Üniversitelerde yapay zekâ tartışmasının yeni bir aşaması başlıyor.

Bugüne kadar öğrencilerin üretken yapay zekâ kullanımı, akademik etik, sınavlar, ödevler ve yapay zekâ destekli eğitim araçları daha fazla konuşuluyordu.

Şimdi gündeme daha kapsamlı bir soru geliyor:

Yapay zekâ üniversitelerin eğitim kalitesinin değerlendirilmesini ve kalite güvence sistemlerini nasıl değiştirecek?

Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), 14–15 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek 2. Uluslararası Kalite Güvencesi ve Akreditasyon Konferansı’nın ana temasını “Dijital Dönüşüm Sürecinde Kalite Güvence Sistemleri ve Yapay Zekâ” olarak belirledi.

Konferans, yükseköğretimde yapay zekânın yalnızca bir eğitim aracı olarak değil, kalite güvence sistemlerinin geleceği açısından da tartışılacağı önemli uluslararası buluşmalardan biri olacak.

DÜNYADAN KALİTE VE AKREDİTASYON UZMANLARI İSTANBUL’A GELİYOR

YÖKAK’ın açıklamasına göre konferansa Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden yükseköğretim ve kalite güvencesi uzmanları katılacak.

Avrupa Yükseköğretimde Kalite Güvencesi Birliği (ENQA), Avrupa Yükseköğretim Kalite Güvencesi Kayıt Kuruluşu (EQAR) ve ABD Yükseköğretim Akreditasyon Konseyi (CHEA) gibi uluslararası kuruluşların temsilcilerinin de programda yer alması planlanıyor.

2026 Hemşirelik Taban Puanları: Devlet Üniversiteleri Kaç Puanla Öğrenci Aldı?
2026 Hemşirelik Taban Puanları: Devlet Üniversiteleri Kaç Puanla Öğrenci Aldı?
İçeriği Görüntüle

Konferansın paydaşları arasında TÜSEB de bulunuyor.

Etkinlikte yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yükseköğretimde kalite güvence sistemlerinin geleceği farklı boyutlarıyla değerlendirilecek.

316 BİLDİRİ BAŞVURUSU YAPILDI

YÖKAK’ın verdiği bilgilere göre konferansa 316 bildiri başvurusu gerçekleştirildi.

Bunların 259’u sözlü sunum için kabul edildi.

Etkinliğe 600’ün üzerinde katılımcının gelmesi bekleniyor.

Program kapsamında panellerin yanı sıra iyi uygulama örnekleri ve akademik çalışmalar da paylaşılacak.

YAPAY ZEKÂ SADECE DERSLERİ DEĞİŞTİRMİYOR

Üretken yapay zekânın üniversitelerde yaygınlaşması başlangıçta büyük ölçüde öğrencilerin bu araçları ödevlerde ve akademik çalışmalarda kullanıp kullanamayacağı üzerinden tartışıldı.

Ancak konu giderek daha geniş bir alana yayılıyor.

Yapay zekâ sistemleri öğrenci performansının izlenmesi, eğitim verilerinin analizi, kişiselleştirilmiş öğrenme, geri bildirim sistemleri ve kurumsal performans göstergelerinin değerlendirilmesi gibi alanlarda potansiyel kullanım alanlarına sahip.

Bu gelişme beraberinde yeni soruları da getiriyor.

Bir üniversitenin eğitim kalitesinin değerlendirilmesinde yapay zekâ kullanılabilir mi?

Öğrenci başarısına ilişkin büyük veri setleri yapay zekâyla analiz edilebilir mi?

Eğitim programlarındaki zayıf noktalar algoritmalar tarafından belirlenebilir mi?

Ve belki de en önemlisi, yapay zekânın verdiği bir kalite değerlendirmesinin güvenilir olduğu nasıl doğrulanacak?

TIP FAKÜLTELERİNİ DE YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR

Bu tartışma sağlık eğitimi açısından ayrıca önem taşıyor.

Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri programlarında kalite değerlendirmesi yalnızca ders içeriklerinden oluşmuyor.

Öğrencilerin klinik yeterlilikları, uygulamalı eğitimleri, simülasyon performansları, ölçme ve değerlendirme yöntemleri, hasta güvenliği kültürü ve eğitim çıktıları da kalite güvence sistemlerinin önemli parçaları.

Son yıllarda tıp eğitiminde yapay zekâ destekli sanal hastalar, otomatik geri bildirim sistemleri, dijital simülasyonlar ve yapay zekâ destekli öğrenme araçları giderek daha fazla araştırılıyor.

Bu teknolojilerin müfredata girmesi, gelecekte programların nasıl değerlendirileceği konusunda da yeni standartlara ihtiyaç doğurabilir.

AKREDİTASYONDA YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ BAŞLADI MI?

Henüz böyle bir sonuç çıkarmak için erken.

Konferans öncesinde açıklanmış yeni bir ulusal akreditasyon standardı veya üniversiteler açısından bağlayıcı bir yapay zekâ düzenlemesi bulunmuyor.

Bu nedenle gelişmeyi “Türkiye’de akreditasyon sistemi değişti” veya “üniversiteler artık yapay zekâyla değerlendirilecek” şeklinde yorumlamak doğru değil.

Şu aşamada önemli olan, yapay zekânın yükseköğretimde kalite güvencesinin geleceğine ilişkin uluslararası tartışmanın ana başlıklarından biri haline gelmesi.

Asıl haber değeri ise konferans tamamlandıktan sonra ortaya çıkabilir.

14–15 Eylül’de yapılacak toplantılarda sunulacak iyi uygulamalar, öneriler ve uluslararası kuruluşların mesajları, Türkiye’de yükseköğretim kalite sistemlerinin geleceğine ilişkin daha somut ipuçları verebilir.

TIBBİYE BÜLTENİ NOTU

Tıp ve sağlık bilimleri eğitimi açısından özellikle üç konu yakından izlenmeli:

Yapay zekâ destekli öğrenci değerlendirmesinin güvenilirliği,

sanal hasta ve simülasyon verilerinin eğitim kalitesinin ölçülmesinde kullanılması,

yapay zekâ çağında tıp fakültelerinin akreditasyon standartlarının nasıl güncelleneceği.

Konferansın ardından bu alanlarda açıklanacak somut öneriler, Türkiye’de tıp eğitimi açısından ayrıca değerlendirilmelidir.