Türk Üniversitelerinin Dünya Karnesi: Öne Çıkan Başarılar ve Zayıf Alanlar
Türkiye üniversitelerinin dünya akademik rekabetindeki güçlü ve zayıf yönleri yeni verilerle ortaya çıktı.
URAP tarafından yayımlanan 2025-2026 Dünya Alan Sıralaması, üniversiteleri tek bir genel puan üzerinden değil; tıptan mühendisliğe, yapay zekâdan pediatriye, diş hekimliğinden polimer bilimine kadar farklı bilim alanlarındaki akademik performansları üzerinden değerlendirdi.
Tablo Türkiye açısından iki farklı tabloyu aynı anda ortaya koyuyor.
Bir tarafta dünya sıralamalarında önemli dereceler elde eden üniversiteler bulunuyor. Diğer tarafta Türkiye’nin bilim alanlarındaki çeşitliliği ve uluslararası yayın etkisi açısından hâlâ aşması gereken önemli bir mesafe var.
90 Türk üniversitesi dünya alan sıralamasında
URAP verilerine göre Türkiye’den 90 üniversite en az bir bilim alanında dünya sıralamasına girdi.
Geçen yıl Türkiye 78 bilim alanının 44’ünde temsil edilirken bu yıl sayı 48 alana yükseldi.
Bu, Türkiye'nin bilim alanlarındaki temsil çeşitliliğinin arttığını gösteren olumlu göstergelerden biri.
Ancak tabloya küresel ölçekte bakıldığında önemli bir fark ortaya çıkıyor.
ABD, İngiltere, Kanada, Hollanda ve Avustralya 78 alanın tamamında üniversiteleriyle temsil edilirken Türkiye 48 alanda kaldı.
Başka bir ifadeyle Türkiye çok sayıda üniversiteyle dünya listelerine girmeyi başarsa da bilim alanlarının tamamına yayılan bir akademik güç oluşturabilmiş değil.
İTÜ 28 alanla Türkiye’nin en geniş akademik temsilini sağladı
Raporun en dikkat çekici üniversitelerinden biri İstanbul Teknik Üniversitesi oldu.
İTÜ tam 28 bilim alanında dünya sıralamasına girdi.
Üniversitenin özellikle mühendislik ve teknik bilimlerdeki sonuçları dikkat çekti.
İTÜ;
Polimer Biliminde dünyada 73’üncü,
Su Kaynaklarında 139’uncu,
Deniz Bilimleri ve Teknolojisinde 141’inci,
İnşaat Mühendisliğinde 151’inci,
Jeolojide 207’nci,
Telekomünikasyonda 208’inci,
Mimarlıkta 209’uncu,
Yapay Zekâda 223’üncü,
Robotik ve Akıllı Sistemlerde 268’inci,
Mühendislikte ise 295’inci sırada yer aldı.
İTÜ ayrıca Türk üniversiteleri arasındaki karşılaştırmada 24 bilim alanında ilk üçe girdi.
Hacettepe sağlık bilimlerinde öne çıktı
Hacettepe Üniversitesi 21 bilim alanında sıralamaya girerek Türkiye’nin en geniş akademik görünürlüğe sahip üniversitelerinden biri oldu.
Üniversitenin asıl gücü sağlık bilimlerinde ortaya çıktı.
Hacettepe, Tıp ve Sağlık Bilimlerinde dünyada 311’inci olurken Türkiye'de ilk sırada yer aldı.
Diş Hekimliğinde dünya 116’ncılığı, Pediatride 129’unculuk ve Eğitim alanında 243’üncülük elde etti.
Hacettepe ayrıca Türkiye içindeki karşılaştırmada 16 bilim alanında ilk üç üniversite arasında yer aldı.
ODTÜ 20 alanda dünya listesinde
Orta Doğu Teknik Üniversitesi 20 bilim alanında sıralamaya girdi.
