Seyahatten 4 ila 8 hafta önce alınacak danışmanlığın, bulaşıcı hastalıklara karşı hem yolcuları hem de toplum sağlığını koruyabileceğini ifade etti.

Turizm, iş, eğitim, hac ve umre ziyaretleri ile uluslararası organizasyonlar nedeniyle ülkeler arasındaki insan hareketliliği her geçen yıl artıyor. Modern ulaşım imkânları yolcuların birkaç saat içerisinde kıtalar arasında hareket etmesini sağlarken, enfeksiyon etkenlerinin de ülkeler arasında hızla yayılabilmesine zemin hazırlıyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, seyahat öncesinde yalnızca bavul ve ulaşım planı yapılmasının yeterli olmadığını, yolcuların sağlık durumlarını da gidecekleri ülkenin koşullarına hazırlamaları gerektiğini söyledi.

“Mikroorganizmalar da sınır tanımıyor”

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ekinci, birçok enfeksiyon hastalığının Türkiye’de yaygın olarak görülmemesine rağmen dünyanın farklı bölgelerinde endemik biçimde varlığını sürdürdüğünü belirtti.

Doç. Dr. Ekinci, “Yolculuk yalnızca bavul hazırlamakla başlamaz. Sağlığınızı da gideceğiniz ülkeye hazırlamak gerekir. İnsanlar kadar mikroorganizmalar da sınır tanımıyor. Bu nedenle seyahat sağlığı, yalnızca yolcunun korunmasını değil, küresel halk sağlığının güvence altına alınmasını da amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

COVID-19 pandemisinin enfeksiyonların uluslararası ulaşım ağları aracılığıyla ne kadar hızlı yayılabileceğini açık biçimde gösterdiğini kaydeden Ekinci, seyahat sağlığının günümüzde ayrı bir uzmanlık ve halk sağlığı alanı haline geldiğini vurguladı.

Seyahatten 4 ila 8 hafta önce başvuru önerisi

Seyahat planlayan kişilerin ideal olarak yolculuktan 4 ila 8 hafta önce bir seyahat sağlığı merkezine başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Ekinci, bu sürenin gerekli aşıların tamamlanması ve bağışıklığın oluşması açısından önemli olduğunu ifade etti.

Seyahat öncesi değerlendirmede gidilecek ülkeye özgü enfeksiyon risklerinin belirlendiğini aktaran Ekinci, kişinin yaşı, sağlık durumu, seyahat süresi, konaklama koşulları ve yapacağı faaliyetlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu değerlendirme sayesinde aşıyla önlenebilen hastalıklara karşı koruma sağlanabildiğini belirten Ekinci, gerekli durumlarda sıtma gibi hastalıklara yönelik koruyucu ilaç tedavilerinin de planlanabildiğini bildirdi.

İlk kontrol rutin aşılar olmalı

Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, gidilecek ülke neresi olursa olsun öncelikle kişinin rutin erişkin aşılarının güncel olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Tetanos, difteri, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, çocuk felci, suçiçeği, influenza ve COVID-19 aşılarının kişisel risk durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ekinci, özellikle farklı ülkelerde görülen kızamık vakaları nedeniyle erişkinlerin kızamık bağışıklığının sorgulanmasının önem taşıdığını kaydetti.

Her ülkenin sağlık riski farklı

Seyahat aşılarının gidilecek bölgeye göre değiştiğini ifade eden Ekinci, hepatit A aşısının hijyen ve temiz suya erişim koşullarının yetersiz olduğu birçok bölgede önerilebildiğini belirtti.

Hepatit B aşısının ise uzun süre seyahat edecekler, sağlık çalışanları, tıbbi işlem yaptırma ihtimali bulunan kişiler ve belirli temas risklerine sahip yolcular açısından değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Ekinci, tifo aşısının da hijyen koşullarının yetersiz olduğu bölgelere yapılacak seyahatlerde gündeme gelebildiğini söyledi.

Sahra Altı Afrika ile Güney Amerika’nın bazı bölgelerine seyahatlerde sarı humma riskinin değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ekinci, bazı ülkelerin giriş sırasında uluslararası geçerliliğe sahip sarı humma aşı sertifikası talep edebildiğini hatırlattı.

