17 Bin Diş Hekimi 521 Kadro İçin Yarıştı: Atama Çıkmazı Büyüyor
Türkiye’de binlerce genç diş hekimi kamuda görev alabilmek için atama beklerken, ağız ve diş sağlığı merkezlerinde yaşanan randevu yoğunluğu dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya çıkardı. Bir tarafta mesleğini yapmak isteyen yetişmiş insan gücü, diğer tarafta hizmete ulaşmak için bekleyen vatandaşlar bulunuyor.
Sağlık Bakanlığının 2026 yılı İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası kapsamında diş hekimleri için açtığı 521 kadroya 17 bin 6 başvuru yapıldı. Başka bir ifadeyle her kadro için yaklaşık 33 diş hekimi başvuruda bulundu.
2025 yılındaki ilk atama kurasında ise 11 bin 658 başvuruya karşılık genel ve uzman diş hekimleri için toplam 465 kadro açılmıştı. Birbirini izleyen iki dönemde ortaya çıkan rakamlar, kamuya geçmek isteyen diş hekimi sayısı ile açılan kadrolar arasındaki farkın geçici olmadığını gösteriyor.
Sorun yalnızca atama bekleyenlerden ibaret değil
Türkiye’de sağlık kuruluşlarına yapılan başvurular artmasına rağmen ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden yararlanma sıklığı genel sağlık hizmetlerinin gerisinde kalıyor.
Sağlık istatistiklerine göre kişi başına hekime müracaat sayısı 12,2 düzeyine ulaşırken, diş hekimine başvuru sayısı yaklaşık 0,7 seviyesinde kaldı. Bu fark, vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetine daha az ihtiyaç duyduğu anlamına gelmiyor.
Maliyet, randevuya erişim, coğrafi dağılım, ağız sağlığı farkındalığının yetersizliği ve tedavinin ertelenmesi gibi birçok etken hizmet kullanımını sınırlandırabiliyor. Tedavinin gecikmesi ise başlangıçta dolgu veya koruyucu uygulamalarla yönetilebilecek problemlerin kanal tedavisi, diş çekimi ya da protez gerektiren daha ağır tablolara dönüşmesine yol açabiliyor.
Bu nedenle genç diş hekimlerinin istihdamı yalnızca bir meslek grubunun atama talebi olarak görülmemeli. Konu aynı zamanda koruyucu sağlık hizmeti, erken teşhis ve gelecekte oluşabilecek tedavi maliyetlerinin azaltılması açısından ele alınmalı.
22 milyonu aşan randevu talebi
Diş Hekimleri Dayanışma Platformu tarafından derlenen verilere göre 2024 yılının ilk 11 ayında diş hekimliği alanındaki randevu talebi 22 milyonu aştı.
Türkiye’deki yaklaşık 43 bin diş ünitesinin 11 bin kadarının Sağlık Bakanlığına, 8 bin 700’ünün üniversitelere, 23 binden fazlasının ise özel sektöre ait olduğu belirtiliyor. Bu dağılım, mevcut teknik kapasitenin önemli bölümünün kamu dışında bulunduğunu gösteriyor.
Özel sağlık hizmetlerinin maliyetini karşılamakta zorlanan vatandaşların kamu kurumlarına yönelmesi, ağız ve diş sağlığı merkezleri üzerindeki randevu baskısını artırıyor. Kamuda yeni diş hekimi istihdam edilmesi için ise yalnızca kadro değil; uygun klinik alan, diş üniti, yardımcı sağlık personeli, sterilizasyon kapasitesi ve düzenli malzeme bütçesi de gerekiyor.
Dolayısıyla tek başına atama sayısını yükseltmek yeterli değil. Yeni istihdamın altyapı yatırımıyla birlikte planlanması gerekiyor.
Fakülte sayısı artarken istihdam aynı hızda büyümedi
Türkiye’de diş hekimliği eğitiminin son yıllardaki hızlı büyümesi de tartışmanın temel başlıkları arasında yer alıyor. Türk Dişhekimleri Birliği verilerine göre 2026 yılında eğitim veren 107 fakülte için 6 bin 762 kişilik kontenjan ilan edildi.
