HUKUK

Rize’de Gazetecilere Dava: Basın Özgürlüğü Tartışması

Rize’de iki gazetecinin yargılandığı dava, yalnızca bir haber dosyasının sınırlarını aşarak Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Gazeteciler Gençağa Karafazlı ile Şenol Öksüz, Rize İl Milli Eğitim Müdürü’nün makam odasının yenilenmesine ilişkin yaptıkları haber nedeniyle hâkim karşısına çıktı.

Haberin yayımlanmasının ardından gözaltına alınan ve cep telefonlarına el konulan iki gazeteci, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. Hazırlanan iddianamede gazeteciler hakkında “özel yaşamın gizliliğini alenen ifşa etme” suçlaması yöneltildi.

Duruşma Ertelendi

Dava, 17 Şubat 2026 Salı günü saat 10.00’da Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık gazeteciler savunmalarını yaparken, mahkeme heyeti dosyanın ayrıntılı incelenmesi için duruşmayı 4 Haziran 2026 tarihine erteledi.

Duruşma salonunun kapıları kapandığında geride yalnızca iki sanık değil, gazeteciliğin sınırlarına dair bir soru işareti de kaldı.

Tartışmanın Odağı: Haber Hakkı mı, Özel Hayat mı?

Dava dosyasının merkezinde şu kritik soru yer alıyor:
Bir kamu yöneticisinin makam odasına ilişkin yapılan haber, “özel yaşamın gizliliği” kapsamında değerlendirilebilir mi?

Basın meslek örgütleri ve hukukçulara göre, kamu görevini yürüten kişilere ilişkin tasarrufların kamu yararı çerçevesinde haberleştirilmesi gazeteciliğin temel işlevlerinden biri. Özellikle kamu kaynaklarının kullanımı söz konusu olduğunda, şeffaflık ilkesi daha da önem kazanıyor.

Öte yandan savcılık makamı ise söz konusu haberin özel alan sınırlarını ihlal ettiği görüşünde.

Bu noktada hukuki tartışma, yalnızca iki gazetecinin kaderini değil, kamu yararı ile özel hayat arasındaki çizginin nerede başladığını da belirleyecek.

Basın Özgürlüğü Açısından Önemi

Basın özgürlüğü, demokratik toplumların oksijenidir. Gazetecilerin kamu adına soru sorma ve kamuoyunu bilgilendirme görevi, anayasal güvence altındadır. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir ve özel hayatın korunması gibi temel haklarla dengelenir.

Rize’deki dava, işte bu hassas dengenin test edildiği bir örnek olarak görülüyor. Basın özgürlüğü savunucuları, gazetecilerin haber nedeniyle gözaltına alınması ve dijital materyallerine el konulmasının orantılılık ilkesi bakımından tartışılması gerektiğini savunuyor.

Kamuoyunun Takibinde

Dava süreci yalnızca yerel değil, ulusal ölçekte de izleniyor. Meslek örgütleri, hukukçular ve basın temsilcileri 4 Haziran’daki duruşmayı yakından takip edeceklerini açıkladı.

Sonuç ne olursa olsun, bu dava Türkiye’de “haber yapma sınırları” ile “özel yaşamın korunması” arasındaki çizgiyi yeniden tartışmaya açmış durumda.

Mahkeme salonunda görülen dava, aslında toplumun gözü önünde sürüyor. Çünkü mesele yalnızca iki gazetecinin yargılanması değil; kamunun haber alma hakkının sınırlarının nasıl çizileceği. 🖋️📷