Savaş yıllarında 164 binden fazla yaralı asker ve subay bu hastanelerde tedavi edilirken yerel hekimler, başka bölgelerden tahliye edilen sağlık çalışanları ve binlerce kan bağışçısı cephe gerisindeki büyük sağlık seferberliğinin parçası oldu.
Savaş Özbekistan’a ulaşmadı, yaralıları ulaştı
Almanya’nın Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ne saldırmasının ardından savaşın batı bölgelerindeki milyonlarca insan, fabrika, bilim kurumu ve sağlık kuruluşu doğuya tahliye edilmeye başlandı. O dönemde Sovyetler Birliği’ne bağlı Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti de bu büyük hareketin başlıca merkezlerinden biri haline geldi.
Özbekistan’ın güncel resmî tarih kayıtlarına göre savaş yıllarında ülkeye cephe bölgelerinden 1,5 milyondan fazla insan tahliye edildi. Bunların 250 binden fazlasını çocuklar oluşturuyordu.
Bu nüfus hareketine cephede yaralanan askerler de eklendi.
Böylece Özbekistan, savaş alanlarından binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen kısa sürede Sovyet savaş sağlık sisteminin önemli merkezlerinden birine dönüştü.
İlk aylarda onlarca hastane hazırlandı
Sağlık sistemindeki dönüşüm savaşın başlamasından hemen sonra hızlandı.
1 Ekim 1941’e kadar Özbekistan Sağlık Halk Komiserliği bünyesinde 14.950 yatak kapasiteli 47 hastane oluşturuldu ve gerekli tıbbi donanımla hizmete alındı.
Aynı dönemde Moskova, Kalinin, Rostov ve savaşın etkilediği diğer bölgelerden 15.900 yatak kapasiteli 48 hastane Özbekistan’a tahliye edildi.
Bu ayrıntı, savaş yıllarında Özbekistan’daki hastanelerin tamamının başka bölgelerden taşınmadığını gösteriyor. Sağlık ağının bir bölümü ülkede oluşturulurken bir bölümü savaş bölgelerinden tahliye edilmişti.
1942 sonunda 113 hastane ve 39.140 yatak vardı
Hastane ağı 1942 boyunca büyümeye devam etti.
Döneme ilişkin resmî kayıtlarda, 1942 yılının sonunda Özbekistan topraklarında 39.140 yatak kapasiteli 113 tahliye hastanesinin bulunduğu belirtiliyor.
Bu nedenle 113 sayısı, savaşın tamamındaki bütün hastanelerin değişmez toplamı olarak değil, 1942 sonundaki geniş sağlık ağını gösteren tarihsel bir veri olarak değerlendirilmelidir.
Tahliye edilen hastanelere Taşkent ve diğer büyük şehirlerde uygun binalar ayrıldı. Sağlık hizmetlerinin savaş koşullarına göre yeniden düzenlenmesi yalnız yatak sayısının artırılmasıyla sınırlı kalmadı; cerrahi hizmetler, enfeksiyonlarla mücadele, rehabilitasyon ve sağlık personeli eğitimi de yeniden örgütlendi.
164.382 yaralı asker ve subay tedavi edildi
Arşiv belgelerine dayanan tarih araştırmaları, Özbekistan’daki tahliye hastanelerinin ulaştığı büyüklüğü tedavi edilen hasta sayılarıyla da ortaya koyuyor.
Savaş yıllarında bu hastanelerde 164.382 yaralı asker ve subayın tedavi edildiği bildiriliyor.
Bunların 143.101’i, başka bir ifadeyle yaklaşık yüzde 87’si, tedavilerinin ardından iyileşti.
Kayıtlara göre 54.252 asker yeniden birliklerine gönderildi. Tedavi sonrasında askerî göreve dönemeyen on binlerce kişi için ise meslek edinme ve çalışma programları uygulandı.
Bu rakamlar, Özbekistan’daki tahliye hastanelerinin yalnızca yaralıların geçici olarak tutulduğu merkezler olmadığını gösteriyor. Hastanelerde cerrahi tedaviden iyileşme ve rehabilitasyona kadar uzanan kapsamlı bir sağlık hizmeti yürütülüyordu.
