FDA SMA’da Kası Doğrudan Hedefleyen İlk Tedaviyi Onayladı
FDA SMA’da Kası Doğrudan Hedefleyen İlk Tedaviyi Onayladı
İçeriği Görüntüle

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) denildiğinde akla genellikle dikkat güçlüğü, dürtüsellik ve hiperaktivite geliyor.
Ancak geniş kapsamlı yeni bir çalışma, DEHB olan kişilerde bağırsak ve sindirim sistemi sorunlarının da daha sık görülebildiğini ortaya koydu.
University of Warwick araştırmacılarının yürüttüğü sistematik derleme ve meta-analizde, farklı ülkelerde gerçekleştirilen 23 çalışmadan 1,9 milyondan fazla kişinin verileri bir araya getirildi.
Sonuçlar, DEHB olan kişilerde genel gastrointestinal belirtilerin DEHB olmayanlara kıyasla yaklaşık yüzde 50 daha fazla görüldüğünü gösterdi.
Araştırma, 10 Eylül 2026 tarihinde Journal of Attention Disorders dergisinde çevrim içi yayımlandı.
Kabızlık olasılığı yaklaşık iki kat
Araştırmacılar yalnızca genel gastrointestinal yakınmaları değil; kabızlık, irritabl bağırsak sendromu (IBS), ishal, hazımsızlık ve dışkı kontrolüyle ilgili sorunlar gibi farklı durumları da değerlendirdi.
En dikkat çekici sonuçlardan biri kabızlıkta görüldü.
DEHB olan kişilerde kabızlıkla karşılaşma odds'u yaklaşık iki kat daha yüksek bulundu.
İrritabl bağırsak sendromunda ise DEHB olan grupta yüzde 58'lik artış bildirildi.
Bu oranların doğrudan mutlak hasta sayısını göstermediğini vurgulamak gerekiyor.
Örneğin kabızlık için bildirilen yaklaşık iki katlık fark, DEHB olan her iki kişiden birinin kabız olduğu anlamına gelmiyor.
Araştırmada kullanılan istatistiksel ölçümlerin, mutlak hastalık sıklığından farklı olduğu dikkate alınmalı.
Enkopreziste dört kattan fazla fark
Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de özellikle çocukluk çağında görülebilen enkoprezis, yani dışkının uygun olmayan yerlerde istemsiz olarak yapılması konusunda ortaya çıktı.
DEHB olanlarda enkoprezis ile karşılaşma odds'u, DEHB olmayanlara kıyasla dört kattan fazla yüksek bulundu.
Ancak bu oran da mutlak hastalık sıklığını göstermiyor.
Başka bir ifadeyle sonuç, her DEHB'li çocukta enkoprezis görüleceği veya DEHB'nin bu duruma doğrudan neden olduğu anlamına gelmiyor.
Çocuklardan yetişkinlere kadar geniş yaş aralığı
Meta-analize dahil edilen araştırmalar yalnızca çocukları kapsamıyor.
Çalışmalardaki katılımcıların yaşları yaklaşık 2 ile 65 arasında değişiyor.
Araştırmalar ABD, İsveç, Almanya ve Güney Kore'nin de aralarında bulunduğu farklı ülkelerde gerçekleştirildi.
Bu durum, DEHB ile gastrointestinal sorunlar arasındaki ilişkinin farklı yaş gruplarında ve farklı toplumlarda incelenmiş olması açısından araştırmanın kapsamını genişletiyor.
Peki beyin ile bağırsak arasında ne oluyor?
Sonuçlar, son yıllarda giderek daha fazla araştırılan bağırsak-beyin eksenini yeniden gündeme getiriyor.
Bağırsak ile merkezi sinir sistemi arasında çift yönlü ve karmaşık bir iletişim bulunuyor.
Sinir sistemi, bağışıklık sistemi, hormonlar, vagus siniri ve bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmalar bu iletişim ağının parçaları arasında yer alıyor.
Ancak yeni meta-analiz, DEHB olan kişilerde görülen gastrointestinal sorunların nedeninin bağırsak mikrobiyotası olduğunu göstermiyor.
Bağırsak-beyin ekseni, elde edilen ilişkinin açıklanmasına katkı sağlayabilecek olası mekanizmalardan yalnızca biri.
DEHB ilaçları rol oynuyor olabilir mi?
Bağlantının açıklanmasında başka faktörler de dikkate alınıyor.
DEHB tedavisinde kullanılan bazı ilaçların bulantı, karın ağrısı, iştah değişikliği veya kabızlık gibi gastrointestinal yan etkileri olabiliyor.
Bu nedenle ilaç kullanımı, araştırmada saptanan ilişkinin olası açıklamalarından biri olabilir.
Ancak mevcut meta-analiz, gastrointestinal sorunların ne kadarının ilaçlardan kaynaklandığını belirlemiyor.
