Fransa’da 4.035 erkeğin 18 yıl boyunca izlendiği uzun süreli bir çalışmada, kandaki yüksek bakır düzeyleri tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha yüksek olmasıyla; yüksek magnezyum düzeyleri ise daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendirildi. Ancak araştırma, bakırın ölüme yol açtığını ya da magnezyum takviyesi almanın yaşam süresini uzattığını göstermiyor.

Epidemiology dergisinde Mayıs 2006’da yayımlanan araştırma yeni değil. Buna rağmen bakır, çinko ve magnezyum sonuçlarının bugün sosyal medyada veya sağlık içeriklerinde yeniden gündeme gelmesi halinde önemli bir ayrım gerekiyor: Araştırmada ölçülen şey takviye kullanımı değil, başlangıçtaki serum mineral düzeyleriydi.

18 yıllık takipte ne bulundu?

Paris Prospective Study 2 verilerinden yararlanan araştırmacılar, çalışmanın başlangıcında 30–60 yaş arasındaki 4.035 erkeğin serum bakır, çinko ve magnezyum değerlerini ölçtü.

Katılımcılar yaklaşık 18 yıl izlendi. Bu dönemde 339 ölüm kaydedildi. Bunların 176’sı kansere, 56’sı kardiyovasküler nedenlere bağlandı.

Mineral düzeyleri dört gruba ayrıldı. En düşük dörtte birlik grup referans kabul edilirken en yüksek dörtte birlik gruptaki kişilerle karşılaştırmalar yapıldı.

Yüksek serum bakırında tüm nedenlere bağlı ölüm riski yüzde 50 daha yüksekti

Çalışmanın en belirgin bakır bulgusu tüm nedenlere bağlı ölümde görüldü.

Serum bakırı en yüksek grupta olan erkeklerde, en düşük gruba kıyasla tüm nedenlere bağlı ölüm için göreli risk 1,5 olarak hesaplandı. Yani istatistiksel modelde yaklaşık yüzde 50 daha yüksek göreli risk görüldü.

Araştırmada kanser ölüm riski için göreli risk 1,4, kardiyovasküler ölüm için ise 1,3 bulundu.

Ancak burada önemli bir istatistik ayrıntısı var. Kanser ve kardiyovasküler ölüm sonuçlarının güven aralıkları 1 değerini içeriyordu. Bu nedenle bu iki sonuç, tüm nedenlere bağlı ölüm bulgusu kadar güçlü istatistiksel kanıt olarak yorumlanmamalı.

“Yüksek bakır” laboratuvar sonucunuzun yüksek olduğu anlamına gelmiyor

Araştırmadaki “yüksek bakır” ifadesi, bir hastane laboratuvarındaki normal referans aralığının üstüne çıkılması anlamına gelmiyor.

Araştırmacılar katılımcıları kendi çalışma grubundaki serum değerlerine göre dört eşit bölüme ayırdı ve en yüksek yüzde 25’lik grubu en düşük yüzde 25’lik grupla karşılaştırdı.

Bu nedenle çalışmadaki risk oranlarını doğrudan kişisel bir kan tahliline uygulamak doğru değil.

Tek başına serum bakırı sonucu da kişinin uzun vadeli ölüm riskini belirleyen bir test olarak kullanılmıyor. Çalışmanın tasarımı, bir mineral değerini bağımsız bir hastalık tanısı veya kişisel risk hesaplayıcısı haline getirmiyor.

Magnezyumda ters yönde bir ilişki görüldü

Serum magnezyumu en yüksek grupta olanlarda tüm nedenlere bağlı ölüm için göreli risk 0,6 bulundu. Bu, en düşük magnezyum grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 40 daha düşük göreli riskle ilişki anlamına geliyor.

Kanser ölümlerinde göreli risk 0,5’ti; başka bir ifadeyle yaklaşık yüzde 50 daha düşük göreli risk gözlendi.

Hastane önlüğünün ötesinde: Hasta merkezli kıyafet tasarımı gündemde
Hastane önlüğünün ötesinde: Hasta merkezli kıyafet tasarımı gündemde
İçeriği Görüntüle

Kardiyovasküler ölümlerde de göreli risk 0,6 olarak hesaplandı ancak güven aralığı 1’i içerdiği için bu sonuç istatistiksel açıdan daha belirsizdi.

Buradaki en önemli nokta şu: Çalışma “fazla magnezyum alın, ölüm riskiniz düşsün” sonucunu desteklemiyor.

Araştırmacılar katılımcılara magnezyum vermedi. İnsanları rastgele magnezyum ve plasebo gruplarına ayırmadı. Yalnızca başlangıçtaki kan düzeyi ile yıllar sonraki sonuçlar arasındaki ilişkiyi inceledi.

Magnezyum takviyesi ömrü uzatır mı?

Bu araştırmadan böyle bir sonuç çıkarılamaz.

Daha sonraki araştırmalar da beslenmeden alınan magnezyum ile bazı sağlık sonuçları arasında ilişkiler bildirmiş olsa da takviye kullanımının aynı sonucu verdiği gösterilmiş değil.

