Ege Üniversitesinden 6 Şubat Depremleri Araştırması: Uzuv Kaybının Fiziksel ve Psikolojik Etkileri
Ege Üniversitesi araştırmacılarının 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde uzuv kaybı yaşayan kişilerle gerçekleştirdiği bilimsel çalışma, deprem sonrası iyileşme sürecinin yalnızca ameliyat ve fiziksel rehabilitasyondan ibaret olmadığını ortaya koydu. Araştırmada, uzuv kaybı yaşayan 15 kişinin deneyimleri incelendi. Fantom ağrı, beden algısındaki değişimler, günlük yaşamda karşılaşılan güçlükler ve protez kullanımına uyum, katılımcıların anlattıkları arasında öne çıktı.
15 Ekim 2026 tarihinde uluslararası hakemli bilim dergisi Scientific Reports'ta yayımlanan araştırma, deprem nedeniyle uzuv kaybı yaşayan kişilerin deneyimlerini doğrudan kendi anlatımlarından hareketle değerlendirdi. Bulgular, ameliyat sonrası sağlık hizmetlerinin fiziksel iyileşmeyle sınırlı kalmaması, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da kapsaması gerektiğine dikkat çekiyor. Ancak çalışma, 15 kişinin deneyimlerine dayandığından sonuçlar bütün depremzedelere genellenemiyor.
Depremde Uzuv Kaybı Yaşayan 15 Kişiyle Görüşüldü
Araştırma, Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan Gül Özlem Yıldırım, Bektaş Sarı ve Gülseren Keskin ile Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinden Öner Kılınç tarafından gerçekleştirildi.
Çalışmaya 6 Şubat depremlerinde yaralanmaları nedeniyle kol veya bacak amputasyonu geçiren 15 kişi katıldı.
Amputasyon, bir uzvun tamamının ya da bir bölümünün cerrahi olarak alınmasını ifade ediyor.
Araştırmacılar, Aralık 2024 ile Mart 2025 arasında katılımcılarla çevrim içi ve derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdi.
Katılımcılara yaşadıkları ameliyat süreci, uzuv kaybına verdikleri duygusal tepkiler, günlük hayatlarındaki değişimler, fantom ağrı deneyimleri ve protez kullanımında karşılaştıkları sorunlar soruldu.
Araştırmada fenomenolojik yöntem kullanıldı. Bu yöntem, kişilerin yaşadıkları olayları nasıl deneyimlediklerini ve anlamlandırdıklarını incelemeye dayanıyor.
Görüşmelerden elde edilen anlatımlar nitel veri analiziyle değerlendirildi ve beş temel tema belirlendi.
Ameliyat Kararının Anlatılma Biçimi Önemli Bir Sorun Olarak Öne Çıktı
Araştırmada belirlenen ilk önemli tema, uzuv kaybına yol açan ameliyat kararının hastalara nasıl aktarıldığı oldu.
Katılımcı anlatımlarında, amputasyon kararına ilişkin iletişimin bazı durumlarda yetersiz kaldığına yönelik deneyimler yer aldı.
Deprem gibi olağanüstü afet koşullarında ağır yaralanmalara müdahale edilirken yaşamı kurtarmaya yönelik acil kararlar alınması gerekebiliyor.
Ancak araştırma, cerrahi müdahalenin tıbbi boyutunun yanında hastanın yaşadığı süreci anlamlandırmasının da önemli olduğunu gösterdi.
Uzuv kaybı gibi kişinin yaşamını köklü biçimde etkileyen bir kararın nasıl açıklandığı, hastanın sonraki psikolojik uyum sürecinde dikkate alınması gereken konular arasında bulunuyor.
Araştırmacıların değerlendirmesi, afet sonrası sağlık hizmetlerinde hasta merkezli iletişimin önemini ortaya koyuyor.
Uzuv Kaybı Sonrasında Beden Algısı ve Günlük Roller Değişebiliyor
Çalışmanın ikinci önemli bulgusu, uzuv kaybının kişilerin beden algısını ve günlük yaşamda üstlendikleri rolleri etkilemesi oldu.
Katılımcıların deneyimlerinde fiziksel görünümdeki değişime alışma, bağımsız hareket edebilme, günlük işleri sürdürme ve sosyal yaşama yeniden katılma gibi konular öne çıktı.
