Kahvenin kemikleri zayıflattığı ve osteoporoz riskini artırdığı yönündeki tartışma uzun yıllardır devam ediyor. Özellikle menopoz sonrası dönemde kafein tüketiminin kemik sağlığı üzerindeki etkisi merak edilirken, yaşlı kadınları uzun süre izleyen bir araştırma konuya ayrıntılı verilerle yaklaştı.
Flinders Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, 23 Kasım 2025'te Nutrients dergisinde yayımlandı.
Araştırmada, ABD'deki uzun soluklu Study of Osteoporotic Fractures kohortuna dahil edilen 65 yaş ve üzerindeki 9.704 kadının verileri kullanıldı. Kahve ve çay tüketimi farklı takip ziyaretlerinde tekrar tekrar sorgulanırken, kalça ve femur boynundaki kemik mineral yoğunluğu DXA yöntemiyle ölçüldü.
Kohort 9.704 kadınla başlamasına rağmen bütün katılımcılardan her değerlendirme döneminde eksiksiz kemik mineral yoğunluğu verisi elde edilmedi. Araştırmacılar dört değerlendirme dalgasından toplam 24.638 gözlemi analiz etti.
Çalışmanın ölçüm dönemi yaklaşık 10 yıla uzanırken, analitik örneklemde ortalama takip süresi yaklaşık 8,1 yıl olarak bildirildi.
Genel kahve tüketimi kemik yoğunluğunda belirgin azalmayla ilişkili bulunmadı
Araştırmanın temel sonuçlarından biri, kahve tüketimi ile total kalça veya femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasında genel olarak anlamlı bir olumsuz ilişki saptanmaması oldu.
Başka bir ifadeyle çalışma, kahve içen yaşlı kadınlarda kahvenin tek başına kemik yoğunluğunu düşürdüğünü göstermedi.
Araştırmacıların tüketim miktarına göre yaptığı değerlendirmelerde, günde yaklaşık 2-3 fincan civarındaki tüketimde kemik mineral yoğunluğunda belirgin bir değişiklik yönünde güçlü bir sinyal görülmedi.
Ancak bu sonuç, günde 2-3 fincan kahvenin herkes için “güvenli eşik” olduğu anlamına gelmiyor. Çalışma belirli bir güvenli tüketim sınırı belirlemek amacıyla tasarlanmadı.
5 fincanın üzerinde bir eğilim görüldü ancak sonuç kesin değil
Araştırmacılar kahve miktarı ile kemik yoğunluğu arasındaki olası doğrusal olmayan ilişkiyi de inceledi.
Spline analizlerinin görsel değerlendirmesi, günlük tüketimin yaklaşık 5 fincanı aşmasıyla daha düşük kemik mineral yoğunluğu yönünde bir eğilim olabileceğini düşündürdü.
Ancak bu nokta özellikle dikkatli yorumlanmalı.
Doğrusal olmayan ilişkinin istatistiksel testi anlamlı değildi. Bu nedenle yaklaşık 5 fincan düzeyi kesin bir biyolojik sınır, risk eşiği veya “bu miktardan sonra kemik kaybı başlıyor” şeklinde yorumlanamaz.
Araştırma ayrıca günde 5 fincandan fazla kahvenin doğrudan osteoporoza yol açtığını veya kırık riskini belirli bir oranda artırdığını göstermedi.
Bulgular yalnızca çok yüksek tüketim düzeylerinde daha düşük kemik mineral yoğunluğu yönünde incelenmeye değer bir eğilim olabileceğine işaret ediyor.
Alkol tüketimi de ilişkiyi etkileyebilir
Araştırmada kahvenin kemik yoğunluğuyla ilişkisi bütün katılımcılarda aynı değildi.
Yaşam boyu alkol tüketimi daha yüksek olan kadınlarda kahve tüketimi ile femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasındaki olumsuz ilişkinin daha belirgin olduğu görüldü.
Bu bulgu, kemik sağlığının tek bir besin veya içecekle açıklanamayacağını bir kez daha gösteriyor.
Yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımı, kullanılan ilaçlar, menopoz sonrası hormonal değişiklikler, kalsiyum ve D vitamini durumu gibi birçok faktör kemik sağlığını birlikte etkileyebiliyor.
