Kan hücrelerimizin büyük bölümü kemik iliğinde bulunan hematopoietik kök hücrelerden, yani yaşam boyunca yeni kan hücreleri üretebilen ana hücrelerden oluşuyor.

Bu hücreler yıllar boyunca defalarca bölünüyor. Her hücre bölünmesinde olduğu gibi zamanla DNA’da bazı somatik mutasyonlar, yani doğuştan gelmeyen ve yaşam sırasında kazanılan genetik değişiklikler ortaya çıkabiliyor.

Bu değişikliklerin çoğu önemli bir sonuç yaratmıyor. Ancak bazı mutasyonlar bir kök hücreye diğerlerine göre çoğalma avantajı sağlayabiliyor.

Böyle bir hücre daha fazla çoğaldığında, zaman içinde kandaki hücrelerin giderek büyüyen bir bölümü aynı kök hücrenin soyundan gelmeye başlıyor.

Bu duruma genel olarak klonal hematopoez (CH) adı veriliyor.

CH ile CHIP aynı şey değil

Klonal hematopoez geniş bir kavram. CHIP ise bunun daha özel bir biçimini tanımlıyor.

CHIP, İngilizce “clonal hematopoiesis of indeterminate potential” ifadesinin kısaltması. Türkçeye “belirsiz potansiyelli klonal hematopoez” olarak çevrilebilir.

Klasik araştırma tanımında kan kanserlerinde rol oynayabilen belirli genlerden birinde edinilmiş mutasyon bulunması, mutant hücrelerin ölçülebilir büyüklükte bir klon oluşturması ve kişide belirgin bir hematolojik kanser bulunmaması gerekiyor. Çalışmalarda uzun yıllardır sıklıkla kullanılan eşik, varyant alel frekansının en az yüzde 2 olması; başka bir ifadeyle incelenen DNA’nın yaklaşık yüzde 2 veya daha fazlasında söz konusu genetik değişikliğin saptanması. [2]

Ancak günümüzde çok daha hassas DNA dizileme yöntemleri yüzde 2’nin altındaki küçük klonları da gösterebiliyor. Bu nedenle bilimsel çalışmalarda bildirilen klonal hematopoez oranları kullanılan testin hassasiyetine göre değişebiliyor.

En önemli ayrım ise şu:

CHIP kanser değildir.

Bir kişide CHIP bulunması, o kişinin mutlaka lösemi veya başka bir kan kanseri geliştireceği anlamına gelmez.

Yaş ilerledikçe daha sık görülüyor

CHIP ve diğer klonal hematopoez biçimlerinin en belirgin özelliklerinden biri yaşla ilişkili olmaları.

New England Journal of Medicine’da 2014 yılında yayımlanan büyük bir insan çalışmasında 17.182 kişinin kan DNA’sı incelendi. Araştırmacılar yaşa bağlı klonal hematopoezin ileri yaşlarda çok daha sık görüldüğünü ve hematolojik kanser gelişimiyle ilişkili olduğunu gösterdi. [3]

Aynı yıl yayımlanan başka bir New England Journal of Medicine çalışmasında 12.380 kişinin kan DNA’sı değerlendirildi. Sürücü mutasyonlarla veya bilinmeyen sürücülerle ilişkili klonal hematopoez, 50 yaşın altındakilerin yaklaşık yüzde 0,9’unda görülürken 65 yaşın üzerindekilerde oran yüzde 10,4’e çıktı. [4]

Bu nedenle klonal hematopoez için “50 yaşında başlayan” kesin bir sınırdan söz etmek doğru değil.

Daha genç kişilerde de görülebiliyor ancak yaş ilerledikçe görülme olasılığı belirgin biçimde artıyor.

Her CHIP aynı riski taşımıyor

Kanda böyle bir klon bulunması tek başına gelecekte ne olacağını söylemeye yetmiyor.

Hangi genin değiştiği, klonun ne kadar büyük olduğu, zaman içinde büyüyüp büyümediği ve aynı kişide birden fazla mutasyon bulunup bulunmadığı önem taşıyor.

