Bir insanın ne kadar tehlikeli olduğunu belirleyen şey kişilik özellikleri mi, psikiyatrik hastalıkları mı, yoksa geçmiş davranışları mı? Binlerce kişinin verilerini inceleyen bilimsel araştırmalar, gelecekteki şiddet riskinin değerlendirilmesinde geçmiş saldırıların, tehditlerin, zorlayıcı kontrol davranışlarının ve bazı çevresel koşulların önemli rol oynadığını gösteriyor. Özellikle daha önce şiddet uygulamış olmak, sonraki şiddet davranışları açısından güçlü göstergeler arasında yer alıyor.

Araştırmalar, narsisizm, psikopatik eğilimler veya bipolar bozukluk gibi kavramların tek başına bir insanı tehlikeli olarak tanımlamak için yeterli olmadığını ortaya koyuyor.

Bilimsel açıdan önemli olan, bir kişinin yalnızca nasıl düşündüğü değil; geçmişte nasıl davrandığı, başkalarına yönelik tehditlerinin bulunup bulunmadığı ve davranışlarının zaman içinde nasıl değiştiği.

34 bin kişilik araştırma geçmiş şiddetin önemini gösterdi

ABD'de yürütülen ve Archives of General Psychiatry dergisinde 2009 yılında yayımlanan araştırmada 34.653 kişinin verileri incelendi.

Araştırmacılar Eric Elbogen ve Sally Johnson, psikiyatrik hastalıklar ile şiddet davranışları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için katılımcıların farklı yıllarda toplanan bilgilerini karşılaştırdı.

Çalışmada geçmiş şiddet davranışları, psikiyatrik hastalıklar, alkol ve madde kullanım bozuklukları ile sosyal koşullar ele alındı.

Sonuçlara göre geçmişte şiddet davranışı bildiren katılımcıların yaklaşık yüzde 9,2'si izleyen dönemde yeniden şiddet davranışı bildirdi.

Geçmiş şiddet öyküsü bulunmayan katılımcılarda ise bu oran yaklaşık yüzde 1,4 olarak hesaplandı.

Bu oranlar, geçmişte şiddet uygulamış olmanın gelecekteki riskin değerlendirilmesinde neden önemli olduğunu gösteriyor.

Ancak geçmiş şiddet öyküsü bulunan herkesin yeniden şiddet uygulayacağı anlamına gelmiyor.

Araştırmacılar, şiddet davranışlarının tek bir nedene bağlanamayacağını; kişisel geçmiş, sosyal koşullar ve alkol veya madde kullanım bozuklukları gibi etkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ölüm tehdidi, takip ve kontrol neden önem taşıyor?

Şiddet riskinin değerlendirilmesinde kişinin yalnızca öfkeli olması veya sert konuşması yeterli bir gösterge değil.

Özellikle yakın ilişkilerde bazı davranışların çok daha ciddi sonuçlarla bağlantılı olduğu biliniyor.

Trauma, Violence, & Abuse dergisinde yayımlanan bir meta-analizde, yakın partner cinayetiyle ilişkili risk faktörleri incelendi.

Araştırmacılar 17 çalışmadan elde edilen 148 etki büyüklüğünü değerlendirdi.

Çalışma, erkek failler tarafından gerçekleştirilen ve kadınların mağdur olduğu yakın partner cinayetlerine odaklandı.

En güçlü risk göstergeleri arasında şu davranışlar yer aldı:

Daha önce boğma veya boğaz sıkma girişiminde bulunmak.

Kasıkta her kızarıklık pişik değil: Mantarla karışabilen belirtiler
Kasıkta her kızarıklık pişik değil: Mantarla karışabilen belirtiler
İçeriği Görüntüle

Silahla tehdit etmek veya silaha doğrudan erişimin bulunması.

Öldürme veya ağır zarar verme tehdidinde bulunmak.

Daha önce cinsel şiddet uygulamış olmak.

Karşı tarafın davranışlarını zorlayıcı biçimde kontrol etmeye çalışmak.

Bu bulgular, bir ilişki içerisindeki tehdidin yalnızca sözlü tartışma veya öfke patlaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.

Özellikle geçmiş şiddetin bulunduğu, tehditlerin tekrarlandığı ve kişinin karşı taraf üzerindeki kontrolünü artırmaya çalıştığı durumlarda tehlike daha ciddi biçimde ele alınmalı.

