Bir idrar tahlilinde tesadüfen kan veya protein görülmesi, özellikle kişi kendisini tamamen sağlıklı hissediyorsa kolayca göz ardı edilebilir. Oysa bazı böbrek hastalıkları uzun süre ağrı, belirgin şişlik ya da ciddi bir yakınma oluşturmadan ilerleyebilir.

Bunlardan biri IgA nefropatisi.

Berger hastalığı olarak da bilinen IgA nefropatisi, bağışıklık sisteminin bir parçası olan immünoglobulin A ile ilişkili maddelerin böbreğin kanı süzen küçük yapılarında birikmesiyle ortaya çıkan bir böbrek hastalığıdır.

Hastalığın seyri kişiden kişiye büyük farklılık gösterebilir. Bazı kişilerde böbrek fonksiyonları uzun yıllar korunurken, bazı hastalarda zaman içinde kronik böbrek hastalığı ve böbrek yetmezliğine doğru ilerleme görülebilir.

Son yıllarda IgA nefropatisinin nasıl geliştiğinin daha iyi anlaşılması, tedavide de önemli bir değişimin kapısını açtı. Artık yalnızca kan basıncını ve idrardaki protein miktarını azaltmaya yönelik klasik yaklaşımlar değil, hastalığın oluşum mekanizmalarının farklı noktalarını hedefleyen tedaviler de gündemde.

IgA nefropatisi nedir?

Böbreklerde milyonlarca küçük süzme birimi bulunur. Glomerül adı verilen bu yapılar kandaki atıkların ve fazla sıvının süzülmesinde kritik görev üstlenir.

IgA nefropatisinde bağışıklık sistemiyle ilişkili IgA içeren bağışıklık kompleksleri bu bölgelerde birikir. Bunun sonucunda iltihabi süreç başlayabilir ve böbreğin süzme sistemi zaman içinde zarar görebilir.

Hastalığın oluşumunda tek bir neden bulunmuyor. Genetik yatkınlık, bağışıklık sisteminin çalışma biçimi ve özellikle solunum ve sindirim sistemi gibi mukozal bölgelerdeki bağışıklık yanıtının hastalığın gelişiminde rol oynadığı düşünülüyor.

Bu nedenle IgA nefropatisi yalnızca “böbrekte başlayan” bir hastalık olarak görülmüyor. Bağışıklık sistemi ile böbrek arasındaki karmaşık ilişkinin sonucu olarak değerlendiriliyor.

En dikkat çekici belirtilerden biri idrarda kan

IgA nefropatisinin klasik bulgularından biri idrarda kandır.

Bazı kişilerde özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında veya hemen sonrasında idrar çay, kola ya da koyu kahverengiye benzeyen bir renk alabilir.

Ancak idrardaki kan her zaman çıplak gözle fark edilmez. Bazen yalnızca idrar tahlilinde mikroskobik düzeyde saptanır.

Daha da önemlisi, hastalık hiçbir belirgin şikâyet oluşturmadan rutin tetkikler sırasında ortaya çıkabilir.

Görülebilecek bulgular arasında:

  • İdrarda gözle görülebilen veya yalnızca tahlilde saptanan kan
  • İdrarda protein
  • Köpüklü idrar
  • Ayak ve ayak bileklerinde şişlik
  • Yüksek tansiyon
  • Böbrek fonksiyonlarında zamanla bozulma

yer alabilir.

Köpüklü idrar tek başına IgA nefropatisi anlamına gelmez. İdrarın hızlı yapılması veya yoğun olması da köpük oluşturabilir. Ancak kalıcı ve belirgin köpüklenme, özellikle idrar tahlilinde protein saptanıyorsa değerlendirilmelidir.

İdrardaki protein neden bu kadar önemli?

IgA nefropatisinin izlenmesinde en önemli göstergelerden biri proteinüri, yani idrarla normalden fazla protein kaybedilmesidir.

Sağlıklı böbrekler kandaki önemli proteinlerin büyük bölümünü vücutta tutar. Böbreğin süzme sistemi zarar gördüğünde ise protein idrara geçmeye başlayabilir.

IgA nefropatisinde proteinüri yalnızca hastalığın varlığını gösteren bir laboratuvar bulgusu değildir. Protein kaybının miktarı, hastalığın gelecekte nasıl seyredeceği konusunda da önemli bilgiler verebilir.

KDIGO’nun güncel IgA nefropatisi rehberinde tedavinin temel hedeflerinden biri proteinürinin günlük 0,5 gramın altına indirilmesi, mümkünse 0,3 gramın altına yaklaştırılması olarak belirtiliyor.

Bu değişiklik önemli. Çünkü geçmişte daha yüksek proteinüri düzeyleri üzerinde durulurken, yeni veriler daha düşük miktardaki kalıcı protein kaybının bile uzun vadede tamamen önemsiz kabul edilmemesi gerektiğini gösteriyor.