CHIP çalışmalarında en sık karşılaşılan genler arasında DNMT3A, TET2 ve ASXL1 bulunuyor. Bunların yanında JAK2, TP53 ve bazı RNA işleme genlerindeki değişiklikler de görülebiliyor.

ARIC kohortunun 21 yıllık takibinde de klonların davranışlarının birbirinden farklı olduğu görüldü. Bazı genetik değişiklikleri taşıyan klonlar yıllar içinde daha hızlı büyürken bazıları daha yavaş ilerledi. [1]

Bu nedenle CHIP’i tek bir hastalık veya herkeste aynı sonucu doğuran tek bir biyolojik durum gibi değerlendirmek doğru değil.

Kan kanseri riski artıyor ama çoğu kişi kanser olmuyor

CHIP’in ilk dikkat çektiği alan kan kanserleriydi.

Araştırmalar, CHIP bulunan kişilerde bazı hematolojik kanserlerin görülme olasılığının CHIP bulunmayanlara göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak burada “göreceli risk artışı” ile kişinin gerçek yaşamındaki “mutlak riskini” birbirinden ayırmak gerekiyor.

Blood dergisinde yayımlanan temel değerlendirmelerden birinde CHIP’in hematolojik kansere ilerleme hızının genel olarak yılda yaklaşık yüzde 0,5 ile yüzde 1 arasında olduğu bildirildi. [2]

Bunu günlük dille anlatmak gerekirse, CHIP taşıyan 100 kişinin büyük çoğunluğu bir yıl içinde kan kanseri geliştirmiyor.

Üstelik risk herkeste aynı değil. Klonun büyüklüğü ve taşıdığı mutasyon bu olasılığı önemli ölçüde değiştirebiliyor.

Dolayısıyla CHIP “kanser olacaksınız” anlamına gelen bir sonuç değil; gelecekteki hastalık olasılığını değerlendirmeye yardımcı olabilecek biyolojik bir risk işareti.

Bilim insanlarını şaşırtan bağlantı kalpte ortaya çıktı

CHIP araştırmalarının yönünü değiştiren gelişmelerden biri, bu sürecin yalnızca kan kanserleriyle bağlantılı olmadığının fark edilmesiydi.

New England Journal of Medicine’da 2017 yılında yayımlanan çalışmada 4.726 koroner kalp hastası ile 3.529 kontrolün de dahil olduğu farklı insan grupları incelendi. Araştırmacılar klonal hematopoez ile aterosklerotik kalp-damar hastalıkları arasında güçlü bir ilişki saptadı. [5]

İleriye dönük iki kohortun analizinde CHIP taşıyan kişilerde koroner kalp hastalığı riski yaklaşık 1,9 kat daha yüksekti. Erken yaşta miyokard enfarktüsü, yani kalp krizi geçirenlerin değerlendirildiği ayrı analizlerde ilişki daha da güçlü bulundu. [5]

Bu sonuç önemli bir soruyu gündeme getirdi:

Kemik iliğindeki bir kök hücrenin kazandığı mutasyon, kalp damarlarını nasıl etkileyebilirdi?

Olası bağlantı kronik inflamasyon

Araştırmalar bu sorunun yanıtlarından birinin inflamasyon, yani vücudun bağışıklık ve iltihabi yanıtları olabileceğini gösteriyor.

Egzersiz Kasları Moleküler Olarak Genç Tutabilir mi?
Egzersiz Kasları Moleküler Olarak Genç Tutabilir mi?
İçeriği Görüntüle

Özellikle TET2 gibi bazı genlerdeki değişiklikleri taşıyan hücrelerin bağışıklık sisteminin çalışma şeklini etkileyebileceğine dair güçlü deneysel kanıtlar bulunuyor.

Science dergisinde yayımlanan hayvan deneylerinde TET2 işlevinin azalmasına bağlı klonal hematopoezin damar sertliği gelişimini hızlandırabildiği gösterildi. Araştırmacılar bu etkinin inflamasyonu artıran bağışıklık hücreleri ve sinyal yollarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. [6]

Bu bulgular, yaşla birlikte vücutta görülebilen düşük düzeyli ve uzun süreli inflamasyonu anlatmak için kullanılan “inflammaging” kavramıyla da örtüşüyor.