Son iki yılda toplam kontenjanın 3 bin 39 kişi azaltılması, yükseköğretimde daha kontrollü planlamaya yönelindiğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak geçmiş yıllarda yüksek kontenjanlarla sisteme giren öğrencilerin mezun olmaya devam etmesi nedeniyle istihdam üzerindeki baskının kısa sürede ortadan kalkması beklenmiyor.
Diş hekimliği eğitimi yalnızca sınıf ve teorik derslerden oluşmuyor. Öğrencinin yeterli sayıda hasta görmesi, klinik uygulama yapması, uygun laboratuvarlarda çalışması ve yeterli öğretim üyesinden eğitim alması gerekiyor. Bu nedenle fakülte ve kontenjan planlamasının yalnızca öğrenci talebine göre değil, eğitim altyapısı ve ülkenin uzun vadeli sağlık insan gücü ihtiyacına göre yapılması önem taşıyor.
Türkiye’de diş hekimi sayısı artıyor ancak dağılım eşit değil
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında Türkiye’de 100 bin kişiye düşen diş hekimi sayısı 59’a ulaştı. Ancak ülke ortalaması, iller ve ilçeler arasındaki dağılım farklarını tek başına göstermiyor.
Diş hekimlerinin büyükşehirlerde ve ekonomik hareketliliğin daha yüksek olduğu bölgelerde yoğunlaşması; küçük şehirlerde, kırsal ilçelerde ve dezavantajlı bölgelerde hizmete erişimin sınırlı kalmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle yalnızca toplam diş hekimi sayısına bakılarak “ihtiyaç kalmadığı” sonucuna varılması yanıltıcı olabilir. Planlamanın il, ilçe, yaş grubu, hastalık yükü, mevcut ünit sayısı ve randevu bekleme süresi temelinde yapılması gerekiyor.
Özel sektörde de koşullar zorlaşıyor
Kamuda yeterli kadro bulamayan yeni mezunların önemli bölümü özel kliniklere ve ağız-diş sağlığı kuruluşlarına yöneliyor. Ancak artan mezun sayısı, yüksek klinik açma maliyetleri ve hizmet piyasasındaki yoğun rekabet özel sektörde de çalışma koşullarını ağırlaştırabiliyor.
Yeni bir muayenehane açmak isteyen diş hekiminin cihaz, sarf malzemesi, kira, ruhsatlandırma, personel ve sterilizasyon giderlerini karşılaması gerekiyor. Bu maliyetler, mesleğe yeni başlayan gençler açısından ciddi bir finansman engeli oluşturuyor.
Yoğun rekabetin ücretleri ve çalışma güvencesini baskılaması, bazı genç hekimleri meslek dışı alanlara veya yurt dışına yöneltebiliyor. Bu tablo, yüksek maliyetli beş yıllık eğitimin ardından yetişen insan gücünün etkin kullanılmasını da güçleştiriyor.
Çözüm yalnızca bir defalık toplu atama değil
Diş hekimlerinin istihdam sorununu kalıcı biçimde çözmek için tek seferlik yüksek sayıda atama yapmak yeterli olmayabilir. Mezun sayısı, emeklilik, kamu-özel dağılımı ve toplumun ağız sağlığı ihtiyacı birlikte değerlendirilmeli.
1. İllere göre ihtiyaç haritası hazırlanmalı
Her ilin ve ilçenin nüfusu, çocuk ve yaşlı oranı, diş çürüğü yükü, mevcut hekim ve ünit sayısı, MHRS talebi ile randevu bekleme süresi düzenli olarak açıklanmalı. Kadrolar bu ölçütlere göre dağıtılmalı.
2. Çok yıllı atama takvimi ilan edilmeli
Genç diş hekimlerinin önlerini görebilmesi için yalnızca dönemsel kura duyuruları yapılmamalı. Sağlık Bakanlığı, en az üç yıllık tahmini kadro ve yatırım takvimini kamuoyuyla paylaşmalı.
