Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk, bu kez roketlerden ya da yapay zekâdan değil, insanın en eski korkusundan söz etti: ölüm.
Musk’a göre insan bedeni, yaşlanmak ve ölmek üzere “önceden programlanmış” bir biyolojik sistem ve bu kod bir gün değiştirilebilecek.

Musk, yaşlanmanın rastgele değil son derece düzenli ilerlediğine dikkat çekerek şu çarpıcı benzetmeyi yaptı:
“Kimsenin bir kolu yaşlıyken diğer kolu genç değildir. Vücudun her yeri aynı anda yaşlanıyorsa, bu senkronu yöneten bir saat olmalı. O saat, ölüm programıdır.”

Bu sözler, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırırken, biyoloji cephesinde daha temkinli bir karşılık buldu.

Gerçekten vücudumuzda bir ‘ölüm saati’ var mı?

Bilim insanları, Musk’ın işaret ettiği noktada tamamen haksız olmadığını söylüyor. İnsan vücudu, hücreler arası sinyaller, hormonlar ve epigenetik işaretler sayesinde gerçekten de senkronize yaşlanıyor. Buna “biyolojik saat” adı veriliyor.

Ancak uzmanlara göre bu saat tek bir düğmeyle kapatılabilecek bir mekanizma değil. Yaşlanma; DNA hasarı, mitokondri yorgunluğu, bağışıklık çöküşü ve iltihaplanma gibi birçok sürecin birlikte ilerlemesiyle ortaya çıkıyor.

Yani ortada tek bir “yaşlanma düğmesi” yok, adeta binlerce dişliden oluşan bir saat var ⏳

120 yaş gerçekten mümkün mü?

Bugüne kadar bilimsel olarak doğrulanmış en uzun insan ömrü 122 yıl. Ancak bu bir istisna. Bugün hiçbir ilaç, aşı, gen tedavisi ya da teknoloji, insanı güvenli şekilde 120 yaşın ötesine taşıyabildiğini kanıtlamış değil.

Farelerde bazı genetik ve biyolojik müdahaleler yaşam süresini uzattı. Ancak insan biyolojisi çok daha karmaşık ve şu ana kadar elde edilen sonuçlar “ölümü iptal eden” bir tedaviye işaret etmiyor.

Musk’ın asıl hedefi ne?

Elon Musk’ın bu sözleri sadece biyolojiyle ilgili değil, aynı zamanda bir dünya görüşünü yansıtıyor. Musk, insan bedenini de bir teknoloji gibi görüyor. Nasıl bir yazılım güncellenebiliyorsa, biyolojik kodun da güncellenebileceğine inanıyor.

Bu düşünce, Neuralink’ten yapay zekâya kadar uzanan daha büyük bir vizyonun parçası:
İnsanın hem bedenini hem zihnini yeniden tasarlamak.

Kişiye Özgü Probiyotik Çağı Başladı: Bağırsak Florası Artık Tedavinin Destek Anahtarı
Kişiye Özgü Probiyotik Çağı Başladı: Bağırsak Florası Artık Tedavinin Destek Anahtarı
İçeriği Görüntüle

Bilim mi, bilim kurgu mu?

Uzmanlara göre Musk’ın sözleri ilham verici ama şimdilik spekülatif. Yaşlanmayı yavaşlatmak mümkün olabilir. Hastalıkları geciktirmek mümkün olabilir. Ancak ölümü “program değiştirerek” ortadan kaldırmak, bugün için hâlâ bilim kurgunun sınırlarında.

Bir biyologun sözleriyle özetlersek:
“İnsan bir bilgisayar değil. Kodumuz var ama onu yeniden yazmak, bir uygulamayı güncellemek kadar basit değil.”