Fermente süt ürünlerinden kefirin kanser hücreleri üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel çalışmalar, dikkat çekici laboratuvar bulguları ortaya koydu. 2026 yılında Heliyon dergisinde yayımlanan sistematik kapsam incelemesi, kefirden elde edilen bazı ekstraktların ve biyoaktif bileşiklerin farklı kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılayabildiğini ve hücre ölümünü tetikleyebildiğini gösteren araştırmaları bir araya getirdi.

Ancak bilim insanları açısından asıl soru, laboratuvar ortamında gözlenen bu etkilerin insan vücudunda da ortaya çıkıp çıkmayacağı. Mevcut veriler kefirin antikanser potansiyeline işaret etse de kefir tüketiminin insanlarda kanseri önlediği veya tedavi ettiği henüz kanıtlanmış değil.

312 bilimsel yayın tarandı, 9 araştırma incelendi

Angélica Hurtado-Camarena ve çalışma arkadaşları tarafından hazırlanan “In vitro evidence of kefir's anticancer activity: a systematic scoping review” başlıklı incelemede, Ocak 2024 öncesinde yayımlanmış araştırmalar değerlendirildi.

PubMed, Scopus ve Web of Science veri tabanlarında yapılan taramalarda başlangıçta 312 yayına ulaşıldı. Belirlenen ölçütleri karşılayan 9 laboratuvar çalışması ayrıntılı incelemeye alındı.

Soğuk Algınlığı 24 Saatte Geçer mi? Nezleye İyi Gelen Yöntemler
Soğuk Algınlığı 24 Saatte Geçer mi? Nezleye İyi Gelen Yöntemler
İçeriği Görüntüle

Araştırmaların ortak noktası, kefirden elde edilen çeşitli maddelerin kanser hücreleri üzerindeki biyolojik etkilerini incelemeleriydi.

Sonuçlar, bazı kefir bileşenlerinin belirli kanser hücrelerinde çoğalmayı azaltabildiğini veya hücre ölümüne neden olabildiğini gösterdi. Bununla birlikte kullanılan kefir preparatları, deney koşulları ve kanser hücresi türleri farklı olduğundan bütün sonuçların aynı düzeyde etkili olduğu söylenemiyor.

Hangi kanser türleri üzerinde araştırma yapıldı?

İncelemede meme, prostat, akciğer, pankreas ve yumurtalık kanserlerinin yanı sıra glioblastom ve akut lenfoblastik lösemi hücreleriyle yürütülen çalışmalar yer aldı.

Glioblastom, beyin dokusunda gelişen agresif tümörlerden biri olarak biliniyor. Akut lenfoblastik lösemi ise kan ve kemik iliğini etkileyen bir kanser türü.

Araştırmalarda insanlardan elde edilen kanser hücre dizileri laboratuvar ortamında çoğaltılarak kefir bileşenlerinin etkileri değerlendirildi.

Bazı deneylerde hücrelerin canlılığında azalma, bazılarında çoğalma hızında düşüş veya programlanmış hücre ölümünde artış gözlendi.

Bu sonuçlar, söz konusu maddelerin kanser biyolojisinde rol oynayan bazı hücresel süreçleri etkileyebildiğini düşündürüyor.

Ancak insan kaynaklı kanser hücrelerinin laboratuvarda kullanılması, araştırmanın insanlar üzerinde gerçekleştirildiği anlamına gelmiyor.

Kefirin hangi bileşenleri araştırılıyor?

Kefir, süt veya uygun başka bir sıvının bakteri ve mayaların oluşturduğu mikrobiyal topluluklar aracılığıyla fermente edilmesiyle elde ediliyor.

Fermantasyon sırasında mikroorganizmalar çeşitli organik asitler, peptitler ve polisakkaritler üretebiliyor.

Bilim insanlarının özellikle ilgilendiği maddeler arasında kefiran gibi ekzopolisakkaritler bulunuyor.

Ekzopolisakkaritler, bazı mikroorganizmaların ürettiği karmaşık karbonhidrat yapıları olarak tanımlanıyor.

2026 tarihli incelemede polisakkaritler, ekzopolisakkaritler, kefir taneleri ve kefirden elde edilen hücresiz sıvı fraksiyonları gibi farklı preparatların etkileri ele alındı.

Bu ayrım önemli. Çünkü laboratuvarda saflaştırılmış veya yoğunlaştırılmış bir kefir bileşiğinin etkisi, marketten alınan bir bardak kefirin insan vücudundaki etkisiyle aynı kabul edilemez.

Kanser hücrelerinin çoğalmasını nasıl etkileyebilir?

Araştırmalar kefirin antikanser potansiyelini açıklamak için birden fazla biyolojik mekanizmaya odaklanıyor.

Bunlardan ilki, hücre çoğalmasının baskılanması.

Kanser hücreleri normal hücrelerden farklı olarak kontrolsüz biçimde çoğalabiliyor. Laboratuvar çalışmalarında bazı kefir ekstraktlarının belirli kanser hücre dizilerinin büyümesini yavaşlatabildiği bildiriliyor.

İkinci mekanizma ise apoptoz olarak adlandırılan programlanmış hücre ölümü.

Apoptoz, vücudun hasarlı veya işlevini tamamlamış hücreleri kontrollü biçimde ortadan kaldırmasını sağlayan doğal süreçlerden biri. Kanser hücreleri bu mekanizmadan kaçabildiği için apoptozu yeniden etkinleştirebilen maddeler kanser araştırmalarında önem taşıyor.

