Mahkeme kararında; Down sendromunun genetik bir durum olduğu, hekimin tıbbi müdahalesiyle önlenmesinin mümkün olmadığı açık şekilde vurgulandı. Ayrıca gebelik sürecinin, yürürlükteki tıbbi rehberlere ve bilimsel standartlara uygun biçimde takip edildiği ifade edildi.
Tarama Testleri ve Tıbbi Uygulamalar Hukuki Güvence Altında
Kararda dikkat çeken bir diğer önemli husus ise, ikili tarama testinin düşük riskli çıkması halinde ileri tetkiklerin zorunlu olmadığı yönündeki değerlendirme oldu. Mahkeme, bu yaklaşımın güncel tıbbi uygulamalarla uyumlu olduğunu belirtti.
Ayrıca, amniyosentez gibi girişimsel testleri yaptırmayan hastalardan ayrıca yazılı onam alınmasının hukuken gerekli olmadığı da kararda net biçimde ifade edildi. Bu değerlendirme, hem hasta hakları hem de hekimlerin mesleki sorumluluğu açısından önemli bir açıklık sağladı.
21 Milyon TL’lik Tazminat Hükmü Kaldırıldı
Bu gerekçeler doğrultusunda, ilk derece mahkemesinin verdiği 21 milyon TL’lik tazminat kararı kaldırıldı ve dava tamamen reddedildi. İstinaf mahkemesinin bu kararı daha sonra Yargıtay tarafından da onaylanarak kesinleşti.
Sağlık Hukuku Açısından Emsal Niteliğinde
Uzmanlar, söz konusu kararın sağlık hukuku açısından önemli bir içtihat oluşturduğunu belirtiyor. Karar; hekimlerin bilimsel rehberlere uygun hareket etmeleri halinde, öngörülemeyen genetik durumlar nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarını net biçimde ortaya koyuyor.
Bu gelişme, hem hekimler hem de sağlık sistemi açısından bilimsel tıbbın ve hukuki güvenliğin birlikte korunması adına olumlu ve umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.



