Ama 1944 yılında dünyada ilk kez “mavi bebek” olarak adlandırılan ağır doğumsal kalp hastalarından biri ameliyat edilirken, cerrah Alfred Blalock'un hemen arkasında duran ve ona adım adım yol gösteren kişi Vivien Thomas'tı. Yıllarca laboratuvarda kalpler ve damarlar üzerinde çalışan o eller, modern kalp cerrahisinin kapısını açan ellerden biri oldu.
29 Kasım 1944.
Baltimore.
Johns Hopkins Hastanesi.
Ameliyat masasındaki küçük kızın adı Eileen Saxon'dı.
Henüz 18 aylıktı.
Ağırlığı yalnızca yaklaşık dört kilogramdı.
Tenindeki ve dudaklarındaki belirgin mavilik, vücuduna yeterince oksijen gitmediğinin dışarıdan görünen işaretiydi.
Eileen, o yıllarda halk arasında “mavi bebek” olarak anılan çocuklardan biriydi. Kalbindeki ağır doğumsal bozukluk nedeniyle akciğerlerine yeterince kan ulaşmıyor, kanı yeterince oksijenlenemiyordu.
Her nefes onun için bir mücadeleydi.
Ve dönemin tıbbının bu çocuklara sunabileceği seçenekler son derece sınırlıydı.
Kalp-akciğer makinesi henüz klinik kullanıma girmemişti.
Açık kalp cerrahisinin bugünkü imkânları yoktu.
Tetraloji of Fallot gibi karmaşık doğumsal kalp hastalıkları ise cerrahinin ulaşamayacağı sınırlar arasında görülüyordu.
Ama o gün Johns Hopkins'teki ameliyathanede bir grup insan, tıbbın en büyük sınırlarından birine meydan okumaya hazırlanıyordu.
Ameliyat masasının başında cerrah Alfred Blalock vardı.
Bu çocukların neden morardığını ve akciğerlere daha fazla kan ulaştırmanın onları kurtarabileceğini düşünen çocuk kardiyoloğu Helen Brooke Taussig da bu fikrin oluşmasındaki temel isimlerden biriydi.
Ve Blalock'un hemen arkasında başka bir adam duruyordu.
Beyaz önlüğü vardı.
Cerrahi teknikleri birçok doktordan daha iyi biliyordu.
Yıllardır damarları birbirine dikiyor, kalp ve dolaşım sistemi üzerinde deneysel ameliyatlar yapıyor, cerrahlara teknik öğretiyordu.
Ama doktor değildi.
Adı Vivien Thomas'tı.
O ameliyatın cerrahi tekniğini laboratuvarda defalarca geliştiren insanlardan biriydi.
Şimdi ilk kez bir çocuk üzerinde uygulanacaktı.
Blalock ameliyatı yapacaktı.
Ama Thomas onun arkasında duracak ve yıllardır kendi elleriyle geliştirdiği tekniğin insan bedeninde uygulanışını izleyecekti.
Gerektiğinde yol gösterecekti.
Çünkü o ameliyathanedeki hiç kimse, yapılacak işlemi laboratuvarda Vivien Thomas kadar çok uygulamamıştı.
Belki de o günün en büyük ironisi buydu.
Ameliyatı en iyi bilen insanlardan biri, cerrah unvanı taşımayan adamdı.
Doktor olmak istiyordu
Vivien Theodore Thomas, 29 Ağustos 1910'da Louisiana'da dünyaya geldi ve Nashville, Tennessee'de büyüdü.
Başarılı bir öğrenciydi.
Hayali doktor olmaktı.
Üniversiteye gidebilmek için çalıştı.
Para biriktirdi.
Tennessee Agricultural and Industrial College'da tıp öncesi eğitime başladı.
Fakat sonra Amerika'yı sarsan 1929 ekonomik krizi geldi.
Bankalar battı.
İnsanların yıllarca biriktirdiği paralar bir gecede yok oldu.
Thomas'ın eğitim için biriktirdiği para da kayboldu.
Doktorluk hayali, henüz yolun başında ekonomik gerçeklerin altında kaldı.
Okulu bırakmak zorunda kaldı.
Bir insan düşünün.
