Parasetamol, onlarca yıldır milyonlarca insanın günlük yaşamında yer alan, özellikle gebelik döneminde “en güvenli ağrı kesici” olarak kabul edilen ilaçlardan biridir.
Ancak son yıllarda bilimsel makalelerin başlıklarında ve kamuoyundaki tartışmalarda aynı soru giderek daha sık dile getirilmeye başladı: gebelik sırasında parasetamol kullanımı, çocuklarda otizm riskini artırabilir mi? Bu soru yalnızca ebeveynleri değil, doktorları ve araştırmacıları da ikiye bölen bir tartışmanın merkezine yerleşti.
Aslında bu tartışma bir anda ortaya çıkmış değil. 2016 yılında PubMed’de yayımlanan erken dönem bilimsel çalışmalarda, parasetamolün fetal beyin gelişimi üzerindeki olası etkileri gündeme getirilmişti. Bu çalışmalarda oksidatif stres, glutatyon metabolizmasındaki bozulma ve nöroinflamasyon gibi teorik mekanizmalardan söz edilse de, yazarlar mevcut epidemiyolojik verilerin parasetamolün otizmi doğrudan tetiklediğini kanıtlamadığını özellikle vurguluyordu. Yani bu aşamada dile getirilen görüşler, kesin sonuçlardan ziyade bilimsel temkin çerçevesinde ortaya atılmış hipotezlerdi.
İlerleyen yıllarda yapılan gözlemsel kohort çalışmalar bu konuya yeni bir boyut kazandırdı. Özellikle 2021 yılında Avrupa’nın birkaç ülkesini kapsayan geniş meta-analizlerde, prenatal parasetamol kullanımı ile otizm spektrumuna ait bazı belirtiler arasında zayıf istatistiksel ilişkiler saptandı. Bazı alt gruplarda otizme özgü davranış özelliklerinin biraz daha sık görüldüğü bildirildi. Ancak aynı çalışmalarda bu farklılıkların ilacın kendisinden çok, gebelik sırasında parasetamol kullanımını gerektiren altta yatan hastalıklar, genetik yatkınlık ve aile ortamı gibi faktörlerle ilişkili olabileceği özellikle belirtiliyordu.
Asıl dönüm noktası ise daha güçlü metodolojiye sahip araştırmaların yayımlanmasıyla geldi. 2023–2025 yılları arasında milyonlarca çocuğu kapsayan büyük ölçekli kohort çalışmalar, önceki yıllarda bildirilen bu “risk artışını” daha ayrıntılı biçimde ele aldı. 2025 yılında yayımlanan ve yaklaşık 2.5 milyon çocuğun verilerini içeren bir çalışmada, parasetamol kullanan annelerin çocuklarında otizm tanısı oranı yaklaşık %1,53 olarak bulunurken, kullanmayanlarda bu oran %1,33’tü. İlk bakışta bu rakamlar arada bir fark varmış izlenimi yaratıyordu. Ancak çalışmanın en kritik kısmı burada başladı. Aynı ailede büyüyen, benzer genetik ve sosyal çevreye sahip kardeşler karşılaştırıldığında bu farkın ortadan kalktığı görüldü. Başka bir deyişle, parasetamole bağlı ek bir otizm riski saptanmadı.
Bu bulgular, 2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir “umbrella review” ile daha da netleşti. Onlarca sistematik derleme ve meta-analizi bir araya getiren bu çalışma, bazı makalelerde bildirilen risk oranlarının oldukça küçük olduğunu ve çoğunlukla metodolojik sınırlılıkları bulunan araştırmalara dayandığını ortaya koydu. Daha yüksek kaliteli, karıştırıcı faktörleri dikkate alan çalışmalarda ise parasetamolün otizm için bağımsız bir risk faktörü olduğu görüşü desteklenmiyordu. Araştırmacılar bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyordu: İstatistiksel ilişki ile neden-sonuç ilişkisi aynı şey değildir ve bu ikisini karıştırmak toplumda gereksiz kaygılara yol açabilir.
En güncel ve kapsamlı değerlendirmelerden biri, PubMed’de yayımlanan ve önceki yıllarda yapılmış yüksek kaliteli çalışmaları bütüncül biçimde ele alan bir analizde sunulmuştur. Bu değerlendirme, gebelik sırasında parasetamol kullanımı ile çocuklarda otizm arasında nedensel bir ilişkiyi destekleyen güvenilir bilimsel kanıt bulunmadığını ortaya koymuştur. İlk yıllarda dile getirilen kuşkular, daha gelişmiş metodolojik yaklaşımlar ve daha iyi kontrol edilen analizlerle yeniden değerlendirilmiş; daha önce öne sürülen risk iddialarının büyük ölçüde genetik yatkınlık, ailevi faktörler ve parasetamol kullanımına neden olan altta yatan sağlık durumları gibi karıştırıcı etkenlerle açıklanabileceği gösterilmiştir.
Tüm bu süreç, tıpta bilginin durağan olmadığını, zamanla değiştiğini, netleştiğini ve geliştiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Parasetamol ve otizm tartışması bunun çarpıcı bir örneği. Yıllar önce temkinle sorulan sorular, bugün çok daha güçlü bilimsel araçlarla yanıtlanmış durumda. Mevcut bilimsel literatüre göre parasetamol, doğru dozda ve tıbbi gereklilik halinde kullanıldığında, gebelik döneminde hâlâ en güvenli ağrı kesici ve ateş düşürücü seçeneklerden biri olmayı sürdürüyor.