Sildenafil, tadalafil, avanafil veya vardenafil kullanmaya başlayan 195 bin 161 erkeğin sağlık kayıtları, aynı büyüklükteki kontrol grubuyla karşılaştırıldı.

Sertleşme sorunu tedavisinde yaygın kullanılan bazı ilaçların retina üzerindeki olası etkilerini araştıran geniş kapsamlı bir çalışma, dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Tayvan’daki araştırmacılar, PDE-5 inhibitörü olarak bilinen ilaçları kullanan erkeklerde santral seröz koryoretinopati riskinin beş yıllık takipte anlamlı biçimde artmadığını bildirdi.

Scientific Reports’ta yayımlanan araştırmada, küresel TriNetX sağlık kayıt ağı kullanıldı. Çalışma, Taipei Veterans General Hospital, National Yang Ming Chiao Tung University ve Taipei Medical University bağlantılı araştırmacılar tarafından yürütüldü.

Araştırmacılar sildenafil, tadalafil, avanafil ve vardenafil gibi sertleşme sorunu tedavisinde kullanılan ilaçların yanı sıra prostat büyümesinde kullanılan alfa blokerleri ve dışarıdan verilen androjen hormonlarının belirli bir retina hastalığıyla ilişkisini değerlendirdi.

Yaklaşık 390 bin sağlık kaydı karşılaştırıldı

Araştırmanın veri havuzunda başlangıçta 205 milyondan fazla kişinin sağlık kaydı tarandı.

PDE-5 inhibitörlerine ilişkin ana analizde bu ilaçlardan birini yeni kullanmaya başlayan 195 bin 161 erkeğin sağlık kayıtları, ilaçları kullanmayan ve benzer özelliklere sahip 195 bin 161 kişilik kontrol grubuyla karşılaştırıldı.

Böylece yalnızca PDE-5 inhibitörlerine yönelik değerlendirmede yaklaşık 390 bin kişinin sağlık kaydı incelendi.

Araştırmacılar grupları oluştururken yaş, mevcut hastalıklar ve sonucu etkileyebilecek diğer sağlık özellikleri bakımından mümkün olduğunca benzer kişileri karşılaştırmaya çalıştı.

PDE-5 inhibitörlerini pulmoner hipertansiyon nedeniyle kullanan hastalar ise analize dahil edilmedi. Böylece değerlendirme esas olarak sertleşme sorunu nedeniyle bu ilaçları kullanan erkeklere odaklandı.

Araştırılan retina hastalığı nedir?

Çalışmada incelenen santral seröz koryoretinopati, gözün arka bölümündeki retina tabakasının altında sıvı birikmesiyle ortaya çıkabilen bir hastalık.

Bu durum özellikle merkezi görmeyi etkileyebiliyor. Hastalarda bulanık görme, görüntülerin eğri veya bozuk algılanması ve merkezi görüşte değişiklikler ortaya çıkabiliyor.

PDE-5 inhibitörlerinin gözün damar bakımından zengin koroid tabakasındaki kan akımı üzerinde etkileri bulunabileceği uzun süredir araştırılıyor. Tadalafil kullanımının ardından santral seröz koryoretinopati geliştiğini bildiren geçmiş vaka raporları da bulunuyor.

Ancak tek tek hastalarda bildirilen vakalar, ilacın geniş toplumda hastalık riskini artırdığını kanıtlamıyor. Yeni araştırmanın önemli yönlerinden biri, bu olası ilişkinin çok daha büyük bir gerçek yaşam verisi üzerinde değerlendirilmesi oldu.

Beş yıllık takipte anlamlı artış bulunmadı

PDE-5 inhibitörü kullanan erkeklerle kontrol grubunun sonuçları beş yıla kadar karşılaştırıldı.

Kanser Tedavisi Sonrası Ağız Kuruluğuna Gen Tedavisi: Etki 3 Yıla Uzandı
Kanser Tedavisi Sonrası Ağız Kuruluğuna Gen Tedavisi: Etki 3 Yıla Uzandı
İçeriği Görüntüle

Araştırmada beş yıllık risk oranı 0,917 olarak hesaplandı. Yüzde 95 güven aralığı 0,649 ile 1,296 arasında kaldı ve sonuç istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı.

Daha sade ifadeyle araştırmacılar, PDE-5 inhibitörlerini kullanan erkeklerde söz konusu retina hastalığının daha sık görüldüğünü gösteren güvenilir bir fark bulamadı.