Hayatının geri kalanında dünyanın en ünlü cerrahlarından bazılarına ameliyat tekniği öğretecek.
Kalp cerrahisinin gelişmesine katkıda bulunacak.
Binlerce çocuğun yaşamını değiştirecek bir operasyonun geliştirilmesinde temel rollerden birini üstlenecek.
Ama doktor olma yolundaki eğitimine devam edebilmesini sağlayacak maddi imkânı bulamayacak.
Vivien Thomas'ın hikâyesinin belki de en acı tarafı burada başlıyordu.
O bilimden uzaklaşmamıştı.
Ama bilim dünyasının kapıları ona sonuna kadar açık da değildi.
1930 yılında Vanderbilt Üniversitesi'nde genç cerrah Alfred Blalock'un laboratuvarında çalışmaya başladı.
Thomas'ın cerrahi becerisi ve araştırma yeteneği kısa sürede Blalock'un dikkatini çekti.
Aralarındaki çalışma ilişkisi yıllar içinde modern cerrahi tarihinin en önemli ortaklıklarından birine dönüşecekti.
Blalock 1941'de Johns Hopkins Hastanesi'nde cerrahi bölümünün başına geçtiğinde Thomas'ın da Baltimore'a gelmesini özellikle istedi.
Thomas'ın tıp diploması yoktu.
Ama ellerinde başka bir şey vardı.
Yetenek.
Merak.
Sabır.
Ve insan bedeninin en küçük damarlarını bile birbirine dikmeye yetecek kadar olağanüstü bir cerrahi hassasiyet.
Laboratuvarda başlayan ortaklık
Alfred Blalock ve Vivien Thomas ilk yıllarda doğrudan kalp ameliyatları üzerinde çalışmıyordu.
Araştırmalarının önemli bölümü şok ve dolaşım sistemi üzerineydi.
Blalock fikirler geliştiriyor, Thomas bu fikirlerin laboratuvarda nasıl uygulanabileceğini araştırıyordu.
Fakat zaman geçtikçe roller arasındaki sınır giderek ilginç bir hâl aldı.
Thomas yalnızca kendisine söyleneni yapan bir teknisyen değildi.
Deneysel ameliyatları gerçekleştiriyor, teknik sorunlara çözüm buluyor, cerrahi yöntemleri geliştiriyor ve laboratuvarda çalışan genç doktorlara eğitim veriyordu.
Resmî unvanıyla gerçek yaptığı iş arasında büyük bir mesafe vardı.
Kâğıt üzerinde teknisyendi.
Laboratuvarda ise cerrahi ustasıydı.
1941'de Blalock Johns Hopkins'e geçtiğinde bu ortaklık da Baltimore'a taşındı.
Ve kısa süre sonra yolları, çocuk kardiyolojisinin öncülerinden Helen Taussig ile kesişti.
Taussig'in karşısında yıllardır çaresizce izlediği çocuklar vardı.
Doğuştan kalp hastalıkları nedeniyle moraran çocuklar.
Koşamayan çocuklar.
Birkaç adım attığında nefessiz kalan çocuklar.
Bazıları daha bebekken hayatını kaybediyordu.
Bu çocukların bir bölümünde temel sorunlardan biri, akciğerlere yeterli kanın ulaşamamasıydı.
Taussig'in düşüncesi cesurdu:
Eğer akciğerlere giden kan miktarı cerrahi olarak artırılabilirse, bu çocukların kanındaki oksijen düzeyi yükseltilebilir miydi?
Fikir tıbbi olarak anlamlıydı.
Ama bunu gerçekleştirecek bir cerrahi yöntem yoktu.
İşte tam bu noktada fikir laboratuvara taşındı.
Ve laboratuvarda Vivien Thomas vardı.
Bir çocuğun kalbinden önce laboratuvarda yüzlerce saat
Taussig'in klinik gözlemleri ile Blalock'un cerrahi yaklaşımı bir araya geldiğinde, akciğerlere daha fazla kan gönderecek yeni bir damar bağlantısı oluşturma düşüncesi ortaya çıktı.
Ancak bir fikirle ameliyat arasında büyük bir uçurum vardı.
Hangi damar kullanılacaktı?
