Bir anda kalbiniz hızlanıyor. Nefesiniz yetmiyormuş gibi geliyor, elleriniz titriyor, göğsünüz sıkışıyor. Başınız dönüyor ve birkaç dakika içinde zihninizden tek bir düşünce geçebiliyor: “Bana ne oluyor?”
Panik atak yaşayan birçok kişi için tablo tam da böyle başlayabiliyor. Belirtiler öylesine güçlü olabiliyor ki kişi kalp krizi geçirdiğini, bayılacağını, kontrolünü kaybedeceğini hatta öleceğini düşünebiliyor.
Panik atak yalnızca “çok korkmak” değildir. Beynin ve bedenin tehlikeye karşı geliştirdiği alarm sisteminin, ortada belirgin bir tehlike bulunmadığı halde güçlü biçimde devreye girmesiyle ortaya çıkabilen yoğun bir korku veya rahatsızlık dönemidir.
WebMD’nin panik ataklara ilişkin hasta bilgilendirmesinde de hızlı kalp atımı, nefes almakta zorlanma ve yoğun korku gibi belirtilerin öne çıktığı görülüyor. Klinik kaynaklar ise panik atağın belirtilerinin kalp, solunum ve başka sağlık sorunlarıyla karışabileceğine dikkat çekiyor.
Panik atak nedir?
Panik atak, yoğun korku veya rahatsızlığın aniden yükseldiği ve belirtilerin kısa süre içerisinde belirginleştiği bir durumdur.
Kişi atak başlamadan hemen önce kendisini tamamen sakin hissediyor olabilir. Bazı atakların belirgin bir tetikleyicisi bulunurken bazıları beklenmedik şekilde ortaya çıkabilir.
Panik atak sırasında vücudun stres yanıtı harekete geçer. Kalp daha hızlı atabilir, solunum değişebilir, terleme ve titreme başlayabilir. Bu fiziksel değişikliklerin kendisi de kişinin korkusunu artırabilir.
Böylece bir döngü oluşabilir: Kişi bedensel belirtiden korkar, korku belirtileri güçlendirir, güçlenen belirtiler ise tehlike algısını daha da artırır.
Panik atağın en sık görülen belirtileri neler?
Panik atak yalnızca psikolojik bir korku hissiyle sınırlı değildir. Belirtilerin önemli bir bölümü doğrudan bedende hissedilir.
Sık görülebilen belirtiler arasında şunlar bulunur:
- Kalp çarpıntısı veya kalbin hızlı atması
- Terleme
- Titreme veya sarsılma
- Nefes darlığı veya nefesin yetmediği hissi
- Boğuluyormuş gibi hissetme
- Göğüste ağrı veya rahatsızlık
- Bulantı veya karında rahatsızlık
- Baş dönmesi, sersemlik veya bayılacakmış gibi hissetme
- Üşüme veya sıcak basması
- Uyuşma ve karıncalanma
- Çevrenin gerçek dışı gelmesi veya kişinin kendisine yabancılaşması
- Kontrolünü kaybetme korkusu
- Ölüm korkusu
Bu belirtilerin hepsinin aynı kişide görülmesi gerekmez.
Özellikle çarpıntı, göğüs rahatsızlığı, baş dönmesi ve nefes darlığı kişinin ciddi bir fiziksel hastalık yaşadığını düşünmesine yol açabilir.
Panik atak ne kadar sürer?
Panik atağın önemli özelliklerinden biri belirtilerin hızla yükselmesidir. Yoğun korku ve bedensel belirtiler genellikle dakikalar içerisinde belirginleşir.
Atağın en yoğun bölümü görece kısa sürebilse de kişinin huzursuzluğu, yorgunluğu veya yeni bir atak geçirme endişesi daha uzun süre devam edebilir.
Bu nedenle “panik atak yalnızca birkaç dakika sürer” biçimindeki katı bir yaklaşım doğru değildir. Atağın yoğunluğu ve sonrasında yaşanan etkiler kişiden kişiye değişebilir.
Panik atak ile panik bozukluk aynı şey değil
Bu ayrım önemli.
Bir insan hayatının herhangi bir döneminde panik atak yaşayabilir. Tek bir panik atak geçirmek, kişinin mutlaka panik bozukluğu olduğu anlamına gelmez.
Panik bozuklukta ise beklenmedik panik ataklar tekrarlayabilir ve kişi yeni bir atak yaşayacağı konusunda sürekli kaygılanmaya başlayabilir.
Bu kaygı günlük yaşamı değiştirebilir. Kişi yalnız kalmaktan, toplu taşımaya binmekten, kalabalık ortamlara girmekten, seyahat etmekten veya daha önce atak yaşadığı yerlere gitmekten kaçınabilir.
Bazı kişilerde “atak gelirse buradan çıkamam” düşüncesi giderek hayatı daraltabilir.
Panik atak neden olur?
Tek bir neden göstermek çoğu zaman mümkün değildir.