Hac ve umre yolcuları için meningokok aşısı

Suudi Arabistan’a hac veya umre amacıyla seyahat edecek ziyaretçiler için meningokok aşısının önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Ekinci, güncel giriş şartlarının ve aşı gerekliliklerinin yolculuk öncesinde mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.

Kuduz riskinin yüksek olduğu ülkelere uzun süreli seyahat edecek kişiler, kırsal bölgelerde çalışacaklar, veterinerler, doğa sporlarıyla ilgilenenler ve hayvanlarla temas ihtimali yüksek yolcular için de seyahat öncesi kuduz aşısının değerlendirilebileceğini ifade etti.

Japon ensefaliti aşısının Güneydoğu Asya ve Uzak Doğu’daki kırsal bölgelerde uzun süre kalacak kişiler için önerilebildiğini aktaran Ekinci, kolera aşısının ise rutin turistik seyahatlerden çok aktif salgın bölgelerinde görev yapacak yüksek riskli kişiler açısından düşünüldüğünü belirtti.
seyehat öncesi aşı rehberi

“Aşı tek başına yeterli olmayabilir”

Bazı enfeksiyon hastalıklarına karşı etkili bir aşının bulunmadığını hatırlatan Ekinci, sıtmadan korunmada gidilecek ülkenin risk durumuna uygun ilaçların kullanılabildiğini söyledi.

Seyahat sırasında sivrisinek ve diğer böceklerden korunmanın, güvenli su tüketmenin, iyi pişirilmiş gıdaları tercih etmenin, el hijyenine dikkat etmenin ve kontrolsüz hayvan temasından kaçınmanın en az aşılar kadar önemli olduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Ekinci, “Seyahat sağlığı yalnızca aşı yaptırmaktan ibaret değildir. Güvenli su ve gıda tüketimi, kişisel hijyen, böceklerden korunma ve gerektiğinde koruyucu ilaç kullanımı bütüncül şekilde ele alınmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Risk grubundakiler mutlaka danışmanlık almalı

Gebeler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, organ nakli alıcıları, HIV ile yaşayan bireyler, kanser tedavisi gören hastalar, çocuklar, ileri yaştaki kişiler ve kronik hastalığı bulunan yolcuların seyahat öncesinde mutlaka sağlık danışmanlığı alması gerektiğini belirten Ekinci, bu gruplarda standart uygulamalardan farklı aşılama ve korunma planlarının gerekebileceğini söyledi.

Uzun süreli görev, eğitim veya insani yardım amacıyla başka ülkelere gidecek kişilerin de özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ekinci, canlı aşıların bağışıklık sistemi baskılanmış bazı kişilerde uygulanamayabileceğine dikkati çekti.

Türkiye’nin seyahat sağlığı geleneği iki asra yaklaşıyor

Türkiye’de sınır sağlığı uygulamalarının kökeninin Osmanlı dönemine kadar uzandığını belirten Ekinci, 1838 yılında Sultan II. Mahmud’un emriyle kurulan Meclis-i Tahaffuz ile modern karantina uygulamalarının başladığını hatırlattı.

Yemek Sonrası Şişkinliğin Nedeni Yalnızca Fazla Yemek Değil
Yemek Sonrası Şişkinliğin Nedeni Yalnızca Fazla Yemek Değil
İçeriği Görüntüle

Geçmişte veba, kolera ve sarı humma gibi hastalıklara karşı limanlarda yürütülen sağlık kontrollerinin günümüzde bilimsel risk değerlendirmeleri, uluslararası sağlık kuralları, aşılama programları ve salgın takip sistemleriyle sürdürüldüğünü ifade etti.

Türkiye’de uluslararası seyahat öncesi danışmanlık hizmetlerinin Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bağlı seyahat sağlığı merkezlerinde verildiğini aktaran Ekinci, bu merkezlerde ülkelere özgü risk değerlendirmesi, aşılama, sertifika düzenleme ve koruyucu tedavi planlamalarının yapılabildiğini belirtti.

Doç. Dr. Semiha Çelik Ekinci, seyahat öncesinde yapılacak kısa bir sağlık değerlendirmesinin hem yolcuyu hem de gidilen ülkenin toplumunu koruyabilecek etkili bir halk sağlığı uygulaması olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynaklar

  • Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü Seyahat Sağlığı kaynakları
  • Seyahat Sağlığı El Kitabı
  • Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Sağlık Tüzüğü
  • Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Seyahat ve Sağlık rehberleri
  • CDC Yellow Book 2026