Bir Aşı Şişesi Bir Bilim İnsanının Kaderini Değiştirdi
30 Ekim 1902 günü Britanya Hindistanı’nın Pencap bölgesindeki Mulkowal köyünde vebaya karşı aşılama yapılıyordu.
Bölgede veba ciddi bir halk sağlığı tehdidiydi. Kullanılan preparat, dönemin önemli bakteriyologlarından Waldemar Mordecai Haffkine tarafından geliştirilmişti.
O gün toplam 107 kişi aşılandı.
Ancak yaklaşık altı gün sonra korkutucu bir tablo ortaya çıktı.
İlk 19 kişide tetanoz belirtileri görülmeye başladı. Bu kişilerin tamamı takip eden günlerde yaşamını yitirdi.
Vakalar incelendiğinde dikkat çekici bir ortak nokta bulundu:
19 kişinin tamamına 53N numaralı aynı şişedeki preparat uygulanmıştı.
Diğer şişelerden aşılanan 88 kişide ise aynı tablo görülmedi.
Bu ayrıntı Mulkowal olayını yalnızca trajik bir aşılama vakası olmaktan çıkaracak, tıp tarihinin en tartışmalı bilimsel soruşturmalarından birinin başlangıcı olacaktı.
Suçlamaların Merkezindeki İsim Aşının Geliştiricisiydi
Olayın merkezindeki Waldemar Haffkine sıradan bir laboratuvar çalışanı değildi.
1860’ta Odessa’da doğan Haffkine, Paris’te Pasteur Enstitüsü çevresinde çalışmış ve koleraya karşı geliştirdiği aşıyla dikkat çekmişti.
Daha sonra Hindistan’a giderek koleraya karşı saha çalışmalarında bulundu. 1896’da Bombay’da veba salgınının başlamasının ardından vebaya karşı yeni bir aşı geliştirmek üzere çalışmaya başladı.
10 Ocak 1897’de hazırladığı preparatı önce kendi üzerinde denedi. Kendisine daha sonra halka uygulanacak miktardan daha yüksek dozda preparat enjekte ettirdi.
Ardından Bombay’daki Byculla Hapishanesi’nde uygulamalar gerçekleştirildi ve geniş çaplı aşılama kampanyaları başladı.
Haffkine birkaç yıl içinde vebayla mücadelenin en tanınan isimlerinden biri haline geldi.
Ancak Mulkowal’daki 19 vaka kariyerini bir anda değiştirdi.
İlk Soruşturma Laboratuvarı İşaret Etti
Olayın ardından Hindistan yönetimi bir soruşturma başlattı.
Araştırmacıların dikkatini Haffkine’in aşı üretim yönteminde yaptığı bazı değişiklikler çekti.
Haffkine üretimi hızlandırmak amacıyla preparatın hazırlanmasında farklı bir sterilizasyon yöntemi kullanmaya başlamış, daha önce uygulanan bazı koruyucu işlemleri değiştirmişti.
Nisan 1903’te tamamlanan ilk soruşturma, 53N numaralı şişenin Mulkowal’da açılmadan önce kontamine olduğu sonucuna vardı.
Şüphe böylece Bombay’daki üretim laboratuvarına yöneldi.
Laboratuvarın başındaki kişi Haffkine’di.
Haffkine Görevinden Uzaklaştırıldı
Soruşturma sürecinde Haffkine’e bir yıllık izin verildi.
Daha sonra yürütülen değerlendirmelerin ardından laboratuvardaki direktörlük görevinden alındı.
Avrupa’ya giden Haffkine, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi ve Mulkowal olayındaki sorumluluğunun yeniden değerlendirilmesi için uzun süre mücadele etti.
53N numaralı şişenin üretim laboratuvarında değil, Mulkowal’daki aşılama sırasında kontamine olmuş olabileceğini savundu.
Bir zamanlar salgınlarla mücadelede adı öne çıkarılan bilim insanı artık 19 kişinin yaşamını yitirdiği bir olayla birlikte anılıyordu.
