

Çalışmanın birincil sonlanım noktası 12. haftada HSS7 skorunun sıfıra düşmesiydi.

HSS7’nin sıfır olması, hastanın değerlendirilen hafta boyunca kurdeşen yaşamaması anlamına geliyor.

CUE-221’in 4 mg/kg dozunu alan 35 hastanın yüzde 54’ünde bu sonuca ulaşıldı.

Yüzde 95 güven aralığı yüzde 37 ile yüzde 71 arasındaydı.

Plasebo grubundaki 18 hastada ise oran yüzde 11 olarak gerçekleşti.

En yüksek dozun plaseboya karşı farkı istatistiksel olarak anlamlıydı; p değeri 0,005’in altında bildirildi.

Daha düşük dozlarda da olumlu sonuç görüldü

Sonuçlar yalnız en yüksek dozla sınırlı değildi.

2 mg/kg CUE-221 alan 36 hastanın yüzde 53’ünde 12. haftada kurdeşen tamamen ortadan kalktı.

Yüzde 95 güven aralığı yüzde 36 ile yüzde 70 arasındaydı ve plaseboya karşı p değeri 0,005’in altındaydı.

1 mg/kg kullanan 37 hastada ise oran yüzde 43 oldu.

Bu grupta yüzde 95 güven aralığı yüzde 27 ile yüzde 61 arasındaydı ve plaseboya karşı p değeri 0,05’in altında bildirildi.

Böylece araştırmanın birincil sonlanım noktası test edilen üç CUE-221 dozunda da karşılandı.

Kaşıntı da tamamen kayboldu mu?

Araştırmacılar yalnız kurdeşen sayısını değil, kurdeşen ve kaşıntıyı birlikte değerlendiren UAS7 skorunu da inceledi.

UAS7’nin sıfır olması, değerlendirilen hafta boyunca hastanın hem kurdeşen hem de kaşıntı yaşamaması anlamına geliyor.

Bu daha katı tam yanıt ölçütüne 12. haftada 4 mg/kg CUE-221 grubundaki hastaların yüzde 46’sı ulaştı.

Plaseboda oran yüzde 11’di.

En yüksek doz için fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu; p değeri 0,05’in altındaydı.

2 mg/kg grubunda tam UAS7 yanıtı yüzde 39, 1 mg/kg grubunda yüzde 38 olarak bildirildi.

Omalizumab grubunda ne bulundu?

Çalışmaya mevcut anti-IgE tedavilerinden omalizumabın kullanıldığı aktif karşılaştırma kolu da dahil edildi.

Omalizumab grubunda 17 hasta bulunuyordu.

12. haftada HSS7=0, yani kurdeşenin tamamen ortadan kalkması omalizumab kullananların yüzde 41’inde görüldü.

CUE-221’in 4 mg/kg grubunda bu oran yüzde 54’tü.

Ancak burada çok önemli bir bilimsel ayrım bulunuyor.

Çalışma CUE-221 ile omalizumab arasında istatistiksel üstünlük göstermek üzere tasarlanmadı. Omalizumab kolu karşılaştırmalı klinik bilgi sağlamak amacıyla çalışmaya eklendi ve 12. haftadaki iki tedavi arasında planlanmış bir üstünlük testi yapılmadı.

Bu nedenle mevcut verilerden “CUE-221 omalizumabdan daha etkili” sonucu çıkarılamaz.

Tedavi bittikten sonra da etki sürdü

Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri tedavi sonrası takip döneminde ortaya çıktı.

CUE-221 ve diğer çalışma tedavilerinin son dozu 16. haftada verildi.

Buna rağmen 4 mg/kg CUE-221 grubunda kurdeşenin tamamen ortadan kalktığı hastaların oranı 22. haftada yüzde 69’a kadar yükseldi.

28. haftada, yani son dozdan 12 hafta sonra, bu oran yüzde 60 olarak bildirildi.

Aynı zaman noktasında omalizumab grubunda oran yüzde 24’tü.

Şirket tarafından yapılan post-hoc analizde 28. haftadaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu.

Ancak bu analiz önceden belirlenmiş temel karşılaştırmalardan biri değildi.

