Ancak uzmanlar, her bacak ağrısının masum kabul edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Örsçelik, çocukluk çağında sık görülen büyüme ağrılarının çoğu zaman iyi huylu olduğunu ancak bazı durumlarda önemli hastalıkların gözden kaçabileceğini belirtiyor.

“Kemik Uzamasıyla Doğrudan İlişkili Değil”
Büyüme ağrılarının adının yanıltıcı olabildiğini ifade eden Örsçelik, bu ağrıların kemiklerin uzamasından kaynaklandığına dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını vurguluyor. Uzmanlara göre büyüme ağrıları; gün içindeki fiziksel yorgunluk, kasların aşırı kullanımı, ağrı algısındaki bireysel farklılıklar ve bazı psikososyal etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.
Örsçelik, “Bu ağrılar fonksiyoneldir ve çocuğun kas-iskelet sisteminde kalıcı bir hasar bırakmaz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Akşam ve Gece Ortaya Çıkıyor
Büyüme ağrılarının bazı ayırt edici özellikleri bulunduğunu belirten Örsçelik, ağrıların genellikle akşam saatlerinde veya gece ortaya çıktığını, çoğunlukla her iki bacakta birden hissedildiğini söylüyor. Diz çevresi, baldırlar ve uyluk ön yüzü en sık tarif edilen bölgeler arasında yer alıyor.
Sabah uyandığında çocuğun genellikle tamamen ağrısız olduğunu aktaran Örsçelik, gün içinde koşma, oyun oynama veya spor yapma sırasında belirgin bir kısıtlılık görülmemesinin de önemli bir ipucu olduğuna dikkat çekiyor.
“Her Ağrıyı Büyüme Ağrısı Diye Geçiştirmeyin”
Ancak her bacak ağrısının büyüme ağrısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Örsçelik, bazı uyarıcı belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söylüyor.
Ağrının tek taraflı ve sürekli olması, eklemde şişlik, kızarıklık veya ısı artışı bulunması, çocuğun topallaması ya da ağrının gün boyu devam etmesi durumunda mutlaka hekime başvurulması gerektiğini belirten Örsçelik, ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi gibi bulguların da önemli olduğunun altını çiziyor. Bu belirtiler; enfeksiyonlar, romatolojik hastalıklar, stres kırıkları ve nadiren daha ciddi sağlık sorunlarının işareti olabiliyor.
Tanı Öykü ve Muayene ile Konuluyor
Büyüme ağrıları için özel bir kan testi ya da görüntüleme yönteminin bulunmadığını ifade eden Örsçelik, tanının büyük ölçüde ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene ile konulduğunu söylüyor. Asıl amacın, ağrıya yol açabilecek diğer nedenlerin dışlanması olduğunu belirten Örsçelik, gereksiz tetkiklerden kaçınılmasının hem çocuk hem de aile açısından önemli olduğunu vurguluyor.
Tedavide Bilgilendirme Öne Çıkıyor
Büyüme ağrılarında tedavinin çoğu zaman destekleyici olduğunu ifade eden Örsçelik, günlük fiziksel aktivitenin dengelenmesi ve gerekirse yaşa uygun ağrı kesicilerin yeterli olabildiğini belirtiyor. Ancak en etkili yaklaşımın doğru bilgilendirme olduğuna dikkat çekiyor.
Örsçelik’e göre, çocuk yaşadığı ağrının tehlikeli olmadığını öğrendiğinde ağrı algısı da çoğu zaman azalıyor. Ailelerin aşırı kaygılı yaklaşımı ise farkında olmadan ağrıların devam etmesine neden olabiliyor.
Spor Yapan Çocuklar Daha Yakından İzlenmeli
Özellikle spor yapan çocuklar için ayrı bir parantez açan Örsçelik, erken yaşta yoğun ve tek branşa yönelik spor yapan çocuklarda kas ve kemik sistemi tam olgunlaşmadan aşırı yüklenmeler görülebildiğini söylüyor. Bu nedenle büyüme ağrısı tanısı alan ve aktif spor yapan çocuklarda antrenman sıklığı, dinlenme süreleri, ayakkabı seçimi ve spor yapılan zeminin mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Uzmandan Ailelere Mesaj
Büyüme ağrılarının çocukluk çağının en sık ve çoğu zaman en masum ağrıları arasında yer aldığını belirten Örsçelik, yine de her ağrının bu başlık altında değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Ailelere paniğe kapılmadan ama belirtileri de küçümsemeden hareket etmeleri çağrısında bulunan Örsçelik, “Çocukların ağrısı küçük olabilir ama verdiği mesaj bazen çok büyüktür” diyerek sözlerini tamamlıyor.





