"...Bir de demiri indirdik ki onda büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır." (Hadid Suresi, 25. Ayet)
Bugün Nevşehir'deydim. Çukurova İç Hastalıkları Günleri Kongresi'nde bir doktor arkadaşım demir eksikliği ve tedavisini anlatıyordu. Sunumun başında helyumdan söz etti, sonra ağır elementlere geçti, ardından demirin süpernova patlamalarıyla nasıl oluştuğunu ve tüm gezegenlere nasıl dağıldığını anlattı. Tam o an, aklıma daha önce hiç bu gözle bakmadığım bir ayet geldi: Hadid Suresi. "Demiri indirdik" diyordu ayet. Ve ben o salonda, bir bilim insanının slaytıyla binlerce yıllık bir metnin aynı hakikati farklı dillerle anlattığını hissettim.
Milyarlarca yıl önce, bir yıldız ölüyordu.
Kütlesinin ağırlığına dayanamayan o devasa cisim, son nefesini bir süpernova patlamasıyla verdi ve içindeki elementleri uzaya saçtı. O elementlerin arasında, o küçücük atomların arasında, bugün sizin kanınızda dolaşan, beyin hücrelerinizi besleyen, sabah yataktan kalkma enerjinizi yaratan demir de vardı.
Bir hekim olarak yıllarca hastanelerde gördüm: insanlar neden bu kadar yorgun, neden bu kadar mutsuz, neden bu kadar "tükenmişim" diyorlar diye. Çoğu zaman cevap, görkemli bir hastalıkta değil; kandaki küçücük bir eksilmede gizliydi. Demirin eksilmesinde.
Kanın Kırmızısı, Enerjinin Kaynağı
Hemoglobin dediğimizde, aklınıza kuru bir biyoloji dersi gelmesin. Hemoglobin, vücudunuzun her köşesine oksijen taşıyan o yorulmaz ulaktır; ve bu ulağın tam kalbinde bir demir atomu oturur. Demir eksildiğinde, hücreleriniz adeta boğulur. Yorgunluk, nefes darlığı, soluk bir çehre... Bunlar hastalık belirtisi değil; vücudun "bana destek ol" çığlığıdır.
Hücrelerin enerji fabrikaları olan mitokondriler de aynı şekilde demire muhtaçtır. Sabah zor kalkıyorsanız, gün içinde çabuk tükeniyorsanız, "eskiden bu kadar yorulmuyordum" diyorsanız; belki de o fabrikalardaki yakıt azalmıştır.
Beyin Sisi mi, Demir Eksikliği mi?
İşte burada ayette geçen "insanlar için yararlar" ifadesi tüm anlamını kazanıyor.
Çünkü demirin en etkileyici "yararı", belki de kan değil; beyin. Odaklanamamak, bir konuya konsantre olamamak, motivasyon yoksunluğu, "beyin sisi" dediğimiz o karanlık his... Bunların önemli bir kısmının altında, dopamin üretiminin sekteye uğraması yatıyor. Ve dopamin sentezinin tam merkezinde yine demir var.
Üstelik çocukluk çağındaki demir eksikliği, sinir iletim yollarının gelişimini sekteye uğratıyor; öğrenme kapasitesini, zekayı kalıcı olarak etkileyebiliyor. Bir annenin çocuğuna verebileceği en değerli hediyelerden biri, belki de demir düzeyini kontrol ettirmektir.
Denge Bozulunca...
Ayette demirin bilgi ve adaletle, yani "Kitap ve Mizan" ile birlikte anılması tesadüf değildir. Demir eksikliği çeken bir insanda sinirlilik artar, tahammül azalır, kararlar sağlıklı alınamaz. Kişi hem kendisiyle hem de çevresiyle olan dengesini yitirir. Vücuttaki bu küçücük eksiklik, bir insan hayatındaki büyük dengeyi sarsabilir.
Sonuç Olarak...
Hadid Suresi'nin 25. ayeti, benim için o kongre salonunda bambaşka bir derinlikte açıldı. O ayette bahsedilen "büyük güç", sanayinin demirinden çok önce, insan kanındaki demiri anlatıyor olabilir. Ve "insanlar için yararlar" ifadesi; bir hekim kulağına, hastalarının beyin sağlığını, enerjisini, ruh dengesini çağrıştırıyor.
Sürekli yoruluyor, odaklanamıyor, kendinizde eski "gücü" bulamıyorsanız; bir kez olsun kan tahlili yaptırın. Belki de gökyüzünden inen o kadim elementin, sizin içinizde bitmekte olduğunu göreceksiniz.
Ve o zaman, basit bir tedavi ile kendinize dönebilirsiniz.
Prof. Dr. Eşref ARAÇ