Tedaviye dirençli depresyonda psilosibin son yılların en dikkat çekici araştırma alanlarından biri haline geldi. İngiltere’de King’s College London ile South London and Maudsley NHS Foundation Trust bağlantılı yürütülen PsiDeR çalışması da bu alandaki önemli klinik araştırmalardan biri. Ancak kamuoyuna yansıyan bazı ifadelerin aksine, bu çalışmanın yayımlanmış bilimsel belgesi tedavinin sonuçlarını değil, araştırmanın nasıl yürütüleceğini anlatan çalışma protokolünü içeriyor. [1]
60 kişi hedeflendi, 25 miligram psilosibin araştırılıyor
PsiDeR adı verilen çalışma, Londra’da tek merkezli, çift kör, randomize ve plasebo kontrollü bir Faz 2 araştırma olarak tasarlandı. Araştırmacılar, majör depresyon için kanıta dayalı en az iki tedaviye yeterli yanıt vermeyen veya bunları tolere edemeyen 60 katılımcıya kadar ulaşmayı hedefledi. [1]
Katılımcıların rastgele iki gruba ayrılması planlandı. Bir gruba tek seferde 25 miligram psilosibin, diğer gruba ise etkin madde içermeyen plasebo verilmesi öngörüldü. Her iki gruptaki katılımcılar da psikolojik destek alacak şekilde çalışma tasarlandı. [1]
Bu ayrıntı önemli. Çünkü klinik araştırmalarda incelenen yöntem yalnızca bir maddeyi alıp günlük yaşama devam etmekten oluşmuyor. Psilosibin kontrollü bir sağlık ortamında uygulanıyor ve tedavi sürecine psikolojik destek eşlik ediyor.
Psilosibin nedir?
Psilosibin, bazı mantar türlerinde doğal olarak bulunan ve beyindeki serotonin sistemi üzerinde etkili olan psikedelik bir madde. Serotonin, ruh hali, algı ve birçok beyin işlevinde rol oynayan kimyasal haberci maddelerden biri.
Psilosibin alındığında algı, düşünce ve duygularda saatler sürebilen belirgin değişiklikler ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle klinik çalışmalardaki kullanım ile kişinin psilosibini kendi başına kullanması arasında önemli bir fark bulunuyor.
Araştırmalarda hastalar önceden değerlendiriliyor, uygulama sırasında eğitimli ekiplerin gözetiminde tutuluyor ve psikolojik destek programına dahil ediliyor. Bu nedenle elde edilen bilimsel sonuçlar kontrolsüz kullanıma doğrudan uyarlanamaz.
Depresyondaki değişim nasıl ölçülüyor?
İngiltere’deki çalışmada depresyon belirtileri Montgomery-Åsberg Depresyon Derecelendirme Ölçeği, kısa adıyla MADRS kullanılarak değerlendiriliyor. Bu ölçek, depresyonun şiddetini belirlemek için klinik araştırmalarda kullanılan bir ölçüm yöntemi. Puanın düşmesi, depresyon belirtilerinin hafiflediğini gösteriyor. [1]
PsiDeR çalışmasında temel amaçlardan biri, bu tür daha büyük çalışmaların uygulanabilir olup olmadığını değerlendirmek. Araştırmacılar katılımcı bulma ve çalışmadan ayrılma oranlarının yanı sıra depresyon puanlarındaki değişkenliği de inceliyor. Depresyon belirtilerindeki değişim ise tedavinin olası etkinliğini değerlendiren sonuçlar arasında yer alıyor. [1]
Çalışmanın temel değerlendirme noktası üçüncü hafta, toplam takip süresi ise altı hafta olarak planlandı. [1]
İngiltere çalışmasının sonuçları henüz yayımlanmadı
Bilimsel açıdan en kritik nokta burada ortaya çıkıyor.
PsiDeR çalışmasına ilişkin BMJ Open dergisinde 2021 yılında yayımlanan makale bir “protokol makalesi”. Başka bir ifadeyle bu yayın, araştırmacıların çalışmayı nasıl yapacağını, kimlerin çalışmaya alınacağını ve hangi ölçümlerin kullanılacağını açıklıyor; tedavinin başarılı olup olmadığını gösteren sonuçları sunmuyor. [1]
Bu nedenle İngiltere’de yürütülen bu araştırma için “60 hastada psilosibin depresyonu anlamlı biçimde azalttı” şeklinde bir sonuca ulaşmak mümkün değil.