Başka bir ifadeyle yaşlanan kan hücreleri yalnızca kanda dolaşmıyor olabilir; bazı durumlarda damar duvarındaki biyolojik ortamı da etkileyebilir.

Ancak hayvan deneylerinden elde edilen mekanizmaların insanlarda aynı ölçüde gerçekleştiğini varsaymak doğru değil. Bu nedenle insanlarda uzun süreli takip çalışmaları özellikle önemli.

Sağlıklı orta yaşlı insanların damarları yıllarca izlendi

Bu noktada başka bir soru ortaya çıktı.

Klonal hematopoez mi damar sertliğini artırıyordu, yoksa mevcut damar sertliği ve inflamasyon mu mutant kan hücrelerinin çoğalmasına yardımcı oluyordu?

İspanya’daki Centro Nacional de Investigaciones Cardiovasculares araştırmacıları PESA çalışmasında bu ilişkiyi sağlıklı orta yaşlı kişilerde inceledi.

Nature Medicine’da 2024 yılında yayımlanan araştırmada yüksek duyarlılıklı DNA dizilemesi ile damar görüntüleme yöntemleri birlikte kullanıldı. Başlangıçta femoral arterlerinde, yani bacakların büyük atardamarlarında plak bulunmayan 2.347 kişinin yaklaşık üç yıllık; 2.214 kişinin ise yaklaşık altı yıllık takip verileri değerlendirildi. [7]

Burada önemli bir terminoloji ayrımı bulunuyor: Araştırma yalnızca klasik CHIP tanımına giren kişilerle sınırlı değildi; klonal hematopoezle ilişkili mutasyonları değerlendirdi.

Bu mutasyonlardan birini taşıyan kişilerde takip sırasında yeni femoral ateroskleroz, yani yeni damar plağı gelişme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü. [7]

Araştırmacılar yaş, sigara kullanımı, kan basıncı, LDL kolesterol, kan şekeri ve vücut kitle indeksi gibi bilinen kalp-damar risk faktörlerini hesaba kattıklarında da ilişki devam etti.

Buna karşılık başlangıçta mevcut olan aterosklerozun sonraki yıllarda mutant kan hücrelerinin genişlemesini hızlandırdığına dair aynı çalışma döneminde güçlü kanıt bulunmadı. [7]

Bu sonuçlar klonal hematopoezin damar hastalığının yalnızca bir sonucu olmayabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Ancak gözlemsel bir insan çalışması tek başına kesin neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamaz.

CHIP biyolojik yaş testi olarak kullanılabilir mi?

CHIP’in longevity, yani sağlıklı ve uzun yaşam araştırmalarında ilgi görmesinin temel nedenlerinden biri burada yatıyor.

Aynı takvim yaşındaki iki kişinin biyolojik yaşlanma hızı birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Araştırmacılar bu farkı gösterebilecek hücresel ve moleküler işaretleri uzun süredir araştırıyor.

CHIP de yaşla birlikte biriken genetik değişiklikleri, kök hücrelerin seçilimini ve bazı kronik hastalık risklerini aynı noktada buluşturduğu için ilgi çekici.

Ancak bugün için CHIP, insanların “biyolojik yaşını” söyleyen onaylanmış bir test değil.

Sağlıklı kişilerin rutin olarak CHIP taramasından geçirilmesinin kalp krizlerini, kanserleri veya ölümleri azalttığını gösteren yeterli klinik kanıt bulunmuyor.

2026 yılında npj Cardiovascular Health dergisinde yayımlanan kapsamlı değerlendirme de klonal hematopoez ile kalp-damar hastalıkları arasındaki ilişkinin giderek güçlenen kanıtlara dayandığını, ancak riskin mutasyon türüne ve klon büyüklüğüne göre önemli ölçüde değiştiğini vurguluyor. Araştırmacılar ayrıca yaş, sigara ve diğer ortak risk faktörlerinin sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. [8]

Bir testte CHIP çıkarsa ne anlama geliyor?

CHIP bazen başka bir nedenle yapılan ileri genetik incelemelerde tesadüfen saptanabiliyor.

Böyle bir sonuç tek başına hastalık tanısı anlamına gelmiyor.

