RUH SAĞLIĞI

Ruh Sağlığı Sorunları Küresel Engelliliğin Bir Numaralı Nedeni Oldu

Dünya genelinde ruh sağlığı sorunları alarm veriyor. Yeni yayımlanan kapsamlı bir araştırma, ruhsal bozuklukların artık kalp-damar hastalıkları, kanser ve kas-iskelet sistemi hastalıklarını geride bırakarak dünya çapında engelliliğin en büyük nedeni haline geldiğini ortaya koydu.

Uzmanlar özellikle gençler ve kadınlar arasında artan yükün sağlık sistemleri için ciddi bir uyarı niteliği taşıdığına dikkat çekiyor.

1,2 Milyara Yakın İnsan Ruhsal Bozuklukla Yaşıyor

The Lancet’te yayımlanan ve 204 ülke ile bölgeyi kapsayan araştırmaya göre, 2023 yılında yaklaşık 1,2 milyar kişi en az bir ruhsal bozuklukla yaşamını sürdürüyordu. Bu sayı, 1990 yılına kıyasla neredeyse iki katına çıktı. Araştırmacılar, çalışmanın şimdiye kadar ruhsal hastalık yükünü inceleyen en kapsamlı analizlerden biri olduğunu belirtiyor.

Ruhsal Hastalıklar Engellilikte İlk Sıraya Yerleşti

Araştırmaya göre ruhsal bozukluklar, dünya genelindeki tüm engellilik yıllarının yüzde 17’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu oran, ruh sağlığı sorunlarının insanların günlük yaşamlarını, çalışma hayatlarını ve sosyal ilişkilerini etkileyen en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini gösteriyor.

Uzmanlar, ruhsal hastalıkların yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmadığını; ekonomik üretkenlik kaybı, iş gücü kaybı ve sağlık harcamalarındaki artış nedeniyle ülkelerin kalkınmasını da doğrudan etkilediğini vurguluyor.

En Yaygın Sorunlar: Anksiyete ve Depresyon

Araştırmada en büyük yükü anksiyete bozuklukları ve majör depresif bozukluk oluşturdu.

Son verilere göre:

* Anksiyete bozukluğu yaşayan kişi sayısı 470 milyona ulaştı.
* Majör depresyon vakaları 236 milyona yükseldi.
* Her iki hastalıkta da özellikle COVID-19 sonrası dönemde dikkat çekici artışlar görüldü.

Dünya Sağlık Örgütü de depresyonun dünya genelinde engelliliğe en fazla katkı yapan sağlık sorunu olduğunu belirtiyor.

Gençler ve Kadınlar Daha Fazla Risk Altında

Araştırma sonuçları, ruhsal bozuklukların özellikle 15-19 yaş arası gençlerde ve kadınlarda daha yüksek yük oluşturduğunu gösterdi. Çocukluk döneminde dikkat eksikliği ve otizm gibi nörogelişimsel sorunlar öne çıkarken, ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde depresyon ve anksiyete ilk sıralarda yer alıyor.

Kadınlarda depresyon ve anksiyete oranlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu, bunun biyolojik, sosyal ve çevresel birçok faktörle ilişkili olabileceği ifade ediliyor.

Pandeminin Etkileri Hâlâ Sürüyor

Araştırmacılar, son yıllardaki artışın yalnızca pandemiyle açıklanamayacağını belirtiyor. Yoksulluk, ekonomik belirsizlik, şiddet, istismar, sosyal izolasyon ve toplumsal bağların zayıflaması gibi faktörlerin de ruh sağlığını olumsuz etkilediği vurgulanıyor.

Uzmanlardan Acil Eylem Çağrısı

Araştırma ekibi, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, erken tanı programlarının yaygınlaştırılması ve toplum temelli destek sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü de ruh sağlığına yapılan yatırımın yalnızca sağlık alanında değil, ekonomik ve sosyal kalkınma açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Bu Sonuç Ne Anlama Geliyor?

Yeni veriler, ruhsal hastalıkların artık yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, küresel ölçekte en önemli halk sağlığı krizlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda depresyon, anksiyete ve diğer ruhsal bozukluklarla mücadele, sağlık politikalarının merkezinde yer almak zorunda kalacak.

Kaynak

* The Lancet
* Institute for Health Metrics and Evaluation (IHME)
* University of Queensland
* Dünya Sağlık Örgütü (WHO)