ODTÜ özellikle mühendislik, enerji ve teknik bilimlerde öne çıktı.
Üniversite Enerji ve Yakıtlar alanında dünyada 253’üncü, Polimer Biliminde 270’inci, İnşaat Mühendisliğinde 291’inci ve Eğitim alanında 299’uncu sırada yer aldı.
Türkiye içindeki karşılaştırmada ise ODTÜ 11 alanda ilk üç üniversite arasına girdi.
Yıldız Teknik 19 alana ulaştı
Yıldız Teknik Üniversitesi 19 bilim alanında dünya sıralamasında yer aldı.
Üniversitenin en dikkat çekici derecelerinden biri Mimarlık alanında geldi. Yıldız Teknik bu alanda dünyada 231’inci sıraya yerleşti.
Enerji ve Yakıtlar alanında ise dünya 253’üncüsü oldu.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi sağlık alanında dikkat çekti
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, genel alan sayısından çok sağlık bilimlerindeki dereceleriyle öne çıktı.
Üniversite Tıp ve Sağlık Bilimleri alanında dünyada 345’inci olarak Türkiye’de Hacettepe’nin ardından ikinci sırada yer aldı.
Pediatride dünya 158’inciliği, Diş Hekimliğinde 173’üncülük, Cerrahide 255’incilik elde etti.
Göz Hastalıkları alanındaki sonuç ise daha dikkat çekici oldu. Sağlık Bilimleri Üniversitesi bu alanda dünyada 98’inci sıraya yerleşti.
Üniversite ayrıca Türkiye içindeki karşılaştırmada beş bilim alanında ilk üçe girdi.
Ankara Üniversitesi diş hekimliğinde dünya 103’üncüsü
Ankara Üniversitesi özellikle sağlık bilimlerinde güçlü sonuçlar aldı.
Diş Hekimliği alanında dünya 103’üncüsü olan üniversite, Türkiye’de bu alanın en yüksek derecesini elde etti.
Pediatride dünya 212’nciliği elde eden Ankara Üniversitesi, Tıp ve Sağlık Bilimleri genel kategorisinde ise dünya 493’üncüsü oldu.
Ege Üniversitesi hemşirelikte ilk 100’de
Ege Üniversitesi de raporda dikkat çeken üniversiteler arasında yer aldı.
Rapora göre üniversite Hemşirelik alanında dünyada 94’üncü sıraya yerleşti.
Ege ayrıca Tıp ve Sağlık Bilimlerinde 584’üncü, Cerrahide 391’inci, Veterinerlik Bilimlerinde 430’uncu ve Onkolojide 492’nci sırada yer aldı.
Türkiye’nin güçlü tarafı: Sağlık ve mühendislik
Rapor Türkiye’nin hangi bilim alanlarında daha geniş bir üniversite tabanına sahip olduğunu da gösteriyor.
Tıp ve Sağlık Bilimleri alanında 82 Türk üniversitesi dünya sıralamasına girdi.
Mühendislikte 36, Biyolojik Bilimlerde 26, Kimya Bilimlerinde 26, Teknolojide 24 ve Matematikte 19 üniversite sıralamada yer aldı.
Bu tablo Türkiye’nin akademik üretiminin özellikle sağlık, mühendislik ve temel bilimlerin belirli dallarında yoğunlaştığını gösteriyor.
Ancak madalyonun diğer yüzü de var.
Türkiye 78 alanın yalnızca 48’inde var
Türkiye’nin 90 üniversiteyle dünya alan sıralamalarında temsil edilmesi önemli bir sonuç.
Fakat URAP raporunun en dikkat çekici zayıflıklarından biri akademik çeşitlilik.
Türkiye 78 bilim alanının yalnızca 48’inde temsil edilebildi.
Karşılaştırıldığında ABD, İngiltere, Kanada, Hollanda ve Avustralya 78 alanın tamamında temsil edildi.
Almanya, Belçika ve Danimarka 75; Çin, İsveç, Norveç ve Singapur 74 alanda yer aldı.