Klinik değerlendirmede mutasyonun hangi gende bulunduğu, mutant hücrelerin kandaki oranı, kişinin kan sayımında anormallik olup olmadığı ve klonun zaman içinde değişip değişmediği gibi bilgiler birlikte değerlendiriliyor.

Bazı yüksek riskli genetik değişiklikler veya büyüyen klonlar daha yakından takip gerektirebilirken küçük ve düşük riskli klonların anlamı farklı olabiliyor.

Bu nedenle bilim insanlarının bugün yanıtlamaya çalıştığı asıl soru artık yalnızca “CHIP var mı?” değil.

Daha önemli soru, hangi CHIP’in kim için gerçekten önemli olduğu.

Yaşlanmanın yeni işaretlerinden biri olabilir

Klonal hematopoez, yaşlanmanın yalnızca saçın beyazlaması, kas kütlesinin azalması veya cildin değişmesi gibi dışarıdan görülebilen bir süreç olmadığını çarpıcı biçimde gösteriyor.

Yaş ilerlerken kemik iliğinin içinde de hücreler arasında görünmez bir seçilim yaşanabiliyor. Bazı kök hücreler genetik değişiklikler kazanıyor, zaman içinde çoğalıyor ve kanda giderek daha fazla yer kaplıyor.

Bu değişimin bazı kişilerde hiçbir klinik sonucu olmayabilirken bazılarında kan kanserleri veya kalp-damar hastalıklarıyla bağlantılı risklerin bir parçasına dönüşmesi mümkün.

Bilimin geldiği noktada CHIP henüz “kanınız size kaç yıl ömrünüz kaldığını söylüyor” şeklinde yorumlanabilecek bir longevity testi değil.

Fakat kanın yaşlanma sürecine ilişkin yıllar boyunca bilgi taşıdığı giderek daha açık hâle geliyor. Bundan sonraki önemli adım, bu sessiz hücresel değişiklikleri yalnızca saptamak değil; hangi kişilerin gerçekten risk altında olduğunu ve bu bilgiyi kullanmanın hastalıkları önleyip önleyemeyeceğini göstermek olacak.

Kaynaklar

[1] Uddin MM, Saadatagah S, Niroula A ve ark. Long-term longitudinal analysis of 4,187 participants reveals insights into determinants of clonal hematopoiesis. Nature Communications. 2024;15:7858. DOI: 10.1038/s41467-024-52302-9.

[2] Steensma DP, Bejar R, Jaiswal S ve ark. Clonal hematopoiesis of indeterminate potential and its distinction from myelodysplastic syndromes. Blood. 2015;126:9-16. DOI: 10.1182/blood-2015-03-631747.

[3] Jaiswal S, Fontanillas P, Flannick J ve ark. Age-Related Clonal Hematopoiesis Associated with Adverse Outcomes. New England Journal of Medicine. 2014;371:2488-2498. DOI: 10.1056/NEJMoa1408617.

[4] Genovese G, Kähler AK, Handsaker RE ve ark. Clonal Hematopoiesis and Blood-Cancer Risk Inferred from Blood DNA Sequence. New England Journal of Medicine. 2014;371:2477-2487. DOI: 10.1056/NEJMoa1409405.

[5] Jaiswal S, Natarajan P, Silver AJ ve ark. Clonal Hematopoiesis and Risk of Atherosclerotic Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine. 2017;377:111-121. DOI: 10.1056/NEJMoa1701719.

[6] Fuster JJ, MacLauchlan S, Zuriaga MA ve ark. Clonal hematopoiesis associated with TET2 deficiency accelerates atherosclerosis development in mice. Science. 2017;355:842-847. DOI: 10.1126/science.aag1381.

[7] Díez-Díez M, Ramos-Neble BL, de la Barrera J ve ark. Unidirectional association of clonal hematopoiesis with atherosclerosis development. Nature Medicine. 2024;30:2857-2866. DOI: 10.1038/s41591-024-03213-1.

[8] Morley AP, Carter P, Hargreaves R ve ark. Clonal haematopoiesis and cardiovascular disease, defining risk, filling gaps, and framing the future. npj Cardiovascular Health. 2026;3:30. DOI: 10.1038/s44325-026-00127-4.