Kadınların cerrahinin en zorlu alanlarından uzak tutulduğu bir dönemde Aysima Altınok, Türkiye’nin ilk kadın beyin cerrahı oldu. Ameliyathanelerdeki başarısı, yetiştirdiği hekimler ve eğitime verdiği destekle yalnızca tıp tarihine adını yazdırmadı; kendisinden sonra gelen kadınların önündeki görünmez duvarlardan birini de yıktı.
Bir insanın beynine dokunmak, tıbbın belki de en ağır sorumluluklarından biridir.
Cerrahın karşısında yalnızca bir organ değil; insanın hafızası, hareketleri, dili, duyguları ve bütün bir yaşamı vardır. Milimetrelerle ölçülen bir hata, bir ömrün yönünü değiştirebilir.
Aysima Altınok, böylesine zorlu bir alanı seçtiğinde takvimler 1950’li yılları gösteriyordu. Beyin cerrahisi Türkiye’de henüz gelişmekte olan genç bir uzmanlık dalıydı. Cerrahi ise dünyanın birçok yerinde olduğu gibi büyük ölçüde erkeklere ait bir meslek olarak görülüyordu.
Altınok’un önünde iki büyük engel vardı.
Birincisi, henüz emekleme dönemindeki beyin cerrahisinin teknik ve bilimsel güçlükleriydi.
İkincisi ise kadın olmasıydı.
Ancak o, bu engellerin hiçbirini yolundan dönmek için gerekçe kabul etmedi.
Erzincan’dan İstanbul’a Uzanan Yol
Aysima Altınok, 20 Eylül 1929’da Erzincan’da dört çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu şehirde tamamladı. Ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındıktan sonra Süleymaniye Kız Ortaokulu ve İstanbul Kız Lisesinde öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine üçüncülükle girdi ve 1952 yılında mezun oldu.
Beyin cerrahisine yönelmesinde, tıp fakültesinin ikinci sınıfında aldığı anatomi ve fizyoloji dersleri belirleyici oldu. İnsan bedeninin birçok yapısı hakkında önemli bilgiler bulunmasına rağmen, bütün sistemi yöneten beynin hâlâ büyük bilinmezlikler taşıması onu derinden etkiledi.
Kararını o yıllarda verdi.
Beyin cerrahı olacaktı.
Bu karar, genç bir kadın hekim için yalnızca bir uzmanlık tercihi değil; dönemin yerleşmiş kabullerine karşı sessiz ama kararlı bir meydan okumaydı.
Ameliyatları Merdivenin Üzerinden İzledi
Altınok, mezuniyetinin ardından Cerrahpaşa’daki Üçüncü Cerrahi Kliniğinde çalışmaya başladı. Beyin cerrahisine yönelmek istediğini Doç. Dr. Feyyaz Berkay’a anlatarak ameliyatları izlemesine izin verilmesini istedi.
O yıllarda ameliyathanelerde bugünkü eğitim ve görüntüleme olanakları yoktu. Altınok, Berkay’ın arkasına yerleştirilen bir merdivene çıkarak ameliyatları izlediğini ve yaklaşık iki buçuk yıl boyunca bu şekilde çalıştığını kendi anlatımlarında aktarıyordu.
Henüz ameliyat masasının başında değildi.
Ancak o masaya ulaşmak için gereken sabrı, dikkati ve kararlılığı çoktan göstermeye başlamıştı.
Beyin cerrahisi eğitimi almak amacıyla yurt dışındaki bazı üniversitelere de başvurdu. Ancak kendi anlatımına göre, kadın hekimleri cerrahi bölümlere kabul etmeyen bazı kurumlar tarafından geri çevrildi.
Kapanan kapılar, onu hedefinden vazgeçirmedi.
1956 yılında Haydarpaşa Numune Hastanesinde Op. Dr. Hami Dilek ve Op. Dr. Ertuğrul Saltuk’un yanında eğitimini sürdürdü. Daha sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde Dr. Hüsamettin Gökay’ın ekibine katıldı.
Bazen insanın karşısına çıkan engeller, yolun sonunu değil, yeni bir başlangıcın kapısını gösterir.
Aysima Altınok’un hikâyesi de bunun en güçlü örneklerinden biridir.
Türkiye’nin İlk Kadın Beyin Cerrahı
Aysima Altınok, eğitimini tamamlayarak 22 Kasım 1959’da beyin ve sinir cerrahisi uzmanı oldu.
Böylece Türkiye’nin ilk kadın beyin cerrahı ve dünyada bu uzmanlığı kazanan erken dönem kadın hekimlerden biri olarak tıp tarihine geçti.
Bu yalnızca bir uzmanlık unvanı değildi.
Aynı zamanda kadınların tıbbın en ağır sorumluluk gerektiren alanlarından birinde de başarılı olabileceğinin güçlü bir kanıtıydı.
Altınok bunu yüksek sesli söylemlerle değil; çalışarak, öğrenerek ve ameliyat masasındaki başarısıyla gösterdi.
