“Sosyal medyada paylaşılanlar viral olur ama zamanla unutulur, bulaşanlar ise iz bırakır.”

Bugün “viral” kelimesini duyduğumuzda aklımıza hastalık gelmiyor.
Bir video, bir paylaşım, bir cümle…
Ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar “başarılı”.

Oysa tıbbın dünyasında viral olmak hâlâ eski anlamını koruyor: Hızla yayılan, çoğalan ve çoğu zaman sessizce ilerleyen.

Bu sessizliği en iyi COVID-19 ile öğrendik.
İlk günlerde belirti vermeyen, sadece “temas” olarak geçen, kişiyi hasta etmeden önce başkasına bulaşabilen bir enfeksiyonla.

“Enfeksiyonlar trend olmaz, ama ihmal edilirse hayatın merkezine oturur.”

Pandeminin başında hepimiz aynı gerçekle yüzleştik: Enfeksiyonlar gürültüyle başlamıyor, kapıyı çalmıyor. Çoğu zaman fark edilmeden hayatın içine karışıyor.

Viral olmak mı, olmamak mı?
Gerçek hayatta soru tam olarak bu.

Dünya Sağlık Örgütü verileri, enfeksiyon hastalıklarının önemli bir bölümünün viral etkenlerle ilişkili olduğunu gösteriyor. COVID-19 bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Kısa sürede tüm dünyaya yayıldı, sağlık sistemlerini zorladı, gündelik hayatı durdurdu. Ama aynı süreç bize önemli bir şey de öğretti:

“Bilgi yayılırsa, virüsün alanı daralır.”

Maske, mesafe, el hijyeni, aşı…
Pandemi sırasında bu kavramlar hayatımıza hızla girdi.
Bir süre sonra da şunu fark ettik:
Bunlar olağanüstü önlemler değil, aslında olması gerekenlerdi.

Sosyal medyada viral olan içerikler birkaç gün sonra unutuluyor.
COVID’in viral olduğu günler ise hayatımızdan aylar aldı.

“Pandemi bize viral olmanın ne anlama geldiğini öğretti; unutmamayı ise hâlâ öğrenemedik.”

Bugün baktığımızda, COVID’den öğrendiklerimizin bir kısmını sessizce geride bıraktığımızı görüyoruz: Eller daha az yıkanıyor, hasta haldeyken “bir şey olmaz” deniliyor, aşılar erteleniyor, antibiyotikler viral enfeksiyonlarda hâlâ çözüm sanılıyor.

Oysa pandemi çok net bir gerçeği gösterdi:
Enfeksiyon hastalıkları sürprizlerle değil, ihmallerle büyür.
Ve önlenmeleri çoğu zaman karmaşık değildir.

“Aşılar bireyi korur, ama asıl gücünü toplumda gösterir.”

El hijyeni basittir, ama etkilidir. Antibiyotikler ise viral enfeksiyonlara karşı işe yaramaz; bunu COVID döneminde defalarca gördük.

Viral olmak sosyal medyada bir hedef olabilir.
Ama gerçek hayatta asıl başarı, hiç viral olmamaktır.

COVID bunu bize pahalıya öğretti.
Hatırlamak ise hâlâ bizim elimizde.