Her IgA nefropatisi böbrek yetmezliğine ilerler mi?

Hayır.

IgA nefropatisi tanısı alan herkesin böbrek yetmezliği yaşayacağı düşüncesi doğru değildir.

Hastalığın seyri oldukça değişkendir. Bazı kişilerde böbrek fonksiyonları uzun süre korunabilir. Bazılarında ise proteinüri devam eder, tansiyon yükselir ve böbreğin süzme kapasitesi yıllar içerisinde azalabilir.

Risk değerlendirilirken yalnızca tek bir idrar sonucu değil;

  • İdrardaki protein miktarı
  • Böbreğin süzme kapasitesi
  • Kan basıncı
  • Proteinürinin zaman içerisindeki seyri
  • Böbrek biyopsisindeki bulgular
  • Hastalığın klinik gidişi

birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle bir kişinin gelecekteki riskini yalnızca “IgA nefropatisi var” cümlesinden hareketle tahmin etmek mümkün değildir.

Tanı nasıl konulur?

İdrarda kan veya protein saptandığında ilk aşamada idrar ve kan testleriyle böbrek fonksiyonları değerlendirilir.

Kanda kreatinin ölçümü ve buradan hesaplanan tahmini glomerüler filtrasyon hızı, böbreğin süzme kapasitesi hakkında bilgi verir.

İdrarda ise protein veya albümin kaybının miktarı araştırılır.

Ancak IgA nefropatisinin kesin tanısı çoğunlukla böbrek biyopsisiyle konulur. Biyopside böbrekten çok küçük bir doku örneği alınarak mikroskop altında incelenir ve IgA birikimi araştırılır.

Güncel yaklaşımda biyopsi yalnızca hastalığın adını koymak için değil, böbrekte oluşmuş hasarın özelliklerini değerlendirmek açısından da önem taşıyor.

Tedavinin ilk hedefi böbreğin üzerindeki yükü azaltmak

IgA nefropatisinde herkese uygulanabilecek tek bir tedavi şeması yoktur.

Tedavi; böbrek fonksiyonlarına, proteinüri miktarına, kan basıncına, biyopsi bulgularına, hastalığın ilerleme riskine ve kişinin diğer sağlık sorunlarına göre belirlenir.

Temel amaç mümkün olduğunca az proteinin idrara kaçmasını sağlamak, kan basıncını kontrol altında tutmak ve böbrek fonksiyonlarındaki yıllık kaybı en aza indirmektir.

Renin-anjiyotensin sistemini etkileyen bazı tansiyon ilaçları uzun süredir proteinürinin azaltılması ve böbreğin korunması amacıyla tedavinin önemli parçalarından biri olarak kullanılıyor.

Uygun hastalarda SGLT2 inhibitörleri gibi kronik böbrek hastalığında böbreği koruyucu etkileri gösterilmiş tedaviler de genel koruyucu yaklaşımın parçası olabiliyor.

Tuz tüketiminin azaltılması, sigaradan uzak durulması, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve kan basıncının kontrolü de tedavinin ilaç dışındaki önemli parçalarını oluşturuyor.

IgA nefropatisinde neden yeni bir tedavi dönemi başladı?

IgA nefropatisinin biyolojisinin daha iyi anlaşılması, araştırmacıların hastalığın farklı aşamalarını hedeflemesine olanak sağladı.

Bunlardan biri bağırsaktaki bağışıklık sistemini hedefleyen özel salımlı budesonid tedavisidir.

NefIgArd adlı faz 3 klinik araştırmasında biyopsiyle doğrulanmış ve destek tedavisine rağmen proteinürisi devam eden yetişkinler incelendi. Çalışma, hedeflenmiş salımlı budesonidin proteinürinin azaltılması ve böbrek fonksiyonlarının korunması açısından yarar sağlayabildiğini gösterdi.

Bu ilaç klasik sistemik kortizon tedavisiyle tamamen aynı kabul edilmemeli. İlacın özel formülasyonu bağırsaktaki belirli bağışıklık dokularını hedefleyecek şekilde geliştirilmiştir. Bununla birlikte bir kortikosteroiddir ve yan etki olasılığı bulunduğundan hasta seçimi önemlidir.

Sparsentan farklı bir mekanizmayı hedefliyor

IgA nefropatisindeki yeni seçeneklerden biri de sparsentan.

Dang Virüsü Nedir? Sivrisinek Isırığı Sonrası Ortaya Çıkabilen Belirtiler
Dang Virüsü Nedir? Sivrisinek Isırığı Sonrası Ortaya Çıkabilen Belirtiler
İçeriği Görüntüle

Bu ilaç, böbrekte hasar ve protein kaçağıyla ilişkili iki farklı hormonal yolu aynı anda etkileyen bir tedavi olarak geliştirildi.

