Dang hummasının (dengue) yayılışını inceleyen yeni bir bilimsel derleme, kentleşme ile korunma ve tedavi olanaklarının rolüne dikkat çekti. Monash Üniversitesinden Dr. Toby Cumming ve çalışma arkadaşlarının 2 Ekim 2026’da Science Advances dergisinde yayımlanan incelemesi, sıtmayla dangın neden farklı tarihsel yollar izlediğini ele aldı. Çalışma, mevcut araştırmaları bir araya getiriyor.
Sıtmanın gerilemesi hangi dönemi kapsıyor?
Sıtmayla mücadelede geçmişte önemli kazanımlar elde edildi. Ancak bu durum, günümüzde dünya genelinde vaka sayısının sürekli azaldığı anlamına gelmiyor.
Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025 Dünya Sıtma Raporu’na göre, risk altındaki her bin kişide görülen yıllık sıtma vakası 2000’de yaklaşık 79 iken 2015’te 59’a geriledi. Bu sayı 2024’te yeniden 64’e yükseldi.
Dünya genelindeki tahmini vaka sayısı da 2023’te 273 milyonken 2024’te 282 milyona çıktı. Aynı yıl yaklaşık 610 bin kişi sıtma nedeniyle hayatını kaybetti. Dolayısıyla sıtma ile dang arasındaki karşılaştırma, uzun dönemdeki kazanımlar ve yayılma üzerinden okunmalı. Son yıllardaki tablo, sıtmada elde edilen ilerlemenin korunmasının güçleştiğini gösteriyor.
Sıtmada tedavi ve korunma birlikte etkili oluyor
Sıtma, enfekte dişi Anopheles sivrisineklerinin taşıdığı parazitlerden kaynaklanıyor. Hastalığa karşı etkili ilaçların bulunması, erken tanı ve tedavinin hem ölümleri hem de bulaşı azaltmasına olanak sağlıyor.
İlaçlı cibinlikler ve kapalı alanlarda kalıcı etkili ilaçlama da sıtmayla mücadelenin temel araçları arasında. Koruyucu ilaç uygulamaları ve uygun bölgelerde çocuklara yönelik aşılama, bu önlemleri tamamlıyor.
Bununla birlikte sivrisineklerin ilaçlamada kullanılan maddelere, parazitlerin ise tedavilere direnç geliştirmesi mücadeleyi zorlaştırıyor. DSÖ, korunma yöntemlerinin yerel koşullara göre seçilmesini ve hastalığın düzenli izlenmesini vurguluyor.
Dang humması şehirlerde nasıl yayılıyor?
Dang hummasına bir virüs yol açıyor. Başlıca taşıyıcısı Aedes aegypti sivrisineği. Hızlı ve plansız kentleşme; nüfus yoğunluğu, insan hareketliliği ve su depolama alışkanlıkları üzerinden bulaşı etkileyebiliyor.
Düzenli suya erişimin güçleştiği yerlerde kullanılan açık su kapları ve çevrede su biriktiren atıklar, sivrisineklerin üremesine elverişli ortam oluşturabiliyor. Bu nedenle su kaplarının kapatılması, haftalık temizlenmesi ve su tutan atıkların kaldırılması korunmanın önemli parçaları.
Dang taşıyan sivrisineklerin gündüz aktif olması da mücadeleyi değiştiriyor. Gece kullanılan cibinlik, gündüz gerçekleşen ısırıklara karşı tek başına yeterli olmuyor. Korunmanın gün içine de yayılması gerekiyor. Dang virüsüne yönelik özgül bir tedavinin bulunmaması, erken tanı ve uygun destek tedavisini ayrıca önemli kılıyor.
Kentler sıtma açısından da risk taşıyabiliyor
Sivrisinek türlerinin yaşam alanları arasında kesin sınırlar bulunmuyor. DSÖ’nün dikkat çektiği Anopheles stephensi, kent ortamına uyum sağlayabilen bir sıtma taşıyıcısı. Bu türün Afrika’daki yayılışı, şehirlerde sıtmayla mücadeleye yeni bir güçlük ekliyor. Kentleşmenin etkisi değerlendirilirken bölgede hangi sivrisinek türlerinin bulunduğunun bilinmesi gerekiyor.