3. Aile diş hekimliği kademeli olarak yaygınlaştırılmalı
Aile diş hekimliği modeli öncelikle çocuklar, gebeler, engelliler ve yaşlılar için güçlendirilmeli. Model, yalnızca tedavi yapan değil; düzenli tarama, koruyucu flor uygulaması, ağız sağlığı eğitimi ve erken yönlendirme sağlayan bir yapıda kurulmalı.
4. Okul ağız sağlığı programları genişletilmeli
Diş hekimleri okul sağlığı ekiplerinde istihdam edilerek çocuklara düzenli tarama ve koruyucu hizmet sunabilir. Böyle bir model hem genç hekimler için yeni çalışma alanı oluşturabilir hem de ileri yaşlarda ortaya çıkacak tedavi maliyetlerini azaltabilir.
5. Kamu altyapısı kadroyla birlikte büyütülmeli
Yeni diş hekimi istihdam edilecek merkezlere yeterli diş üniti, teknisyen, ağız ve diş sağlığı teknikeri, hemşire, sterilizasyon personeli ve sarf malzemesi sağlanmalı. Kullanılmayan veya personel eksikliği nedeniyle düşük kapasiteyle çalışan ünitler yeniden sisteme kazandırılmalı.
6. Kontenjanlar bilimsel projeksiyonla belirlenmeli
YÖK, Sağlık Bakanlığı, Türk Dişhekimleri Birliği ve üniversiteler ortak bir insan gücü kurulu oluşturmalı. Fakülte kontenjanları; nüfus projeksiyonu, emeklilik, bölgesel ihtiyaç, kamu kapasitesi ve özel sektörün sürdürülebilir istihdam gücü esas alınarak her yıl güncellenmeli.
7. Eğitim kalitesi bağımsız biçimde denetlenmeli
Yeterli öğretim üyesi, klinik hasta çeşitliliği, laboratuvar ve uygulama altyapısı bulunmayan programlara öğrenci kontenjanı verilmemeli. Asgari standartları karşılayamayan fakülteler için kontenjan azaltma, iyileştirme veya program birleştirme seçenekleri değerlendirilmeli.
8. SGK destekli kontrollü hizmet alımı incelenmeli
Kamunun yetersiz kaldığı bölgelerde, belirli gelir ve hasta grupları için özel diş hekimlerinden kontrollü hizmet alınması değerlendirilebilir. Uygulama; sabit fiyat, kalite denetimi, klinik gereklilik ve suistimali önleyen güçlü bir kayıt sistemiyle yürütülmeli.
9. Dezavantajlı bölgelere güçlü teşvik sağlanmalı
Kırsal ve hizmete erişimin düşük olduğu ilçelerde görev yapacak diş hekimlerine yalnızca zorunlu yönlendirme değil; lojman, ek ödeme, mesleki eğitim, uygun çalışma ortamı ve belirli süre sonunda yer değişikliği güvencesi sunulmalı.
Sağlık insan gücünde ortak planlama gerekiyor
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de diş hekimi bulunmadığını değil, yetişmiş insan gücü ile hizmet kapasitesinin aynı plan içinde buluşturulamadığını gösteriyor.
Bir tarafta binlerce genç diş hekimi kamuda görev beklerken diğer tarafta vatandaşların randevu ve tedaviye erişimde güçlük yaşaması, çözümün yalnızca arzı veya yalnızca talebi yönetmekten geçmediğini ortaya koyuyor.
Sağlık Bakanlığı, YÖK, üniversiteler, meslek örgütleri ve ilgili kamu kurumlarının ortak bir planlama mekanizması kurması; atama, eğitim ve altyapı kararlarının aynı veri seti üzerinden alınması gerekiyor.
Diş hekimliği alanındaki istihdam sorunu doğru yönetilirse yalnızca genç meslek mensuplarına çalışma alanı açılmayacak; çocuklardan yaşlılara kadar toplumun koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimi de güçlenecek.