Damarlar nasıl birbirine bağlanacaktı?
Dikişler ne kadar ince olmalıydı?
Kanama nasıl kontrol edilecekti?
Bu kadar küçük damarlar üzerinde güvenli bir bağlantı nasıl kurulacaktı?
Üstelik ameliyat yapılacak hastalar küçücük çocuklardı.
Bir cerrahın hata payı neredeyse yoktu.
Thomas laboratuvarda bu soruların peşine düştü.
Hayvan modelleri üzerinde çalıştı.
Damar bağlantılarının nasıl yapılacağını geliştirdi.
Tekniği tekrar tekrar uyguladı.
Başarısızlıkları gördü.
Dikişleri değiştirdi.
Yöntemi yeniden denedi.
Bir cerrahi fikir, yavaş yavaş uygulanabilir bir operasyona dönüşmeye başladı.
Thomas'ın çalışması yalnızca teorik değildi.
Ameliyat sırasında kullanılacak el hareketlerinin pratiğine kadar uzanıyordu.
Cerrahi teknik, onun ellerinde olgunlaşıyordu.
İşte bu nedenle Eileen Saxon ameliyat masasına yatırıldığında Alfred Blalock'un yanında bulunması tesadüf değildi.
Thomas o operasyonun laboratuvardaki hafızasıydı.
Blalock ameliyatı gerçekleştirecekti.
Ama Thomas, cerrahın arkasında durarak gerektiğinde yönlendirecekti.
Ameliyathanede görünmeyen adam
29 Kasım 1944'te tarihi operasyon başladı.
Amaç kalbin içindeki doğumsal bozukluğu açık kalp cerrahisiyle doğrudan düzeltmek değildi.
Bu henüz mümkün değildi.
Bunun yerine vücuttan gelen arterlerden biriyle akciğer damarları arasında yeni bir bağlantı oluşturularak akciğerlere daha fazla kan gönderilecekti.
Bugün şant olarak adlandırdığımız bu yaklaşım, hastalığın anatomik nedenini ortadan kaldırmıyor; ancak akciğerlere ulaşan kan miktarını artırarak kandaki oksijenlenmeyi iyileştirmeyi amaçlıyordu.
Yani bu, düzeltici değil, yaşamı uzatmayı ve belirtileri hafifletmeyi hedefleyen palyatif bir girişimdi.
Blalock ameliyatı gerçekleştirirken Thomas hemen arkasındaydı.
Damarın nasıl tutulacağını biliyordu.
Bağlantının nasıl yapılacağını biliyordu.
Tekniğin hangi aşamada sorun çıkarabileceğini biliyordu.
Çünkü bütün bunları daha önce laboratuvarda yaşamıştı.
Ameliyat tamamlandı.
Eileen hayatta kaldı.
Operasyon, ağır doğumsal kalp hastalıklarında cerrahinin mümkün olabileceğini gösteren tarihi bir dönüm noktası oldu.
Sonuçlar Blalock ve Taussig'in imzasıyla 1945 yılında JAMA'da yayımlandı.
Vivien Thomas'ın adı ise yazarlar arasında yoktu.
Bir düşünün.
Laboratuvarda tekniği geliştiren insanlardan birisiniz.
Ameliyatı gerçekleştirecek cerrahın hazırlığında doğrudan rol alıyorsunuz.
İlk operasyon sırasında cerrahın hemen arkasında duruyorsunuz.
Gerektiğinde ona rehberlik ediyorsunuz.
Sonra tıp tarihine geçecek bilimsel makale yayımlanıyor.
Ve adınız yok.
Bilim dünyası uzun süre bu ameliyatı iki kişinin adıyla tanıyacaktı:
Blalock-Taussig şantı.
Oysa hikâyede üçüncü bir insan daha vardı.
Vivien Thomas.
Başarı geldiğinde spot ışıkları başkasının üzerindeydi
“Mavi bebek ameliyatı” büyük yankı uyandırdı.
Dünyanın farklı yerlerinden aileler Johns Hopkins'e gelmeye başladı.
Çocuklarının başka hiçbir yerde bulunmayan bir şansı olduğunu düşünüyorlardı.