Bununla birlikte araştırmanın belirli bir şiddet türüne ve mağdur-fail grubuna odaklandığı unutulmamalı. Bulgular bütün insan ilişkilerine aynı şekilde genellenemez.

Psikopatik özellikler suç davranışıyla daha güçlü ilişkili bulundu

Bir insanın tehlikeli olabileceği düşüncesi çoğu zaman narsisizm veya psikopati gibi kişilik kavramlarıyla ilişkilendiriliyor.

Psikolojide Karanlık Üçlü olarak bilinen model üç temel kişilik özelliğini kapsıyor:

Narsisizm, kişinin kendisini üstün görmesi ve hayranlık beklentisinin belirgin olmasıyla ilişkilendiriliyor.

Makyavelizm, kişisel çıkarlar için hesapçı ve manipülatif davranışlara eğilimi ifade ediyor.

Psikopatik özellikler ise düşük empati, pişmanlık eksikliği, duygusal duyarsızlık ve dürtüsellik gibi eğilimleri kapsıyor.

2025 yılında Personality and Individual Differences dergisinde yayımlanan kapsamlı bir meta-analiz, bu özelliklerle suç davranışları arasındaki ilişkileri değerlendirdi.

Viyana Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, 15 ülkeden 39 araştırmayı ve toplam 15.862 kişinin verilerini kapsadı.

Sonuçlar, Karanlık Üçlü özellikleri ile suç davranışı arasında pozitif ilişki bulunduğunu gösterdi.

Üç kişilik özelliği arasında en güçlü ilişki psikopatik özelliklerde saptandı. Korelasyon katsayısı 0,32 olarak hesaplandı.

Makyavelizm için bu değer 0,21, narsisizm için ise 0,16 olarak bulundu.

Bu katsayılar kişilik özellikleriyle suç davranışı arasında istatistiksel bir bağlantıyı ifade ediyor.

Ancak araştırmada ele alınan suç davranışlarının tamamı fiziksel şiddetten oluşmuyordu. Dolayısıyla sonuçlar doğrudan öldürme veya ağır yaralama riskinin ölçümü olarak yorumlanamaz.

Ayrıca bir kişilik özelliği ile suç davranışı arasında ilişki bulunması, o özelliği taşıyan herkesin suç işleyeceği anlamına gelmiyor.

Narsisist insanlar tehlikeli midir?

Narsisistik özellikler taşıyan bir kişinin kendisini üstün görmesi, eleştirilere aşırı duyarlılık göstermesi veya başkalarının takdirine ihtiyaç duyması, tek başına şiddet uygulayacağı anlamına gelmiyor.

Benzer şekilde manipülatif davranışlar da farklı amaçlarla ve farklı düzeylerde ortaya çıkabiliyor.

Burada davranışın niteliği önem kazanıyor.

Bir kişinin karşısındakini küçümsemesiyle onu sistematik biçimde tehdit etmesi, takip etmesi veya özgürlüğünü kısıtlamaya çalışması aynı şey değil.

İkinci gruptaki davranışlar, özellikle geçmiş şiddetle birlikte ortaya çıktığında güvenlik açısından çok daha ciddi değerlendirilmesi gereken belirtiler oluşturuyor.

Bu nedenle gündelik dilde sık kullanılan narsisist veya psikopat etiketleri, bir kişinin ne ölçüde tehlikeli olduğunu belirlemek için güvenilir bir yöntem sunmuyor.

Bipolar bozukluk tehlikeli insan anlamına gelir mi?

Bipolar bozukluk da toplumda zaman zaman saldırganlık ve kontrolsüz davranışlarla yanlış biçimde eşleştirilebiliyor.

Oysa bipolar bozukluk, kişinin duygudurumunda, enerji düzeyinde ve davranışlarında belirgin dönemsel değişimlere neden olabilen psikiyatrik bir hastalık.

Mani dönemlerinde dürtüsellik, aşırı özgüven ve riskli kararlar görülebilse de bu belirtiler kişinin mutlaka başkalarına zarar vereceği anlamına gelmiyor.

34.653 kişiyi kapsayan ABD araştırmasında da bipolar bozukluk, şizofreni ve majör depresyon tanılarının tek başına gelecekteki şiddet davranışlarını bağımsız olarak öngörmediği bildirildi.