İklim etkisi her bölgede aynı değil
Sıcaklık, yağış ve nem; sivrisineklerin çoğalmasını, yaşam süresini ve taşıdıkları mikropların gelişimini etkiliyor. Ancak sıcaklık arttıkça bulaşın sürekli artacağı söylenemez. Aşırı sıcaklar bazı koşullarda sivrisineklerin yaşamını zorlaştırabiliyor.
Kuraklık da riski ortadan kaldırmıyor. Suyun açık kaplarda depolanması, dang taşıyan sivrisineklere üreme alanı sağlayabiliyor. Derleme, iklim verilerinin yerel çevre ve sağlık hizmetleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Dang vakaları her yıl artıyor mu?
Dang hummasının uzun vadede yayılması, her yıl bir önceki yıldan daha fazla vaka görüleceği anlamına gelmiyor.
DSÖ’nün Temmuz 2026 tarihli küresel güncellemesine göre, 2024’te dünyada 14 milyonun üzerinde dang vakası bildirildi. Ocak–Haziran 2026 döneminde ise 89 ülke ve bölgeden yaklaşık 1,6 milyon vaka bildirimi yapıldı. Bu toplam, 2025’in aynı döneminin altında kaldı.
Buna karşılık bazı ülkelerde büyük salgınlar yaşandı. Hastalığın mevsimsel seyri ve ülkelerin tanı ve bildirim olanakları farklılık gösterdiği için yıllık toplamlar dikkatle karşılaştırılmalı. Bildirilen vaka sayıları, belirti vermeyen enfeksiyonların tamamını da kapsamıyor.
Yeni mücadele yöntemleri ne vadediyor?
Dang hummasına karşı geliştirilen yaklaşımlardan biri, Wolbachia adlı bakteriyi taşıyan sivrisineklerin kullanılması. Bu yöntem, sivrisineğin dang virüsünü taşıma ve bulaştırma kapasitesini azaltmayı hedefliyor.
Endonezya’nın Yogyakarta kentinde yürütülen ve 2021’de New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan kontrollü araştırmada, Wolbachia taşıyan sivrisineklerin bırakıldığı bölgelerde laboratuvarla doğrulanmış, belirtili dang hastalığı ve hastaneye yatışlar azaldı. Çalışmada hem uygulama hem de karşılaştırma bölgelerinde olağan sivrisinek kontrol önlemleri sürdürüldü.
Bu bulgu, mevcut korunma çalışmalarına yeni araçların eklenebileceğini gösteriyor. Tek bir uygulamanın etkisi değerlendirilirken araştırmanın yapıldığı bölge ve uygulama koşulları da dikkate alınmalı.
TIBBİ UYARI
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Dang veya sıtma görülen bir bölgeye seyahat sonrasında ateş gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve seyahat öyküsü paylaşılmalıdır. Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, kanama veya nefes darlığı acil değerlendirme gerektirir. Dang şüphesinde aspirin ve ibuprofen, kanama riskini artırabileceğinden kullanılmamalıdır.
KAYNAKLAR
- Cumming TB ve arkadaşları. “How climate change affects mosquito-borne infectious disease: The different trajectories of malaria and dengue.” Science Advances, 2 Ekim 2026.
- Dünya Sağlık Örgütü. World Malaria Report 2025, yönetici özeti.
- Dünya Sağlık Örgütü. Malaria bilgi notu, 4 Aralık 2025.
- Dünya Sağlık Örgütü. Dengue bilgi notu, 21 Ağustos 2025.
- Dünya Sağlık Örgütü. Dengue Global Update, Weekly Epidemiological Record, Cilt 101, Sayı 29, Temmuz 2026.
- Utarini A ve arkadaşları. “Efficacy of Wolbachia-Infected Mosquito Deployments for the Control of Dengue.” New England Journal of Medicine, 10 Haziran 2021.