Beş yıllık takipte santral seröz koryoretinopati gelişmeden kalanların oranının hem ilaç kullananlarda hem de kontrol grubunda yaklaşık yüzde 99,96 olması, incelenen hastalığın her iki grupta da oldukça seyrek görüldüğünü ortaya koydu.

Sonuçların bir başka önemli noktası ise araştırmanın bu ilaçların göz açısından koruyucu olduğunu göstermemesi. Bulgular yalnızca incelenen hasta grubunda söz konusu retina hastalığının riskinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış gösterilemediğine işaret ediyor.

Tadalafil ayrıca incelendi

Araştırmacılar, daha önce yayımlanan bazı vaka bildirimleri nedeniyle tadalafili ayrıca değerlendirdi.

Tadalafil kullananlarda ilk yıl için hesaplanan risk oranı 1,671, ikinci yıl için ise 1,551 oldu.

Bu değerler ilk bakışta riskin daha yüksek olabileceğini düşündürse de sonuçların güven aralıkları genişti ve fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı.

Takip süresi uzadığında bu eğilim de devam etmedi. Dördüncü yılda risk oranı yaklaşık 1 düzeyine gelirken beşinci yılda 0,948 olarak hesaplandı.

Dolayısıyla tadalafil için ilk yıllarda ortaya çıkan sinyal, araştırmada kalıcı ve istatistiksel olarak doğrulanmış bir risk artışına dönüşmedi.

Prostat ve hormon tedavileri de araştırıldı

Çalışmanın kapsamı sertleşme ilaçlarıyla sınırlı tutulmadı.

İyi huylu prostat büyümesinde kullanılan alfa blokerleri yeni kullanmaya başlayan 214 bin 510 kişinin sağlık kayıtları, aynı sayıda kontrol kaydıyla karşılaştırıldı.

Testosteron ve diğer bazı androjen tedavilerini kullanan 68 bin 403 kişi de aynı büyüklükte bir kontrol grubuyla eşleştirildi.

Üç ana analiz birlikte değerlendirildiğinde araştırmada toplam 478 bin 74 kullanıcı-kontrol çifti yer aldı.

Beş yıllık takipte alfa bloker veya androjen tedavileriyle santral seröz koryoretinopati arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir risk artışı saptanmadı.

Bulgular “göz açısından tamamen risksiz” anlamına gelmiyor

Çalışmanın büyüklüğü önemli bir avantaj sağlasa da araştırmanın bazı sınırlılıkları bulunuyor.

Analiz, gerçek yaşam sağlık kayıtlarındaki tanı ve reçete bilgilerine dayanıyor. Araştırmacılar hastaların retina görüntülerini tek tek yeniden incelemedi.

Bir ilacın sağlık kayıtlarında reçete edilmiş görünmesi de kişinin ilacı gerçekten kullanıp kullanmadığını, hangi dozda aldığını veya tedaviye ne kadar süre devam ettiğini kesin olarak göstermiyor.

Santral seröz koryoretinopati vakalarının sayısının düşük olması da özellikle çok nadir yan etkilerin değerlendirilmesini güçleştiriyor.

Bu nedenle çalışma, PDE-5 inhibitörlerinin santral seröz koryoretinopatiye hiçbir koşulda yol açamayacağını kanıtlamıyor. Bulgular, geniş sağlık kayıtları üzerinde beş yıllık takipte sürekli ve anlamlı bir risk artışı gösterilemediğini ortaya koyuyor.

İlaçların bırakılması gerektiğini gösteren bir bulgu yok

Araştırmanın sonuçları, sertleşme sorunu nedeniyle PDE-5 inhibitörü kullanan kişilerin ilaçlarını bu çalışma nedeniyle bırakmasını gerektiren bir bulgu ortaya koymuyor.

Öte yandan ilaç kullanımı sırasında ani veya yeni başlayan görme değişiklikleri ortaya çıkması halinde bunun göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bu tür belirtilerin ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ancak tıbbi değerlendirmeyle belirlenebilir.

Araştırmacıların elde ettiği geniş ölçekli gerçek yaşam verileri, geçmişte tadalafil ve diğer PDE-5 inhibitörleriyle ilgili bildirilen tekil vakalara daha geniş bir çerçeveden bakılmasını sağlıyor.

Sonuçlar, yüz binlerce kişinin sağlık kaydında belirgin bir toplum düzeyi risk artışı göstermese de nadir olayların ve belirli hasta gruplarındaki olası risklerin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğine işaret ediyor.

KAYNAKLAR

  • Scientific Reports
  • Taipei Veterans General Hospital
  • National Yang Ming Chiao Tung University
  • Taipei Medical University
  • TriNetX