Altı yıllık veriler, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonlarının en önemli etkeni olan E. coli’de siprofloksasin direncinin yüzde 14,7’den yüzde 44,5’e yükseldiğini ortaya koydu.
Türkiye’de farklı sağlık ve akademi kurumlarından bilim insanlarının yürüttüğü kapsamlı antibiyotik direnci araştırması yabancı bilim basınında yankı buldu.
BMC Infectious Diseases dergisinde 25 Eylül 2026’da yayımlanan araştırma, uluslararası bilim haber platformu Scienmag tarafından “Childhood UTI Bacteria Show Soaring Ciprofloxacin Resistance in Six-Year Hospital Study” başlığıyla haberleştirildi. Çalışma daha sonra Bioengineer Org tarafından da okuyucularına aktarıldı.
Araştırma; Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gaziantep Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi ve Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü’nden araştırmacıların katkısıyla gerçekleştirildi.
10 bin 348 örnek incelendi
Araştırmada Ocak 2019-Aralık 2024 döneminde 18 yaşından küçük çocuklardan elde edilen pozitif idrar kültürlerine ait 10 bin 348 bakteri izolatı analiz edildi.
Sonuçlara göre çocukluk çağı idrar yolu enfeksiyonlarında en sık karşılaşılan bakteri Escherichia coli (E. coli) oldu. E. coli, tüm izolatların yüzde 58,3’ünü oluşturdu.
Bunu yüzde 18,1 ile Klebsiella türleri ve yüzde 6,7 ile Proteus türleri izledi.
Araştırmanın uluslararası bilim basınında en fazla dikkat çeken sonucu ise yıllar içindeki antibiyotik direnci değişimi oldu.
Siprofloksasin direnci yüzde 14,7’den yüzde 44,5’e yükseldi
E. coli’nin siprofloksasine karşı direnç oranı 2019 yılında yüzde 14,7 iken 2024 yılında yüzde 44,5’e çıktı.
Böylece altı yıllık dönemde direnç oranı yaklaşık üç katına ulaştı.
Aynı dönemde ampisilin direnci de yüzde 58,8’den yüzde 68,9’a yükseldi. Genel değerlendirmede E. coli’nin ampisiline karşı direnç oranı yüzde 62,5 olarak hesaplandı.
Araştırmada bazı antibiyotiklerde ise direnç oranlarının düşük kaldığı görüldü. İmipenem için yüzde 0,3, meropenem için yüzde 0,4 ve amikasin için yüzde 1,6 oranında direnç saptandı.
Çoklu antibiyotik direnci yüzde 52,9’a ulaştı
Çalışmanın dikkat çeken bir başka sonucu çoklu ilaç direnci oldu.
E. coli izolatlarının yüzde 42,1’inde çoklu antibiyotik direnci tespit edildi. Bu oran 2024 yılında yüzde 52,9’a ulaştı.
Araştırmacılar bu sonuçların, çocukluk çağı idrar yolu enfeksiyonlarında antibiyotik seçiminin güncel yerel direnç verilerine göre yapılmasının önemini gösterdiğini belirtti.
Araştırmada altı bilim insanı yer aldı
Çalışmanın yazar kadrosu farklı kurumlarda görev yapan altı araştırmacıdan oluştu:
Kevser Erdoğan — Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Halk Sağlığı
Hülya Doğan Tiryaki — Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Osman Kurt — İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Yeşim Çekin — Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tıbbi Mikrobiyoloji
Nefise Şeker — Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü
Osman Küçükkelepçe — Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Çalışmanın sorumlu yazarlığını İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Osman Kurt üstlendi.
Araştırma, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve kurumlarından bilim insanlarını bir araya getiren çok merkezli bir çalışma niteliği taşıyor.
Uluslararası bilim basını araştırmayı öne çıkardı
Scienmag, 11 Ekim 2026’da yayımladığı haberinde çalışmayı çocukluk çağı idrar yolu enfeksiyonlarında antibiyotik direncinin yıllar içinde ne kadar hızlı değişebildiğini gösteren önemli bir araştırma olarak ele aldı.
Haberde özellikle siprofloksasin direncindeki belirgin yükseliş, çoklu ilaç direncinin artması ve düzenli laboratuvar sürveyansının önemi üzerinde duruldu.
Çalışma 12 Ekim’de uluslararası bilim ve biyomühendislik haber platformu Bioengineer.org tarafından da haberleştirildi.
Böylece Türkiye’de farklı kurumların ortak çalışmasıyla üretilen antibiyotik direnci verileri uluslararası bilim kamuoyunun gündemine taşındı.
Araştırmacılardan önemli uyarı
Bilim insanları sonuçların yorumlanmasında çalışmanın sınırlarına da dikkat çekti.
Verilerin büyük ölçüde hastanede yatan veya üçüncü basamak sağlık kuruluşuna yönlendirilmiş çocuklardan elde edilmesi nedeniyle sonuçların toplumdaki bütün çocuklara doğrudan genellenmemesi gerektiği belirtildi.
Araştırmacılar, antibiyotik tedavisinin tek bir çalışmadaki direnç oranlarına göre değil; klinik rehberler, hastanın durumu ve düzenli olarak güncellenen yerel antibiyogram verileri dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’den altı araştırmacının ortak imzasını taşıyan çalışma, antibiyotik direnci gibi küresel öneme sahip bir halk sağlığı sorununda Türkiye’de üretilen verilerin uluslararası bilim gündemine taşınması açısından dikkat çekiyor.