Soruşturma belgelerinin daha geniş bilimsel incelemeye açılması ise uzun zaman aldı.
Belgeler ayrıntılı biçimde incelendiğinde ilk değerlendirmelerde yeterince üzerinde durulmayan bazı tanıklıklar dikkat çekmeye başladı.
Dosyanın Seyrini Değiştiren Pens
Mulkowal’da aşı şişelerini açan görevlilerden biri Narindar Singh’di.
Tanıklıklara göre 53N numaralı şişe açılırken kullanılan pens yere düştü.
Asıl tartışma bundan sonra yaşananlarla ilgiliydi.
Bombay laboratuvarından gönderilen talimatlarda kullanılan aletlerin ispirto lambasının alevinden geçirilerek sterilize edilmesi isteniyordu.
Ancak Singh’in ifadesine göre yere düşen pens karbolik solüsyon içinde çalkalandıktan sonra şişenin mantarını çıkarmak için yeniden kullanıldı.
Bu uygulama tamamen kişisel bir karar da değildi. Pencap’taki yerel aşılama talimatlarında aletlerin karbolik solüsyonla temizlenmesine izin veren bir değişiklik yapılmıştı.
Mulkowal olayından sonra aletlerin yeniden alevden geçirilmesi yöntemine dönüldü.
Bu tanıklık, 53N şişesinin Mulkowal’da açılması sırasında kontamine olmuş olabileceği görüşünü güçlendiren en önemli ayrıntılardan biri haline geldi.
Ancak bu nokta önem taşıyor:
Yere düşen pensin 53N şişesinin kesin kontaminasyon kaynağı olduğu hiçbir zaman tartışmasız biçimde kanıtlanamadı.
Şişenin Açıldığı Andaki Ayrıntılar da Tartışıldı
Aşılamayı yöneten Dr. A. M. Elliott’un anlatımı da dosyada önemli hale geldi.
Elliott, 53N numaralı şişe açıldığında olağandışı belirgin bir kötü koku fark edilmediğini bildirmişti.
Haffkine’i savunan bazı bilim insanları, tetanoza yol açan bakterilerin besleyici ortamda uzun süre yoğun biçimde çoğalmış olması durumunda şişede belirgin değişikliklerin ortaya çıkabileceğini savundu.
53N numaralı şişe, Mulkowal’da kullanılmasından yaklaşık 26 gün önce Bombay’daki Plague Laboratory’den gönderilmişti.
Bu nedenle şu soru gündeme geldi:
Eğer şişe haftalar önce laboratuvarda ağır biçimde kontamine olmuşsa, açıldığı sırada neden buna işaret eden belirgin değişiklikler görülmemişti?
Bu bulgu tek başına kontaminasyonun nerede gerçekleştiğini kanıtlamıyordu.
Ancak Mulkowal’daki uygulama sırasında kontaminasyon ihtimalini savunanların dayanaklarından biri oldu.
Aynı Materyalden Doldurulan Diğer Şişeler Neden Sorun Çıkarmadı?
53N numaralı şişenin ait olduğu üretim materyali de soruşturmanın önemli noktalarından biriydi.
Aynı süspansiyondan birden fazla şişe doldurulmuştu.
53N dışındaki şişelerin kullanıldığı kişilerde benzer tetanoz vakalarının görülmemesi, şu soruyu gündeme getirdi:
Neden yalnızca 53N numaralı şişe sorun çıkarmıştı?
Bu durum, Mulkowal’daki saha kontaminasyonu ihtimalini savunan bilim insanlarının dikkat çektiği noktalardan biri oldu.
Ancak diğer şişelerde sorun görülmemesi, laboratuvar kaynaklı tek bir şişe kontaminasyonu ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyordu.
Daha sonraki tarihsel değerlendirmelerde de bu olasılık tartışılmaya devam etti.
Bu nedenle Mulkowal olayının bilimsel olarak en doğru anlatımı, kontaminasyonun kesin kaynağının belirlenemediğini kabul etmekten geçiyor.