Dolayısıyla Türkiye'nin temel sorunlarından biri yalnızca sıralamaya giren üniversite sayısı değil, bilimsel üretimin daha geniş bir disiplin yelpazesine yayılamaması olarak öne çıkıyor.
Bazı kritik alanlarda yalnızca bir Türk üniversitesi var
Raporun bir başka dikkat çekici sonucu bazı bilim alanlarındaki sınırlı temsil.
Robotik ve Akıllı Sistemler, Telekomünikasyon, Oftalmoloji, Klinik Nöroloji, Su Kaynakları, Siyaset Bilimi, Nanobilim ve Nanomalzemeler, Optik, Hemşirelik, Yapay Zekâ, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi ile Halk, Çevre ve İş Sağlığı gibi bazı alanlarda Türkiye'den yalnızca bir üniversite sıralamaya girebildi.
Bu durum bazı stratejik bilim alanlarında akademik kapasitenin sınırlı sayıda kurumda yoğunlaştığını gösteriyor.
Gerileme tablosu da dikkat çekiyor
Rapor yalnızca başarıları değil, üniversitelerin geçen yıla göre hareketlerini de ortaya koyuyor.
İTÜ 14 alanda yükselirken sekiz yeni alanda sıralamaya girdi ve beş alanda geriledi.
Hacettepe bir alanda yükseldi, dokuz yeni alana girdi ancak 10 alanda geriledi.
ODTÜ’de ise 18 alanda gerileme kaydedildi.
Buna karşılık Yıldız Teknik Üniversitesi 11, Atatürk Üniversitesi 11 ve Gazi Üniversitesi 11 alanda yükseliş gösterdi.
Bu sonuçlar üniversitelerin yalnızca mevcut dünya sıralarına değil, yıllar içindeki yönüne de bakılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’nin temel sorunu: yayın etkisi
URAP raporunda Türkiye açısından en önemli uyarılardan biri bilimsel yayınların niteliği konusunda yapıldı.
Rapora göre Türkiye kaynaklı yayınların sayısı artsa da yayın başına düşen atıf sayısı dünya ortalamasının altında bulunuyor.
URAP, etki değeri çok düşük veya sıfır olan dergilerde yayımlanan makalelerin artmasının üniversitelerin dünya sıralamalarındaki yükselişini yavaşlattığı değerlendirmesinde bulunuyor.
Bu nedenle yalnızca daha fazla makale yayımlamak değil, uluslararası etkisi yüksek bilimsel çalışmalar üretmek kritik önem taşıyor.
Rakamların anlattığı büyük tablo
2025-2026 sonuçları Türkiye yükseköğretimi açısından tek renkli bir tablo ortaya koymuyor.
İTÜ mühendislik ve teknik bilimlerde geniş bir uluslararası görünürlüğe sahip.
Hacettepe sağlık bilimlerinde güçlü.
ODTÜ mühendislik ve enerji alanlarında öne çıkıyor.
Ankara Üniversitesi diş hekimliğinde, Ege Üniversitesi hemşirelikte, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ise oftalmoloji, pediatri, diş hekimliği ve cerrahide dikkat çekici sonuçlar elde ediyor.
Ancak Türkiye’nin 78 alanın yalnızca 48’inde temsil edilmesi, bazı stratejik alanlarda yalnızca tek üniversitenin sıralamaya girebilmesi ve yayın başına atıf performansının dünya ortalamasının altında kalması gelişmeye açık noktalar olarak öne çıkıyor.
Türkiye'nin önündeki asıl hedef artık yalnızca daha fazla üniversiteyi dünya sıralamalarına sokmak değil.
Daha fazla bilim alanında güçlü olmak, dünya ilk 100 ve ilk 500'ündeki üniversite ve alan sayısını artırmak ve bilimsel yayınların uluslararası etkisini yükseltmek gerekiyor.