Artık kendisinden sonra gelen bir kadın hekim için “Bu alanda kadın olmaz.” demek eskisi kadar kolay değildi.
Çünkü Aysima Altınok vardı.
Bakırköy’de Geçen Bir Meslek Hayatı
Uzmanlığını aldıktan sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde çalışmalarını sürdürdü. Beyin cerrahlarının sayısının oldukça sınırlı olduğu yıllarda farklı hastanelerdeki acil vakalara ve konsültasyonlara da destek verdi.
1968 yılında nöroşirürji kliniği şefi oldu ve bu görevini 1992 yılında emekli oluncaya kadar sürdürdü.
Aynı yıl kurulan Türkiye’nin ilk Nöroşirürji Cemiyetinin kurucuları arasında yer aldı. Prof. Dr. Feyyaz Berkay ve Prof. Dr. Bülent Tarcan ile birlikte anılması, onun yalnızca başarılı bir cerrah değil, aynı zamanda alanının kurumsallaşmasına katkı sunan öncü isimlerden biri olduğunu gösteriyordu.
Ancak Aysima Altınok’un başarısı yalnızca yaptığı ameliyatlarla ölçülemezdi.
Bir kliniğin gerçek mirası duvarları ya da cihazları değil, yetiştirdiği insanlardır.
Altınok, genç hekimlerin eğitimine büyük önem verdi. Deneyimini paylaşmaktan hiçbir zaman kaçınmadı. Kendisinden sonra gelen beyin cerrahlarının yetişmesine katkı sağladı. Onlara yalnızca cerrahi teknikleri değil; disiplin, sorumluluk ve hastaya duyulan saygıyı da aktardı.
İlk olmak önemliydi.
Ancak kendisinden sonrakilere yol göstermek belki de bundan çok daha değerliydi.
Ödüllerden Daha Büyük Bir Miras
Aysima Altınok, 1990 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yılın en başarılı uzman hekimi seçildi. 1992 yılında otuz sekiz yılı aşan kamu hizmetinin ardından emekliye ayrıldı. 1996 yılında ise Türk Nöroşirürji Derneğinin onursal üyeliğine kabul edildi.
Emeklilik, onun tıpla ve genç hekimlerle bağını koparmadı.
Türk Nöroşirürji Derneği bünyesinde kendi girişimiyle başlatılan Dr. Aysima Altınok Nöroşirürji Uzmanlık Tez Ödülü, genç hekimlerin bilimsel çalışmalarını desteklemek amacıyla oluşturuldu ve sonraki yıllarda başarılı uzmanlık tezlerine verilmeye başlandı.
Altınok’un mirası ameliyathanelerle de sınırlı kalmadı.
Türk Eğitim Vakfının bağışçıları arasında yer aldı. Meslek hayatı boyunca biriktirdiklerinin önemli bir bölümünü kız çocuklarının ve ihtiyaç sahibi gençlerin eğitimine ayırdı. Destek verdiği öğrenciler arasında tıp fakültesinde okuyan ve onun izinden gitmek isteyen genç kadınlar da vardı.
Bir zamanlar kadın olduğu için önüne kapılar kapatılmıştı.
Hayatının ilerleyen yıllarında ise başka genç kadınların önündeki kapıları açmaya çalıştı.
Belki de hikâyesinin en anlamlı yanı buydu.
Açılan Kapı Bir Daha Kapanmadı
Türk Nöroşirürji Derneği, 5 Ağustos 2024 tarihinde Dr. Aysima Altınok’un hayatını kaybettiğini duyurdu. 8 Ağustos’ta Bakırköy’de düzenlenen törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Ardında yaklaşık kırk yıllık kamu hizmeti, yetişmesine katkı sunduğu beyin cerrahları, desteklediği öğrenciler ve Türk tıp tarihinde silinmeyecek bir iz bıraktı.
Bazı insanların gerçek mirası, öz geçmişlerinde yazan görevlerden ve aldıkları ödüllerden çok daha büyüktür.
Aysima Altınok’un mirası da tam olarak budur.
O, yalnızca Türkiye’nin ilk kadın beyin cerrahı olmadı.
Kendisinden sonra gelecek kadınların ameliyathanelere daha büyük bir güvenle girebilmesini sağladı.
Bugün Türkiye’de kadın beyin cerrahları ameliyat masalarının başında duruyor, klinikler yönetiyor, öğrenciler yetiştiriyor ve bilimsel araştırmalar yürütüyorsa, onların arkasında Aysima Altınok’un sessiz ama güçlü ayak izleri de vardır.
Tarih bazen büyük meydanlarda yazılmaz.
Bazen bir ameliyathanede, dikkatle tutulan bir neşterin ucunda yazılır.
Aysima Altınok’un açtığı kapıdan bugün pek çok kadın hekim geçiyor.
Ve o kapı artık bir daha kapanmayacak.