Beden algısı, kişinin kendi bedenini nasıl gördüğünü, hissettiğini ve değerlendirdiğini ifade ediyor.
Bir uzvun kaybedilmesi, yalnızca hareket kabiliyetini değil, kişinin kendi bedeniyle kurduğu ilişkiyi de değiştirebiliyor.
Araştırmada psikososyal tepkiler ile beden algısındaki değişimler ve rol kısıtlılıkları ayrı temalar olarak ele alındı.
Bu ayrım önemli. Çünkü fiziksel rehabilitasyonla hareket kabiliyetinin geliştirilmesi, kişinin yeni bedenine ve sosyal yaşamına uyum sağlama sürecindeki bütün güçlüklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Fantom Ağrı: Kaybedilen Uzuvda Ağrı Hissedilmesi
Araştırmada öne çıkan konulardan biri de fantom uzuv ağrısı oldu.
Fantom ağrı, kişinin artık mevcut olmayan bir uzvunda ağrı hissedebilmesi durumudur.
Örneğin bacağı ampute edilen bir kişi, fiziksel olarak bulunmayan ayağında yanma, batma veya ağrı hissedebilir.
Bu durum hayal edilen bir ağrı değildir. Sinir sistemi ve beynin ağrı işleme mekanizmalarıyla ilişkili gerçek bir ağrı deneyimidir.
Ege Üniversitesi araştırmasında katılımcıların anlatımlarında devam eden fantom ağrı deneyimleri önemli bir yer tuttu.
Araştırmacılar, fantom ağrının uzuv kaybına psikolojik ve sosyal uyum süreciyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Çalışma, fantom ağrının sıklığını veya belirli bir tedavinin etkinliğini ölçmek için tasarlanmadı. Bu nedenle araştırmadan yeni bir ağrı tedavisinin başarılı olduğu ya da bütün hastalarda aynı ağrıların görüldüğü sonucu çıkarılamıyor.
Protez Kullanmak Neden Her Zaman Kolay Olmuyor?
Araştırmanın beşinci temel teması, protez kullanımına ilişkin deneyimler oldu.
Protezler, kaybedilen uzvun bazı işlevlerini yerine getirmeye yardımcı olmak amacıyla kullanılan tıbbi cihazlardır.
Ancak protezin kişiye uygun şekilde hazırlanması, kullanmayı öğrenme süreci ve günlük yaşamda etkin biçimde kullanılması farklı aşamalardan oluşuyor.
Araştırmaya katılan kişilerin anlatımlarında protez kullanımına alışma sırasında karşılaşılan güçlükler de yer aldı.
Bu bulgu, protezin temin edilmesinin rehabilitasyon sürecinin tamamlandığı anlamına gelmediğini gösteriyor.
Kişinin hareket kapasitesi, ağrı durumu, günlük ihtiyaçları ve sosyal yaşamı birlikte ele alınarak sürdürülen rehabilitasyon yaklaşımı önem taşıyor.
Ameliyat Sonrası Psikolojik Destek Neden Gerekli?
Araştırmanın genel değerlendirmesi, uzuv kaybından sonraki iyileşme sürecinin fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutlarının birbirinden bağımsız ele alınmaması gerektiği yönünde.
Depremde uzuv kaybı yaşayan bir kişi, aynı zamanda afetin yarattığı travmatik deneyimlerle, değişen yaşam koşullarıyla ve geleceğe ilişkin belirsizliklerle de karşı karşıya kalabiliyor.
Araştırmacılar, afet sonrası sağlık hizmetlerinde hastayı merkeze alan, farklı sağlık disiplinlerinin birlikte çalıştığı ve bireyin sosyal çevresini de dikkate alan yaklaşımların önemini vurguladı.
Bu yaklaşım; ortopedi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, ruh sağlığı hizmetleri, protez uygulamaları ve sosyal destek mekanizmalarının kişinin ihtiyaçlarına göre birlikte değerlendirilmesini kapsayabilir.
Ancak araştırmada belirli bir psikolojik destek programı veya rehabilitasyon yöntemi uygulanarak etkinliği test edilmedi.
Dolayısıyla elde edilen bulgular, hangi müdahalenin diğerinden daha başarılı olduğunu göstermiyor. Katılımcı deneyimleri üzerinden sağlık hizmetlerinde dikkate alınması gereken ihtiyaç alanlarını ortaya koyuyor.