Kefirden elde edilen bazı bileşenlerin laboratuvar deneylerinde apoptozla ilişkili süreçleri etkilediği gözlendi.

Araştırmalarda ayrıca hücre hareketliliği, metastazla ilişkili mekanizmalar, anjiyogenez olarak bilinen yeni damar oluşumu ve bağışıklık yanıtı üzerinde olası etkiler ele alındı.

Ancak bu mekanizmalarla ilgili deneysel bulgular, kefirin insanlarda metastazı veya tümörün damar oluşturmasını engellediğini kanıtlamıyor.

Kefir içmek aynı etkiyi sağlar mı?

Araştırmanın en önemli sınırlılığı burada ortaya çıkıyor.

Laboratuvarda kanser hücreleri doğrudan kefir ekstraktlarıyla temas ettirilebiliyor. İnsanlar kefir içtiğinde ise içecekte bulunan bileşenler sindirim sisteminden geçiyor, çeşitli değişimlere uğruyor ve ancak belirli koşullarda kana karışabiliyor.

Bu nedenle laboratuvarda etkili bulunan bir maddenin insan vücudunda aynı yoğunluğa ulaşması mümkün olmayabilir.

Ayrıca kefirin içeriği üretimde kullanılan mikroorganizmaların türüne, fermantasyon süresine, sıcaklığa ve kullanılan ham maddeye göre değişebiliyor.

Dolayısıyla farklı kefir ürünlerinin aynı miktarda biyoaktif bileşik içerdiği varsayılamaz.

Bilim insanlarının yanıtlaması gereken temel sorular arasında etkili maddelerin sindirimden sonra ne ölçüde korunduğu, vücutta hangi dokulara ulaşabildiği ve güvenli dozlarının ne olduğu bulunuyor.

Kefir kanserden korur mu?

Mevcut bilimsel kanıtlar kefir içmenin insanlarda kanser gelişme riskini azalttığı sonucuna ulaşmak için yeterli değil.

Laboratuvar deneylerinde bir kanser hücresinin çoğalmasını baskılayan maddenin, sağlıklı insanlarda kanseri önlemesi veya kanser hastalarında tümörü küçültmesi zorunlu değil.

Nitekim kefir tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren randomize kontrollü araştırmalara ilişkin sistematik incelemelerde, farklı sağlık alanlarında olası yararlar bildirilmekle birlikte kanser tedavisinde etkinliği doğrulayan yeterli klinik kanıt ortaya konmuş değil.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü de tek bir besinin veya özel beslenme yaklaşımının kanseri tedavi ettiğini ya da tekrarlamasını önlediğini gösteren yeterli kanıt bulunmadığını vurguluyor.

Kanser hastaları kefir tüketebilir mi?

Kefir, uygun koşullarda üretildiğinde dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Ancak kanser hastalarının beslenmesi, uygulanan tedaviye ve kişinin sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.

Özellikle kemoterapi nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde canlı mikroorganizma içeren ürünlerin tüketimi konusunda daha dikkatli olunması gerekebilir.

Çiğ süt kullanılarak hazırlanan veya hijyen koşulları belirsiz ev yapımı kefirler, gıda kaynaklı enfeksiyon açısından ek risk oluşturabilir.

Kanser tedavisi gören kişilerin kefiri özel bir tedavi amacıyla yüksek miktarlarda tüketmesi veya yoğunlaştırılmış kefir ekstraktlarını kullanması önerilemez.

Kefir, kemoterapi, immünoterapi, radyoterapi veya diğer kanıtlanmış kanser tedavilerinin alternatifi değildir.

Bilim insanlarının sıradaki hedefi ne?

2026 yılında yayımlanan inceleme, kefirin içerdiği farklı biyoaktif maddelerin kanser araştırmalarında daha ayrıntılı incelenebileceğini ortaya koyuyor.

Bundan sonraki aşamada laboratuvar sonuçlarının tekrarlanması, etkili bileşenlerin tanımlanması, güvenliliklerinin belirlenmesi ve uygun deneysel modellerde değerlendirilmesi gerekiyor.

Ancak yeterli ön klinik kanıt ve güvenlilik verisi elde edildikten sonra insanlar üzerinde kontrollü klinik araştırmalarla gerçek tedavi etkisi araştırılabilir.

Sonuç olarak kefirin bazı bileşenlerinin kanser hücreleri üzerindeki etkileri bilimsel açıdan umut verici bir araştırma alanı oluşturuyor. Bununla birlikte bugün için kefirin kanseri önlediğini veya tedavi ettiğini söylemek mümkün değil.

TIBBİ UYARI

Bu haberde aktarılan antikanser etkiler ağırlıklı olarak laboratuvar araştırmalarına dayanmaktadır. Kefir veya kefirden elde edilen bileşikler kanser tedavisi amacıyla kullanılmamalıdır. Kanser tanısı bulunan ve özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin probiyotik ürün tüketimini tedavilerini yürüten hekimle değerlendirmeleri gerekir.

KAYNAKLAR

1. Hurtado-Camarena A. ve arkadaşları. In vitro evidence of kefir's anticancer activity: a systematic scoping review. Heliyon, 2026.

2. Kairey L. ve arkadaşları. The effects of kefir consumption on human health: a systematic review of randomized controlled trials. Nutrition Reviews, 2023; 81(3): 267-286.

3. National Cancer Institute. Popular Diets, Supplements, and Cancer. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, 2024.