Cerrahlar tekniği öğrenmek istiyordu.
Johns Hopkins bir anda doğumsal kalp cerrahisinin merkezlerinden biri hâline geldi.
Modern kalp cerrahisinin önündeki büyük psikolojik engellerden biri yıkılmıştı.
Kalbe ve büyük damarlara yönelik cerrahi artık imkânsız olarak görülmüyordu.
Yıllar içinde bu yaklaşım binlerce çocuğun yaşamına dokundu ve doğumsal kalp cerrahisinin gelişmesinde tarihsel bir başlangıç noktası oldu.
Ama başarı büyüdükçe başka bir gerçek daha görünür hâle geliyordu.
Vivien Thomas'ın emeği büyüktü.
Fakat görünürlüğü aynı ölçüde değildi.
O yılların Amerika'sında ırk ayrımcılığı yalnızca sokakta değildi.
Üniversitelerdeydi.
Hastanelerdeydi.
Mesleklerdeydi.
Unvanlarda ve fırsatlarda da kendisini gösteriyordu.
Thomas, dünyanın en prestijli tıp kurumlarından birinde onlarca cerrahın eğitimine katkı sağlıyor; ama kendisi doktor olmadığı için tıp dünyasının resmî hiyerarşisinin dışında kalıyordu.
Bir süre geçimini desteklemek için ek işlerde çalışmak zorunda kaldı.
Ne kadar tuhaf.
Gündüz geleceğin cerrahlarına el becerisi öğretiyorsunuz.
Akşam geçiminizi sağlayabilmek için başka bir işte çalışıyorsunuz.
Bir insanın yaptığı işle sahip olduğu unvan arasındaki mesafe bundan daha büyük olabilir mi?
Cerrahları yetiştiren cerrah olmayan adam
Yıllar geçti.
Vivien Thomas laboratuvarda çalışmaya devam etti.
Yeni kuşak cerrahlar onun yanına geldi.
Daha sonra Amerika'nın önemli kalp cerrahları arasında yer alacak doktorların bir bölümü, cerrahi tekniğin inceliklerini ondan öğrendi.
Thomas damarları nasıl tutacaklarını gösteriyordu.
Dikişlerin nasıl atılacağını öğretiyordu.
Bir cerrahın ellerinin ne kadar sakin olması gerektiğini gösteriyordu.
Tıp diploması olmayan bir insan, tıp diploması olan insanlara ameliyat yapmayı öğretiyordu.
Belki de Vivien Thomas'ın hikâyesinin en çarpıcı tarafı burada saklıdır.
Çünkü bilim dünyası insanları çoğu zaman unvanlarıyla tanımlar.
Profesör.
Doktor.
Cerrah.
Araştırmacı.
Ama bazen bir insanın gerçek bilgisini taşıyabilecek kadar büyük bir unvan henüz bulunmamıştır.
Thomas'ın unvanı uzun yıllar yaptığı işin gerisinde kaldı.
Ama yetiştirdiği insanların ellerinde onun bilgisi yaşamaya devam etti.
Bir portreyle başlayan geç kalmış teşekkür
Vivien Thomas'ın katkılarının daha geniş biçimde tanınması için onlarca yıl geçmesi gerekti.
1969 yılında Vivien Thomas'ın portresi, Johns Hopkins cerrahi tarihinin önemli isimlerinin portreleri arasındaki yerini aldı.
1971'de düzenlenen törende meslektaşları ona saygılarını sundu.
Bir zamanlar bazı kapılarından eşit biçimde geçemediği kurumun duvarında artık yüzü vardı.
1976'da ise Johns Hopkins Üniversitesi tarafından fahri hukuk doktorasıyla onurlandırıldı ve Tıp Fakültesi'nde Cerrahi Eğitmeni olarak atandı.
Doktor olma hayali yarım kalan genç adam, yaklaşık yarım yüzyıl sonra dünyanın en saygın tıp kurumlarından biri tarafından onurlandırılıyordu.
Bu bir bakıma güzel bir sondu.
Ama insan yine de sormadan edemiyor:
Neden bu kadar geç?
Bir insanın değeri, ancak onlarca yıl sonra mı görülebilir?
