Türkiye’de kalp ve damar hastalıklarının yol açtığı ölüm yükü çarpıcı boyutlara ulaştı. Türk Kardiyoloji Derneği (TKD), 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı çağrıda kalp hastalıklarına karşı mücadelenin kalp krizi geçirdikten sonra değil, yıllar önce başlaması gerektiğine dikkat çekti.

TÜİK’in 2025 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ne göre Türkiye’de 491 bin 684 kişi hayatını kaybetti. Ölümlerin yüzde 34,7’sini dolaşım sistemi hastalıkları oluşturdu.

Bu oran, yalnızca bir yıl içinde yaklaşık 170 bin 600 kişinin dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle Türkiye’de gerçekleşen yaklaşık her üç ölümden biri bu gruptaki hastalıklardan kaynaklandı.

Bir yıllık ölüm sayısı COVID-19 toplamının yaklaşık 1,7 katı

TKD Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan, tablonun büyüklüğüne dikkat çekmek için dikkat çekici bir karşılaştırma yaptı.

Sağlık Bakanlığı’nın COVID-19 Bilgilendirme Platformu’nda Türkiye’de bildirilen toplam COVID-19 ölüm sayısı 102 bin 174 olarak yer alıyor. Buna karşılık yalnızca 2025 yılında dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm sayısı yaklaşık 171 bine ulaştı.

Bu iki veri karşılaştırıldığında, Türkiye’de bir yılda dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanan ölüm sayısı, Sağlık Bakanlığı tarafından bildirilen toplam COVID-19 ölüm sayısının yaklaşık 1,7 katına karşılık geliyor.

Türk Tarihinde Çocukluk ve Oyun Kültürü Uluslararası Sempozyumda Ele Alınacak
Türk Tarihinde Çocukluk ve Oyun Kültürü Uluslararası Sempozyumda Ele Alınacak
İçeriği Görüntüle

Okuyan, kalp ve damar hastalıklarının oluşturduğu yükü “Her yıl Türkiye’de bir kalp damar hastalıkları pandemisi yaşanmaktadır” sözleriyle değerlendirdi.

Risk faktörleri toplumda hâlâ çok yaygın

Sorun yalnızca ölüm sayılarıyla sınırlı değil.

Dünya Sağlık Örgütü desteğiyle 2023 yılında Türkiye’de 6 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ulusal araştırma, kalp ve damar hastalıklarının temel risk faktörlerinin toplumda ne kadar yaygın olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 34,8’i tütün ürünü kullanıyor. Toplumun yüzde 32,1’i yeterli fiziksel aktivite yapmıyor.

Katılımcıların yüzde 87,9’u ise günde önerilen beş porsiyondan daha az meyve ve sebze tüketiyor.

TKD’nin dikkat çektiği bir başka önemli nokta da kalp krizlerinin görülme yaşı. Dernek, ESC 2026’da açıklanan EUROASPIRE verilerine dayanarak Türkiye’de kalp krizlerinin bazı Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında ortalama yaklaşık 5 yıl daha erken ortaya çıktığını bildirdi.

Kalp krizi çoğu zaman yıllar içinde hazırlanıyor

Kalp ve damar hastalıklarının en önemli özelliklerinden biri, yıllarca belirgin bir yakınmaya yol açmadan ilerleyebilmesi.

Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kan şekeri yüksekliği, tütün kullanımı, fazla kilo, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme zaman içinde damar duvarında ateroskleroz gelişmesine ve plak birikmesine neden olabiliyor.

Kişi kendisini sağlıklı hissederken damar hastalığı ilerleyebiliyor. İlk ciddi belirti bazı kişilerde kalp krizi olabiliyor.

Bu nedenle koruyucu kardiyolojide temel yaklaşım, hastalığın belirti vermesini beklemek yerine kişinin riskini önceden ortaya çıkarmak.

TKD’den Türkiye’ye 7 adımlık çağrı

Türk Kardiyoloji Derneği, Dünya Kalp Günü’nde kalp sağlığını korumak için toplumun uygulayabileceği 7 temel adımı öne çıkardı.

1. Tansiyonunuzu ölçtürün

Yüksek tansiyon uzun süre hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişinin yalnızca kendisini iyi hissetmesine güvenmesi yeterli değil. Tansiyonun düzenli ölçülmesi ve sonuçların hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

2. Kolesterolünüzü bilin

Kolesterol yüksekliği damar hastalıklarının başlıca risk faktörleri arasında bulunuyor. Ancak herkes için tek bir hedef değer bulunmuyor. Hedef kolesterol düzeyi kişinin toplam kalp-damar riskine göre değişebiliyor.

3. Kan şekerinizi kontrol ettirin

Diyabet ve yüksek kan şekeri kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Özellikle risk grubundaki kişilerin kan şekeri değerlerini bilmesi önem taşıyor.

4. Tütün ürünlerinden uzak durun

Sigara ve diğer tütün ürünleri kalp ve damar hastalıkları açısından en önemli önlenebilir risk faktörlerinden biri. TKD, tütün kullanan kişilerin bırakmak için profesyonel destek almasını öneriyor.

5. Hareket edin

Hareketsiz yaşam kalp-damar riskini artırıyor. Düzenli yürüyüş, merdiven kullanmak ve uzun süreli oturmayı sık sık bölmek gibi günlük hareketler de kalp sağlığı açısından önem taşıyor.

6. Beslenmenizi gözden geçirin

Sebze, meyve, tam tahıl, balık, baklagiller ve sağlıklı yağ kaynaklarının öne çıktığı; aşırı tuz, doymuş yağ ve ultra işlenmiş gıdaların sınırlandığı bir beslenme düzeni kalp sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.

7. Aile öykünüzü öğrenin

Birinci derece erkek akrabalarda 55, kadın akrabalarda 65 yaşından önce ortaya çıkan kalp-damar hastalıkları kişinin risk değerlendirmesinde önem taşıyor. Bu nedenle ailede erken yaşta kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsünün hekime bildirilmesi gerekiyor.

“Kalp krizini beklemeyin”

TKD Genel Sekreteri Prof. Dr. Dursun Aras da asıl mücadelenin hastane, yoğun bakım veya anjiyografi laboratuvarından önce başlaması gerektiğini vurguladı.

Mesaj net:

Şikâyetin ortaya çıkmasını beklememek, tansiyonu bilmek, kolesterol ve kan şekerini kontrol ettirmek, tütünden uzak durmak, hareket etmek, sağlıklı beslenmek ve aile öyküsünü öğrenmek.

Çünkü kalp ve damar hastalıklarının oluşturduğu büyük yükün karşısında en önemli mücadele alanlarından biri hâlâ hastalık ortaya çıkmadan önceki dönem.

Türk Kardiyoloji Derneği’nin Dünya Kalp Günü çağrısı da bu noktada birleşiyor:

Kalp krizini beklemeyin. Riskinizi bilin. Kontrolünüzü ertelemeyin.