Post-hoc analizler yeni hipotezler oluşturmak açısından değerli olsa da doğrulayıcı randomize bir üstünlük çalışmasının yerine geçmez.

Yan etkiler nasıldı?

Şirket tarafından açıklanan ilk güvenlik sonuçlarında CUE-221 ile ilişkili ciddi advers olay bildirilmedi.

Anafilaksi dahil aşırı duyarlılık reaksiyonu görülmediği açıklandı.

Enjeksiyon bölgesi reaksiyonlarının seyrek olduğu ve yalnızca bir reaksiyonun derece 1’in üzerinde bulunduğu bildirildi.

Hiçbir hasta enjeksiyon bölgesi reaksiyonu nedeniyle çalışmadan ayrılmadı.

Bununla birlikte 145 hastalık Faz II çalışma, özellikle nadir veya uzun dönemde ortaya çıkabilecek güvenlik sorunlarını belirlemek için yeterince büyük değil.

Daha geniş Faz IIb/III ve Faz III çalışmalarında güvenlik profilinin doğrulanması gerekecek.

CUE-221 onaylandı mı?

Hayır.

CUE-221 kronik spontan ürtiker tedavisi için henüz FDA, EMA veya diğer büyük düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmış bir ilaç değil.

Mevcut sonuçlar Faz II klinik araştırmadan geliyor.

Geliştirici şirket sonuçların ardından kronik spontan ürtikerde Faz IIb/III çalışmasına geçmeyi planladığını açıkladı.

CUE-221 ayrıca gıda alerjisinde de Faz II düzeyinde araştırılmak üzere geliştiriliyor.

Sonuçlar neden önemli?

Kronik spontan ürtiker bazı hastalarda yıllarca devam edebiliyor ve yoğun kaşıntı, tekrarlayan kurdeşen, uyku bozukluğu ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe neden olabiliyor.

H1 antihistaminiklere rağmen belirtileri devam eden hastalarda daha etkili ve uzun süreli kontrol sağlayabilecek yeni biyolojik tedavilere ihtiyaç bulunuyor.

CUE-221’in üç farklı dozunun da plaseboya karşı birincil sonlanımı karşılaması ve en yüksek dozda hastaların yüzde 54’ünde 12. haftada kurdeşenin tamamen ortadan kalkması bu nedenle dikkat çekici.

Tedavi kesildikten 12 hafta sonra 4 mg/kg grubunda hastaların yüzde 60’ında tam kurdeşen kontrolünün devam etmesi de ilacın biyolojik etkisinin uzun sürebileceğine dair önemli bir sinyal oluşturuyor.

Ancak çalışma halen Faz II düzeyinde.

Sonuçlar Çin’de 145 hastada elde edildi, omalizumab karşılaştırması üstünlük göstermek üzere tasarlanmadı ve tam çalışma verileri henüz bağımsız hakem değerlendirmesinden geçmiş bir bilimsel makale olarak yayımlanmadı.

Bu nedenle CUE-221 için bugün söylenebilecek en güçlü ifade, kronik spontan ürtikerde randomize Faz II çalışmasının temel etkinlik hedefini karşılayan ve daha büyük doğrulayıcı çalışmalara geçmeyi destekleyen umut verici bir anti-IgE tedavi adayı olduğudur.

TIBBİ UYARI

Bu içerik yeni bir klinik araştırmayı haberleştirmek amacıyla hazırlanmıştır. CUE-221 araştırma aşamasındadır ve onaylı bir kronik ürtiker tedavisi değildir. Ürtiker tedavisi hekim değerlendirmesine göre planlanmalı; mevcut ilaçlar kişisel olarak bırakılmamalı veya değiştirilmemelidir.

KAYNAKLAR

Cue Biopharma, CUE-221 Faz II Kronik Spontan Ürtiker Topline Sonuçları, 20 Eylül 2026

Genesis Life Sciences, CUE-221/UB-221 Faz II Klinik Araştırması

Cue Biopharma, CUE-221 Klinik Geliştirme Programı

Kuo ve arkadaşları, CUE-221/UB-221 Faz I Anti-IgE Araştırması, Journal of Clinical Investigation, 2022