Genetik yatkınlık, beynin korku ve stres sistemlerinin çalışma biçimi, kişinin yaşam deneyimleri ve çevresel faktörler birlikte rol oynayabilir.
Yoğun stres dönemleri bazı insanlarda belirtilerin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Uyku düzensizliği ve fazla kafein tüketimi de bazı kişilerde çarpıntı ve huzursuzluk gibi belirtileri artırarak tabloyu zorlaştırabilir.
Ancak panik atağın her zaman açık bir nedeni veya belirgin bir tetikleyicisi bulunmaz.
Her çarpıntıyı panik atağa bağlamak doğru değil
Panik atağın belki de en önemli noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.
Çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı, titreme ve baş dönmesi yalnızca panik atakta görülmez.
Kalp ritim bozuklukları, tiroit hastalıkları, bazı solunum sistemi sorunları, kullanılan bazı ilaçlar ve uyarıcı maddeler benzer belirtilere yol açabilir. Fazla kafein ve bazı maddelerin kullanımı veya bırakılması da değerlendirmede önem taşıyabilir.
Bu nedenle özellikle ilk kez ortaya çıkan, alışılmadık veya şiddetli belirtileri kişinin kendi kendine “Bu kesin panik atak” diye yorumlaması doğru değildir.
Panik atak mı, kalp krizi mi?
İki durum bazı belirtiler açısından birbirine benzeyebilir. Her ikisinde de göğüs ağrısı veya baskı, terleme, nefes darlığı, bulantı, baş dönmesi ve yoğun endişe görülebilir.
Ev ortamında yalnızca belirtilere bakarak güvenli bir ayrım yapmak her zaman mümkün değildir.
Özellikle daha önce değerlendirilmemiş yeni veya şiddetli göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı, bayılma, bilinç değişikliği ya da kişide ciddi bir fiziksel sorun olabileceğini düşündüren belirtiler varsa durumun panik atağa bağlanmadan acil olarak değerlendirilmesi gerekir.
Panik atağın bilinen bir durum olması da gelecekte yaşanacak her göğüs ağrısının otomatik olarak panik atağa bağlanabileceği anlamına gelmez.
Atak sırasında ne yapılabilir?
Panik atağın ortasında kişiye “Sakin ol” demek çoğu zaman sanıldığı kadar işe yaramaz. Çünkü kişi yaşadığı fiziksel belirtileri gerçek ve yoğun biçimde hisseder.
Daha yararlı yaklaşım, mümkünse güvenli bir ortamda kalmak ve yaşanan belirtilerin daha önce değerlendirilmiş bir panik atağa uyduğunu hatırlamaktır.
Hızlı ve kontrolsüz solunum bazı kişilerde baş dönmesi, karıncalanma ve sersemlik hissini artırabilir. Bu nedenle nefesi zorla çok derinleştirmek yerine rahat ve yavaş bir solunum ritmine dönmeye çalışmak yardımcı olabilir.
Dikkati çevredeki somut nesnelere, seslere ve bedensel temaslara yönlendirmek de bazı kişilerde korku döngüsünün kırılmasına yardımcı olabilir.
Ancak belirtilerin gerçekten panik atağa bağlı olduğundan emin olunmayan durumlarda kendi kendine tanı koymak yerine tıbbi değerlendirme önceliklidir.
Panik bozukluk tedavi edilebilir mi?
Evet. Panik bozukluk için etkili tedavi seçenekleri bulunuyor.
En güçlü kanıtlara sahip psikolojik yaklaşımlardan biri bilişsel davranışçı terapidir. Bu terapi, kişinin bedensel belirtileri ve korkuyla ilişkili düşünceleri nasıl yorumladığını ele alırken korkulan duyum ve durumlarla güvenli biçimde çalışılmasını da içerebilir.
Cochrane tarafından değerlendirilen randomize çalışmalar, psikolojik tedavilerin genel olarak tedavi verilmemesine kıyasla yararlı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte farklı psikoterapi türlerini birbirleriyle karşılaştıran kanıtların kalitesi sınırlı ve bazı sonuçlarda belirsizlik bulunuyor.
İlaç tedavisi de bazı kişiler için seçenek olabilir. BMJ’de yayımlanan sistematik derleme ve ağ meta-analizinde 87 randomize çalışma ve yaklaşık 12 bin 800 katılımcının verileri değerlendirildi. Çalışmada çeşitli ilaç grupları karşılaştırıldı ve serotonin sistemi üzerinden etkili bazı antidepresanların yarar ile yan etkiler arasındaki denge açısından öne çıktığı bildirildi.
Bununla birlikte araştırmaların önemli bir bölümünün kısa süreli olması ve kanıtların bazı karşılaştırmalarda sınırlı kalması nedeniyle ilaç seçimi kişiye göre yapılmalıdır.
“Sakinleştirici” ilaçlar neden gelişigüzel kullanılmamalı?
Panik atağın yoğunluğu kişide hızlı rahatlama isteği yaratabilir. Ancak reçeteli sakinleştirici ilaçların kişinin kendi kararıyla kullanılması doğru değildir.