PROTECT adlı uluslararası faz 3 araştırmasında sparsentan, uzun süredir böbrek hastalıklarında kullanılan irbesartan ile karşılaştırıldı.

Araştırmanın erken değerlendirmesinde sparsentan grubunda idrar protein-kreatinin oranındaki düşüş yaklaşık yüzde 50, irbesartan grubunda ise yaklaşık yüzde 15 olarak bulundu. İki yıllık takip sonuçları da tedavinin proteinüri ve böbrek fonksiyonlarının korunması üzerindeki etkisini değerlendiren önemli veriler sağladı.

Ancak bu sonuçlar, IgA nefropatisi bulunan herkesin aynı ilacı kullanması gerektiği anlamına gelmiyor. Tedavinin uygunluğu kişinin klinik özelliklerine göre belirleniyor.

Bağışıklık sisteminin “kompleman” kolu da hedefte

Araştırmalar IgA nefropatisinde kompleman sistemi adı verilen bağışıklık mekanizmasının da böbrek hasarına katkıda bulunabileceğini gösteriyor.

Bu mekanizmayı hedefleyen ilaçlardan biri iptacopan.

New England Journal of Medicine’da yayımlanan APPLAUSE-IgAN faz 3 araştırmasının ara analizinde, biyopsiyle doğrulanmış IgA nefropatisi bulunan ve destek tedavisine rağmen belirgin proteinürisi devam eden hastalar değerlendirildi.

Ana çalışma grubuna 443 hasta alındı. Önceden planlanan ara etkinlik analizinde ilk 250 hasta incelendi.

Dokuzuncu ayda idrar protein-kreatinin oranı iptacopan alanlarda plaseboya kıyasla yaklaşık yüzde 38 daha düşük bulundu.

Bu bulgu önemli olmakla birlikte araştırmanın ara analizinin temel hedefi proteinürideki değişimdi. Böbrek fonksiyonlarının uzun dönem korunması ayrı ve daha uzun takip gerektiren bir klinik sonuçtur.

Bu ayrım özellikle önem taşıyor: İdrardaki proteinin azalması umut verici bir gösterge olsa da tek başına uzun vadede böbrek yetmezliğinin kesin olarak önlendiği anlamına gelmez.

Atrasentan araştırmaları da proteinüriye odaklandı

Bir diğer yeni yaklaşım, endotelin adı verilen ve böbrekte damar yapısı ile protein kaçağında rol oynayan sistemi hedefliyor.

Atrasentan ile gerçekleştirilen ALIGN faz 3 araştırmasının önceden planlanmış ara analizinde, biyopsiyle doğrulanmış IgA nefropatisi bulunan yetişkinler değerlendirildi.

İlk 270 hastanın 36 haftalık değerlendirmesinde idrar protein-kreatinin oranı atrasentan grubunda yaklaşık yüzde 38 azalırken, plasebo grubunda düşüş yaklaşık yüzde 3 düzeyinde kaldı.

Araştırmada sıvı tutulması atrasentan grubunda biraz daha sık görüldü. Bu tür bulgular, yeni tedaviler değerlendirilirken yalnızca etkinliğin değil güvenliğin de neden yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Yeni ilaçlar “mucize tedavi” anlamına gelmiyor

IgA nefropatisinde son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler heyecan verici olsa da önemli bir nokta gözden kaçırılmamalı.

Hastalık tek bir mekanizmadan kaynaklanmıyor.

Bağırsaktaki bağışıklık yanıtı, anormal IgA oluşumu, bağışıklık kompleksleri, kompleman sistemi, böbrek içindeki basınç ve iltihabi süreçler hastalığın farklı aşamalarında rol oynayabiliyor.

Bu nedenle geleceğin IgA nefropatisi tedavisinin, hastanın riskine ve hastalığın baskın mekanizmasına göre farklı tedavilerin seçilmesi veya bazı durumlarda birlikte kullanılması üzerine şekillenmesi bekleniyor.

Yeni seçeneklerin artması önemli bir ilerleme olsa da uzun dönem böbrek sonuçları, ilaçların birbirleriyle nasıl sıralanacağı ve hangi hastanın hangi tedaviden en fazla yarar göreceği konularında araştırmalar devam ediyor.

Beslenme hastalığı ortadan kaldırabilir mi?

IgA nefropatisini ortadan kaldırdığı kanıtlanmış özel bir diyet bulunmuyor.

Ancak böbrekleri korumaya yönelik yaşam tarzı önlemleri tedavinin önemli bir parçası.

Özellikle fazla tuz tüketimi kan basıncını yükseltebilir ve proteinürinin kontrolünü zorlaştırabilir. Bu nedenle tuz tüketiminin azaltılması çoğu hastada böbrek koruyucu yaklaşımın parçalarından biridir.