Dolayısıyla sonuçları doğrudan DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlamak mümkün değil.
Beslenme davranışları da araştırılıyor
Araştırmacıların üzerinde durduğu olası açıklamalardan biri de DEHB ile ilişkili bazı davranışsal özellikler.
Özellikle dürtüsellik ve düzensiz yeme alışkanlıklarının gastrointestinal belirtiler üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Ancak mevcut çalışma, bu davranışların saptanan ilişkinin temel nedeni olduğunu göstermiyor.
Bu nedenle DEHB ile bağırsak sorunları arasındaki bağlantının tek bir mekanizmayla açıklanması mümkün görünmüyor.
Mikrobiyota olası mekanizmalardan biri
Bağırsak mikrobiyotası da araştırılan olası mekanizmalardan biri.
Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu mikrobiyota; metabolizma, bağışıklık sistemi ve sinir sistemiyle sürekli etkileşim halinde.
DEHB olan kişilerde bağırsak mikrobiyotasının farklı olabileceğini bildiren çalışmalar bulunuyor.
Ancak bugüne kadar elde edilen sonuçlar tutarlı değil ve yeni meta-analiz de mikrobiyota değişikliklerinin DEHB'nin nedeni olduğunu göstermiyor.
Bu nedenle bugün için:
“DEHB bağırsak bakterilerindeki bozukluktan kaynaklanıyor”
veya
“Mikrobiyotayı değiştirmek DEHB'yi tedavi eder”
şeklinde bir sonuca varmak mümkün değil.
DEHB bağırsak hastalığına neden oluyor mu?
Araştırmanın en önemli bilimsel sınırı burada ortaya çıkıyor.
Hayır. Bu çalışma böyle bir neden-sonuç ilişkisini göstermiyor.
Meta-analiz, DEHB ile gastrointestinal sorunların birlikte daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.
Ancak iki durum arasındaki istatistiksel ilişki, birinin diğerine neden olduğu anlamına gelmiyor.
Kullanılan ilaçlar, yeme davranışları, bağırsak-beyin ekseni, bağırsak mikrobiyotası veya ortak biyolojik mekanizmalar bu ilişkinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Bu mekanizmaların birbirinden ayrılabilmesi için daha ayrıntılı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.
Doktorlar bağırsak şikâyetlerini de dikkate almalı mı?
Araştırmanın klinik açıdan dikkat çekici mesajlarından biri, DEHB olan kişilerde gastrointestinal belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği yönünde.
Uzun süren kabızlık, karın ağrısı, dışkılama düzenindeki değişiklikler veya irritabl bağırsak sendromunu düşündüren yakınmalar bulunuyorsa bunların ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Bununla birlikte gastrointestinal yakınmaların bulunması da tek başına DEHB açısından tanısal bir bulgu değil.
1,9 milyondan fazla kişi neden önemli?
Meta-analizin güçlü yönlerinden biri çok geniş bir veri havuzunu bir araya getirmesi.
1,9 milyondan fazla kişinin verilerinin değerlendirilmesi, DEHB ile gastrointestinal sorunlar arasındaki ilişkinin yalnızca küçük bir hasta grubunda gözlenen bir bulgu olmadığını düşündürüyor.
Bununla birlikte meta-analizlerin gücü, dahil edilen çalışmaların kalitesine bağlı.
Çalışmalar arasında yaş grupları, DEHB tanı yöntemleri, ilaç kullanımı ve gastrointestinal sorunların tanımlanması açısından farklılıklar bulunabiliyor.
Bu nedenle sonuçların klinik pratiğe aktarılırken dikkatli yorumlanması gerekiyor.
Tıbbiye Bülteni değerlendirmesi
Çalışmanın en önemli mesajı, DEHB'nin bir bağırsak hastalığı olduğu değil.
Asıl dikkat çekici sonuç, DEHB olan kişilerde kabızlık, IBS ve bazı diğer gastrointestinal sorunların daha sık görülmesi.
Bu sonuç, DEHB'nin yalnızca dikkat ve davranış belirtileri üzerinden değerlendirilmemesi; eşlik eden fiziksel yakınmaların da göz önünde bulundurulması gerektiğini düşündürüyor.
Bir sonraki bilimsel soru ise daha önemli:
Bu bağlantının arkasında ilaç kullanımı mı, yeme davranışları mı, bağırsak-beyin ekseni mi yoksa ortak biyolojik mekanizmalar mı bulunuyor?
Bunu yanıtlamak için mevcut meta-analizden daha ileri, özellikle uzun süreli ve mekanizma odaklı araştırmalara ihtiyaç var.
KAYNAKLAR
Journal of Attention Disorders
The Association Between Attention-Deficit Hyperactivity Disorder and Gastrointestinal Symptoms: A Systematic Review and Meta-Analysis. 2026.
University of Warwick
People with ADHD more likely to suffer gut problems. Eylül 2026.