Araştırmanın Beş Temel Bulgusu
Bilim insanları görüşmelerin analizinde şu beş ana temayı belirledi:
1. Amputasyon kararına ilişkin iletişim biçimleri.
2. Uzuv kaybı sonrasında gelişen psikososyal tepkiler.
3. Beden algısındaki değişimler ve günlük yaşam rollerindeki kısıtlılıklar.
4. Fantom uzuvla ilişkili ağrı ve diğer deneyimler.
5. Protez kullanımına ilişkin uyum sorunları.
Bu temalar, katılımcıların yaşadığı sorunları ortak başlıklar altında açıklıyor.
Araştırma bir anket veya toplum taraması olmadığı için bu bulgulardan bütün depremzedelerde söz konusu sorunların hangi sıklıkta görüldüğü hesaplanamıyor.
Çalışmanın en önemli katkısı, hastaların doğrudan anlatımlarını kullanarak ameliyat sonrasındaki fiziksel ve psikososyal sürecin farklı boyutlarını görünür kılması.
Ege Üniversitesi Araştırmasının Bilimsel Önemi
Ege Üniversitesi araştırmacılarının çalışması, deprem sonrası uzuv kaybını yalnızca cerrahi müdahalenin sonucu olarak değil, uzun süreli uyum gerektiren bir yaşam deneyimi olarak ele alıyor.
Araştırma ekibi, 2025 yılında yayımladığı başka bir bilimsel çalışmada ise Kahramanmaraş depremlerinin ardından amputasyon ameliyatlarında görev alan ortopedi cerrahları ve cerrahi hemşirelerinin deneyimlerini incelemişti.
Bu önceki araştırmada sağlık çalışanlarının afet koşullarında karşılaştıkları cerrahi kararlar, organizasyon sorunları ve duygusal güçlükler değerlendirilmişti.
15 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan yeni çalışma ise aynı afetin bu kez uzuv kaybı yaşayan kişiler üzerindeki etkilerine odaklanıyor.
Böylece afet sonrası amputasyon süreci, sağlık çalışanlarının deneyimlerinin yanında doğrudan hastaların yaşadıkları üzerinden de değerlendiriliyor.
Araştırmanın Sınırları Neler?
Çalışma, 15 katılımcıyla gerçekleştirilen nitel bir araştırma niteliğinde.
Katılımcılar amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemleriyle belirlendi. Görüşmeler çevrim içi gerçekleştirildi.
Bu tasarım, kişisel deneyimlerin ayrıntılı biçimde anlaşılmasına yardımcı olsa da elde edilen sonuçların bütün depremzedeleri temsil ettiğini göstermiyor.
Araştırma ayrıca belirli bir tedavi yönteminin ağrıyı azalttığını, psikolojik sorunları ortadan kaldırdığını veya protez kullanımını iyileştirdiğini kanıtlamıyor.
Bunun yerine, deprem nedeniyle uzuv kaybı yaşayan kişilerin uzun dönemli ihtiyaçlarının anlaşılmasına yönelik bilimsel veriler sunuyor.
Afet Sonrası Sağlık Hizmetleri İçin Önemli Bulgular
6 Şubat depremlerinin sağlık üzerindeki etkileri, ilk müdahale ve acil ameliyat döneminin ötesine uzanıyor.
Uzuv kaybıyla yaşamak zorunda kalan kişilerin deneyimlerini inceleyen Ege Üniversitesi araştırması, iyileşme sürecinin kişinin günlük yaşamına, beden algısına ve sosyal ilişkilerine kadar uzanan bir boyutu olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırma, afet sonrası sağlık politikalarının planlanmasında yalnızca cerrahi tedavi ve protez hizmetlerinin değil, uzun dönemli rehabilitasyon ile psikolojik ve sosyal desteğin de dikkate alınması gerektiğini gösteren nitel bulgulara katkı sağlıyor.
KAYNAKLAR
1. Scientific Reports — Surgical amputation and psychosocial adaptation with a focus on body image and phantom limb pain — 15 Ekim 2026.
2. Journal of Orthopaedic Surgery and Research — The surgical team's amputation approaches in orthopaedic traumas following the Great Kahramanmaraş Earthquake — 8 Ekim 2025.