Protein tüketiminin ise gelişigüzel biçimde aşırı azaltılması doğru değildir. Kişinin böbrek fonksiyonuna ve beslenme durumuna göre ihtiyaçları değişebilir.

Bitkisel ürünlerin de “doğal olduğu için böbreğe zarar vermeyeceği” düşünülmemeli. Bazı bitkisel takviyeler böbreklere zarar verebilir veya kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir.

Ağrı kesiciler konusunda dikkat

Kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde reçetesiz kullanılan bazı ağrı kesiciler ayrıca önem taşır.

Özellikle nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar olarak bilinen bazı ağrı kesiciler, uygun olmayan kişilerde veya kontrolsüz kullanıldığında böbrek kan akımını etkileyebilir ve böbrek fonksiyonlarının bozulmasına katkıda bulunabilir.

Bu nedenle IgA nefropatisi bulunan bir kişinin sık ağrı kesici kullanması gerekiyorsa bunun sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Hastalık yıllarca sessiz kalabilir

IgA nefropatisinin önemli özelliklerinden biri, böbrek hasarı ilerlerken kişinin uzun süre ciddi bir şikâyet yaşamayabilmesidir.

Böbrek fonksiyonları belirgin şekilde azalana kadar yorgunluk, bulantı, kaşıntı veya yaygın şişlik gibi ileri dönem belirtiler ortaya çıkmayabilir.

Bu nedenle tanı almış kişilerde yalnızca “kendimi iyi hissediyorum” düşüncesiyle kontrolleri bırakmak doğru değildir.

Kan basıncı, idrardaki protein miktarı ve böbreğin süzme kapasitesinin zaman içindeki değişimi hastalığın gidişini anlamada tek bir ölçümden çok daha değerlidir.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

İdrarda gözle görülür kan bulunması değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Bunun nedeni IgA nefropatisi olabileceği gibi idrar yolu enfeksiyonları, taş hastalığı ve başka böbrek veya idrar yolu sorunları da olabilir.

Tekrarlayan kanlı idrar, kalıcı köpüklü idrar, idrar tahlilinde protein saptanması, açıklanamayan yüksek tansiyon veya bacaklarda şişlik varsa tıbbi değerlendirme gerekir.

İdrar miktarında belirgin azalma, hızla artan yaygın şişlik, ciddi nefes darlığı veya genel durumda belirgin bozulma ise daha hızlı değerlendirme gerektirebilir.

IgA nefropatisinde asıl mesele yalnızca hastalığa isim koymak değildir. Böbreğin ne kadar risk altında olduğunu erken belirlemek ve böbrek fonksiyonlarını mümkün olduğunca uzun süre korumaktır.

Yeni tedaviler bu hedef için daha fazla seçenek sunuyor. Fakat en güçlü yaklaşım hâlâ hastalığın kişiye özgü riskinin belirlenmesi, proteinürinin yakından izlenmesi, kan basıncının kontrol edilmesi ve uygun tedavinin doğru hastaya seçilmesidir.

KAYNAKLAR

  1. Kidney International – Executive summary of the KDIGO 2025 Clinical Practice Guideline for the Management of Immunoglobulin A Nephropathy and Immunoglobulin A Vasculitis – Jürgen Floege ve arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1016/j.kint.2025.04.003
  2. New England Journal of Medicine – Alternative Complement Pathway Inhibition with Iptacopan in IgA Nephropathy – Vlado Perkovic, Jonathan Barratt, Brad Rovin ve arkadaşları; APPLAUSE-IgAN Investigators – 2025 – DOI: 10.1056/NEJMoa2410316
  3. New England Journal of Medicine – Atrasentan in Patients with IgA Nephropathy – Hiddo J. L. Heerspink, Meg Jardine, Donald E. Kohan ve arkadaşları; ALIGN Study Investigators – 2025 – DOI: 10.1056/NEJMoa2409415
  4. The Lancet – Efficacy and safety of a targeted-release formulation of budesonide in patients with primary IgA nephropathy (NefIgArd): 2-year results from a randomised phase 3 trial – Richard Lafayette, Jens Kristensen, Andrew Stone ve arkadaşları; NefIgArd Trial Investigators – 2023 – DOI: 10.1016/S0140-6736(23)01554-4
  5. The Lancet – Efficacy and safety of sparsentan versus irbesartan in patients with IgA nephropathy (PROTECT): 2-year results from a randomised, active-controlled, phase 3 trial – Brad H. Rovin, Jonathan Barratt, Hiddo J. L. Heerspink ve arkadaşları; PROTECT Investigators – 2023 – DOI: 10.1016/S0140-6736(23)02302-4
  6. Kidney Medicine – IgA Nephropathy: An Overview of the Clinical Trials – 2025 – DOI: 10.1016/j.xkme.2025.101078