Özellikle benzodiazepin grubu ilaçlar bağımlılık, tolerans ve bırakıldığında yoksunluk belirtileri gibi sorunlarla ilişkilidir. Bu nedenle güncel klinik yaklaşımlarda panik bozukluğun uzun süreli tedavisinde rutin ilk seçenek olarak önerilmezler.
Tedavinin psikoterapi, ilaç veya bunların birlikte kullanılması şeklinde planlanması kişinin belirtilerine, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı diğer ilaçlara ve tercihine göre değişebilir.
Kahve panik atağı tetikleyebilir mi?
Kafein sinir sistemini uyaran bir maddedir. Fazla tüketildiğinde çarpıntı, titreme, huzursuzluk ve uykusuzluk gibi belirtilere neden olabilir.
Bu belirtiler panik atağın bedensel belirtileriyle benzerlik gösterebildiğinden özellikle kafeine duyarlı kişilerde kaygıyı artırabilir.
Ancak buradan “kahve panik bozukluğuna neden olur” sonucu çıkarılamaz. Kişisel duyarlılık ve tüketilen miktar önemlidir.
Enerji içecekleri ve yüksek miktarda kafein içeren diğer ürünler de aynı açıdan değerlendirilmelidir.
Panik atağı olan kişi spordan kaçınmalı mı?
Çarpıntı yaşayan bazı insanlar egzersiz sırasında kalp hızının artmasından korkarak fiziksel aktiviteden uzaklaşmaya başlayabilir.
Oysa fiziksel aktivitenin kaygı belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Sağlık açısından egzersiz yapmasına engel bir durum bulunmayan kişilerde düzenli hareket genel ruhsal ve fiziksel sağlık açısından yararlıdır.
Panik bozukluğun temel tedavisinin yerine yalnızca egzersiz koymak ise doğru değildir.
En büyük tuzak: “Bir daha olursa?”
Panik atağın kendisi kadar, yeniden yaşanacağı korkusu da kişinin hayatını etkileyebilir.
İnsan zamanla “Ya otobüste olursa?”, “Ya yalnızken gelirse?”, “Ya kimse yardım edemezse?” diye düşünmeye başlayabilir.
Ardından kaçınma davranışları gelişebilir.
Önce kalabalık bir yere gitmemek, ardından toplu taşımadan kaçınmak, sonra evden tek başına çıkamamak gibi giderek genişleyen bir kaçınma zinciri oluşabilir.
Bu nedenle tekrarlayan panik ataklarda yalnızca atağın geçtiği dakikalara değil, kişinin ataklar arasındaki hayatının nasıl değiştiğine de bakmak önemlidir.
Ne zaman profesyonel yardım alınmalı?
Tekrarlayan panik ataklar yaşanıyorsa, kişi yeni bir atak geleceği korkusuyla günlük hayatını değiştirmeye başladıysa veya belirtiler iş, okul, uyku, sosyal yaşam ve ilişkileri etkiliyorsa değerlendirme yararlı olabilir.
Ayrıca belirtilerin fiziksel bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ayırt edilmesi gerekebilir.
Panik bozukluk kişinin hayatını giderek küçülten bir sorun haline gelebilir ancak etkili tedavi seçenekleri vardır.
Belki de akılda tutulması gereken en önemli nokta şudur: Panik atağın oluşturduğu korku son derece gerçek hissedilir, fakat yaşanan her güçlü bedensel belirtiyi panik atağa bağlamak da güvenli değildir. Doğru değerlendirme hem gereksiz korkunun önüne geçebilir hem de başka bir sağlık sorununun gözden kaçmasını engelleyebilir.
KAYNAKLAR
- BMJ – Drug treatment for panic disorder with or without agoraphobia: systematic review and network meta-analysis of randomised controlled trials – Chawla N, Anothaisintawee T, Charoenrungrueangchai K ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1136/bmj-2021-066084
- Cochrane Database of Systematic Reviews – Psychological therapies for panic disorder with or without agoraphobia in adults: a network meta-analysis – Pompoli A, Furukawa TA, Imai H, Tajika A, Efthimiou O, Salanti G – 2016 – DOI: 10.1002/14651858.CD011004.pub2
- Cochrane Database of Systematic Reviews – Psychological therapies versus pharmacological interventions for panic disorder with or without agoraphobia in adults – Imai H, Tajika A, Chen P, Pompoli A, Furukawa TA – 2016 – DOI: 10.1002/14651858.CD011170.pub2
- American Family Physician – Generalized Anxiety Disorder and Panic Disorder in Adults – DeGeorge KC, Grover M, Streeter GS – 2022
- National Institute for Health and Care Excellence – Generalised anxiety disorder and panic disorder in adults: management – Clinical Guideline CG113 – 2011, güncelleme 2020
- WebMD – What Happens When You Have a Panic Attack – Anxiety and Panic Disorders hasta bilgilendirme içeriği





