Yalova Üniversitesi Tıp Fakültesi için 2026–2027 akademik yılı yalnızca yeni bir eğitim döneminin değil, beş yıl önce başlayan bir kuruluş hikâyesinde yeni bir dönüm noktasının başlangıcı oldu.
2021 yılında kurulan fakülte, kendi Morfoloji Binası’nda ilk kez Dönem 1 öğrencilerini ağırladı. Bu tarihi başlangıcın ilk dersini ise fakültenin kuruluş sürecinde Kurucu Dekan olarak görev yapan Prof. Dr. Vefik Arıca verdi.
BEŞ YIL SONRA AYNI HİKÂYEDE YENİ BİR SAYFA
Yıllar önce kuruluş çalışmalarının başında bulunan Prof. Dr. Arıca, bu kez amfide geleceğin hekimleriyle buluştu.
Fakültenin kuruluş dönemini hatırlatan Arıca, o yıllarda tamamlanmış bir bina, kurulmuş laboratuvarlar ve yerleşmiş bir akademik düzen bulunmadığını; buna karşılık Yalova’ya güçlü bir tıp fakültesi kazandırma hedefinin bulunduğunu anlattı.
Arıca, fakültenin bugünkü noktaya ulaşmasındaki katkıları nedeniyle Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı ile Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşah Varol’a özellikle teşekkür etti.
“SİZ BU FAKÜLTENİN İLKLERİSİNİZ”
İlk dersin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Prof. Dr. Arıca’nın öğrencilerin Yalova Tıp tarihindeki yerine yaptığı vurgu oldu.
Genç tıbbiyelilere, yalnızca tıp fakültesinin birinci sınıfına başlayan öğrenciler olmadıklarını hatırlatan Arıca, onların fakültenin kendi binasında eğitim alan ilk Dönem 1 öğrencileri olarak tarihe geçtiklerini söyledi.
Arıca, yıllar sonra öğrencilerin bu günleri hatırlarken “Biz ilklerdik” diyebileceklerini ifade etti.
“BİLGİ SİZİ DOKTOR YAPAR, VİCDAN İYİ HEKİM”
İlk dersin merkezinde ise tıp eğitiminin ötesine geçen “iyi hekimlik” mesajı vardı.
Prof. Dr. Arıca, hekimliğin yalnızca hastalıkları tanımak, ilaçları öğrenmek veya görüntüleme sonuçlarını yorumlamak anlamına gelmediğini belirterek, modern tıbbın teknik bilgisinin insanı görme becerisiyle tamamlanması gerektiğine dikkat çekti.
Genç hekim adaylarına, “Bilgi sizi doktor yapar; bilgiyi vicdanla kullanmak sizi iyi hekim yapar” sözleriyle seslenen Arıca, doğru tanının yanında hastayı dinlemenin ve anlamanın da hekimliğin temel parçalarından biri olduğunu vurguladı.
DÜŞÜK NOT İYİ HEKİMLİĞİN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL
Öğrencilere sınav ve başarı konusunda da mesaj veren Arıca, hekimlik yolculuğunun yalnızca yüksek notlardan oluşmadığını anlattı.
En yüksek notu alan öğrencinin her zaman en iyi hekim adayı olmayabileceğine işaret eden Arıca; hastayı dinleme, öğrenmeye açık olma, yapılan hatalardan ders çıkarma ve merakı kaybetmemenin önemine dikkat çekti.
Bir sınavdaki düşük notun öğrencinin gelecekte kötü bir hekim olacağı anlamına gelmediğini belirten Arıca, asıl önemli olanın yaşanan güçlüklerden ne öğrenildiği olduğunu ifade etti.
“BAZEN BÜTÜN UNVANLAR SUSAR, İNSANLIK KONUŞUR”
Çocuk hekimliği deneyimlerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Arıca, özellikle çocuk hastalarla kurulan ilişkinin hekimliğin insani tarafını çok açık biçimde ortaya koyduğunu anlattı.
Bir çocuğun karşısındaki hekimin akademik unvanını veya bilimsel yayın sayısını bilmediğini hatırlatan Arıca, çocuk için asıl önemli olanın kendisini güvende hissetmek olduğunu söyledi.
Bu noktada genç tıbbiyelilere, “Hekimlikte bazen bütün unvanların sustuğu, insanlığın konuştuğu anlar vardır” mesajını verdi.
Arıca’ya göre bazen hekimin elindeki en güçlü araçlardan biri de doğru zamanda kurulmuş doğru bir cümle olabiliyor.
YAPAY ZEKÂ HEKİMLİĞİ DEĞİŞTİRECEK, AMA İNSANIN YERİNİ ALMAMALI
Dersin bir başka başlığı geleceğin tıbbıydı.
Yapay zekâ, genomik veriler, ileri görüntüleme teknolojileri ve robotik sistemlerin yeni nesil hekimlerin çalışma biçimini önemli ölçüde değiştireceğini belirten Arıca, teknolojinin hekimin kararlarını güçlendiren bir araç olarak kullanılması gerektiğini söyledi.
Ancak teknolojik gelişmenin hastayı anlamanın, vicdanın ve insani temasın yerine geçmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“BİR FAKÜLTENİN EN BÜYÜK ESERİ BİNASI DEĞİL, MEZUNUDUR”
Beş yıl içinde kuruluş aşamasından kendi binasında öğrenci yetiştiren bir yapıya ulaşan Yalova Tıp’ın geleceğine ilişkin de konuşan Prof. Dr. Arıca, fakültelerin gerçek başarısının yalnızca fiziki yatırımlarla ölçülemeyeceğini vurguladı.
“Bir fakültenin en büyük eseri binası değildir. En büyük eseri mezunudur” diyen Arıca, bundan sonraki Yalova Tıp hikâyesinin önemli bölümünü bugün sıralarda oturan öğrencilerin yazacağını ifade etti.
BEYAZ ÖNLÜĞÜN GÖRÜNMEYEN CEBİNDE ÜÇ ŞEY
İlk dersin sonunda Prof. Dr. Arıca, gelecekte beyaz önlüklerini giyecek öğrencilere üç kavram bıraktı:
Merak, merhamet ve cesaret.
Merakın doğru tanının peşinden gitmeyi, merhametin hastayı yalnızca bir vaka olarak değil insan olarak görmeyi, cesaretin ise gerektiğinde doğru olanı savunmayı sağlayacağını belirtti.
Arıca, öğrencilerin bugünlere gelmesinde ailelerinin emeğini de hatırlatarak genç tıbbiyelilere şu sözlerle seslendi:
“Yolunuz açık, vicdanınız diri, elleriniz şifaya vesile olsun.”
Beş yıl önce kuruluş çalışmalarıyla başlayan Yalova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yolculuğunda böylece yeni bir dönem başladı.
Bir zamanlar planlarda ve hayallerde bulunan amfilerde bugün genç tıbbiyeliler ders görüyor. Fakültenin bundan sonraki hikâyesini ise yetiştireceği hekimler yazacak.