2021’de yayımlanan ve 1,1 milyondan fazla kişiyi kapsayan prospektif çalışmaların meta-analizinde, besinlerle daha yüksek magnezyum alımı daha düşük tüm nedenlere bağlı ve kanser kaynaklı ölüm riskiyle ilişkiliydi. Buna karşılık toplam ve takviye yoluyla magnezyum alımında ölüm riski açısından anlamlı bir ilişki saptanmadı.

Dolayısıyla “yüksek serum magnezyumu daha düşük ölüm riskiyle ilişkili bulundu” cümlesi ile “magnezyum takviyesi yaşamı uzatır” cümlesi bilimsel olarak aynı anlama gelmiyor.

Çinko ile bakır birlikte olduğunda daha güçlü bir ilişki görüldü

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri minerallerin birlikte değerlendirilmesiydi.

Düşük çinko ile yüksek bakır değerlerinin birlikte bulunduğu kişilerde tüm nedenlere bağlı ölüm için göreli risk 2,6 olarak hesaplandı.

Kanser ölümünde ise göreli risk 2,7 bulundu; ancak güven aralığı oldukça genişti. Bu nedenle sayı güçlü görünse de belirsizlik payı yüksek.

Araştırmacılar ayrıca düşük çinko ile yüksek magnezyum kombinasyonunu daha düşük tüm nedenlere bağlı ve kanser kaynaklı ölüm riskiyle ilişkili buldu.

Bu sonuçlar mineraller arasındaki biyolojik dengenin araştırılmaya değer olduğunu düşündürüyor ancak klinikte kişinin yalnızca çinko/bakır oranına bakılarak yaşam süresi veya kanser riski hesaplanabileceği anlamına gelmiyor.

Daha yeni çalışmalar bakır konusunda ne söylüyor?

2006’daki araştırmanın ardından serum bakırı ile kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceleyen çok sayıda gözlemsel çalışma yayımlandı.

2023 tarihli bir sistematik derleme ve meta-analizde toplam 41.322 kişinin yer aldığı 16 çalışma değerlendirildi. Serum bakırı yüksek gruplarda toplam inme, miyokard enfarktüsü ve kardiyovasküler ölümün daha sık görüldüğü bildirildi.

Bu bulgular 2006’daki çalışmanın bakır yönündeki sonucuyla genel olarak aynı doğrultuda olsa da kanıtların büyük bölümü gözlemsel verilerden geliyor.

Dolayısıyla yüksek serum bakırının doğrudan kalp krizi veya ölümün nedeni olduğu söylenemez. Ölçülmemiş hastalıklar, metabolik durum, beslenme, inflamasyon ve başka biyolojik faktörler ilişkinin bir bölümünü açıklayabilir.

Çalışmanın en önemli sınırlamaları neler?

Araştırmanın güçlü yönü 18 yıl gibi uzun bir takip süresine sahip olmasıydı. Ancak sonuçları yorumlarken birkaç önemli sınırlama bulunuyor.

Çalışmaya yalnızca 30–60 yaş arasındaki erkekler alındı. Bulgular kadınlara, çocuklara, çok ileri yaştaki kişilere veya farklı toplumlara doğrudan genellenemez.

Mineral değerleri çalışmanın başlangıcında ölçüldü. Bir kişinin bakır, çinko veya magnezyum düzeyi 18 yıl boyunca aynı kalmayabilir.

Araştırma gözlemseldi. Bilinen bazı karıştırıcı değişkenler için istatistiksel düzeltme yapılmasına rağmen bütün olası etkenleri ortadan kaldırmak mümkün değil.

Ayrıca gruplar klinik “eksiklik” veya “yükseklik” sınırlarına göre değil, çalışmadaki dağılıma göre oluşturuldu.

Sonuç: Çalışma ne söylüyor, ne söylemiyor?

Araştırma, orta yaşlı erkeklerden oluşan bu grupta yüksek serum bakırının daha yüksek tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle, yüksek serum magnezyumunun ise daha düşük ölüm riskiyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Ancak araştırma üç şeyi kanıtlamıyor:

Yüksek bakırın tek başına erken ölüme neden olduğunu,

magnezyum takviyesi almanın yaşam süresini uzattığını,

tek bir bakır, çinko veya magnezyum kan sonucunun kişinin ölüm riskini belirleyebileceğini.

Bu nedenle çalışma en doğru biçimde, mineraller ile uzun dönem sağlık sonuçları arasındaki ilişkiye işaret eden bir kohort araştırması olarak değerlendirilmelidir.

TIBBİ UYARI

Bakır, çinko veya magnezyum takviyesine yalnızca bu araştırmanın sonuçlarına dayanarak başlanmamalı ya da mevcut takviyelerin dozu değiştirilmemelidir. Özellikle böbrek hastalığı olanlarda ve düzenli ilaç kullananlarda mineral takviyeleri hekim değerlendirmesi gerektirebilir.

KAYNAKLAR

Epidemiology — Zinc, Copper, and Magnesium and Risks for All-Cause, Cancer, and Cardiovascular Mortality — 2006

Frontiers in Cardiovascular Medicine — Serum Copper Levels and Risk of Major Adverse Cardiovascular Events: A Systematic Review and Meta-analysis — 2023

Advances in Nutrition — Total, Dietary, and Supplemental Magnesium Intakes and Risk of All-Cause, Cardiovascular, and Cancer Mortality — 2021