Doktor ihtiyacı sağlık eğitimini de değiştirdi
Savaş, Özbekistan’daki sağlık personeli ihtiyacını olağanüstü artırdı.
Bir yandan doktorların bir bölümü cephede görevlendirilirken diğer yandan yaralı askerlerin ve tahliye edilen sivil nüfusun sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi gerekiyordu.
Bu nedenle tıp eğitimi ve uzmanlık programları savaş koşullarına göre yeniden düzenlendi.
Dönemi inceleyen araştırmalara göre tıp yükseköğretiminde eğitim süreleri kısaltıldı; genel branşlardaki doktorlar cerrahi, travmatoloji, epidemiyoloji ve radyoloji gibi savaş koşullarında ihtiyaç duyulan alanlarda yeniden eğitildi.
Savaş yıllarında Özbekistan SSC’deki tıp enstitülerinden 3.044 doktor mezun oldu. Yaklaşık 5.600 doktorun da yeni uzmanlık alanlarında yeniden eğitim aldığı bildiriliyor.
Bir tıp enstitüsünün binası 3183 numaralı hastane oldu
Taşkent’te yaşanan dönüşüm, savaşın sağlık eğitimini nasıl doğrudan etkilediğini gösteren örneklerden biriydi.
1932’de kurulan Taşkent Devlet Doktorları İleri Eğitim Enstitüsü’nün binası savaş sırasında 3183 numaralı tahliye hastanesine dönüştürüldü.
Kurumun öğretim üyeleri yalnız öğrenci ve sağlık personeli yetiştirmedi. Aynı zamanda yaralı askerleri tedavi etti, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etti ve savaş bölgelerinden tahliye edilen çocuklar, kadınlar ve yaşlılara sağlık hizmeti verdi.
Kurum kayıtlarına göre savaş yıllarında cephe için doktor, sağlık görevlisi ve hemşirelerden oluşan 5.485 sağlık çalışanı burada yetiştirildi.
Voronej’den gelen doktor savaş sonrasında Taşkent’te kaldı
Tahliye hastaneleri yalnız binaların değil insanların da yer değiştirdiği bir sistemdi.
Bunun örneklerinden biri Lidiya Vasilievna Kelginbayeva idi.
Voronej Tıp Enstitüsü’nden Taşkent’e gelen Kelginbayeva, 3183 numaralı tahliye hastanesinde görev yaptı.
Savaş sona erdiğinde ise memleketine dönmek yerine Taşkent’te kaldı ve tıp eğitiminde çalışmaya devam etti.
Kelginbayeva’nın hikâyesi, savaş sırasında Özbekistan’a gelen sağlık çalışanlarının bir bölümünün ülkenin savaş sonrası tıp eğitimine de katkıda bulunduğunu gösteren kişisel örneklerden biri oldu.
Leningrad’dan Semerkant’a bir tıp akademisi taşındı
Savaşın Özbekistan’daki tıp eğitimine etkisinin bir başka önemli örneği Semerkant’ta yaşandı.
Leningrad’daki S. M. Kirov Askerî Tıp Akademisi’nin yönetici ve öğretim kadrosunun bir bölümü ile öğrencileri Kasım 1941’de Semerkant’a tahliye edildi.
Kaynaklarda toplam 2.591 kişinin tahliye edildiği belirtiliyor.
Akademi, Semerkant’taki koşullara uyum sağlayarak eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürdü. Ocak 1942’ye gelindiğinde klinik eğitim yeniden başlamıştı.
Semerkant’taki savaş yıllarında askerî doktor yetiştirilmeye devam edildi ve akademi burada üç mezuniyet dönemi gerçekleştirdi.
Leningrad kuşatmasının kırılmasının ardından akademinin geri dönüş süreci 1944’te başladı ve aynı yılın yaz aylarında tamamlandı.
Bu dönem, Orta Asya’daki tıp kurumları ile savaş bölgelerinden tahliye edilen akademisyen ve sağlık çalışanlarının aynı sağlık ve eğitim sisteminde buluşmasına yol açtı.
18 binden fazla kişi yaralılar için kan verdi
Hastanelerin çalışması yalnız doktorlar ve hemşirelerle sınırlı değildi.