Yüz Binlerce Aşılama da Dosyanın Parçasıydı
Mulkowal vakası değerlendirilirken Haffkine’in yöntemiyle hazırlanmış diğer preparatların sonuçları da incelendi.
1902–1903 döneminde Pencap’taki geniş çaplı veba aşılamalarında yüz binlerce kişiye aşı uygulandı.
Mulkowal’daki tetanoz kümelenmesinin tek bir şişeyle ilişkili görünmesi, Haffkine’i savunan bilim insanlarının ilk soruşturma sonucuna itiraz etmelerine yol açtı.
Tartışmanın merkezinde artık aşının genel güvenliğinden çok şu soru vardı:
53N numaralı şişe tam olarak ne zaman ve nerede kontamine olmuştu?
Nobel Ödüllü Ronald Ross Dosyaya Girdi
1907’ye gelindiğinde Haffkine’in mücadelesine dönemin önde gelen bilim insanları da katılmaya başladı.
Bunlardan biri, sıtmanın bulaşma mekanizmasına ilişkin çalışmaları nedeniyle 1902 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü alan Ronald Ross’tu.
Ross, Mulkowal dosyasındaki delilleri yeniden değerlendirdi.
Onun dikkat çektiği temel bilimsel sorun şuydu:
19 kişinin aynı şişeden aşılanmış olması, vakaların 53N numaralı şişeyle ilişkisini güçlü biçimde gösteriyordu.
Ancak bu durum bakterilerin şişeye ne zaman girdiğini tek başına göstermiyordu.
Kontaminasyon üretim sırasında gerçekleşmiş olabilirdi.
Taşıma sırasında ortaya çıkmış olabilirdi.
Ya da şişe Mulkowal’da açılırken meydana gelmiş olabilirdi.
Haffkine’i savunan bilim insanlarına göre ilk soruşturma, bu seçeneklerden birini yeterli kanıt olmadan öne çıkarmıştı.
10 Bilim İnsanı Haffkine İçin Harekete Geçti
29 Temmuz 1907’de Haffkine’in bilimsel itibarının yeniden değerlendirilmesi için önemli bir girişim yapıldı.
Ronald Ross, William J. Simpson ve Simon Flexner’ın da aralarında bulunduğu 10 bilim insanı, Haffkine’e yöneltilen suçlamaların yeniden ele alınmasını istedi.
Bilim insanları, mevcut kanıtların Haffkine’i sorumlu tutmak için yeterli olmadığı görüşündeydi.
Mesele İngiliz Parlamentosu’nda da gündeme geldi.
Aynı yıl İngiliz makamları Haffkine’e yeniden Hindistan’da görev yapma imkânı tanıdı.
Bilim dünyasında Mulkowal nedeniyle üzerine düşen suçlama büyük ölçüde kaldırıldı ve Haffkine’in itibarı iade edildi.
Ancak olayla ilgili bilimsel tartışma tamamen sona ermedi.
İtibarı İade Edildi Ama Kariyeri Eskisi Gibi Olmadı
Haffkine Hindistan’a döndü.
1908’de Kalküta’daki Biological Laboratory’de göreve başladı.
Ancak bu dönüş, Mulkowal öncesindeki kariyerine tam anlamıyla dönüş anlamına gelmiyordu.
Yeni görevindeki çalışmalar araştırmayla sınırlandırılmıştı ve eski aşı üretim yetkilerine sahip değildi.
Mulkowal olayı bilimsel yaşamında kalıcı bir kırılma yaratmıştı.
Bir bilim insanının itibarı yıllar sonra geri verilebilmişti ancak kaybedilen yılların ve kariyer fırsatlarının geri getirilmesi mümkün değildi.
Tartışma Yıllar Sonra Bile Bitmedi
Mulkowal olayını özellikle ilginç kılan noktalardan biri de budur.
1907’de Haffkine lehine oluşan güçlü bilimsel görüş, ilk soruşturmanın sonuçlarını ciddi biçimde sarstı.