Şiddet riski, geçmiş davranışlar, alkol ve madde kullanım bozuklukları ve diğer koşullarla birlikte değerlendirildiğinde daha anlamlı biçimde açıklanabiliyordu.

Dolayısıyla psikiyatrik hastalık tanısından hareketle bir insanı tehlikeli olarak damgalamak bilimsel kanıtlarla bağdaşmıyor.

Tehlike değerlendirmesinde hangi sorular önem taşıyor?

Araştırmalar, tek tek kişilik etiketlerinden çok somut davranışların incelenmesinin değerini ortaya koyuyor.

Özellikle şu sorular önem taşıyor:

Kişi geçmişte başkasına fiziksel zarar verdi mi?

Öldürme veya ağır yaralama tehdidinde bulundu mu?

Tehditlerini tekrarlıyor ya da giderek ağırlaştırıyor mu?

Karşısındaki kişinin davranışlarını zorla kontrol etmeye çalışıyor mu?

Takip, taciz veya silahla korkutma gibi davranışları bulunuyor mu?

Daha önceki şiddet eylemleriyle birlikte alkol veya madde kullanım sorunları var mı?

Bunlar kişilere tanı koymak için hazırlanmış bir test değil, bilimsel araştırmalarda öne çıkan davranışsal risk alanlarıdır.

Bir kişinin ileride şiddet uygulayıp uygulamayacağı yalnızca bu soruların yanıtlarıyla kesin biçimde belirlenemez. Şiddet riskinin profesyonel değerlendirmesi, kişinin geçmişini ve mevcut koşullarını birlikte ele almayı gerektirir.

Geçmiş şiddet neden kişilik etiketinden daha fazla önem taşıyor?

Bir insan dışarıdan sakin, sosyal, başarılı veya etkileyici görünebilir. Başka biri ise öfkeli, içine kapanık veya iletişim kurmakta zorlanan bir yapıya sahip olabilir.

Bu dış görünüş ve kişilik izlenimlerinden hangisinin daha tehlikeli olduğunu güvenilir biçimde belirlemek mümkün değil.

Bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu temel yaklaşım, kişilerin görünüşünden, sosyal becerilerinden veya tek bir psikolojik özelliğinden hareketle gelecekteki davranışlarının kesin olarak tahmin edilemeyeceği yönünde.

Şiddet geçmişi, somut tehditler ve kontrol davranışları ise değerlendirilmesi gereken gözlemlenebilir bilgiler sunuyor.

Özellikle tehditlerin ciddileştiği, fiziksel şiddetin tekrarlandığı veya silah kullanımının söz konusu olduğu durumlarda güvenlik önlemlerinin geciktirilmemesi gerekiyor.

Somut ve yakın bir tehdit varsa kişinin bunu tek başına çözmeye çalışmak yerine acil yardım ve güvenlik birimlerinden destek istemesi önem taşıyor.

Sonuç olarak bilimsel çalışmalar, herkes için geçerli tek bir 'en tehlikeli insan' tipi tanımlamıyor. Tehlikenin anlaşılmasında kişilik etiketlerinden çok geçmiş şiddet, somut tehditler ve davranışların tırmanışı öne çıkıyor.

TIBBİ UYARI

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişilik özellikleri veya psikiyatrik hastalıklar üzerinden bireysel tehlikelilik tanısı konulamaz. Şiddet riski profesyonel değerlendirme gerektirir.

KAYNAKLAR

1. Elbogen E. B., Johnson S. C. The Intricate Link Between Violence and Mental Disorder: Results From the National Epidemiologic Survey on Alcohol and Related Conditions. Archives of General Psychiatry, 2009; 66(2):152–161. DOI: 10.1001/archgenpsychiatry.2008.537.

2. Spencer C. M., Stith S. M. Risk Factors for Male Perpetration and Female Victimization of Intimate Partner Homicide: A Meta-Analysis. Trauma, Violence, & Abuse, 2020; 21(3):527–540. DOI: 10.1177/1524838018781101.

3. Hampejs V., Zwickl A. A., Tran U. S., Voracek M. The Dark Triad of Personality and Criminal and Delinquent Behavior: Preregistered Systematic Review and Three-Level Meta-Analysis. Personality and Individual Differences, 2025; 246:113308. DOI: 10.1016/j.paid.2025.113308.