Resmî tarih kayıtlarına göre Özbekistan’da 18.480’den fazla kişi yaralı askerler için kan bağışladı.
Ayrıca 750’den fazla işletme, kurum ve kolektif çiftlik askerî hastanelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına destek verdi.
Bu kuruluşlar hastanelere yiyecek, yakıt ve çeşitli ihtiyaç malzemelerinin ulaştırılmasına katkı sağladı.
Cephe gerisindeki sağlık sistemi bu nedenle yalnızca devlet kurumlarının yürüttüğü bir hizmet değildi. Sağlık çalışanları, işçiler, çiftçiler ve kan bağışçıları aynı seferberliğin farklı parçalarıydı.
Sağlık sistemi aynı anda iki yükü taşımak zorundaydı
Özbekistan’daki sağlık hizmetlerinin savaş yıllarında karşılaştığı güçlük yalnız yaralı askerlerin sayısından kaynaklanmıyordu.
Ülke bir taraftan cepheden getirilen yaralıları tedavi ederken diğer taraftan savaş bölgelerinden tahliye edilen 1,5 milyondan fazla insanın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydı.
Üstelik sağlık personelinin bir bölümü de cephede görev yapıyordu.
Bu tablo doktor yetiştirilmesini hızlandırdı, sağlık personelinin yeni alanlarda eğitilmesine yol açtı ve hastane kapasitesini büyüttü.
Savaşın zorunlu kıldığı bu sağlık örgütlenmesi, Özbekistan’ın savaş sonrası tıp eğitimi ve sağlık kurumlarında da iz bıraktı.
II. Dünya Savaşı’nın görünmeyen sağlık cephesi
II. Dünya Savaşı tarihi çoğunlukla cepheler, ordular ve büyük muharebeler üzerinden anlatılıyor.
Özbekistan’daki tahliye hastaneleri ise savaşın daha az bilinen başka bir boyutunu gösteriyor.
Cepheden gelen trenlerde yaralı askerler bulunuyor, başka şehirlerden hastaneler taşınıyor, eğitim kurumları tedavi merkezlerine dönüşüyor, doktorlar yeni alanlarda yetiştiriliyor ve binlerce sivil yaralılar için kan veriyordu.
1942 sonunda 113 hastane ve 39.140 yataklık bir sisteme ulaşılması, cepheden binlerce kilometre uzakta kurulan bu sağlık ağının büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Savaş Özbekistan topraklarında değildi.
Ancak savaşın yaraları Özbekistan’daki hastanelerde tedavi ediliyordu.
KAYNAKLAR
• Özbekistan Cumhuriyeti Hükümet Portalı – II. Dünya Savaşı dönemindeki tahliyeler ve Özbekistan’ın cephe gerisindeki rolüne ilişkin resmî açıklamalar
• Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu bünyesindeki özel öneme sahip sosyal, kültürel ve tarihî tesislerden sorumlu müdürlük – savaş yıllarında tahliye hastaneleri, yatak kapasitesi, kan bağışçıları ve hastane destek ağına ilişkin tarih materyali
• Current Research Journal of History – “Changes in the Health System of Uzbekistan During the Years of World War II: On the Example of Namangan Region”, Bunyod Khasanov, 2024
• Galaxy International Interdisciplinary Research Journal – “Evacuation Hospitals Organized in the Uzbekistan SSR During World War II: Based on Archive Materials”, Anoroy Zayniddinovna Togaeva, 2022
• Oriental Journal of Social Sciences – “Development of Medical Infrastructure and the Activities of Hospitals in Uzbekistan During World War II”, Alisher Bozorovich Parnomov, 2025
• Özbekistan Sağlık Çalışanlarının Mesleki Yeterliliklerini Geliştirme Merkezi – Taşkent Devlet Doktorları İleri Eğitim Enstitüsü, 3183 numaralı tahliye hastanesi ve Lidiya Vasilievna Kelginbayeva’ya ilişkin kurum tarihçesi
• Humanitarian Military Journal – “Kirov Military Medical Academy’s Contribution to Medical Support of the Red Army During World War II”
• Humanitarian Military Journal – “Ark of Medical Knowledge: Evacuation of Military Medical Academy Library to Samarkand”, 2025