Ancak daha sonraki araştırmacılar dosyayı yeniden incelediğinde farklı olasılıkların tamamen dışlanamayacağını belirtti.
Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısındaki bazı değerlendirmelerde, 53N şişesinin laboratuvarda tek başına kontamine olmuş olmasının da mümkün olduğu savunuldu.
Dolayısıyla bugün tarihsel olarak söylenebilecek en güvenli sonuç şudur:
Mulkowal’daki tetanoz vakalarının 53N numaralı şişeyle bağlantısı açıktır; ancak şişenin tam olarak nerede ve nasıl kontamine olduğu kesin biçimde ortaya konulamamıştır.
Haffkine’in itibarının iade edilmesinin temel nedeni de kontaminasyonun kaynağının kesin olarak bulunması değil, onu kişisel olarak suçlayan ilk soruşturmanın yeterince güçlü kanıta dayanmadığının anlaşılmasıydı.
1925’te Laboratuvara Onun Adı Verildi
Haffkine’in Bombay’da veba aşısı çalışmalarını yürüttüğü Plague Research Laboratory’nin adı 1905’te Bombay Bacteriological Laboratory olarak değiştirildi.
Mulkowal olayından yaklaşık 23 yıl sonra, 1925’te kurum bu kez Haffkine Institute adıyla yeniden adlandırıldı.
Bir zamanlar aynı kurumda yaşanan olay nedeniyle suçlamaların hedefi haline gelen bilim insanının adı artık laboratuvarın üzerinde yer alıyordu.
Haffkine 1930 yılında yaşamını yitirdi.
Bugün özellikle kolera ve veba aşılarının erken gelişim dönemindeki öncü bilim insanlarından biri olarak anılıyor.
Mulkowal Olayı Günümüz Aşıları Hakkında Ne Söylüyor?
1902’deki Mulkowal olayını günümüzde kullanılan aşılarla doğrudan karşılaştırmak bilimsel olarak doğru değil.
Olay, 20. yüzyılın başındaki üretim, sterilizasyon, taşıma, saklama ve saha uygulama koşullarında meydana geldi.
Modern aşı üretiminde ise steril üretim sistemleri, seri kontrolleri, kalite güvence süreçleri, soğuk zincir uygulamaları, farmakovijilans ve çok katmanlı düzenleyici denetimler bulunuyor.
Bu nedenle Mulkowal olayı günümüz aşılarının güvenliği hakkında doğrudan bir çıkarım yapmak için kullanılamaz.
Vaka esas olarak tıbbi ürün güvenliğinde üretimden hastaya uygulama anına kadar bütün sürecin tek bir güvenlik zinciri olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteren erken dönem örneklerinden biri.
Aynı zamanda bilim tarihinin daha genel bir dersini de taşıyor:
Bir felaket meydana geldiğinde sorumluyu belirlemek hızlı olabilir.
Ancak olayın nerede, nasıl ve neden meydana geldiğini bilimsel kanıtlarla göstermek çok daha zordur.
Haffkine’in Mulkowal dramını 120 yılı aşkın süre sonra hâlâ ilginç kılan da tam olarak bu belirsizlik.
KAYNAKLAR
-
Barbara J. Hawgood — Waldemar Mordecai Haffkine, CIE (1860–1930): Prophylactic Vaccination Against Cholera and Bubonic Plague in British India — Journal of Medical Biography, 2007.
-
Ronald Ross — The Inoculation Accident at Mulkowal — Nature, 1907.
-
James Cantlie — A Study of the Evidence as to the Source of the Infection Which Caused the Cases of Tetanus at Mulkowal, Punjab, India, During Inoculation Against Plague in October, 1902 — Journal of Tropical Medicine and Hygiene, 1907.
-
The Mulkowal Disaster — The Lancet, 1907.
-
W. M. Haffkine Collection — U.S. National Library of Medicine, History of Medicine Division.
-
British House of Commons — Tetanus in the Punjab — Parliamentary Debates, 1907.
-
Graham S. Wilson — The Hazards of Immunization — 1967.




