Kaymakam, Hâkim ve Savcılar İçin Yeni Askerlik Modeli Önerisi
Kaymakamlar ile hâkim ve savcıların askerlik yükümlülüğüne ilişkin yeni bir düzenleme yapılması gerektiği yönündeki görüşler yeniden gündeme geldi. Önerinin temelini, bu mesleklerde geçirilen belirli bir fiilî hizmet süresinin askerlikten muafiyet olarak değil, kamu kesiminde yerine getirilen vatan hizmeti olarak değerlendirilmesi oluşturuyor.
Düzenleme çağrısında, bu meslek gruplarına tanınacak uygulamanın kişisel bir ayrıcalık değil; güvenlik, kamu düzeni ve adalet hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesine yönelik idari bir gereklilik olduğu savunuluyor.
Anayasa kamu kesiminde vatan hizmetine imkân tanıyor
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesinde vatan hizmetinin her Türkün hakkı ve ödevi olduğu belirtiliyor. Aynı maddede bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğinin ya da yerine getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınıyor.
Bu hüküm, vatan hizmetinin yalnızca kışlada yerine getirilen askerlik modeliyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Ancak kaymakamlar ile hâkim ve savcıların görev sürelerinin askerlik hizmetinden sayılabilmesi için açık bir kanuni düzenleme yapılması gerekiyor.
Polisler için on yıllık hizmet modeli uygulanıyor
7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 11. maddesine göre, Emniyet Hizmetleri Sınıfında görev yapan personelin askerlik işlemleri belirli koşullarla erteleniyor. Bu sınıfta on yıllık hizmet süresini tamamlayanlar ise askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılıyor.
Düzenlemenin temelinde, iç güvenlik hizmetlerinin ve Emniyet Teşkilatının personel ihtiyacının kesintiye uğramaması bulunuyor. Yeni öneride de benzer bir yaklaşımın devletin kritik idari ve adli görevlerini yürüten meslekler bakımından değerlendirilmesi isteniyor.
“Kaymakamın görevi yalnızca büro hizmeti değil”
Kaymakam; ilçede Cumhurbaşkanının idari yürütme vasıtası ve en yüksek mülki idare amiri olarak kamu kurumlarının koordinasyonunda görev üstleniyor. Güvenlik, afet, toplumsal olay ve olağanüstü durumlarda kolluk birimleriyle birlikte kritik sorumluluklar taşıyor.
Bu nedenle, emniyet personelinin belirli bir hizmet süresinin askerlikten sayıldığı bir sistemde, aynı kamu düzeni mekanizmasının yönetim ve koordinasyonunda bulunan kaymakamların durumunun da ele alınması gerektiği savunuluyor.
Öneriyi destekleyenler, özellikle personel imkânlarının sınırlı olduğu ilçelerde bir kaymakamın aylarca görevinden ayrılmasının yalnızca kurum içi bir izin olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor.
Tek hâkim veya savcının bulunduğu yerlerde hizmet riski
Hâkim ve savcılar bakımından ise adalet hizmetinin sürekliliği öne çıkıyor. Bir hâkim ya da savcının askerlik nedeniyle görevinden ayrılması hâlinde dosyaların başka bir yargı mensubuna devredilmesi mümkün olsa da personel sayısının az olduğu adliyelerde iş yükünün artması ve işlemlerin gecikmesi riski bulunuyor.
Özellikle tek hâkim veya tek Cumhuriyet savcısıyla hizmet verilen küçük ilçelerde geçici personel kaybı; soruşturmaların, duruşmaların ve diğer adli işlemlerin yürütülmesini zorlaştırabiliyor. Tutukluluk, dava ve zamanaşımı gibi kanuni sürelerin işlemeye devam etmesi ise yargı hizmetindeki sürekliliği daha önemli hâle getiriyor.
Erteleme ile hizmetten sayılma aynı değil
Mevcut askerlik mevzuatı, bazı kamu personelinin hizmetlerine duyulan ihtiyaç nedeniyle askerliklerinin kurumlarının teklifi üzerine belirli şartlarla ertelenmesine imkân tanıyor. Aday memurluk, mesleki staj ve kamu hizmetinin zorunlu kıldığı bazı durumlar için de farklı erteleme hükümleri bulunuyor.
Ancak erteleme, askerlik yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor; yalnızca silahaltına alınmayı ileri bir tarihe bırakıyor. Kamu görevinde geçirilen sürenin askerlik hizmetinden sayılması ise farklı ve kalıcı sonuç doğuran bir düzenleme gerektiriyor.
Bu nedenle önerilen modelin uygulanabilmesi için 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nda kaymakamlar ile hâkim ve savcıları açık biçimde kapsayan yeni bir hüküm oluşturulması gerekiyor.
Öneri: Belirli süre fiilî hizmet şartı
Gündeme getirilen modelde doğrudan ve koşulsuz bir muafiyet yerine, belirli bir süre fiilen kaymakamlık, hâkimlik veya savcılık yapanların askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılması öneriliyor.
Olası bir düzenlemede şu şartların değerlendirilebileceği belirtiliyor:
- Mesleğe asaleten atanmış olmak,
- Belirlenecek süre boyunca fiilen görev yapmak,
- Meslekten ayrılma hâlinde eksik askerlik süresini tamamlamak,
- Hizmet süresine ücretsiz izinlerin dâhil edilmemesi,
- Savaş ve seferberlik hâllerinin kapsam dışında tutulması,
- İhtiyaç hâlinde temel askerlik veya millî güvenlik eğitimi verilmesi.
Böylece hem askerlik yükümlülüğünün eşitlik ve kamu yararı boyutu korunabilecek hem de kritik kamu hizmetlerinin uzun süreli personel kaybına uğraması önlenebilecek.
“Mesleklerin üstünlüğü değil, devletin devamlılığı”
Düzenleme talebinin temelinde kaymakamlık, hâkimlik veya savcılığın askerlik hizmetinden üstün tutulması bulunmuyor. Savunulan yaklaşım, bu görevlerin doğrudan devletin idari ve adli işleyişiyle bağlantılı olduğu ve kesintinin maliyetinin vatandaşa yansıdığı görüşüne dayanıyor.
Kaymakamlar sivil idareyi ve kamu düzenini, hâkim ve savcılar ise adalet hizmetini ayakta tutuyor. Sayılarının sınırlı, yetiştirilmelerinin uzun ve görev yerlerinin her zaman kolaylıkla doldurulamaması, farklı bir askerlik modelinin tartışılmasının başlıca gerekçeleri arasında gösteriliyor.
Anayasa’nın kamu kesiminde yerine getirilen hizmetlerin vatan hizmeti olarak kabul edilebilmesine imkân tanıyan hükmü dikkate alındığında, konunun ayrıcalık tartışmasından çıkarılarak devlet hizmetlerinin sürekliliği ve kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.