Bununla birlikte psilosibinin tedaviye dirençli depresyondaki etkisini değerlendiren başka, daha büyük randomize çalışmalar yayımlandı ve bunlardan bazıları dikkat çekici sonuçlar verdi.
233 hastalık çalışma kısa vadede olumlu sonuç verdi
New England Journal of Medicine’da 2022 yılında yayımlanan Faz 2 çalışmaya tedaviye dirençli depresyonu bulunan 233 yetişkin katıldı. Katılımcılar psikolojik destek eşliğinde tek doz 25 miligram, 10 miligram veya kontrol amacıyla 1 miligram psilosibin aldı. [2]
Üç hafta sonunda MADRS depresyon puanı 25 miligram alan grupta başlangıca göre ortalama 12 puan azaldı. Kontrol olarak kullanılan 1 miligramlık gruptaki azalma ise 5,4 puandı. İki grup arasındaki 6,6 puanlık fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. [2]
Buna karşılık 10 miligramlık gruptaki azalma 7,9 puandı ve bu dozun 1 miligramlık kontrol grubuna üstünlüğü istatistiksel olarak gösterilemedi. [2]
Daha kolay anlatımla, yüksek doz grubundaki hastaların depresyon puanları üç hafta içinde kontrol grubuna göre daha fazla düştü. Ancak bu durum psilosibinin bütün hastalarda işe yaradığı veya etkinin uzun süre devam ettiği anlamına gelmiyor.
Üçüncü haftada tedaviye yanıt oranı 25 miligramlık grupta yüzde 37, 1 miligramlık grupta yüzde 18 olarak bildirildi. Remisyon, yani depresyon belirtilerinin belirgin biçimde gerilemesi oranı ise sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 8 oldu. Araştırmacılar, istatistiksel test planındaki sınırlılıklar nedeniyle bu ikincil sonuçların dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. [2]
2026’daki çalışma daha temkinli sonuç verdi
Psilosibin araştırmalarındaki bilimsel tablo yalnızca olumlu çalışmalardan oluşmuyor.
JAMA Psychiatry’de 2026 yılında yayımlanan EPISODE çalışmasına tedaviye dirençli depresyonu bulunan 144 yetişkin katıldı. Almanya’da iki merkezde gerçekleştirilen randomize klinik araştırmada 25 miligram psilosibin, 5 miligram psilosibin ve aktif karşılaştırıcı olarak kullanılan nikotinamid psikoterapi eşliğinde değerlendirildi. [3]
Araştırmanın temel ölçütü, altıncı haftada depresyon belirtilerinin en az yüzde 50 azalmasıydı. Bu hedefe 25 miligram psilosibin alanların yüzde 17’si, 5 miligram alanların yüzde 12,5’i ve nikotinamid grubunun yüzde 10,6’sı ulaştı. Gruplar arasındaki fark temel sonlanım noktası açısından istatistiksel olarak anlamlı değildi. [3]
Bununla birlikte bazı ikincil değerlendirmelerde 25 miligram psilosibin alanlarda depresyon belirtilerinde klinik açıdan anlamlı olabilecek daha fazla azalma görüldü. Araştırmacılar bu nedenle sonuçların potansiyel bir antidepressan etkiye işaret ettiğini, ancak kesin kanıt olarak yorumlanmaması gerektiğini bildirdi. [3]
Bu bulgu psilosibin araştırmalarındaki temel sorunu da gösteriyor: Bazı ölçütlerde belirgin yarar görülürken, çalışmanın önceden belirlenmiş ana hedefinde aynı üstünlük her zaman ortaya çıkmıyor.
Tedavinin önemli bir parçası psikolojik destek
Psilosibin araştırmalarında ilacın etkisini, eşlik eden psikolojik destekten tamamen ayırmak kolay değil.
