Anayasa Mahkemesi (AYM), Prof. Dr. Canan Karatay’ın aşılarla ilgili açıklamaları nedeniyle aldığı bir aylık geçici meslekten men cezasına ilişkin bireysel başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. 4 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar, yalnızca Karatay’ın hukuki mücadelesi bakımından değil, hekimlerin kamuoyuna yaptıkları açıklamalara uygulanabilecek disiplin yaptırımlarının sınırları açısından da önem taşıyor.

Ancak kararın en dikkat çekici yönü, kamuoyunda birbirine karıştırılabilecek iki farklı konuyu gündeme getirmesi: Bir hekimin açıklamaları nedeniyle cezalandırılmasının hukuka uygunluğu ve bu açıklamalarda ileri sürülen tıbbi iddiaların bilimsel doğruluğu.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı, Karatay’ın aşılarla ilgili görüşlerinin bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmiyor.

BİR AYLIK MESLEKTEN MEN CEZASI VERİLMİŞTİ

Kalp ve iç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay hakkında, televizyon programlarında ve medyada aşı uygulamalarına ilişkin yaptığı açıklamalar nedeniyle disiplin süreci başlatılmıştı.

Karatay, açıklamalarında aşıların güvenliğini sorgulayan ve aşıların insan genetiğini değiştirdiği, kısırlığa neden olduğu yönünde bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen iddialarda bulunmuştu.

Meslek örgütünün disiplin süreci sonucunda, 4 Aralık 2018 tarihinde Karatay hakkında bir ay süreyle geçici olarak meslekten alıkoyma cezası verilmişti.

Karatay, söz konusu yaptırımın iptali için idari yargıya başvurdu. Ankara 14. İdare Mahkemesi 7 Nisan 2021 tarihinde davanın reddine karar verdi.

İstinaf ve temyiz aşamalarından da istediği sonucu alamayan Karatay, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

AYM KARARI 4 KASIM 2026'DA YAYIMLANDI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 21 Nisan 2026 tarihinde değerlendirdiği 2022/92607 başvuru numaralı dosyada, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Karar, 4 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyunun gündemine geldi.

İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 14. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.

Ayrıca Karatay’a 40 bin lira manevi tazminat ve 664 lira 10 kuruş yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.

KARARIN MERKEZİNDE AŞILAR DEĞİL, KANUNİLİK İLKESİ VAR

Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde belirleyici konu, disiplin cezasının dayandırıldığı yasal düzenlemenin temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması bakımından yeterli güvence sağlayıp sağlamadığı oldu.

Karatay’a uygulanan yaptırımın dayanağını, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 39. maddesi oluşturuyordu.

Memuriyette Güvenlik Soruşturması: Nelere Bakılıyor, Kaç Gün Sürüyor?
Memuriyette Güvenlik Soruşturması: Nelere Bakılıyor, Kaç Gün Sürüyor?
İçeriği Görüntüle

Söz konusu düzenleme, meslek örgütünün disiplin organlarına yazılı uyarıdan para cezasına, geçici meslekten alıkoymaya kadar farklı yaptırımlar uygulama yetkisi veriyordu.

Bununla birlikte hangi davranışın hangi disiplin cezasını gerektirdiği kanun düzeyinde yeterince açık biçimde düzenlenmemişti.

Anayasa Mahkemesi, aynı kanun maddesini daha önce norm denetimi kapsamında incelemiş ve 11 Şubat 2025 tarihli kararıyla Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti.

Yüksek Mahkemenin bu değerlendirmesinde, disiplin organlarına tanınan geniş takdir yetkisinin hukuki öngörülebilirliği zayıflattığı ve kişilerin hangi davranışlarının hangi yaptırımlarla karşılaşacağını önceden belirleyebilmesini güçleştirdiği vurgulanmıştı.

Karatay hakkındaki bireysel başvuruda da bu hukuki sorun belirleyici oldu.

AYM AŞILARIN ZARARLI OLDUĞUNA MI KARAR VERDİ?

Hayır.

Anayasa Mahkemesinin verdiği ifade özgürlüğü ihlali kararı, Karatay’ın aşılar hakkındaki açıklamalarının bilimsel olarak doğru olduğu veya tıp dünyası tarafından kabul edildiği anlamına gelmiyor.

Burada iki ayrı değerlendirme alanı bulunuyor.

Birincisi, açıklamalar nedeniyle uygulanan disiplin yaptırımının Anayasa’ya uygunluğu.