Binlerce hayatı etkileyen bir tıbbi gelişmenin arkasında olmak neden yetmez?
Bilim tarihi neden bazı insanların isimlerini büyük harflerle yazarken, bazılarının varlığını dipnotlara bırakır?
Vivien Thomas'ın hikâyesi bu soruların kolay bir cevabı olmadığını gösteriyor.
Adı sonunda ameliyata geri döndü
Vivien Thomas 1985 yılında hayatını kaybetti.
Fakat ölümünden sonra hikâyesi giderek daha fazla anlatılmaya başladı.
Tıp tarihçileri onun laboratuvardaki rolünü yeniden değerlendirdi.
Yetiştirdiği cerrahlar anılarını anlattı.
Johns Hopkins kendi tarihinde onun katkısını daha görünür hâle getirdi.
Ve zamanla bir zamanlar yalnızca “Blalock-Taussig şantı” olarak bilinen tarihsel operasyon için Blalock-Taussig-Thomas şantı adının kullanımı giderek daha fazla benimsendi.
Bu yalnızca bir ismin ameliyatın adına eklenmesi değildi.
Bir borcun ödenmesiydi.
Geç kalmış bir cümleydi:
Sen de oradaydın.
Sen de düşündün.
Sen de denedin.
Sen de başarısız oldun.
Sen de yeniden başladın.
Sen de öğrettin.
Ve o tarihi ameliyatın içinde senin de emeğin vardı.
Bir cerrahın arkasında duran adam
29 Kasım 1944'te Alfred Blalock ameliyat masasının başındaydı.
Vivien Thomas ise arkasındaydı.
Tarih uzun süre yalnızca ön tarafta duran adamı gördü.
Belki de tarih kitaplarının en büyük sorunlarından biri budur.
Her zaman sahnenin önüne bakarlar.
Oysa bazen asıl hikâye birkaç adım geride yaşanır.
Bir laboratuvarın sessizliğinde.
Saatler süren deneylerde.
Kimsenin görmediği başarısızlıklarda.
Başkalarının adını taşıyacak bir yöntemin ayrıntılarını çözmeye çalışan ellerde.
Vivien Thomas doktor olamadı.
Ama doktorlar yetiştirdi.
Cerrah unvanı taşımadı.
Ama cerrahi teknikler geliştirdi.
Doktor olma hayalini gerçekleştiremedi.
Ama tıp tarihinin en önemli ameliyatlarından birinin kapısını açan çalışmanın merkezinde yer aldı.
Ve belki de hayatının en büyük ironisi şuydu:
İnsan kalbine ulaşmak için diploma sahibi olması gerektiği düşünülen bir dünyada, o kalp cerrahisinin geleceğine dokunan insanlardan biri oldu.
Bugün doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya gelen bir çocuk ameliyat edildiğinde, ameliyathanede Vivien Thomas'ın adı söylenmeyebilir.
Cerrah onu düşünmeyebilir.
Aile onun hikâyesini hiç duymamış olabilir.
Ama modern kalp cerrahisinin uzun yolunda onun açtığı kapılardan biri hâlâ oradadır.
Ve 1944 yılındaki o ameliyathaneye yeniden bakarsanız, cerrahın hemen arkasında sessizce duran bir adam görürsünüz.
Elinde ne tıp diploması vardır ne de büyük bir akademik unvan.
Ama o odada yapılacak ameliyatı en iyi bilen insanlardan biridir.
Adı Vivien Thomas'tır.
Tarih onu uzun süre arka planda bıraktı.
Ama bugün biliyoruz:
Bazı insanlar ameliyat masasının başında görünür.
Bazıları ise o masada yapılabilecekleri mümkün hâle getirir.
Vivien Thomas ikinci gruptaydı.
Ve bazen tıp tarihini değiştirenler, fotoğrafın tam ortasında duranlar değildir.
Vivien Thomas: Cerrah Değildi, Ama Kalp Cerrahisinin Tarihini Değiştirdi
Tıp diploması yoktu. Cerrah unvanı taşımıyordu. Adı, geliştirilmesine büyük katkı sunduğu tarihi ameliyatın ilk bilimsel makalesinde yer almadı.
Yorumlar