Katılımcılar genellikle uygulamadan önce tedaviye hazırlanıyor. Psilosibinin etkili olduğu saatlerde kontrollü bir ortamda sağlık ekibinin gözetiminde tutuluyor ve sonrasında yaşadıkları deneyimi değerlendirmelerine yardımcı olacak psikolojik görüşmeler yapılıyor.
Bu nedenle bilim dünyasında araştırılan yaklaşımı “psilosibin hapı” şeklinde düşünmek yanıltıcı olabilir. Daha doğru tanım, kontrollü koşullarda gerçekleştirilen “psilosibin destekli tedavi” yaklaşımıdır.
Yan etkiler de yakından izleniyor
Psilosibin güçlü bir psikoaktif madde olduğu için güvenlik konusu araştırmaların en önemli başlıklarından biri.
2022’de yayımlanan 233 kişilik çalışmada katılımcıların yüzde 77’sinde en az bir yan etki bildirildi. Baş ağrısı, mide bulantısı ve baş dönmesi sık görülen sorunlar arasındaydı. İntihar düşüncesi veya davranışı ile kendine zarar verme olayları farklı doz gruplarında da kaydedildi. [2]
2026 EPISODE çalışmasında 25 miligram psilosibin özellikle uygulamadan hemen sonraki dönemde yan etkilerle ilişkilendirildi. Uygulama günlerinde intihar düşüncesi bildirimlerinde artış görüldü ve 25 miligram psilosibin sonrasında iki ciddi advers reaksiyon raporlandı. Bunlardan biri hallüsinojen kalıcı algı bozukluğu olarak adlandırılan, algısal değişikliklerin ilacın akut etkisi geçtikten sonra da devam edebildiği nadir bir durumdu. [3]
Bu veriler, psilosibinin klinik araştırmalarda neden yakından gözetim altında uygulandığını da açıklıyor.
Psilosibin umut veriyor ancak sonuç kesinleşmiş değil
Bugünkü bilimsel tablo, psilosibinin özellikle standart tedavilere yeterli yanıt vermeyen bazı depresyon hastalarında araştırılmaya değer bir seçenek olduğunu gösteriyor. Büyük randomize çalışmalardan biri 25 miligramlık tek doz sonrasında kısa vadede anlamlı bir iyileşme gösterirken, 2026’da yayımlanan başka bir çalışma önceden belirlenen temel başarı ölçütünde istatistiksel üstünlük sağlayamadı. [2] [3]
İngiltere’deki PsiDeR araştırması da bu bilimsel arayışın bir parçası. Ancak çalışma 60 katılımcıya kadar ulaşacak biçimde tasarlanmış olsa da yayımlanmış protokol, hasta sonuçlarını içermiyor. Dolayısıyla bu çalışmayı şimdiden “60 hastada başarılı oldu” şeklinde sunmak bilimsel açıdan doğru değil. [1]
Psilosibinin tedaviye dirençli depresyonda gelecekte hangi hastalarda, hangi dozda ve ne kadar süreyle yarar sağlayabileceğinin anlaşılması için daha büyük, uzun takip süreli ve mevcut tedavilerle doğrudan karşılaştırma yapan klinik çalışmalara ihtiyaç bulunuyor. Bugünkü veriler umut verici bir araştırma alanına işaret ediyor; ancak standart depresyon tedavisinin yerini alacak kesin bir yöntemden söz etmek için henüz erken.
Kaynaklar
[1] Rucker J, Jafari H, Mantingh T, et al. Psilocybin-assisted therapy for the treatment of resistant major depressive disorder (PsiDeR): protocol for a randomised, placebo-controlled feasibility trial. BMJ Open. 2021;11:e056091. DOI: 10.1136/bmjopen-2021-056091
[2] Goodwin GM, Aaronson ST, Alvarez O, et al. Single-Dose Psilocybin for a Treatment-Resistant Episode of Major Depression. New England Journal of Medicine. 2022;387:1637-1648. DOI: 10.1056/NEJMoa2206443
[3] Mertens LJ, Koslowski M, Betzler F, et al. Efficacy and Safety of Psilocybin in Treatment-Resistant Major Depression: The EPISODE Randomized Clinical Trial. JAMA Psychiatry. 2026;83(5):448-460. DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0132