Çay içenlerde küçük bir fark bulundu
Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu çay tüketimiyle ilgiliydi.
Çay tüketen kadınların total kalça kemik mineral yoğunluğu, çay içmeyen kadınlara göre istatistiksel olarak biraz daha yüksek bulundu.
Araştırmada ortalama total kalça kemik mineral yoğunluğu çay içenlerde yaklaşık 0,718 g/cm², çay içmeyenlerde ise 0,715 g/cm² olarak bildirildi.
İki grup arasındaki ortalama fark yalnızca 0,003 g/cm² düzeyindeydi.
Bu nedenle sonuç “çay kemikleri güçlendiriyor” veya “çay osteoporozu önlüyor” şeklinde yorumlanamaz. İstatistiksel olarak anlamlı görülen farkın bireysel düzeyde klinik öneminin sınırlı olabileceği belirtiliyor.
Kahvenin içindeki kafein neden tartışılıyor?
Kahve ile kemik sağlığı arasındaki tartışmanın önemli başlıklarından biri kafein.
Kafeinin kalsiyum emilimi ve kalsiyum metabolizması üzerinde küçük etkiler oluşturabileceğini gösteren daha önce yayımlanmış çalışmalar bulunuyor.
Ancak kahve yalnızca kafeinden oluşmuyor. İçerdiği polifenoller ve diğer biyolojik aktif bileşikler nedeniyle sağlık üzerindeki etkisinin tek bir mekanizmayla açıklanması mümkün değil.
Benzer şekilde çayda bulunan kateşinler ve diğer polifenollerin de kemik metabolizması üzerindeki olası etkileri araştırılıyor.
Bu olası biyolojik mekanizmalar, mevcut gözlemsel çalışmanın kahvenin kemik kaybına veya çayın kemik kazanımına doğrudan neden olduğunu kanıtladığı anlamına gelmiyor.
Araştırma “kahve osteoporoz yapıyor” demiyor
Çalışmanın en önemli sınırlamalarından biri gözlemsel olması.
Araştırmacılar katılımcılara belirli miktarda kahve veya çay içirmedi. Kadınların mevcut tüketim alışkanlıkları takip edildi ve bunlarla kemik mineral yoğunluğu ölçümleri arasındaki ilişkiler değerlendirildi.
Yaş, fiziksel aktivite, eşlik eden hastalıklar ve ilaç kullanımı dahil çeşitli değişkenler için istatistiksel düzeltmeler yapılmış olsa da gözlemsel araştırmalarda bütün karıştırıcı faktörlerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün değil.
Çalışmanın yalnızca 65 yaş ve üzerindeki kadınlardan oluşması da önemli bir sınırlılık. Sonuçların genç kadınlara, erkeklere veya farklı toplumlara doğrudan genellenmesi doğru olmaz.
Araştırma esas olarak kemik mineral yoğunluğunu değerlendirdi. Kahve tüketiminin doğrudan kalça kırığı veya diğer osteoporotik kırıklar üzerindeki etkisini kanıtlamadı.
Peki kahve içenler ne yapmalı?
Araştırmanın sonuçları, kemik sağlığını korumak için kahvenin tamamen bırakılması gerektiğini göstermiyor.
Genel analizlerde kahve tüketimi ile total kalça veya femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasında anlamlı olumsuz bir ilişki saptanmaması bu açıdan önemli.
Buna karşılık kahve tüketimi çok yüksek olan kişilerde toplam kafein alımının yanı sıra yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımı gibi kemik sağlığını etkileyen diğer faktörlerin birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.
Özellikle menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riski yalnızca kahve tüketimine bakılarak değerlendirilemez.
Araştırmanın temel mesajı, genel kahve tüketiminin daha düşük kemik mineral yoğunluğuyla anlamlı biçimde ilişkili bulunmadığı; buna karşılık çok yüksek tüketimde görülen olası olumsuz eğilimin daha ileri çalışmalarla doğrulanması gerektiğidir.
Kaynaklar
Nutrients — Longitudinal Association of Coffee and Tea Consumption with Bone Mineral Density in Older Women: A 10-Year Repeated-Measures Analysis in the Study of Osteoporotic Fractures, 23 Kasım 2025
Flinders University — Tea vs Coffee: Which Drink Is Better for Your Bones?
Study of Osteoporotic Fractures