İkincisi ise açıklamalarda ileri sürülen iddiaların bilimsel kanıtlarla desteklenip desteklenmediği.

AYM'nin kararı ilk konuyla ilgili.

Dolayısıyla ihlal kararından hareketle aşıların insan genetiğini değiştirdiği, kısırlığa neden olduğu veya genel olarak sağlığa zararlı olduğu sonucuna ulaşılamaz.

BİLİMSEL KANITLAR AŞILAR HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?

Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık otoriteleri, aşıların güvenliğini klinik araştırmalar ve aşılama sonrasında sürdürülen güvenlilik izleme sistemleri üzerinden değerlendiriyor.

Bilimsel veriler, mRNA aşılarının insan DNA'sını değiştirdiği iddiasını desteklemiyor. Bu aşılarda kullanılan mRNA, hücrenin DNA'sının bulunduğu çekirdeğe girerek insan genlerini değiştirmiyor.

Benzer şekilde, aşıların kısırlığa neden olduğu yönündeki genelleyici iddialar da mevcut bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor.

Bununla birlikte hiçbir tıbbi müdahale tamamen risksiz değildir. Aşıların da türüne göre değişen yan etkileri ve nadir görülebilen ciddi istenmeyen etkileri bulunabilir.

Bu nedenle bilimsel değerlendirmelerde her aşının yararları, olası riskleri, uygulanacağı yaş grubu ve kişinin sağlık durumu ayrı ayrı ele alınır.

Bir aşının güvenliliği hakkındaki bilimsel tartışmalar ile bir kişinin açıklamaları nedeniyle aldığı disiplin cezasının hukuki denetimi aynı şey değildir.

BU KARAR DİĞER HEKİMLER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Kararın hekimlik mesleği açısından dikkat çekici tarafı, mesleki disiplin yetkisinin kullanımında kanuni güvencelerin önemini yeniden gündeme taşıması.

Hekimler, bilimsel görüşlerini açıklama ve mesleki uygulamaları eleştirme hakkına sahip. Ancak sağlık alanındaki açıklamalar, özellikle geniş kitleleri etkilediğinde, mesleki sorumluluk ve halk sağlığının korunması bakımından da önem taşıyor.

İfade özgürlüğü, hekimlerin bilimsel ve etik sorumluluklarını ortadan kaldırmıyor. Aynı şekilde halk sağlığını koruma amacı da disiplin yaptırımlarının yeterli kanuni dayanak olmaksızın uygulanmasını haklı kılmıyor.

Anayasa Mahkemesinin kararından çıkarılabilecek temel hukuki sonuç, disiplin yaptırımlarının açık, öngörülebilir ve anayasal güvencelere uygun kurallara dayanması gerektiği.

HEKİMLERİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE HALK SAĞLIĞI ARASINDAKİ SINIR

Canan Karatay kararı, sağlık iletişiminde iki temel ilkenin birlikte korunması gerektiğini gösteriyor.

Bir tarafta bilim insanlarının düşüncelerini açıklama, farklı görüşler ileri sürme ve yerleşik yaklaşımları eleştirme özgürlüğü bulunuyor.

Diğer tarafta toplumun güvenilir, kanıta dayalı sağlık bilgisine ulaşma hakkı ve hekimlerin mesleki sorumlulukları yer alıyor.

Bu iki alan birbirinin alternatifi değil.

Bilimsel iddiaların doğruluğu araştırmalar, klinik veriler ve bilimsel değerlendirmelerle sınanırken, disiplin yaptırımlarının hukuka uygunluğu anayasal ilkeler ve yargısal denetim kapsamında ele alınıyor.

Karatay hakkındaki son kararın en önemli yönü de burada ortaya çıkıyor: Bir açıklama nedeniyle verilen cezanın Anayasa'ya aykırı bulunması, o açıklamanın bilimsel açıdan doğru kabul edildiği anlamına gelmiyor.

Tıbbi bir iddianın doğruluğunu belirleyen makam mahkemeler değil, bilimsel kanıtların kendisidir.

KAYNAKLAR

1. Anayasa Mahkemesi. 21 Nisan 2026 tarihli, 2022/92607 başvuru numaralı bireysel başvuru kararı. Resmî Gazete, 4 Kasım 2026.

2. Anayasa Mahkemesi. 11 Şubat 2025 tarihli, E.2024/177, K.2025/40 sayılı karar. Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 39. maddesinin iptali. Resmî Gazete, 29 Nisan 2025.

3. Dünya Sağlık Örgütü. Vaccine Myths vs Science. Science in 5, 2021.